Ortadoğu gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
Amerika, Britanya ve Fransa ile birlikte Suriye’ya tecavüz etmesi,
Korsan İsrail’in bu tecavüzden önce Suriye’nin T-4 askeri hava üssüne saldırısı,
Filistin’de Geri Dönüş eylemi devam etmesi,
Ortadoğu’nun en sıcak gündemleriydi.
Şimdi hemen detaylara geçiyoruz.
Geçen hafta Suriye gelişmeleri bir kez daha Ortadoğu bölgesini dünya kamuoyunun ilgi odağına yerleştirdi.
Amerika, Britanya ve Fransa’yı da yanına alarak geçen Cumartesi günü sabahın erken saatlerinde Suriye’nin Duma kentinde henüz hiç bir yönü ispat edilmediği halde kimyasal saldırıyı bahane ederek Suriye topraklarına tecavüz etti ve bazı noktalara füze saldırısı düzenledi.
Suriye yönetimi geçen hafta Amerika ve Batılı müttefikleri tarafından Doğu Guta bölgesinde yer alan Duma kentinde kimyasal silah kullanma yaftası ile suçlandı. Suriye yönetimine karşı savaşan ve Arap Batı ittifakı tarafından desteklenen teröristler Duma kentinde zehirli gaz içeren kimyasal silah kullanarak Şam yönetimini bu silahları kullanmakla suçladılar. Teröristler bu saldırıda en az 70 kişinin hayatını kaybettiğini ve 500 kişinin de zehirli gazdan etkilendiğini ileri sürdü. Teröristler beklendiği gibi kendi saldırılarına Şam yönetiminin üzerine yıkmaya çalıştı.
Bu arada hiç bir bağımsız kaynak söz konusu kimyasal saldırının düzenlendiğini veya kimin bu saldırının faili olduğunu doğrulamazken, Amerika yönetimi de beslediği teröristlerin iddialarını kabul ederek Suriye’ye askeri saldırı düzenleyeceğini dile getirmeye başladı ve bu yönde bazı adımlar attığını açıkladı. Ancak Amerika BM güvenlik konseyi üyelerini bu konuda ikna edemedi. BM güvenlik konseyi geçen hafta Salı ve Perşembe günlerinde art arda oturum düzenledi, ancak Suriye konulu bu oturumlar ABD ve Rusya temsilcilerinin sözlü tartışmalarına sahne oldu ve hiç bir sonuca ulaşamadı. Salı günü düzenlenen BM güvenlik konseyi oturumunda Suriye hakkında üç kararname taslağı sunuldu, ama hiç bir onaylanmadı.
Ancak tüm bu gelişmeler, Amerika, Britanya ve Fransa’dan oluşan üçlü şer odağı Suriye’ye saldırmak için BM güvenlik konseyinin iznini beklemeyeceğini açıkça gösteriyordu. Gerçi Amerika içinde savunma Bakanı James Matis ve Dışişleri Bakanı adayı Mike Ponpeo arasında Suriye’ye saldırı konusunda ciddi anlaşmazlık da yaşanıyordu.
Buna karşın Amerika, Britanya ve Fransa Cumartesi günü sabah saatlerinde BM güvenlik konseyinin izni olmaksızın Suriye topraklarına saldırdı.
İşin ilginç tarafı, Amerika ve ortaklarının Suriye topraklarına tecavüz etmeden bir kaç saat önce uluslararası araştırma ekibinin Suriye’ye gelmeleriydi. Bir başka ifade ile Amerika ve müttefikleri sırf bir TV kanalında yayımlanan bir kaç dakikalık görüntülere istinat ederek bağımsız bir ülkeye saldırdılar. Görüntülerde sözde bir grup yardımcı yine klor gazından etkilendikleri iddia edilen bazılarına yardımcı oluyordu. Yine ilginçtir ki etkilenenler, sanki bir görevi yerine getirmeleri gerektiği görüntüsü vererek yardım alabilmek için kuyrukta sıra bekliyordu ve sırada beklerken klor gazından etkilenen ve rahatsız olmaları gereken insanlara benzemiyordu.
Aslında Amerika ve müttefikleri, Suriye yönetiminin kimyasal silah kullandığı iddiaları konusunda kendi iç arenalarında da ciddi tartışmalar ve eleştiriler gündemde olduğu bir sırada BM güvenlik konseyinin izni olmaksızın Suriye topraklarına saldırdı.
Bu bağlamda Britanya’nın Suriye’deki eski büyükelçisi Peter Ford BBC’ye verdiği demeçte şöyle dedi: ABD Başkanı Donald Trump’ın aksine Duma’daki saldırının Beşar Esad’ın talimatı üzerine yapılmadığından eminim. Yine bu dosyada onun hiç suçu olmadığından da eminim.
Sonunda saldırı gerçekleşti. Suriye genel kurmay başkanlığı Cumartesi günü bir bildiri yayımlayarak ABD, Britanya ve Fransa sabah saat 3:55 sularında yaklaşık 110 füze ile Şam ve bazı noktaları hedef aldıklarını, Suriye hava savunması büyük bir etkinlikle bu saldırıya karşılık verdiğini ve füzelerin büyük bir bölümünü düşürdüğünü açıkladı.
Suriye genel kurmay başkanlığı bildiride ülkeyi ve vatandaşları savunmaya devam edeceklerini belirterek, bu tür tecavüzlerin Suriye silahlı kuvvetlerini Suriye coğrafyasında teröristlerin başını ezmekten vaz geçiremeyeceğini ve bu tecavüzlerin ancak Suriye silahlı kuvvetlerini milli egemenlik, izzet ve ülkenin güvenliğini ve vatandaşlarını savunma azmini daha da güçlendireceğini vurguladı.
Bu olayda önemli bir nokta daha, Arap birliği Dışişleri Bakanları geçen Perşembe günü Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suriye krizinin siyasi bir yoldan çözümlenmesine vurgu yaptığı halde, Arabistan, Katar ve Bahreyn Dışişleri Bakanlıkları ayrı ayrı bildirilerde Amerika ve müttefiklerinin Suriye’ye tecavüzüne destek vermeleriydi.
Söz konusu üç Arap ülkenin elebaşıları ABD ve Britanya ve Fransa’nın bu tecavüzü Duma kentinde kimyasal saldırıya cevap olarak düzenlendiğini iddia etti.
Öte yandan saldırıdan sonra yapılan tüm yorumlarda Amerika ve müttefiklerinin düzenledikleri saldırıda Suriye’de belirledikleri hedefleri vurmakta başarısız oldukları vurgulandı.
Lübnan medyası Amerika’nın Suriye’ye düzenlediği askeri saldırı sırf Trump’ın rezil olmasını önlemek amacıyla düzenlenen bir saldırı olduğunu belirtti. Lübnan’ın El Naşra gazetesi, saldırının amacı askeri değil de aslında siyasi ve medyaya malzeme üretmeye yönelik bir operasyon olduğunu belirtti. Haberde Washington yönetimi, Rusya’nın Suriye kapısından yeniden uluslararası arenaya girdiğini ve artık 2003’te Irak’ta yaptıklarını yapamayacağını ortaya koyduğu kaydedildi.
Amerika’nın ünlü CNN kanalı ise Amerika, Britanya ve Fransa’nın Suriye’ye tecavüzünü Suriye için bir zafar niteleyerek şöyle yazdı: Şam hava savunması fırlatılan füzeleri imha etmeyi başarı, bu da Suriye ordusunun yetenekleri yok edilemediğini ortaya koyduğunu ortaya koydu.
Amerika’nın ünlü gazetelerinden New York Times da Trump’ın yaygalarının aksine Suriye’ye yapılan saldırı kısıtlı düzeyde gerçekleştiğini, zira Rusya ve İran’ın tepki vermesinden çekindiklerini belirtti.
Suriye geçen hafta iki önemli gelişmeye daha şahit oldu. Geçen hafta Suriye’nin T-4 askeri hava üssü füze saldırısına uğradı. Saldırı korsan rejim İsrail tarafından gerçekleşti. İsrail rejimi Şubat 2018’de bir F-16 savaş uçağını Suriye hava savunması ile karşılaşmada kaybetmişti. Bu kayıp İsrail için ağır bir darbe niteliğindeydi ve bu yüzden intikam almak için T-4 askeri hava üssüne füze saldırısı düzenledi. Bu saldırıda İsrail savaş uçakları ve İHA’ları herhangi bir şey yapmadı, saldırı işgal altındaki Filistin topraklarında Suriye hava üssüne karşı yapıldı.
Suriye’de geçen hafta bir başka önemli gelişme, Suriye ordusunun Duma kentine de musallat olduktan sonra Doğu Guta bölgesinin tamamen teröristlerin pençesinde çıkarmasıydı.
Suriye ordusu ve Duma’da çöreklenen Ceyşül İslam adlı terör örgütünün sivilleri korumak üzere yaptıkları anlaşma gereği Ceyşül İslam teröristleri Duma kentinden çekildi ve ayrıca kaçırdıkları insanları da Suriye ordusuna teslim etti. Tekfirci teröristler daha sonra Halep’in Cerablus kentine gitti.
Böylece Suriye ordusu geçen Perşembe günü Duma kentine girerek Doğu Guta bölgesine tam musallat oldu ve Suriye bayrağı Duma kentinde göndere çekildi. Doğu Guta bölgesinde bu gelişme, Şam çevresinin teröristlerden tamamen temizlendiği anlamına geliyordu ve bu da Amerika ve müttefiklerinin Suriye’ye saldırmaları için önemli bir gerekçe oluşturdu.
Geçen hafta Gazze şeridi ile 1948 yılında işgal edilen Filistin topraklarının ortak sınırında başlatılan Geri Dönüş eylemleri devam etti. Geri dönüş eylemi geçen 30 Mart tarihinde başlatıldı ve Nikbe günü olarak anılan 15 Mayıs gününe kadar devam etmesi kararlaştırıldı. Bu doğrultuda on binlerce Filistinli üçüncü Cuma günü Geri dönüş yürüyüşüne katılmak üzere sınır bölgesinde toplandı. Ancak siyonist rejim askerleri tekrar bu eyleme müdahalede bulundu ve bir Filistinliyi şehit etti, bin Filistinliyi de yaraladı.
Geri dönüş yürüyüşünün düzenlendiği günün üzerinden 15 gün geçtiği bir sırada şehit sayısı 35’e yükselirken, yaralı sayısı da 4 bin olduğu, yaralılardan 100 kadarının durumu vahim olduğu açıklandı.
Geçen Cuma günü düzenlenen eylemlerin sırasında Filistinli protestocular Gazze şeridi ile işgal altındaki Filistin arasındaki sınırda inşa edilen duvara 25 metre yüksekliğinde bir Filistin bayrağını göndere çekmeyi başardı.
Filistinli protestocular anavatanına geri dönüş hakkına vurgu yaparak uluslararası camiadan ABD’nin vetosuna karşı çıkmalarını istedi.
Amerika yönetimi son iki haftada iki kez siyonist rejimin Filistin milletine karşı işleyen cinayetlerini kınayan kararnameleri BM güvenlik konseyinde veto etmişti.
Korsan İsrail’in eski casuslarından Yoni Ben Menahim Filistin halkının Geri dönüş yürüyüşünün kazanımları hakkında şu değerlendirmede bulundu:
Filistinlilerin geri dönüş hakkı bölgesel ve küresel gelişmelere bakıldığında İsrail’i uluslararası arenalarda sıkıştırıyor ki bu da bu yürüyüşün kazanımlarından biridir, zira Filistinliler İsrail ordusundan açtıkları ateşle bir tek günde 1400 Filistinlinin şehit düşmesi veya yaralanmasına yol açan bir görüntü sergilemeyi başardı. Bundan başka bu yürüyüş bir kez daha Gazze kuşatması ve bu bölgede insani krizi dünya camiasının dikkatine sundu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın çağın pazarlığı projesi yolunda bir engel oluşturdu.