İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
İran’da İslam inkılabı zafer yıldönümü kutlamaları,
Hava kuvvetleri komutanları ve askeri personelinin İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’yi ziyaret etmeleri,
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Tahran ziyareti,
İran ve Afganistan savunma bakanlarının telefon görüşmesi ve Amerika’nın IŞİD’i Afganistan’a yerleştirme çabasının ele alınması,
Geçen hafta İran’da belli başlı önemli gelişmelerdi.
İran İslam Cumhuriyeti, İslam inkılabının 39. zafer yıldönümünü kutluyor. İran İslam inkılabı bundan 39 yıl önce Şubat 1979’a denk gelen Hş. 22 Behmen 1357 tarihinde zafere ulaştı. Bu kader belirleyici gün, İran’ın siyasi gelişmeleri üzerinde etkili bir değişimin başlangıcı oldu. İran İslam Cumhuriyeti nizamı o günden beri tüm baskılara, komplolara, dayatılan savaşa, iktisadi kuşatmalara ve zalimane yaptırımlara rağmen inkılapçı ruhu ile yoluna devam ediyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen Perşembe günü hava kuvvetleri personelinin İslam inkılabının zafere yaklaştığı bir sırada İmam Humeyni –ks– ile tarihi biatinin yıldönümü dolaysıyla Hava Kuvvetleri ve Hava Savunma Karargahı komutanları ve personelini kabul ettiği görüşmede, İslam İnkılabı'nı yaşayan bir hakikat olarak niteleyip, bugün İnkılab'ın ilk günlerinden daha güçlü ve dayanıklı olduğuna vurgu yaparak, bugünkü devrimcilerin İnkılab'ın ilk günlerindeki devrimcilerden daha dirençli, bilinçli ve basiretli olduklarını, buna göre de, İnkılab'ın olgunlaştığını vurguladı. Ayetullah Hanameni ayrıca, uluslararası düzeyde zulüm ve fesat karşısında durup, onu rezil rüsva etmenin ilkeli politikalardan olduğunu belirterek, bugün dünyadaki en zalim ve acımasız sistemin ABD yönetimi olduğunu, hatta vahşi IŞİD'lilerden bile beter olduğunu kaydetti.
Bugün İran milletinin dünyanın zorba güçlerine kaşı direnişi, İslam Cumhuriyeti nizamının çeşitli siyasi, iktisadi ve sosyal alanlarda kapasitelerini gözler önüne serdi ve İslam Cumhuriyeti nizamı dini ve ahlaki değerlere dayalı bir hakimiyet olarak hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlediğini ve ülkülerinden asla taviz vermediğini ortaya koydu.
İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra İran milletinin düşmanları İslam inkılabını tehlikeli bir konu gibi göstermek için büyük çaba sarfetti. Bu zümrenin amacı İslam Cumhuriyeti nizamından demokratik olmayan bir imaj sunmaktı. Ancak İran İslam Cumhuriyeti nizamı diplomasi arenasında düşmanların tehditlerini ülkenin ilerlemesi için birer fırsata dönüştürmeyi başardı ve bu büyük başarılar da İran İslam Cumhuriyeti nizamının düşmanların komplike planlarına karşı büyük siyasi kapasitelere sahip olduğunu gösterdi.
Bir çok gözlemcinin de itiraf ettiği üzere, İran İslam Cumhuriyeti nizamının düşmanlarnın İran’ı inzivaya itme çabaları İslamî nizamın bölgesel ve küresel denklemlerde önemini ve değerini etkileyemedi. Bugün İran’ın bölgede barış ve güvenlik ve istikrar üzerindeki etkisi kesin bir konudur, nitekim bir çok Avrupa ve Asya ülkesinin ilgisi İran’a yöneliktir. Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti nizamı bağımsızlığına dayanarak, Amerika’nın tüm sabotajlarına karşın bölgenin bir numaralı gücüne dönüşmüştür ve Amerika, İran İslam Cumhuriyeti bölgenin kaderi üzerinde etkili bir devlet olduğunu bilmektedir. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin vurguladığı üzere İran Ortadoğu bölgesinde direniş meselesinde Amerika karşısında dimdik durdu ve size müsaade etmeyiz, dedi. Bugün bütün dünya Amerika’nın istediğini, ama yapamadığını, fakat İran istediğini ve yapabildiğini kendi gözleriyle görüyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin uluslararası işler danışmanı Dr. Ali Ekber Velayeti bu konuda şöyle diyor: kuşkusuz İran’ın bölgesel güç dengesini korumak ve ayrıca bölgede güvenliği sağlamakta dünyanın süper güçlerinden daha çok etkili olmuş ve Amerika’nın Irak ve Suriye’yi parçalama planı karşısında durmuştur.
Gerçekte İslam inkılabı insani yüce değerleri ihya ederek sürekli bir harekete dönüştü ve bu gün bu inkılabın zaferi üzerinden yıllar geçtiği halde hala tüm gücü ile yoluna etkili bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Bu arada İran milletinin 22 Behmen zafer yürüyüşü gibi milli ve hamaset içerikli etkinliklere katılması da bu milletin hala inkılapçı ruhunu koruduğunu ve İslam inkılabının değerlerine ve getirilerine bağlı kaldığını gösteriyor.
İran İslam Cumhuriyeti nizamının bölge meselelerine bakışı her zaman bölge milletlerinin irade ve haklarına saygı çerçevesinde olmuş ve ecnebi güçlerin bölge ülkelerinin içişlerine müdahalelerine karşı çıkmıştır. Bu çerçevede geçen hafta Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Rus mevkidaşı Vladimir Putin’i telefonla arayarak Suriye’nin kuzeyinde gerginliklerin devam etmesi hiç bir tarafın lehine olmadığını belirtti. Ruhani ayrıca, bölge ülkelerinin Suriye’nin milli egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelerini umduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Ruhani, başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelerle dostane ve kardeşçe ilişkileri geliştirmek, İran’ın dış politikasında önemli bir ilke olduğunu belirterek, İran Türkiye ile enerji alanında ilişkilerini geliştirmeye hazır olduğunu ve Türk yatırımcıların İran’ın petrol ve doğalgaz projelerine yatırım yapmalarını olumlu karşıladıklarını vurguladı.
Ruhani ayrıca Türkiye ile birlikte bölgesel sorunları ve kaygıları gidermeye hazır olduklarını ifade etti.
Görüşmede Çavuşoğlu da ABD’nin hedeflerinden biri İran ve Türkiye arasındaki ilişkileri sabote etmek olduğunu, ancak iki ülke başta Suriye olmak üzere güçlü bir şekilde bölgesel sorunların çözümü yönünde hareket etmeleri gerektiğini kaydetti.
Bilindiği üzere İran İslam Cumhuriyeti, Rusya federasyonu, Suriye ve Irak 2015 yılında bölgede terörle mücadele çerçevesinde dörtlü bir ittifak kurdu. İran, Rusya, Irak ve Suriye’nin terörle mücadele için kurdukları bu ittifak, bölgede terörün zayıflamasında anahtar rolü ifa etti. Bu süreçte Rusya, İran’ın rolünün öneminin bilincinde olduğu anlaşılıyor. Rusya’nın İran büyükelçisi Levan Jagarian bu konuda Interfax haber ajansına verdiği demeçte Moskova yönetimi terörle mücadelede Tahran yönetimi ile işbirliğini arttırmakta kararlı olduğunu belirtti. Jagarian, İran Rusya’nın stratejik ortağı olduğunu ve Moskova uzun vadede Tahran’a yönelik bu bakışını koruyacağını ifade etti.
Amerika yönetiminin bölgeye yönelik politikası kriz ve savaş çıkarma temeline dayanıyor. Bu çerçevede son günlerde Amerika’nın tekfirci IŞİD terör örgütünü Afganistan topraklarına taşıması yönündeki bazı şaibeli hareketleri kuşkuları arttırdığı gözleniyor.
Bu bağlamda İran Savunma Bakanı General Emir Hatemi Afgan mevkidaşı General Tarıkşah Behrami’yi telefondan arayarak son günlerde Afganistan’da yaşanan terör saldırılarında hayatını kaybedenlerden ötürü taziyelerini sundu.
General Hatemi Amerika yönetimi IŞİD’i türettiğini ve şimdi de onları Irak ve Afganistan bataklığından kurtararak Afganistan’a intikal ettirmeye ve onlara cinayetler işleterek bu ülkede askeri varlığını arttırmaya ve bu varlığı haklı göstermeye çalıştığını kaydetti.
İran ve Afganistan Savunma Bakanları telefon görüşmesinde bölgede terörle ciddi bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
İran genel kurmay Başkanı General Muhammed Bakıri de gazetecilere Amerika’nın tekfirci IŞİD terör örgütünü Afganistan’a intikal ettirme komplosuna işaretle şu değerlendirmede bulundu:
Amerikalılar Irak ve Suriye’de kurdukları IŞİD ve diğer terör örgütleri işgal ettikleri toprakları kaybettiklerini görüne onları Afganistan’a taşıdı ve şimdi Afganistan’da patlamalara, terör saldırılarına ve cinayetlere şahit olmaktayız.
İran, Amerikalı yetkililerin bu komplosu yayıldığını ve Afganistan halkının el ele vererek bu komplo ile mücadele etmeleri ve böylece bölgede Amerika’nın kuklası olan hiç bir terör örgütüne varlık göstermesine müsaade etmemeleri gerektiğini belirtiyor.
Gerçekte Amerikalı yetkililer büyük bir sahtekarlık örneği sergileyerek İran’ı bölgeyi güvensiz hale getirmekle suçluyor ve böylece kendini bölgenin kurtarıcısı gibi takdim etmek istiyor. Amerikalı devlet adamları hatta şimdiki Başkan Donald Trump’tan önce de bölgeye yönelik iki yüzlü politika izlemiş ve tüm kaygıları eli kanlı bebek katili İsrail rejimini korumak olmuştur.
Amerika devleti yeni milli güvenlik stratejisini içeren belgede açıkça İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki gayri meşru çıkarları yolunda bir engel olarak açıklıyor ve bu yüzden İran’a karşı teröristleri kullanmak, iktisadi yaptırım uygulamak ve her türlü şerefsizliği yapmaktan asla çekinmiyor. Ancak Trump döneminde Arabistan gibi aşiret rejimlerin daha koyu bir şekilde rol ifa etmesine yol açan neden ise Amerika’nın bölgede askeri varlığını haklı göstermek için kendi dayattığı ve Arabistan’a uygulattığı krizlerden yararlanmaktır.