İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
İran’da İslam inkılabının 39. yıldönümü kutlamaları,
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Hindistan’a resmi ziyareti,
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Kuveyt’te Irak’ın yeniden inşası konferansına katılması,
Tahran’da dünya ehli beyt –s– sevenlerinin zirvesi,
Bercam nükleer anlaşması ile ilgili gelişmelerin çerçevesinde Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergey Riabekov’un Tahran’ı ziyaret etmesi,
Geçen hafta İran’da yaşanan bazı önemli gelişmelerdi.
Geçen hafta İran İslam inkılabı kırkıncı yılına girdi. Büyük İran milleti bu yıl yine her zamankinden daha da muhteşem ve muazzam bir şekilde 22 Behmen zafer yürüyüşüne katılarak tüm dünyaya inkılabın ilk günü gibi küresel sulta ve istikbar karşısında dimdik ayakta durduğunu ve inkılapçı ülkülerinden ve hedeflerinden asla taviz vermeyeceğini gösterdi.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 22 Behmen zafer yürüyüşünden sonra bir mesaj yayımlayarak İran milletinin 22 Behmen zafer yürüyüşüne coşkulu ve hamaset boyutunda katılımını kutladı. Ayetullah Hamanei mesajında bu yılki yürüyüşün bu gelişmeyi her yıl titizlikle izleyen uzmanların görüşüne göre daha kalabalık ve daha coşkulu bir şekilde düzenlendiğini ve böylece ecnebilere ve düşmanlara ve sözünü tutmayanlara en ezici ve en kesin cevabı verdiklerini vurguladı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei mesajının devamında düşmanların İran ve İran milletinden eksik ve Batı kuruntularına dayanarak tüm çabalarını bu yılki 22 Behmen zafer yürüyüşünü sönük ve hatta nizam karşıtı gibi bir etkinlik gibi göstermeye gayret ettiklerini, fakat İran milleti pratikte İslam inkılabının hala ayakta ve dimdik olduğunu düşmanların yüzüne vurduğunu, İran milleti haykırdığı sloganlarla bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni’nin –ks– ülkülerine ve hedeflerine bağlı olduklarını ortaya koyduğunu vurguladı.
Gerçekte İran milletinin vahdet ve basiretle 22 Behmen zafer yürüyüşü gibi önemli milli etkinliklere katılması, bu milletin asla nizamın iktidarına ve temel erkanlarına en ufak bir zarar verilmesine müsaade etmeyeceğini gösteriyor. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiri ile İran milletinin azim ve iradesi ve basireti büyük bir hamaset daha yarattı ve milletin yürüyüş sırasında haykırışları düşmanları geri püskürterek tüm hesaplarını altüst etti. Kuşkusuz bu muazzam hareketin temel unsurlarının İran milletinin vahdeti ve sultacı güçlere karşı dik duruşu ve basireti oluşturuyor.
Geçen hafta Perşembe günü Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Hindistan Başbakanı Narendra Mudi’nin resmi daveti üzerine üst düzey siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında Haydarabad’a gitti.
Cumhurbaşkanı Ruhani’yi resmi karşılama töreni ise Cumartesi günü başkent Yeni Delhi’de düzenlendi ve ardından iki ülkenin üst düzey heyetlerinin müzakereleri tamamlandıktan sonra İran ve Hindistan’ın üst düzey yetkililerinin huzurunda bir kaç işbirliği belgesi imzalandı.
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Hindistan’a yaptığı üç günlük resmi ziyareti sırasında iki ülke arasında toplam 15 ticari ve iktisadi belge imzalandı.
İran ve Hindistan arasındaki ilişkilerde en önemli konulardan biri, Hindistan’ın İran’ın güneydoğusunda yer alan Çabahar limanı üzerinden Afganistan ve orta Asya cumhuriyetlerine açılmasıdır. Bu konu ile ilgili anlaşma Mayıs 2016 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Hindistan Başbakanı Mudi ve Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani huzurunda üç ülkenin ulaştırma bakanları tarafından imzalandı.
Bu arada İran ve Hindistan yönetimleri Çabahar limanının geliştirilmesi için hazırlanan projeyi Yeni Delhi’nin 150 milyon dolar finanse etmesi ve bu limanda 85 milyon dolar yatırım yapması üzerinde anlaşmaya vardı.
Çabahar limanı İran’ın okyanus kıyısında yer alan tek limanıdır ve devasa okyanus gemilerinin yanaşabilmesi için gerekli tüm imkanlara sahiptir.
Hindistan’ın ulaştırma ve denizcilik Bakanı Nitin Gaddikari, Çabahar limanının önemi hakkında şöyle diyor: Hindistan yönetimi özel olarak Çabahar limanı projesi bir an önce sonuca ulaşmasını arzu ediyor. Hindistanlı işadamları da bu limandaki projelere yatırım yapmak istiyor. Şimdi bu altın fırsat doğmuştur ve İran ve Hindistan ile bölge ülkeleri arasında ortak işbirliğinin en güçlü halkası olabilir.
İran ve Hindistan derin dini ve kültürel bağları bulunan iki ülkedir ve siyaset arenasında da bağlantısızlar hareketinin iki önemli üyesi olarak bölgesel ve uluslararası meselelerin üzerinde de ortak kaygıları söz konusudur. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ziyareti esnasında iktisadi meselelerin yanında başta terör ve bölgesel tehditler olmak üzere çeşitli konular da ele alındı.
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Haydarabad’da şia ve sünni alimlere hitaben yaptığı konuşmada iki milletin sayısız kültürel ve tarihi ortaklıklarına işaret ederek, İran milleti büyük Hindistan milleti ile daha yakın ve daha dostane ilişkileri arz ettiğini, İran yönetimi de Hindistan yönetimi ile tüm mümkün olan alanlarda daha sıkı ve daha samimi ilişki arzu ettiğini vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti komşularının istikrarını ve güvenliğini kendi istikrarı ve güvenliğinin bir parçası görüyor ve bu yüzden başta Afganistan ve Irak olmak üzere komşu ülkelerde tehditlerle mücadeleye ve bu ülkelerin savaş sonucu yıkımların yeniden inşa edilme sürecine katılmaya öncü oluyor. Bu doğrultuda, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçen hafta Kuveyt’te düzenlenen uluslararası Irak’ın yeniden inşası konferansına katılmak amacıyla üst düzey siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında bu ülkeye gitti. Irak’ın yeniden inşa edilmesi bu ülkenin tekfirci IŞİD terör örgütünün dayattığı yıkımların bir bölümünü telafi etmek için uygun bir fırsat oluşturuyor.
Ancak Irak’ta yaşanan yıkım sadece IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerinin yaptığı yıkımla sınırlı olmadığı belirtilmelidir. Bundan başka Irak’ta terör örgütlerinin baş hamileri oldukları halde Amerika’nın başını çektiği sözde terörle mücadele ittifakı da bu ülkede büyük yıkımlara yol açtı. Bu ittifakın Irak’ın bazı bölgelerinde sebebiyet verdiği yıkım, bazı uzmanların tahminlerine göre yeniden inşa edilmeleri için en az on yıl süre gerekiyor.
Uluslararası Irak’ın yeniden inşası konferansı başlığı altında atılan bu adım iki açıdan önem arz ediyor. Birincisi bu hareket Irak’ın normal yaşam şartlarına geri dönmesi ve ihtiyaç duyduğu altyapıların temin edilmesi bakımından ve ikincisi de Irak’ta ve bölgede istikrar ve güvenliğin takviye edilmesi açısından önem arz ediyor.
İran İslam Cumhuriyeti, Saddam rejiminin dayattığı sekiz yıllık savaşın ardından geniş çapta ülkenin yeniden inşa edilme sürecini yaşamış bir ülkedir. Bu süreçte elde edilen deneyimler daha sonraları Afganistan, Lübnan ve Irak’ın yeniden inşasında kullanıldı.
İran son yıllarda Irak’ta elektrik dağıtım şebekeleri, kutsal mekanların yeniden inşası ve diğer bazı altyapılarının onarımında Bağdat yönetimi ile işbirliği yapmıştır. Şimdi de bu aşamada İran İslam Cumhuriyeti tüm gücüyle Irak’ın yeniden inşa sürecine katılarak Irak milleti ve devletinin yanında yer almaya hazırdır.
Tahran geçen hafta dünya ehli beyt –s– sevenlerinin istişare zirvesine ev sahipliği yaptı. Zirvede İslam dünyasının birinci meselesi olan Filistin meselesine özel ilgi gösterilmesine vurgu yapıldı. Zirve Pazartesi günü sona erdi.
Filistin meselesi bu toprakların işgale uğraması ve milyonlarca Filistinli vatandaşın sürgün edilmesi ile birlikte karmaşık sürece girdi. Şimdi ise bu komplo üzerinden yetmiş yıl geçtiği bir sırada Kudüs’ü İslam topraklarından ayırma çabaları ile yeni bir aşamaya geldiği gözleniyor.
Ortadoğu meseleleri uzmanı Sadullah Zarei bu konuda şöyle diyor: bugün bölgesel ve küresel bazda şahit olduğumuz şey, Amerika ve işbirlikçilerinin Filistin dosyasını siyonist rejimin isteklerine uygun biçimde sonlandırmak üzere acele etmesidir. Oysa direniş cephesinin art arda elde ettiği zaferler, İslam dünyasının önemli bir bölümünü ABD, İsrail ve bölgedeki işbirlikçilerinin sultasından kurtarmayı başarmıştır.
Kuşkusuz Amerika ve işbirlikçilerinin hareketliliği Filistin meselesini bir kez daha İslam dünyasının birinci ve baş meselesi olduğunu hatırlatmıştır. Bu şartlarda İslam dünyasının sorumluluğu daha da ağır hale gelmiştir ve Filistin davasının marjinalleştirilmesine izin verilmemesi gerekir. Tahran’da düzenlenen zirveyi de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Gerçekte küresel siyonizm her türlü siyasi ve askeri aracı kullanmak ve Amerika’nın desteğini almakla Kudüs’ün tam işgal edilmesi gibi şom komplosunu hayata geçirmek istiyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 13. İslam ülkeleri parlamentoları zirvesinin konuklarını kabulünde yaptığı konuşmada Filistin’i savunmak tüm Müslümanların görevi olduğunu belirterek şöyle buyurdu: siyonist rejimle mücadele etmenin faydasız olacağı düşünülmemeli, bilakis Allah tealanın izni ve inayeti ile siyonist rejime karşı verilen mücadele sonuca ulaşacaktır, nitekim direniş ekseni de geçmiş yıllara nazaran çok ilerleme kaydetti.
Bercam nükleer anlaşması ve ABD’nin bu anlaşmaya yönelik sabotajları, geçen hafta İran’la ilgili gelişmelerden biriydi.
Bu çerçevede İran ve Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcıları Abbas Irakçi ve Sergey Riabekov Tahran’da bir araya gelerek, Bercam nükleer anlaşmasında gelinen son noktayı görüştü.
Riabekov geçen gün yaptığı uyarıda, Bercam nükleer anlaşmasının her türlü yeniden gözden geçirilmesi veya her türlü güncelleştirilmesi imkansız olduğunu belirtmişti.
Irakçi ile görüştükten sonra Amerika’nın sergilediği tutumunu eleştiren Rus diplomat Riabekov, Amerika son dönemde de bir dizi mesnetsiz suçlamaları ileri sürerek İran’ı kasıtlı olarak istikrarsızlaştırmaya çalıştığını ifade etti.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Irakçi de yaptığı açıklamada başkalarının Amerika ile ne gibi teamülde bulunduğu İran açısından önem arz etmediğini, fakat İran Bercam nükleer anlaşmasının tam olarak uygulanmasını istediğini ve bu anlaşmanın yeniden müzakere edilmesi veya güncelleştirilmesi de imkansız olduğunu, İran, Rusya, Çin ve AB troykasının bu konuda tutumu da açık ve net olduğunu vurguladı.