İran gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Türkmenistan ve Azerbaycan cumhuriyetine ziyareti,
Arabistan’ın bölgeye yönelik amaçları doğrultusunda İran’ı mesnetsiz iddialarla suçlamaya devam etmesi,
Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasına karşı sabotajlarının devam etmesi,
Geçen hafta İran’ın bazı önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Ruhani, Türkmenistan ve Azerbaycan cumhuriyetine bir ziyaret gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Ruhani Türkmen mevkidaşı Kurban Kulu Berdi Muhammedov’un resmi daveti üzerine Salı günü Aşkabat’a gitti.
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Türkmenistan ziyareti sırasında iki ülke arasında 13 işbirliği belgesi imzalandı. Söz konusu belgelerin kültür, sanat, bilim, teknoloji, eğitim, ticaret, gümrük, tarım, spor, hava nakliyatı ve Dışişleri Bakanlıkları arasında işbirliği gibi çeşitli alanları kapsıyor.
Söz konusu belgeler Ruhani’nin Aşkabat ziyareti sırasında heyetler arası görüşmelerin ardından ve iki Cumhurbaşkanı’nın katıldığı törende iki ülkenin ilgili yetkilileri tarafından imzalandı.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Türkmenistan ziyaretini tamamladıktan sonra Bakü’ye geçti ve ziyaretini Hazar otomotiv fabrikası ve Astara – Astara demiryolu projesinin açılış törenlerine katılarak tamamladı.
İran’ın Irankhodro otomotiv firmasının ürettiği ürünlerin Azerbaycan cumhuriyetinde fabrikası ilk etapta yılda 10 bin otomobil üreterek çalışmalarına başlıyor ve daha sonra kapasitesi geliştirilerek yılda 15 bin araca yükseliyor.
Bu arada İran ve Azerbaycan cumhurbaşkanlarının katıldığı iktisadi oturumda Astara – Astara demiryolu projesi video konferans bağlantısı ile açılışı gerçekleşti.
İran’ın Astara kenti ile Azerbaycan Cumhuriyeti’nde aynı adı taşıyan Astara kenti arasında demiryolu projesi 2 milyon ton yük taşıma kapasitesi ile faaliyete başlıyor.
Konu ile ilgili düzenlenen törene ayrıca Azerbaycan demiryolları firması Başkanı Cavid Kurbanov ve İran’ın Yol ve Kentleşme Bakanı Yardımcısı Hayrullah Hademi katıldı.Törende konuşan İran devlet demiryolları firması Başkan yardımcısı Nurullah Biranvend konu ile ilgili yaptığı açıklamada, bu demiryolu projesinin hizmete girmesi ile birlikte Rusya ve Avrupa’dan Hindistan’a ve bilakis Hindistan’dan Rusya ve Avrupa’ya doğru yük transiti Kuzey Güney koridoru çerçevesinde ve Rusya’dan Fars körfezi kıyılarına gerçekleşeceğini belirtti.
İran devlet demiryolları firması Başkan yardımcısı Biranvend ayrıca, Azerbaycan Cumhuriyeti bu projeye 60 milyon dolar yatırım yaptığını belirterek bu demiryolu ticari terminaller ve demiryolu ve istasyonları olmak üzere iki bölümde gerçekleşeceğini kaydetti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise bu konuda yaptığı vurguda, İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında Hazar denizi, demiryolları projeleri ve benzer projelerde işbirliği karşılıklı güven ve saygı çerçevesinde gelişerek her geçen gün daha da güçlendiğini belirtti.
İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Aliyev, İran ve Azerbaycan’ın ortak tarihi ve kültürü iki ülkeyi birbirine kenetleyen bağlar olduğunu belirtti.
İran milleti ve Azerbaycan son yıllarda çok iyi işbirliği yaptığını belirten Aliyev, iki ülke bir çok alanda ikili işbirliği yaptığını kaydetti.
Aliyev ayrıca İran ve Azerbaycan, Rusya ve Türkiye ve Gürcistan ile işbirliğini geliştirdiklerini, bu da bölgesel işbirliğinin gelişmesine katkı sağladığını vurguladı.
Amerika yönetimi türlü yöntemlere başvurmak ve çeşitli konuları bahane etmek sureti ile İran İslam Cumhuriyeti nizamına darbe indirmeye çalışıyor. Son dönemde ise Amerika’nın popülist Başkanı Donald Trump’ın İran’ın füze gücünü bahane ederek İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşmasına karşı çıkıyor.
Amerika Başkan Trump ABD kongresine 12 Mayıs 2018 tarihine kadar İran’a dayatılan ve daha sonra Bercam çerçevesinde askıya alınan yaptırımların devam ettirilmesi hakkında karar alma yönünde süre tanıdı. Trump Bercam nükleer anlaşması kendisinin istekleri doğrultusunda düzeltilmesini istiyor ve düzeltilmediği takdirde bu anlaşmadan çekilme tehdidini savuruyor.
Ancak siyaset adamları ve uzmanlar Bercam nükleer anlaşmasında her türlü aksamanın bedelini tüm uluslararası camianın ödemek zorunda kalacağı uyarısında bulunuyor. Geçen hafta Amerikalı 118 siyasi ve askeri şahsiyet ortak bir bildiri yayımlayarak Washington yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kalması gerektiğine vurgu yaptı. Bildiride, Amerika’nın bu anlaşmadan çekilmesi bu ülkenin milli güvenliğine hiç bir katkısı olmayacağı ve Amerika’nın siyasi açıdan itibar kaybına uğrayacağı vurgulandı.
Gerçekte Bercam nükleer anlaşması uluslararası bir anlaşmadır ve BM güvenlik konseyinin kararnamesi ile de desteklenmiştir ve buna göre bölgenin ve dünyanın güvenliği ile doğrudan bağlantılıdır.
Amerikalı eski diplomat Nikolas Burns twiter hesabında yayımladığı bir mesajında Amerikalı yüz kadar eski milli güvenlik yetkilisinin Trump’a mektup yazdıklarını ve Bercam’dan çekilmesini tavsiye ettiklerini belirterek şöyle yazdı: ben topluca yazılan ve altında bir çok eski büyükelçisi ve üst düzey askeri yetkilinin imzası bulunan bu mektupla onur duyuyorum, zira bizler Amerika’nın güvenliği Bercam’da kalması ile birlikte daha iyi temin olacağına inanıyoruz.
Geçen hafta Özbekistan’ın başkenti Taşkent Afganistan’da “Afganistan barışçıl süreç, bölgesel ve güvenlik alanlarında işbirliği” başlıklı bir konferans düzenlendi. Konferansa Özbekistan ve Afganistan cumhurbaşkanlarının yanı sıra 25 ülkenin ve bölgesel ve uluslararası kurum ve kuruluşun temsilcileri katıldı.
“Afganistan barışçıl süreç, bölgesel ve güvenlik alanlarında işbirliği” başlıklı oturumda konuşan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Irakçi, barış müzakereleri Afganistan sorunlarının tek çözüm yolu olduğunu, İran İslam Cumhuriyeti bu konuda Kabil yönetimini desteklediğini kaydetti.
Afganistan’da savaş bölgenin önemli sorunlarından biri olduğunu kaydeden Irakçi, bu sorunu uluslararası camianın işbirliği ile çözmek gerektiğini vurguladı. Irakçi ayrıca Afganistan’da ecnebi işgal güçlerinin 14 yıllık varlığı da bu ülkede durumun iyileşmesine hiç bir katkısı olmadığını ifade etti.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Irakçi gittiği Taşkent’te katıldığı konferansın kulisinde Kazakistan Dışişleri Bakanı Abdurrahmanov’la görüştü.
Görüşmede Kazak Bakan Abdurrahmanov ülkesinin Bercam nükleer anlaşmasına desteğini vurguladı ve tüm taraflardan anlaşmaya bağlı kalmalarını istedi.
Görüşmede Irakçi de iki ülkenin gelişen ilişkilerinden duydukları memnuniyeti dile getirerek Kazakistan’ın Bercam nükleer anlaşmasına desteğinden ötürü teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de Türkmenistan ziyareti sırasında Türkmen lider Kurban Kulu Berdi Muhammedov’la görüşmesinde Tahran yönetiminin Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanması ve güvenli ve gelişmiş bir ülkeye dönüşme için desteklerini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.
Tahran ve Aşkabat ayrıca bu görüşmenin sonunda yayımladıkları ortak bildiride her iki ülkenin Afganistan milletinin siyasi, sosyal ve iktisadi gelişmek üzere seçtikleri yola saygı duyduklarını vurguladı.
Arabistan rejiminin elebaşıları sürekli başkalarını mesnetsiz iddialarla suçlayarak Yemen’de uğradıkları art arda hezimetleri ve Yemen milletinin iradesi karşısında aciz kalmalarını örtbas etmeye çalışıyor.
Suud rejimi üç yıl önce Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi iktidarın başına geri getirme bahanesiyle BAE başta olmak üzere bazı ülkeleri de yanına alarak mazlum Yemen milletine saldırdı ve bu ülkeyi karadan havadan ve denizden kuşatma altına aldı. Ancak Suud rejimi üç yıl sürdürdüğü en acımasız cinayetlerine rağmen Yemen milletinin iradesi karşısında büyük hezimete uğradı.
Aslında Suud rejimi Amerika’nın yeşil ışık yakması ve bazı yandaş Arap rejimlerin destekleri ile kısa sürede Yemen topraklarını işgal etmeyi umuyordu, fakat bu kuruntusu gerçekleşmedi, bilakis onca cinayetine rağmen ağır yenilgilere uğradı.
Arabistan rejimi Mart 2015’te Yemen’e karşı saldırılarını başlattı ve aslında stratejik Babul Mendeb boğazını ele geçirmeyi umuyordu.
Bu arada Amerika, Fransa ve İngiltere de Arabistan rejiminin iddialarına destek vermek üzere İran İslam Cumhuriyeti’ni Yemen’e silah ve füze göndermekle suçlamaya çalıştı. Oysa Arabistan rejimi Yemen’i karadan havadan ve denizden kuşatma altında tutuyor, öyle ki silah birb yana hatta ilaç ve gıda maddeleri ve yakıt gibi Yemen halkının en acil ihtiyaçlarının bile bu ülkeye ulaşmasını engelliyor.
Geçen hafta İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru BM genel sekreteri Antonio Guterres ve güvenlik konseyinin dönem başkanına birer mektup yazarak Suud rejimi ve başını çektiği ittifakın İran’ı suçlamasına itiraz etti. Hoşru bu tür tehditler ve suçlamalar BM bildirgesinde tehdit ve zora başvurmayı yasaklayan maddesine aykırı olduğunu belirtti.
Hoşru ayrıca Suud rejiminin İran’ı Yemen’e balistik füze gönderme iddiası ile suçlamasını de mesnetsiz iddia niteledi ve bu tür suçlamaların Arabistan’ın kamuoyunu Yemen’de işlediği cinayetlerden saptırmaya yönelik çaba olduğunu vurguladı.
Arabistan rejiminin Yemen milletine dayattığı savaşta şimdiye kadar on binlerce sivilin katledilmesine ve on binlercesinin de yaralanmasına ve milyonlarca Yemenli vatandaşın avare ve perişan olmasına yol açmış bulunuyor. İnsan hakları gözetleme örgütü icra Başkanı Suud rejimi Yemen’in sivil yerleşim bölgelerinde yasak misket bombalarını kullanmak için hiç bir haklı gerekçesi bulunmadığını belirtti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de twiter hesabında Amerika’nın Yemen savaşına müdahalesini kınayarak Amerika Suud rejiminin savaş uçaklarına mühimmat ve yakıt ve istihbarat temin ederek dünyanın en büyük beşeri faciasına ortak olduğunu belirtti.
Zarif ayrıca Amerika Yemen savaşını yöneterek Ortadoğu bölgesinde çıkarlarını temin etmek ve bölge ülkeleri arasında ihtilafları körüklemek istediğini de vurguladı.