Ortadoğu gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
Filistin’de siyonistlerin protestoculara karşı yasak silah kullanması,
Lübnan’da parlamento seçimlerinin arifesinde siyasi karmaşıklık,
Irak’ta parlamento seçimlerinin siyasi atmosferi etkilemesi,
Sudan’ın Yemen savaşından yavaş yavaş çekilmeye başlaması,
Geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan bazı önemli gelişmelerdi.
Bültenimizi Ortadoğu’nun kanayan yarası Filistin gelişmeleri ile açıyoruz.
Geçen hafta siyonist rejim İsrail’in Filistin milletinin geri dönüş yürüyüşü çerçevesinde düzenlediği barışçıl protesto eylemine yönelik şiddet uygulamasını arttırması kamuoyunda ciddi kaygılara yol açtı.
Bazı kaynaklar eli kanlı rejimin Filistinli protestoculara karşı yasak silah kullandığını ifşa etti.
Geçen hafta uluslararası af örgütü Perşembe günü geri dönüş yürüyüşüne katılan Filistinlilerden onlarcasının şehit düşmesi ve binlercesinin yaralanmasına gösterdiği tepkide silah satan ülkelerden eli kanlı rejime silah satışı yasağı uygulamalarını istedi.
Konu ile ilgili bir bildiri yayımlayan uluslararası af örgütü Ortadoğu ve Kuzey Afrika masası Başkan yardımcısı Macide Elina Mağribi, son haftalarda uluslararası camia İsrail askerleri ve keskin nişancılarının Filistin milletinin barışçıl yürüyüşüne barbarca saldırılarına şahit olduğunu belirtti.
Bilindiği üzere geri dönüş yürüyüşü geçen 30 Mart tarihinde ve toprak günü dolaysıyla Gazze şeridinde başladı ve halen de devam ediyor. 30 Mart’tan bugüne kadar 50 Filistinli İsrailli askerlerin açtığı ateş sonucu şehit düştü, 7 bin Filistinli de yaralandı. uluslararası af örgütü Ortadoğu ve Kuzey Afrika masası Başkan yardımcısı Mağribi açıklamasında artık bu cinayetleri kınayan formalite kınama bildirilerini yayınlama zamanı olmadığını, uluslararası camia İsrail’e silah satışı yasağı konusunda pratik ve ciddi adımlar atması gerektiğini vurguladı.
El Cezire kanalı da “Gazze, korsan İsrail ve Batı’nın silah laboratuvarı, vücutta patlayan kelebekli mermiden sinir sistemini etkileyen zehirli gazlara kadar” başlıklı raporunda eli kanlı şerefsiz rejimin mazlum Filistin halkının tamamen barışçıl protesto eylemlerine Batı’nın hibe ettiği konvansiyonel olmayan yasak silahlar ve mühimmatlarla müdahale ettiğini yazdı. El Cezire’nin raporuna göre siyonistlerin attığı gazlar yeşil ve sarı renkte ve etkileyen kişilerde sinir krizi yaratarak vücutlarını şiddetli bir şekilde sarsmaya başlamaktadır. Bu gazlardan etkilenen bazı Filistinlilerin ise boğulma geçirdiği veya korkunç başağrısı ve hızlı kalp atışı gibi durumlarla karşılaştığı belirtildi.
Siyaset meseleleri uzmanları ve gözlemciler siyonist rejimin Filistin halkının protesto eylemlerini bu tür silahlarla bastırması sadece onlara karşı mücadele etmek amacıyla olmadığını ve aynı zamanda yeni ölümcül yasak silahları denemek istediklerini belirtiyor.
Şimdi Lübnan’a geçiyoruz. Geçen hafta Lübnan’da parlamento seçimleri arifesinde siyasi gruplar ve partilerin arasında en sıkı rekabetler yaşandı. Her siyasi grup ve parti yasama kurumunda en çok sandalyeyi elde etmek için çaba harcıyor.
Lübnan parlamento seçimleri 6 Mayıs Pazar günü düzenleniyor. Bu seçimlerde 15 seçim bölgesinde 77 liste meclisteki 128 sandalye için yarışıyor.
Lübnan’da parlamento önemli kurumlardan biri sayılıyor, çünkü bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ve meclis Başkanı gibi önemli liderleri seçiyor. Bu durum Lübnan’da parlamento seçimlerinin hassasiyetini daha da artıyor.
Aslında Lübnan’da parlamento seçimleri beş yıl gecikme ile düzenleniyor ve şimdi Pazar günü düzenlenen seçimler hangi adayların hangi mevkileri ele geçirebileceğini göstermesi bekleniyor.
Lübnan’da seçim kampanyaları uzun süren bir süreçtir. Buna göre Lübnan’da seçim kampanyaları iki ay çeşitli kentlerde başladı ve Hizbullah ve Emel gibi siyasi grup ve partiler tutumlarını açık ve şeffaf bir şekilde beyan ederek bu seçimlerde ittifaka gittiklerini belirtti. Bu arada Lübnan’da siyaset çevrelerini ve halkı kaygılandıran konu, bazı seçim bölgelerinde oyların satın alınma ihtimali olduğu ve bu da seçimlerin sağlıklı geçmesini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor. Bu konuda Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Nasrullah ifşaatta bulunarak uyarılarda bulundu. Lübnan seçimlerinde dış müdahalelerin hakkında uyarıda bulunan Nasrullah, ABD ve Arabistan büyükelçilikleri seçim listeleri hazırlayarak onlara mali destek vermeye başladıklarını, bu konu açık ve bariz olduğunu, direniş eksenini savunmak için uyanık bir şekilde seçimlere girmeleri gerektiğini vurguladı.
Bültenimize Irak seçimleri ile devam ediyoruz.
Irak’ta seçim tarihi yaklaştıkça bu ülkenin siyasi atmosferi seçim kampanyaları çerçevesinde yürütülen rekabetlerden etkilendiği gözleniyor. Bu çerçevede bazı Iraklı siyasi partiler kurdukları ittifaklarla parlamento seçimlerine hazırlanıyor. Irak’ta genel seçimler 12 Mayıs tarihinde düzenleniyor. Bu seçimler Irak’ta gelecek dört yılda iktidarın siyasi grup ve partilerin arasında nasıl paylaşılacağını belirleyeceği anlaşılıyor.
Irak’ta tekfirci IŞİD terör örgütünün hezimete uğratılması ve Batılı zorba güçlerin ve bölgedeki bazı Arap emirliklerinin Irak’a yönelik müdahaleleri ve Irak milletinin iradesini etkilemeye çalışması parlamento seçimlerinin hassasiyetini arttırdığı gözleniyor.
Hali hazırda Irak milleti işsizlik, kamu hizmetleri ve güvenlik başta olmak üzere üç önceliği bulunuyor. Bu sorunlar Irak’ta bir çok sosyal ve iktisadi krizi tetiklediği anlaşılıyor.
Gerçekte Irak ekonomisi iyi şartlarda bulunmuyor. Bu ülkenin dış borçları şiddetle artış gösteriyor ve ülkenin cari bütçesinin önemli bir bölümü devlet memurlarının maaşını ödemeye ayrılıyor. Bu yüzden Irak halkı bu sorunların üstesinden gelebilecek şahsiyetleri arıyor.
Irak seçimlerinde 143 siyasi parti 27 ittifak halinde seçimlere giriyor. Aslında Irak parlamento seçimleri bu ülkenin en önemli siyasi gelişmesidir ve ülkede iktidarın nasıl paylaşılacağını belirlemektedir. Nitekim hangi siyasi akım parlamentoda daha fazla milletvekili sahibi olursa başka partilerle ortaklaşa hükümeti kurarak Irak’ta dört yıl iktidarı elinde tutabilir.
Iraklı büyük alim Ayetullah Ali Sistani de bu ülkenin tüm siyasi önemli gelişmelerinde olduğu gibi parlamento seçimlerine de özel ilgi ile yaklaşıyor ve bu yönde bazı tavsiyelerde bulunuyor. Ayetullah Sistani’nin seçimlerin hakkında en önemli stratejisi etnik çıkarların yerine milli çıkarlara öncelik verilmesidir. Bu strateji Ayetullah Sistani’nin sabit ve değişmez stratejisidir.
Irak’ta 2014 yılında IŞİD teröristleri Sünnilerin yoğunlukta yaşadığı bölgeleri işgal ettikten sonra Ayetullah Sistani ülke genelinde IŞİD ile mücadele etmek ve işgal edilen toprakları geri almak için milli seferberlik ilan etti. Ayetullah Sistani Kuzey Irak bölgesinde ayrılma referandumu sırasında da benzer bir tavır sergileyerek Irak’ın toprak bütünlüğüne vurgu yaptı. Şimdi de Ayetullah Sistani bir kez daha seçimlerin arifesinde milli birlik ve beraberliğe vurgu yapıyor.
Ayetullah Sistani’nin temsilcisi Abdulmehdi Kerbelai yaptığı açıklamada, Ayetullah Sistani’nin seçimlerde hiç bir siyasi partiyi veya adayı desteklemediğini ve tüm adaylara eşit mesafede durduğunu belirtti. Bu tutum Irak’ta şii sünni vahdetine vurgu yönündedir. Gerçi Irak seçimlerinde halkçı ve İslamî hareketlerin seçim arenasından uzaklaşmaları ve İslam karşıtı şahsiyetlerin ve teknokratların ön plana çıkarılması için büyük çaba harcanıyor, fakat gözlemciler bu seçimlerin de önceki seçimler gibi sona ereceğini ve geriye daha imarlı bir Irak için Irak milletinin iradesinin sonucu kalacağını belirtiyor.
Bilindiği üzere Iraklı gençler Ayetullah Sistani’nin tarihi fetvasından sonra IŞİD ve hamilerini dize getirerek büyük bir zafere imza attı ve bu yüzden şimdi de kendi iradelerine dayanarak Abad bir Irak inşa edebilecekleri anlaşılıyor. Irak seçimleri kuşkusuz İran üzerinde de etkisi olacaktır. İmarlı, bağımsız ve istikrarlı bir Irak İran için de önemlidir ve iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Bültenimizi Yemen krizinde yaşanan son gelişmelerle noktalıyoruz.
Sudan devleti Suud rejimine bu rejimin Yemen’deki cinayetlerine katılmak istemediğini bildirdi. Sudan devleti Suud rejimine Yemen krizinde sadece istişare ve lojistik destekle rol ifa edebileceğini bildirdi.
Gerçekte sudan devlet halkının sudanlı askerlerin Yemen savaşına katılmasına karşı çıkmasının ardından Arabistan’ın Yemen’e karşı kurduğu ittifakta yerini yeniden gözden geçirmek zorunda kaldığı anlaşılıyor.
Aslında Sudan devleti bu kararı Yemen savaşında çok sayıda askerini kaybettikten sonra almak zorunda kaldı.nitekim Sudan’ın Yemen’deki askerlerinin komutanı Muhammed Hamideti geçen eylül ayında Yemen savaşında aralarında 14 subayın da bulunduğu 412 askerini kaybettiklerini açıkladı. Gerçi Sudanlı komutan yaralıların sayısını açıklamadı, ama doğal olarak bu sayının bir kaç katı olması gerekiyor.
Sudanlı askerler Yemen savaşında kara harekatına en çok sayıda katılan ittifak askerleridir. Gözlemciler bu ittifakın Sudan için hiç bir getirisi olmadığını, bilakis biraz önce anlatıldığı üzere bazı kayıplara katlanmak zorunda kaldığını üstelik Yemen milletine yönelik Suud rejiminin cinayetlerine ortaklığı da Arap dünyasında bu ülkenin imajını zedelediğini belirtiyor.