Ortadoğu gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
Filistin’de katil rejimin mazlum Filistin milletini katletmeyi sürdürmesi,
Muhammed bin Salman’ın siyonist rejimi tanıma yönünde açıklama yapması,
Lübnan kamuoyunun Suud rejimine yönelik infial duygusu,
Bahreyn’de siyasi tutukluların durumundan duyulan kaygıların artması,
Suriye ordusunun Doğu Guta’yı teröristlerden temizleme başarısı ve ABD’nin Suriye’den geri çekilme fısıltılarının duyulması,
Geçen hafta Ortadoğu bölgesiyle ilgili bazı önemli gelişmelerdi.
Geçen hafta bebek katili İsrail rejiminin mazlum Filistin milletine yönelik yeni cinayetlerine tepkiler çığ gibi büyüdü.
Aslında siyonist rejim cinayetlerine hiç bir sınır tanımıyor ve bu çerçevede geçen hafta Filistinli çocuklara yönelik şiddetini arttırması uluslararası camiada sert tepkilerle yol açtığı gözleniyor. Nitekim bu tepkilerin hatta eli kanlı rejime destek veren Avrupa ülkelerinin bazı resmi organlarına kadar yayılmaya başladı. Bu çerçevede AB temsilcisi ve bu birliğe üye ülkelerin işgal altındaki Filistin topraklarındaki temsilciliklerinin başkanları Tel aviv’den çocukların haklarına saygı göstermesini istedi.
Bu arada Filistinli esir işleri komisyonu korsan İsrail zindanlarında yatan Filistinli esirlerle ilgili yeni bir rapor yayımladı. Raporda söz konusu komisyon, hali hazırda 350 kadar Filistinli çocuğun hâla İsrail zindanlarında esir olduğunu belirtti. Filistinli esir işleri komisyonu Filistinli esir çocuklarla ilgili raporunu Filistin’de çocuklar günü dolaysıyla yayımladı. Filistin’de 5 Nisan günü çocuklar günü olarak kutlanıyor.
Filistin medyasının raporlarına göre geçen hafta Filistin gelişmeleri Filistin milletinin Toprak Günü yıldönümü dolaysıyla düzenledikleri Geri Dönüş yürüyüşünde yaşanan olayların etkisi altında kaldı.
Geri Dönüş yürüyüşü 30 Mart Cuma günü ve Toprak Günü yıldönümünde düzenlendi. Yürüyüşe katılan Filistinliler bu yürüyüşü ve Gazze şeridinin işgal altındaki Filistin ile ortak sınırlarında bulunmayı siyonist rejimin şom kuruluşunun 70. yıldönümü olan 14 Mayıs tarihine kadar sürdüreceklerini açıkladı.
Filistin’de bir başka gelişmede, Filistin halkı Geri Dönüş yürüyüşünün sekizinci gününde Gazze şeridinde Arabistan kralı Salman ve veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın posterlerini yaktı. Aslında Filistin halkı Arabistan kralı Salman ve veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın posterlerini yakmakla Muhammed bin Salman’ın siyonistlerin de ülkeye sahip olma hakkı bulunduğu yönündeki sözlerinden duydukları öfkeyi ortaya koydu.
Muhammed bin Salman Atlantic dergisine verdiği mülakatta İsraillilerin kendi ülkelerinde barış içinde yaşama hakkından söz etmiş ve bunu Filistin milletinin işgal altındaki topraklarda yaşam hakkı ile bir tutmuştu. Gözlemciler ise Muhammed bin Salman’ın bu sözlerini siyonist rejimin varlığını dolaylı bir şekilde tanımaya vurgu yapma şeklinde yorumladı.
Bilindiği üzere Gazze halkı 30 Mart Cuma günü Filistin’de toprak gününün 42. Yıldönümü dolaysıyla Geri Dönüş adı altında büyük bir yürüyüş düzenledi, ancak eli kanlı İsrail rejiminin askerleri bu etkinliği kana buladı. Gerçekte toprak günü Filistin milletinin siyonistlerin Filistin topraklarını işgal etmelerine karşı direniş simgelerine dönüştü. Korsan İsrail rejimi 30 Mart 1976 tarihinde Filistin’in kuzeyinde El Celil bölgesinde Filistin halkına ait binlerce hektarlık araziyi gasbetmişti. Bu olayın ardından Filistin milleti açlık grevi ve protesto eylemleri düzenlemişti.
Filistin halkı her yıl 30 Mart’ta toprak gününün yıldönümünde yürüyüş düzenliyor. Bu arada Filistinli gruplar da Filistin milletinin Filistin davasına yeniden itibar kazandıran Gazze şeridindeki hareketini takdir ederek bu simgesel itiraz hareketine desteklerini ilan etti ve İsrail ve hamilerinin Filistin milletinin başta anavatana dönüş hakkı olmak üzere her türlü haklarının çiğnenmesini kınadıklarını vurguladı.
Şimdi Lübnan’a geçiyor ve Lübnan kamuoyunun Arabistan’a yönelik infial duygusunu ele almak istiyoruz.
Lübnan’da Suud rejimine yönelik infial duygusu geçen hafta Lübnan medyasının ana gündem maddesiydi. Lübnanlı internet kullanıcıları twiter hesaplarında yayımladıkları mesajlarında ayıp caddesi haştegi ile Beyrut’ta bir caddenin adını Arabistan kralı Salman bin Abdulaziz koymalarına gösterdikleri tepkilerini gösterdi.
Beyrut belediyesi geçen Salı günü Beyrut’ta bir caddeye kral Salman adını verdi. Ancak bu karar twiterde özellikle gençlerin sert tepkisi ile karşılaştı ve hemen ayıp caddesi haştegi ile bir haştegin gündeme gelmesine sebebiyet verdi ve böylece twiter ortamında gençlerin sert tepkisine yol açtı.
Twiter ortamında Lübnanlı askerlerden biri olan ve IŞİD tarafından kafası kesilen Abbas Medlec’in fotoğrafını yayımlayan bir kullanıcı şöyle yazdı: dün gece Beyrut’ta Abbas’ın katilleri takdir edildi.
Bir başka twiter kullanıcısı şu notu düştü: dünyanın tüm kentlerinde ve ülkelerinde mücahitlerin, kahramanların, şairlerin, düşünürlerin veya yenilikçilerin adı ile caddeler adlandırılır, fakat Lübnan’da suçlarla adlandırılıyor. Bu arada Lübnanlı siyaset çevreleri de bu harekete yönelik nefretini çeşitli yollardan dile getirdi.
Bir başka gelişmede Lübnanlı gençler Beyrut’ta bir caddenin Salman bin Abdulaziz adıyla adlandırılmasına gösterdikleri tepkide bu caddenin adını Filistinli mücadeleci genç kız Ahd El-Tamimi adıyla adlandırdılar. Ahd El-Tamimi adlı Filistinli kız siyonist askerlerin evlerine zorla girdiği ve onları evden atma çabalarına gösterdiği tepki yüzünden 19 Aralık 2017 tarihinden bu yana siyonist rejim zindanlarında hapis yatıyor.
Aslında Suud hanedanına yönelik nefret duygusu sadece Lübnan milleti ile sınırlı kalmadı, Irak milleti de Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın Irak ziyaretine tepki gösterdi.
Gerçekte Muhammed bin Salman’ın Irak ziyaretinin tekzip edilmesine yol açan gelişme de Irak halkı ve çeşitli siyasi yetkililerin bu ziyarete gösterdiği tepkiydi. Nitekim Muhammed bin Salman Irak’ı ziyaret edeceği açıklanmasından hemen sonra Irak genelinde Hoş gelmedin başlığı altında bir kampanya başlatıldı.
Bu bağlamda Irak’ın başkenti Bağdat 30 Mart günü Muhammed bin Salman’ın Irak ziyaretine yönelik tepkiyi ortaya koyan protesto eylemine sahne oldu. Irak halkı Suud hanedanını milletlerin katili niteledi. Bu arada Irak meclisinde Sadıkun kanadı Suud rejimi ABD’nin tavsiyesi üzerine Irak’a karşı yumuşak savaş başlattığını, ki bu da Suud rejiminin Irak’a karşı esnek olmaya başladığı iddiasının yalan olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Sadıkun kanadı siyasi büro üyesi Mahmut Rabii bu konuda şöyle dedi:
Suud rejiminin tutumu ve Muhammed bin Salman’ın açıklamaları Suud rejiminin Irak’ta şia çoğunluğuna saygı duymadığını gösteriyor. Amerikalı yetkililer özellikle IŞİD terör örgütü Irak’ta bozguna uğradıktan sonra Muhammed bin Salman’a yaptıkları tavsiyede Amerika’ın Irak’a yönelik hedeflerinin gerçekleşmesi için bazı mali yardımlarda bulunmakla yumuşak savaş başlatmasını söyledikleri anlaşılıyor.
Şimdi Bahreyn’e uzanıyoruz. Bahreyn’de siyasi tutukluların vahim durumu bu ülkede insan hakları ihlalleri konusunda kaygıların arttığını ortaya koyuyor. Bu şartlarda Halife rejimi işlediği cinayetlerin daha fazla ifşa edilmesini engellemek için irlandalı insan hakları aktivisti Brayan Davli ve Danimarkalı parlamenter Lars Aslan Rasmusen’in Bahreyn’i ziyaret etmelerine mani oldu.
Brayan Davli ve Lars Aslan Rasmusen Bahreyn asıllı Danimarka vatandaşı Abdulhadi Hoca ile görüşmek ve yine Bahreyn hapishanelerinde insan hakları aktivistlerinin durumunu yakından incelemek istemişti. Abdulhadi Hoca Nisan 2011 tarihinden bu yana Halife rejiminin zindanlarında yatıyor. Bahreyn rejimi Hoca’yı Haziran 2011’de müebbet hapis cezasına çarpmıştı. Bahreyn 14 Şubat 2011’den bu yana Halife rejimini protesto ediyor.
Şimdi Suriye gelişmelerine kısaca bir göz atmak istiyoruz.
Geçen hafta Suriye Cumhurbaşkanı basın danışmanı Besine Şaban, Doğu Guta bölgesinin hızlı bir şekilde kurtarılması Şam yönetiminin her türlü operasyon için uygun zamanı ve uygun mekanı nasıl seçmesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti.
Şaban Suriye nizamı savaşın başından beri tüm operasyonlarda zafer kazandığını belirterek Şam’ın güneyinde de benzer şartların hakim olduğunu ve bu bölgenin hükümete iade edilmesi uygun zamanda gerçekleştiğini ve askeri komutanların şartları gözeterek gerçekleştirdikleri bir operasyon olduğunu vurguladı.
Suriye cumhurbaşkanının basın danışmanı Besine Şaban şöyle devam etti: teröristlerin bulunduğu tüm bölgeleri kurtarmak, Şam yönetiminin planlarında yer alıyor. Suriye ordusunun art arda zaferleri teröristleri ve hamilerini ve özellikle ABD başta olmak üzere sultacı Batılı devletleri şaşırttığı gözleniyor.
Bu şartlarda Amerika bölgeden askerlerini çekmek istediğini gündeme getiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta Suriye’deki askerlerini geri çekmek istediğini açıkladı. Ancak Trump’ın bu sözleri Amerika devleti Suriye topraklarına müdahale etmek için büyük planlar yaptığı halde gündeme geliyor. Bu yüzden gözlemciler Amerika’nın Suriye konusunda yeni bir komplo peşinde olduğunu belirtiyor.