Nisan 30, 2018 19:18 Europe/Istanbul

Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin düşmanla mücadelede iç güvenlik bileşenleri hakkında beyanatı,

Arabistan rejiminin yine İran’ı suçlaması,

Savunma Bakanı General Hatemi’nin Irak ziyareti,

İran’ın güneydoğu sınırlarında teröristlerin hareketliliği,

Amerika’nın İran, Suriye ve Rusya’ya yönelik bölgede yeni hareketliliği,

Geçen hafta İran’la ilgili belli başlı gelişmelerdi.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta Çarşamba günü istihbarat Bakanı ve bakanlığın yetkilileri ve bazı çalışanlarını kabulünde İslam Cumhuriyeti nizamına karşın yürütülen büyük savaş ve kurulan karmaşık cepheye işaret ederek karşı tarafın casusluk örgütleri bu yüzleşmenin ana ekseni olduğunu belirtti.

Düşmanların komplike istihbarat savaşının boyutlarına işaret eden Ayetullah Hamanei şöyle dedi: Biz büyük bir savaşın ortasındayız. Bu savaşın bir tarafından İran İslam Cumhuriyeti nizamı ve karşı tarafta düşmanlardan oluşan geniş ve güçlü bir cephe var.

 

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bu savaşta ve karşı cephenin planlarına karşı durmalıyız ve düşmana galip gelebilmek için savunmadan başka taarruz için de planımız olmalı, öyle ki oyunun sahası bizim istihbaratımız tarafından belirlenmeli.

 

 

Son yıllarda Amerika’nın dış politikaları ve tutumu ve eğilimlerine bakıldığında Amerikalı devlet adamlarının temel amacı, İslam inkılabının içine sızmak ve İslam cumhuriyetinin güvenlik sahasına sızmak olduğu anlaşılır. Bu açıdan bakıldığında İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin beyanatı anahtar noktaları içerirken, Amerika’nın bölgeye yönelik şom planlarına karşı uyanık olma zaruretini hatırlatıyor.

 

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu savaşın boyutları ve kapsam alanına işaret ederek düşmanların nüfuz ve bilgi çalma, karar mekanizmalarının hesaplarını etkileme, halkın inançlarını değiştirme, mali ve iktisadi kaos yaratma ve güvenlik alanında karmaşa oluşturma gibi yöntemlere baş vurduklarını ve tüm bunların düşman gündeminde yer alan konular olduğunu kaydetti.

Ayetullah Hamanei son günlerde döviz piyasalarında yaşanan gelişmelere de işaret ederek, bu konunu üzerinde dikkatle odaklanıldığı zaman, içinde ecnebileri ve casusluk örgütlerinin ayak izi açıkça göze çarptığını vurguladı.

 

 

Aslında bölgede yaşanan son gelişmeler Amerika yönetimi müdahaleleri ile sürekli bölgede güvensizlik ve kriz yaratmaya çalıştığını ve gerginlik yaratan uygulamaları ile bölge üzerinde sulta kurmak ve jeo politik üstünlük sağlamak istediğini gösteriyor. Nitekim Amerika’nın terör örgütlerine ve eylemlerine açık gizli destek vermesi, hedef ülkelerde para ve iktisadi krizi yaratması ve seçimlerin zamanı gibi kritik dönemlerde sabotaj ve kargaşa yaratma girişimlerini arttırması ve darbeler planlaması da bu iddiayı doğrular niteliktedir.

 

 

Amerikalı ünlü düşünür Noam Chamsky Washington yönetiminin politikalarını eleştirirken şöyle diyor: Amerika dünyada bir çok savaş ve münakaşayı tetikleyen ve 1953 yılında İran’da yapılan yasal yönetime karşı darbe gibi darbeleri tasarlayan devlettir.

 

 

Geçen hafta İran’da “ordu günü” ve ayrıca “pasdar günü” gibi iki önemli gün kutlandı ve bu çerçevede bazı etkinlikler düzenlendi.

İslam inkılabı muhafızlar ordusu bir bildiri yayımlayarak 3 Şaban İmam Hüseyin’in –s– kutlu veladet günü olan ve İran’da “pasdar günü” olarak anılan günü kutlayarak, bu ordunun İslam inkılabı ve ülkenin tüm alanlarında öncü ve fedakarca rol ifa ettiğini belirtti. Bildiride, İslam inkılabı muhafızlar ordusu iç kazanımlardan başka İslam inkılabının ülküleri ve nizamın karşı karşıya bulunduğu tehlikeli ve tehdit dolu dönemli elzemleri çerçevesinde Ortadoğu bölgesinin önemli ve etkili aktörü olduğu belirtildi.

 

 

Gerçekte İslam inkılabı muhafızlar ordusu ve İran silahlı kuvvetlerinin diğer kurumları İslamî İran’ı savunmak ve bölgenin güvenliğini temin etmek ve tekfirci terörün hedefi olan milletleri korumakta etkili rolünü ifa etmiştir. Bu arada bölge ülkelerine dayatılan krizler ve savaşların acı konuçları ve Amerika, korsan İsrail ve Arabistan’ın Batı Asya bölgesinde şirretleri ve savaş çığırtkanlığı, bu tür tehditlere karşı koyabilmek için uygun caydırıcı güce sahip olmak gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

 

 

Bu doğrultuda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta silahlı kuvvetlerin bazı üst düzey komutanlarını kabulünde de iktidar, izzet, güvenlik, gerektiği zamanda yeterli güce sahip olmaktan silahlı kuvvetlerin temel bileşenleri şeklinde söz etti.

Ayetullah Hamanei bu bileşenlerin önemine vurgu yaparak içinde bulunduğumuz dönemin İran İslam Cumhuriyeti nizamının izzet dönemi olduğunu belirterek şöyle dedi: İslamî nizama karşı şimdiye kadar görülmemiş düzeyde saldırılar nizamın artan gücünü gösterir, zira düşmanlar bu artan güçten şiddetle tehlike hissettikleri için saldırılarını arttırmıştır.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti nizamı hali hazırda her türlü tehdidi bertaraf edebilecek caydırıcı güce sahiptir. Savunma ve güvenlik meseleleri uzmanları İran’ın füze gücü bu tür tehditlere karşı önemli düzeyde caydırıcılığa kavuştuğunu ve İran her türlü tehdide anında cevap vermeye hazır olduğunu belirtiyor.

 

 

Amerika yönetimi iklim anlaşması gibi bir çok uluslararası anlaşmayı ve konvansiyonu ihlal eden devlettir. Bu yüzden bu ülkenin sözünden cayma durumlarına karşı kesin tavır sergilenmediği takdirde Bercam nükleer anlaşması da aynı kadari paylaşması gerektiği anlaşılıyor.

 

 

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif New York’a varır varmaz Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilme tehdidine cevap verdi.New York’ta BM’nin kalıcı barış zirvesine katılmak ve ABD dış ilişkiler konseyinde bir konuşma yapmak üzere bulunan Zarif, gazetecilerin Amerika Bercam’dan çekildiği takdirde İran’ın tepkisi ne olacağı ile ilgili sorularına cevap verdi.Zarif, İran mutlaka çıkarlarına göre hareket edeceğini, İran’ın bu durumda bir çok seneçeği bulunduğunu, fakat bu işin sonucu Amerika için asla iyi olmayacağını vurguladı.

 

 

Bilindiği üzere ABD Başkanı Donald Trump İran ve 5+1 arasında imzalanan nükleer anlaşmanın eksik olduğunu ileri sürerek bu anlaşmanın bazı maddelerinin değiştirilmesini ve İran’ın askeri sitelerinin denetime açılmasını ve füze programının tamamen durdurulmasını ve ancak bu durumda Bercam nükleer anlaşmasında kalacaklarını ileri sürüyor. Trump bu isteklerini ABD kongresi ve AB yerine getirmediği takdirde anlaşma gereği yaptırımları askıya alma süresini uzatmayacağını ve Bercam’dan çekileceğini söylüyor.

 

 

Bu arada Amerika’nın Dışişleri Bakanı adayı Mike Pompeo da geçen 12 Nisan Perşembe günü ABD senatosu dış ilişkiler komisyonunda bu mevkiye oturup oturamayacağı ele alındığı oturumda şu itirafta bulundu: İran nükleer anlaşmadan önce de nükleer silah yapımına yönelmedi. Şimdi de bildiğim kadarıyla Bercam olmazsa İranlıların nükleer silah peşinden gideceğine dair hiç bir işaret bulunmuyor.

 

 

 

Geçen hafta Arabistan kralı Salman Dahran’da düzenlenen zirvede bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti’ni bölgede teröre destek vermek ve böllgeyi istikrarsızlaştırmakla suçladı.

Suud rejimi, Amerika ile birlikte Irak ve Suriye’de teröristleri destekleyerek bu iki millete karşı en büyük cinayetleri işlediği ve Yemen’de de Britanya ve Amerika’dan aldığı silahlarla BAE ile birlikte Yemen milletini katliam ettiği halde İran’ı bu tür suçlarla suçlamaya çalışıyor.

 

 

Geçen hafta İran devlet radyo televizyon kurumu dış yayınlardan sorumlu Başkan yardımcısı Dr. Peyman Cebelli Suriye’ye yaptığı ziyareti sırasında kurtarılan bölgelerde gazetecilere yaptığı açıklamada, Şam çevresi Vahabi teröristlerce işgal edildiğini, ancak Suriye milleti ve devleti ve direniş ekseni sergilediği direnişle bu bölgeleri Amerika ve müttefiklerinin desteklediği teröristlerden temizlemeyi başardığını, Amerika ve müttefiklerinin füze saldırıları da Suriye milleti ve devleti ve direnişi etkileyemediğini, başta Arabistan olmak üzere bölge ülkeleri Suriye ile savaşabilecek güçte olmadığını ve sadece bu savaşın bedelini ödeyebildiklerini belirtti.

 

 

Geçen hafta İran Irak savunma işbirliği komisyonunun birinci oturumu Irak’ın başkenti Bağdat’ta düzenlendi.

Komisyonu İran ve Irak savunma bakanlarının eşbaşkanlığında düzenlendi. Oturumda konuşan İran Savunma Bakanı General Emir Hatemi, İran tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadelede iyi niyet ve samimiyetle Irak milleti ve devletinin yanında yer aldığını belirtti.

General Hatemi öte yandan İran, Irak, Suriye ve daha sonra da Rusya’nın katılımı ile terörle mücadele bölgede bir simgeye dönüştüğünü vurguladı.

Irak Savunma Bakanı İrfan Hayali de İran eskisi gibi Irak’ın yeniden inşası sürecinde de Irak milleti ve devletinin yanında yer almasını dilediklerini belirtti.

 

 

Geçen hafta İran’ın güneydoğu sınırlarında bir kez daha eli kanlı teröristler cinayet işledi.

İslam inkılabı muhafızlar ordusu Kudüs Karargahı, geçen Salı günü Pakistan sınırında teröristlerin düzenlediği saldırıda iki askerin şehit düştüğünü, iki askerin de yaralandığını duyurdu.

Konu ile ilgili bir bildiri yayımlayan Kudüs Karargahı, teröristlerin bir gözlem kulesini ele geçirmek için saldırdıklarını, ancak cesur askerlerin direnişi ile karşılaştıklarını ve şom hedeflerine ulaşamadıklarını, çıkan çatışmada üç terörist helak olduğunu, bir kaçı da yaralanarak kaçmak zorunda kaldıklarını belirtti.

Bildiride, sınırdaki askerlere yardıma giden bir aracın yol üzerine yerleştirilen bir bombalı tuzağa düşmesi sonucu iki askerin şehit düştüğünü, iki askerin de yaralandığı belirtildi.

 

 

Aslında teröristlerin bu bölgede terör saldırıları düzenlemesi, bu zümrenin Pakistan topraklarında özgürcü hareket ettiklerini, eğitim aldıklarını ve donatıldıktan sonra da terör eylemleri düzenlediklerini gösteriyor.

İran sınır muhafaza birliği komutanı General Kasım Rızai, güvenlik güçleri Kudüs karargahının yanında bu olayın takipçisi olduğunu ve şehitlerin kanı yerde kalmayacağını belirtti.