İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
İran’da işçi günü kutlamaları,
Fars körfezi milli günü kutlamaları,
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin işçi günü dolaysıyla işçileri kabul etmesi,
Bercam nükleer anlaşması ve ABD Başkanı Trump’ın bu anlaşmaya yönelik yıkıcı tutumu,
Korsan İsrail Başbakanı Netanyahu’nun İran’a yönelik yeni iddiaları,
İran’ın Yemen krizi ile ilgili tutumunu AB ile paylaşması,
31. Uluslararası Tahran kitap fuarının açılış yapması,
Geçen hafta İran’ın bazı önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei işçi günü dolaysıyla binlerce işçi ve işvereni kabulünde Ortadoğu bölgesinde savaş, çatışma ve huzursuzluğun başlıca nedeni Amerika’nın bölgedeki varlığından ibaret olduğunu ve bu yüzden Amerikalıların Ortadoğu bölgesinden ayağı kesilmesi ve bu bölgeden gitmeleri gerektiğini belirtti.
Ayetullah Hamanei Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı bir başka komplosuna da değindi ve bölgede Suud rejimi gibi bazı fasık ve despot rejimleri İran ile karşı karşıya getirmeye çalıştığını belirtti.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasını şöyle sürdürdü:
Ancak bölge ülkeleri düşmana aldanmamalıdır, zira İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile karşı karşıya geldiklerinde kesinlikle bozguna uğrayacaklardır. Amerikalılar İran İslam Cumhuriyeti nizamı ve güçlü İran milleti ile mücadelenin bedelini kendileri üstlenmek istemiyor ve bölgede bu tür rejimlerin üzerine yıkmaya çalışıyor.
Gerçekte Amerika devleti bölgede şom ve sultacı hedeflerine ulaşmak için İran İslam Cumhuriyeti adında büyük bir engelle karşı karşıya bulunuyor. zira İran İslam Cumhuriyeti nizamını bölgede muktedir varlığı ile ABD’nin bölgeye nüfuz etme ve bölge üzerinde sulta kurma yolunu engelliyor ve Amerika, İsrail ve Arabistan’dan oluşan şer üçgenine bölgeyi parçalamak ve sınırları yeniden çizmelerine müsaade etmiyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konuda da şöyle buyurdu:
İşte bu yüzden Amerika’nın Ortadoğu bölgesinden ayağı kesilmelidir. Amerikalılar Ortadoğu bölgesinden gitmelidir. Bu bölgede ayağı kesilmesi gereken İran İslam Cumhuriyeti değil asıl Amerika’dır. Biz İran İslam Cumhuriyeti’yiz. Biz buranın sakinleriyiz. Fars körfezi bizim evimizdir, Ortadoğu bizim evimizdir. Oysa sizler buranın ecnebilerisiniz. Sizler bu bölgeye yönelik habis hedefler ve fitne çıkarma peşinde olanlarsınız.
İran İslam Cumhuriyeti takviminde 30 Nisan günü, Portekizlilerin İran’ın Güney karasularından atıldıkları gündür. Bu gün bu yüzden Fars körfezi milli günü olarak adlandırılmıştır. Fars körfezi adı binlerce yıldır bu bölgenin adıdır ve asla değiştirilemeyecektir. Fars körfezi adı İran topraklarının tarihi kadar eski ve derin maziye sahiptir ve Fars kelimesi aslında bu bölgenin hakiki tarihini yansıtan ve başka her türlü çakma ve uydurma adını yok eden bir addır.
Aslında Fars körfezi milli günü adlandırması bu bölgenin büyük ve asil tarihinin hatırlatılması için yapılan bir adlandırmadır. Bugün dünyada Yunanlılardan Arap tarihçilerine kadar bir çok geçmiş bilginin bu bölgeyi Fars körfezi adı ile andığı bilinen bir gerçektir. Ancak ne var ki son yıllarda mazileri onlarca yılı zar zor bulan bazı Fars körfezi Arap emirlikleri haddini aşarak Fars körfezini çakma adlarla anmaya çalışmaktadır.
Gerçekte Fars körfezine musallat olmak sultacı güçlerin tarih boyunca en önemli hedeflerinden biri olmuştur ve bu süreçte bölgede Arap emirliklerinin adı bile yokken bu bölgeyi ecnebilere karşı savunan cesur ve yiğit İran milleti olmuştur.
Geçen hafta Bercam nükleer anlaşması ve ABD Başkanı Donald Trump’ın bu uluslararası anlaşmayı yok etme çabası medyanın gündeminden düşmezken, çakma rejim İsrail Başbakanı Netanyahu yeni bir komik şov düzenleyerek Trump’ı bu yönde kışkırtmaya çalıştı. Siyonist Başbakan Netanyahu komik şovunda İran İslam Cumhuriyeti nizamının nükleer silah üretmek için gizli programı bulunduğunu iddia etti.
Aslında Netanyahu bundan altı yıl önce de BM genel kurul zirvesinde yine benzer bir komik şovu düzenleyerek İran gelecek yaz aylarında uranyumu %90 düzeyinde zenginleştireceğini ve kendi tabiri ile kırmızı çizgiye ulaşacağını iddia etmişti. Yine aynı Netanyahu 1996 yılında İran çoktan nükleer silah yaptığını ileri sürmüştü. Oysa CIA eski Başkanı ve ABD’nin şimdiki Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun kongrede Dışişleri Bakanı olabilmesi için düzenlenen oturumda açıklamaları bu iddiaların tamamen yalan olduğunu ortaya koydu. Pompeo şöyle dedi: nükleer anlaşmadan önce de İran’ın nükleer silaha doğru ilerlediği yönünde hiç bir kanıt yoktu ki Bercam anlaşması imzalanmadan bu yeteneğe kavuşmuş olsun.
Öte yandan AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de Netanyahu’nun şovuna gösterdiği tepkide, UAEK on raporunda İran İslam Cumhuriyeti’nin Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını açıkladığını, Netanyahu İran’ın Bercam anlaşmasını ihlal ettiğini ispat edebilecek hiç bir belge veya kanıt sunmadığını belirtti.
Bundan önce de Amerika’nın 16 istihbarat örgütü gizli raporunda İran nükleer silah peşinde olmadığını itiraf etmişti.
İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşması Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girdi, ancak Amerika anlaşmanın bir tarafı olarak sürekli yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındı. Amerika Başkanı Trump da anlaşmanın muhtevası değişmediği takdirde Amerika anlaşmadan çekileceği tehdidi savurmaya başladı.
Aslında bugün bütün dünya İran İslam Cumhuriyeti nizamının dünya ile yapıcı teamülüne şahit olurken, Amerikalı yetkililer bu zümrenin sözüne güvenilemeyeceğini ortaya koyuyor. Kuşkusuz bu tür davranışlar uluslararası düzenin sağlığını tehdit ediyor.
Bu bağlamda İran’ın UAEK’ndaki daimi temsilcisi Muhammed Rıza Necefi geçen hafta NPT anlaşmasını gözden geçirme konferansının ikinci hazırlık oturumunda yaptığı konuşmada üye ülkelerin önceki gözden geçirme konferanslarında alınan kararların uygulanması ve siyonist rejimi NPT anlaşmasını imzalamaya zorlaması ve bu rejimin nükleer tesislerinin ajansın denetimine açılması için çaba harcamalarını istedi. Necefi, İsrail’in NPT üyesi olmadığı halde nükleer tesislerinin bulunması uluslararası barış ve güvenliği tehdit etiğini ve bu rejimle her türlü nükleer işbirliği de NPT’nin açık ihlali olduğunu vurguladı.
Geçen hafta Savunma Bakanı General Emir Hatemi, korsan İsrail Başbakanı Netanyahu’nun mesnetsiz iddialarına tepki gösterdi.
Netanyahu’nun şovunu Filistin milletine yönelik işledikleri cinayetleri örtbas etme gayreti niteleyen General Hatemi, bu rejimin akılcılıktan çok uzaklaşmaya başladığı anlaşıldığını, İran sağduyulu tutumundan vazgeçtiği takdirde İsrail pişman olacağı tepkilerle karşılaşacağını belirtti.
General Hatemi, işgalci rejimi ve hamilerini bu tür tehlikeli davranışlardan el çekmeleri konusunda uyarmak istediğini vurguladı.
Kuşkusuz Netanyahu’nun şovu ve benzer durumların tümü bölgede direniş cephesine darbe vurmak ve İranofobia projesini ilerletmektir. Bu doğrultuda geçen hafta Fas yönetimi de mesnetsiz bir bahane ile İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı.
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita İran ve Hizbullah hareketi Polisario cephesini mali ve silah açısından desteklediklerini ve cephenin militanlarına askeri eğitim verdiklerini iddia etti.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, Fas yönetiminin İran’ın Polisario Cephesi ile işbirliği iddiasını şiddetle tekzip etti.
Sözcü Kasımi, Fas yönetiminin buiddiası yanlış ve gerçek dışı bir iddia olduğunu belirtti.
Kasımi, İranlı yetkililer Fas yetkilileri ile görüşmelerinde bu iddiayı reddettiklerini ve İran’ın dış politikası başka ülkelere saygı ve içişlerine karışmama ilkesine dayandığını anlattıklarını vurguladı.
Gerçekte Lübnan Hizbullah hareketine baskıları arttırmak ve İran İslam Cumhuriyeti’ni başka ülkelerin içişlerine karışmakla suçlamak ABD, İsrail ve Suud şer üçgenin ortak planıdır. Ancak bu içi çıkmış senaryonun hiç bir sonuca ulaşamayacağı kesindir. İran İslam Cumhuriyeti bölgede bu zümrenin çıkardığı krizleri çözmeye çalışıyor. Bu bağlamda geçen hafta Dışişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyin Cabiri Ensari Roma’da İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere temsilcileri ile Yemen krizini görüştü.
Cabiri Ensari Perşembe günü Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Yardımcısı Helga Schimt’in yanı sıra söz konusu dört ülkenin Dışişleri Bakanlıkları temsilcileri ile bir araya geldi.
Görüşmede Yemen krizinin başta insani facia boyutu olmak üzere krizin çözümünde güven yaratıcı atılacak adımlar ele alındı.
Bültenimizi İran’da geçen hafta yaşanan kültürel bir gelişme ile noktalamak istiyoruz.
Geçen hafta 31. Uluslararası Tahran Kitap Fuarı bu sabah düzenlenen törenle açılış yaptı. Bu yılki fuara 2500 yerli ve 132 yabancı yayıncı 515 bin başlıkta yeni eserlerini sunuyor. Tahran musallasına fuar alanında açılan 31. Uluslararası Tahran Kitap Fuarı on gün açık kalacak.
Fuarın yabancı yayıncılar bölümünde 86 Arap yayıncı 37 bin başlık ve 46 Latin Amerikalı yayıncı da 120 bin başlık kitapla katılıyor.