İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin 35. Uluslararası Kur'an'ı Kerim yarışmacılarını kabul etmesi,
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin silahlı kuvvetlerin komutanlarını kabul etmesi,
Savunma bakanının savunma iktidarı ile ilgili açıklaması,
Tahran’da Hint okyanusu deniz kuvvetleri komutanlarının zirvesi,
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Tebriz’de Bercam nükleer anlaşması ile ilgili açıklamaları,
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in New York ziyareti,
İMGYK Sekreteri Ali Şamhani’nin Rusya ziyareti,
Geçen hafta İran’ın belli başlı gelişmeleriydi.
İran İslam Cumhuriyeti nizamı kırk yıldır küresel istikbarın zorbalıkları karşısında dimdik ayakta durmuş ve bu nizamı yok etmek isteyenlere rağmen ilerlemeye ve gücüne güç katmaya devam etmiştir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta Perşembe günü 35. Uluslararası Kur'an'ı Kerim yarışmalarına katılan yarışmacıları kabulünde bu gerçeğe vurgu yaparak İslam ümmetinin tek kurtuluş ve saadet yolu Kur'an'ı Kerim’e sarılmak olduğunu belirtti.
Ayetullah Hamanei kabulde yaptığı konuşmada, maalesef bazı İslam ülkeleri Kur'an'ı Kerim’e uymadıkları için geri kalmışlığa ve kafirlerin sultasının altına girmek gibi durumlarla karşılaştıklarını belirtti.
Ayetullah Hamanei ayrıca İslam ülkeleri Kur'an'ı Kerim’e sarılmadıkları için de zillet hastalığına yakalandıklarını vurguladı.
ABD Başkanı büyük bir utanmazlıkla “Biz olmazsak Arap ülkeleri bir hafta dayanamaz” dediğini hatırlatan Ayetullah Hamanei, bu sözler de aynı hastalığın sonucu olduğunu, İran kırk yıldır zorbalara karşı direndiğini ve bu yüzden ilerleme kaydettiğini ifade etti.
Ayetullah Hamanei şöyle devam etti: Kur'an'ı Kerim bize müminlerin aralarında vahdet ve velayet bağları bulunması gerektiğini ve kafirlerin cephesi ile hiç bir bağı ve irtibatı bulunmaması gerektiğini buyuruyor. Ama maalesef bugün bazı İslam ülkeleri siyonist rejim İsrail ile irtibat kuruyor ve Kur'an'ı Kerim’in emrine uymayan bu amelin sonucu bölgede şimdiki savaşlar ve cinayetler oluyor.
Kuşkusuz İslam ümmetinin saadeti ve onuru vahdet ve gönül birlikteliğidir. Bu yüzden İslam düşmanlarının en önemli hedefi tefrika İslam dünyasında tefrika ve ihtilaf yaratmak ve İslam ülkelerine musallat olmaktır. Bu durumda en zaruri iş, tefrika ve ihtilafları bir kenara bırakmaktır.
İslam dünyasında vahdetin en temel unsurları, Kur'an'ı Kerim’in vurgu yaptığı dini ortaklıklara ve iç vahdete sarılmaktır. Allah teala müslümanları vahdete davet etmiş ve tefrikaya düşmekten men etmiştir. Bu öz ve has düşünce İslam dini açısından müslümanların vahdeti izzet ve saadete kavuşmanın sırrı olduğunu ortaya koyuyor. Oysa müslümanların arasında her türlü tefrika ve kin beslemek, İslam düşmanlarına fırsat sağlayacağı kesindir. Bu yüzden İslam ümmetinin Kur'an'ı Kerim’in vahdet yaratan öğretilerine geri dönmesi, tüm İslam ülkeleri için geçerli olan en önemli ve inkar edilemez gerçektir.
Geçen hafta Pazar günü İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei kara kuvvetlerinin üst düzey komutanlarını kabul etti. Ayetullah Hamanei kabulde silahlı kuvvetlerin tehditlere karşı hazırlıklı olma zaruretine vurgu yaparak silahlı kuvvetlerin ilerlemeleri devam etmesi ve yarının ordusu bugünün ordusunda daha güçlü daha etkili ve daha inkılapçı olmaı gerektiğini belirtti. Ayetullah Hamanei ayrıca ordunun eski personelinin takdire şayan deneyimlerine işaretle yeni ve genç askerlerin ve komutanların orduyu daha da ileriye taşımalarına vurgu yaptı.
İran İslam Cumhuriyeti kutsal savunma yıllarında elde ettiği deneyimlerin ardından savunma iktidarını geliştirmeyi gündemine aldı ve savunma elzemlerini gözeterek bu yönde plan yapmaya başladı.
Bu konuda savunma Bakanı General Emir Hatemi yaptığı açıklamada şöyle diyor: İran’a yönelik düşmanlıkların derinliğine bakıldığında, İran’dan yüksek stratejik bir bakış şekillendiği ve İran İslam Cumhuriyeti nizamı yüksek savunma kabiliyetlerine kavuştuğu söylenebilir.
Askeri endekslere göre, İran silahlı kuvvetleri tehditlere karşı gerekli caydırıcı güce sahiptir. Kuşkusuz bu hazırlık durumu, İranlı gençlerin inkılapcı ruhu ile savunma alanlarında sergiledikleri başarıların ürünüdür.
İran İslam Cumhuriyeti nizamının bereketli yıllarında klasik ordu ile İslam inkılabı muhafızlar ordusu arasında güçlü ve kopmaz bağlar oluşmuştur ve bu güçlü birlikteliğin sonucu İran’ın savunma gücünün en üst seviyeye yükselmesi ve her türlü tehdide karşı hazırlıklı hale gelmek olmuştur.
İran İslam Cumhuriyeti nizamının savunma alanında en büyük başarılarından biri füze savunma gücünü geliştirmekten ibarettir. Bu durum caydırıcı gücün çerçevesinde stratejik öneme sahiptir.
İran İslam Cumhuriyeti hiç bir zaman yayılmacı bir politikası olmamıştır, fakat düşmanlara da her zaman bölgenin istikrarını ve güvenlik durumunu bozmaya çalışan güçelere karşı en üst düzeyde tepki vereceği yönünde mesaj vermiştir.
Geçen hafta Tahran büyük bir askeri etkinliğe ev sahipliği yaptı.
Geçen hafta 6. Hint Okyanusu Kıyı Ülkeleri Deniz Kuvvetleri Komutanları Zirvesi (IONS) bu sabah Tahran’da çalışmalarına başladı.
Zirveye 35 ülkeden 35 yabancı heyetin yanı sıra İran Genel Kurmay Başkanı General Bakıri, Ordu Başkomutanı General Musevi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Hanzadi ve diğer bazı üst düzey askeri komutanlar katılıyor. Zirvede her iki yıl düzenlenen bu zirvenin iki yıllık dönem başkanlığı İran’a verildi.
Bu zirve İran’ın askeri tarihinin en büyük zirvesi sayılıyor.
İran Genel Kurmay Başkanı General Muhammed Bakıri, Tahran’da başlayan Hint Okyanusu Kıyı Ülkeleri Deniz Kuvvetleri Komutanları Zirvesinde yaptığı konuşmada, dünyanın eski iki kutuplu düzeni çöktüğünü ve Doğu ve Batı’da yeni güçler ortaya çıktığını belirtti.
Bazı güçlerin bu gerçeği kabul etmek istemediğini belirten General Bakıri, Amerika ve diğer bazı güçler bölgeye asker göndererek dünyada düzensizlik edebiyatını yaydıklarını, İran İslam Cumhuriyeti hiç bir zaman Amerika ve müttefiklerine boyun eğmeyeceğini ve kendi gücüne dayanarak komşularına kardeşlik eli uzattığını vurguladı.
General Bakıri ayrıca Amerika IŞİD’e destek vermekle Ortadoğu bölgesini büyük krize sürüklediğini ve bir çok insanın ölümüne veya avare olmasına yol açtığını, ABD ve müttefiklerinin 14 nisan tarihinde Suriye’ye tecavüzü de illegal davranışlarının en bariz örneği olduğunu kaydetti.
Son günlerde Bercam nükleer anlaşmasının kaderi bölgede ve dünyada siyaset ve medya çevrelerinin en çok tartıştığı konulardan biri olmuştur.
Cumhurbaşkanı Ruhani Tebriz’den ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında yine Bercam nükleer anlaşmasına değindi.
Ruhani basın toplantısında Bercam nükleer anlaşmasına ne tek bir kelime ekleneceğini, ne de kaldırılacağını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Amerika’da sözlerine gönderme yapan Ruhani, Avrupa Trump’ın gönlünü kazanmak istiyorsa, İran’ın cebinden değil, kendi cebinden harcaması gerektiğini vurguladı.
Ruhani Bercam nükleer anlaşması bozulduğu takdirde İran hızla barışçıl nükleer faaliyetlerini sürdüreceğini kaydetti.
Ruhani ayrıca Trump’ın Araplara “para verin, hayatta kalın” demesini İslam dünyasının insanlarını aşağılamak şeklinde niteledi.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de geçen hafta barış zirvesine katılmak üzere gittiği New York kentinde Amerika’nın El Monitor haber sitesine verdiği demeçte Almanya ve Fransa’nın Amerika Başkanı Trump’ı Bercam nükleer anlaşmasında kalması için ikna çabalarında İran’a baskıları arttırmaktan söz etmelerine değinerek, bu tutum tamamen yanlış bir tutum olduğunu belirtti. Zarif, eğer bu ülkeler kendi çıkarlarını ve Avrupa’nın çıkarlarını düşünüyorsa Trump’ı hem Bercam nükleer anlaşmasında kalma ve hem Amerika’nın yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirme konusunda ikna etmeleri gerektiğini vurguladı.
Amerika Başkanı Trump İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan nükleer anlaşmada istediği değişiklikler yapılmadığı takdirde 12 Mayıs’ta İran’a dayatılan ve anlaşma çerçevesinde askıya alınan yaptırımların askıya alma sürecini uzatmayacağı tehdidinde bulunmuştu.
Brookings etüt merkezi ise şöyle diyor: Washington İran ile nükleer anlaşmayı yok etmenin bedeli sadece İran’a dayatılamayacağını unutmaması gerekir. Bu anlaşma çöktüğü takdirde İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda olumlu ufku yok eder, ayrıca Atlantik’in iki kıyısı arasında çatlakları daha da derinleştirir.
Geçen hafta 9. Güvenlik konferansına katılmak üzere Rusya’nın Sochi kentine giden İran milli güvenlik yüksek konseyi İMGYK Sekreteri Ali Şamhani, Rus mevkidaşı Nikolay Patroşev ve Pakistan Başbakanı Milli Güvenlik Danışmanı General Nasırhan Cancue ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmede Şamhani ve Cancue bölgede siyasi ve güvenlik şartlarını ve iki ülke arasındaki ilişkileri ele aldı. Şamhani görüşmede iki ülkenin ortak sınırlarında ecnebi istihbarat çetelerce beslenen terörist çetelerin faaliyetlerinin tamamen durdurulması gerektiğini belirtti.
Cancue de grüşmede bölgede terör tehditlerine değinerek bu afetle mücadele için radikalizmin köklerine inmek ve şekillenme zeminini yok etmek gerektiğini vurguladı.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif bir twitinde İran’ın bölgede barış ve istikrar konusunda mesajı gayet net ve açık olduğunu ve ya hep birlikte kazanacaklarını ya da hep birlikte kaybedeceklerini belirtti.
Bölgede güvenliğin bölgesel işbirliğine bağlı olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Zarif, bölgede sorunları çözmek için bölgesel bir diyalog forumu kurulmasını önerdi. Zarif bu öneri bölgenin içinde bulunduğu içler acısı durumdan tek kurtuluş yolu olduğunu vurguladı.
Bu arada Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Cumartesi günü Rusya ve Türkiye Dışişleri Bakanları ile bir araya gelmek üzere Moskova’ya gideceğini açıkladı.
Sözcü Kasımi, İran, Rusya ve Türkiye Dışişleri Bakanları Moskova’da gerçekleştirecekleri üçlü zirvede Suriye meselesini ele alacaklarını kaydetti.