İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Nur Yolcuları kervanlarına katılan öğrencileri kabulünde önemli beyanatı,
Bilgeler meclisi oturum düzenlemesi,
ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Tillerson’un İran ile ilgili açıklaması,
Dışişleri Bakanı Zarif’in ABD Başkanı Trump’a tepki göstermesi,
İslami Şura Meclisi üç Bakan hakkındaki gensoru görüşmelerde bakanlara yeniden güvenoyu vermesi,
Savunma Bakanı yardımcısı Ahadi’nin Türkiye ziyareti,
İran’ın BM insan hakları konseyi oturumuna katılması,
Geçen hafta İran’ın en önemli bazı gelişmeleriydi.
Geçen hafta 5. Dönem Bilgeler meclisi dördüncü zirvesini gerçekleştirdi. Bilgeler meclisi üyeleri daha sonra İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüştü.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei görüşmede önemli noktalara temas etti. İran İslam Cumhuriyeti nizamının zorlu siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel ve güvenlik alanlarında mücadeleleri ve düşmanların çok yönlü saldırılarına işaret ederek şöyle dedi:
İslam Cumhuriyeti nizamının varlığı ve dini hükümet ve İslami niamın ülkü ve hedefleri olan tevhid, sosyal adalet, zulümle mücadele ve mazlumu savunma, din düşmanlarını doğal olarak saldırmaya yöneltiyor. Nitekim Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre de hak cephesi tarih boyunca batıl cephesinin saldırılarına maruz kalmıştır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta ayrıca Nur Yolcuları kervanlarına katılan öğrencileri kabulünde de kutsal savunma yılarını İran ve İslam inkılabı tarihinin altın harflerle yazılan sayfası niteledi ve bugün İran İslam Cumhuriyeti nizamı izzet, iktidar, güvenlik, istiklal, selamet ve özgürlüğünü sekiz yıllık kutsal savunma günlerine borçlu olduğunu belirtti.
Şehitler İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni –ks– nezdinde özel yeri bulunur, öyle ki İmam şehitleri beşeriyet mahfilinin mumları olarak nitelemiştir.
Gerçekte İslam inkılabı tarihinin gerçekleri ve bir dizi değerler ve şehadet ve fedakarlık gibi değersel unsurları içermektedir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin özel kalem müdürü Hüccetülislam Muhammed Muhammedi Gülpaygani Tahran’da düzenlenen Şehitler günü merasiminde bugün İran huzurunu şehitlere borçlu olduğunu belirtti.
Gerçekte İran milletinin iktidarının kaynağı şehadet ve fedakarlık kültürüdür ve İslam inkılabının kültürü ve söylemlerine dönüşmüştür, nitekim bu inkılapçı değerler Amerika’nın İran’dan rahatsız olmasının sebebi sayılır.
Amerika yöntemi türlü yollara baş vurarak İran İslam Cumhuriyeti nizamına darbe vurmaya çalışmıştır. Bu huzumet dayatılan sekiz yıllık savaştan bu yana Amerika tarafından sürdürülmektedir ve bugün yine İran’ın füze gücü bahanesi ve Bercam nükleer anlaşmasına muhalefet ve insan hakları iddiaları ile devam etmektedir.
Geçen hafta ABD dışişleri eski Bakanı Rex Tillerson görevden alınarak yerine CIA Başkanı Mike Pompeo geçtikten sonra Trump beyaz sarayda gazetecilere Tillerson ile Bercam nükleer anlaşması üzerine anlaşmazlık yaşadığını belirterek şöyle dedi: biz İran ile nükleer anlaşma gibi meselelerde görüş ayrılığımız vardı. Ben defalarca bu anlaşmanın facia olduğunu söyledim, ama Tillerson bu anlaşmada sorun olmadığını düşünüyordu. Ben anlaşmayı feshetmek veya düzeltmek istiyordum, ama Tillerson farklı düşünüyordu. Bu yüzden görüşlerimiz bir değildi, fakat Pompeo ile birlikte her şeyin iyi ilerleyeceğine inanıyorum, zira görüşlerimiz birbirine yakındır.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise şöyle diyor: Amerika Bercam nükleer anlaşması için şart belirleyebilecek konumda değildir. Trump hareketleri öngörülemez olmasına alışmıştır ve ona taraf olacak herkes için güvenilmez biridir. eğer Amerika’nın imzası sadece dört veya sekiz yıl için muteber olacak olursa, artık hiç kimse beyaz sarayla anlaşmaya sıcak bakmayacağı kesindir.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Irakçi de Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasının maddelerini değiştirme çabalarına gösterdiği tepkide, bu anlaşma uluslararası bir anlaşma olduğunu ve asla yeniden müzakereye açılamayacağını belirtti. Irakçi bu koyunu Cuma günü Viyana’d düzenlenen 11. Bercam ortak komisyonu oturumunda da bir kez daha vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti Amerika’nın iddialarının askine bölgede istikrar, barış, huzur ve güvenlik ve dayanışma eksenidir. İran hiç bir zaman bir savaşı başlatan taraf veya tehdit eden taraf olmamıştır, fakat tehditle karşılaştığı zaman da vereceği cevap çok ezici ve sert olacağı kesindir.
Bu çerçevede İran’ın savunma doktrini de aktif caydırıcığı olan ve etkili savunma ilkesine dayanan gerekli teçhizatı üretmektir.
Hali hazırda İran kendi imkanları ve uzman güçleri ile ülkeyi savunmaya yetecek kadar güçlenmiştir ve şimdi bölge ülkeleri ile askeri ve savunma alanlarında işbirliği yapma noktasına ulaşmıştır.
Bu doğrultuda geçen hafta İran savunma Bakanı yardımcısı General Muhammed Ahadi Türkiye genel kurmay ikinci Başkanı General Ümit Dündar’ın daveti üzerine Ankara’ya gitti. Görüşmede iki komutan ikili savunma işbirliğinin gelişmesine ve bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına saygıya vurgu yaptı.
Görüşmede ayrıca İran savunma Bakanı General Emir Hatemi’nin Türk mevkidaşı Nureddin Canikli’yi İran’a davet ettiği mektup teslim edildi.
Geçen hafta İran BM insan hakları konseyinin yıllık oturumuna katıldı. İran yargı erki Başkanı insan haklarından sorumlu yardımcısı Muhammed Cevad Laricani Cenevre’de düzenlenen 37. BM insan hakları konseyi oturumunda insan hakları iddiasında bulunan Batılı devletlerin agresif ve saldırgan tutumunu eleştirerek Amerika ve Avrupa işledikleri cinayetleri yüzünden insan hakları konusunda söz hakkına sahip olmadıklarını belirtti.
Amerika yönetimi başka ülkelerinde hakkında uydurma raporlar yayımlayarak kendi ülkesinde insan hakları sorunları örtbas etmeye ve kamuoyunu saptırmaya çalışıyor. İranlı uzman Mustafa Samii bu konuda şöyle diyor: Batılı ülkeler İslamofobia ve müslümanlarla mücadele adına İslam ülkelerine müdahalede bulunuyor ve teröristleri istihdam ederek onları müslümanların üzerine salıyor ve böylece müslümanların arasında tefrika çıkararak bulanık suda balık avlama ve çıkarlarına ulaşmak istiyor.
Gerçekte Amerika devletinin insan hakları karnesi kapkara bir karnedir. Amerika’nın Vietnam, Afganistan, Irak ve Yemen’de işlediği savaş suçları, katil rejim İsrail’i mazlum Filistin’e karşı cinayetlerinde desteklemesi ve Amerika’da siyahilere karşı ırkçılığı dünyaca bilinen insan hakları ihlalleridir. Bu kara listeye bir de Hiroşima ve Nakazaki’ye nükleer saldırıları ve yine İran’a dayatılan sekiz yıllık savaş sırasında Saddam rejimine kimyasal silah hibe etmesini ve Saddam’ın bu silahlarla Serdeşt ve Halepçeye kimyasal saldırı düzenlemesi ve yine İran yolcu uçağını Fars körfezi semalarında düşürmesini eklemek gerekir. Siyaset meseleleri uzmanı Mateo Murca Arabistan rejiminin Yemenli çocuklara yönelik cinayetlerine işaretle ne BM ne de başka insan hakları örgütleri bu cinayetleri durdurmak için hiç bir girişimde bulunmuyor, zira hepsi Amerika’ya hizmet ediyor.
BM uyuşturucu madde ve organize suçlarla mücadele bürosu 2017 yılında yayımladığı raporunda Afganistan’da afyon üretiminden %87 artış kaydedildiğini duyurdu ve bunu bu zehirli maddenin kaçakçılığına maruz kalan ülkelere bir uyarı niteledi.
Öte yandan İran içişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli BM uyuşturucu madde komisyonunun 61. Oturumunda İran’ın bu konuda tutumunu anlattı.
İran İslam Cumhuriyeti uluslararası işbirliği alanlarında çifte standart tutum sergilemek ve konuyu siyasileştirmek uyuşturucu maddelerin beşeri camiayı tehdit etmesine yol açtığını belirtiyor.
İçişleri Bakanı Fazli de Viyana’da düzenlenen oturumda uyuşturucu madde ile mücadelenin en temel yolu uluslararası işbirliği ve her türlü çifte standart tutumdan kaçınmak olduğunu vurguladı.