Mayıs 25, 2018 18:19 Europe/Istanbul

Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

Lübnan’da parlamento seçimleri ve Hizbullah’ın büyük zaferi,

Irak’ta genel seçimlerin düzenlenmesi,

Filistin milletinin eli kanlı rejim İsrail karşıtı protesto eylemlerinin devam etmesi,

Geçen hafta Ortadoğu bölgesinin belli başlı önemli gelişmeleriydi.

 

Geçen hafta 6 Mayıs Pazar günü Lübnan halkı seçim sandıklarının başına giderek yeni dönem parlamentoda milletvekillerini seçti. Lübnan içişleri Bakanı  bu seçimlere katılım oranını %49.2 olarak açıkladı. Bundan 9 yıl önce düzenlenen son parlamento seçimlerinde katılım oranı ise %54 olarak açıklanmıştı.

Lübnan’da bu seçimler nisbiyet temelinde hazırlanan yeni seçim yasası çerçevesinde düzenlendi. Bu seçimleri Hizbullah’ın başını çektiği ittifak cephesi zaferle geride bıraktı. Nisbiyet kanuna göre her siyasi grup veya parti her seçim bölgesinde kazandığı oy oranına uygun olarak parlamentoda milletvekili olacak.

 

Lübnan içişleri Bakanı Maşnuk’un açıklamasına göre Lübnan parlamentosunun 128 sandalyesinden 67’sini Hizbullah ittifak cephesi kazandı. Bakan Maşnuk’un açıklamasına göre güçlü Lübnan kanadı adı ile ün yapan Cumhurbaşkanı Mişel Aun’a yakın özgür milli hareket listesi bu seçimlerde 29 sandalye ile en üs sırada yer aldı.

 

Muhammed İlhami euronews kanalının internet sitesinde ise şu değerlendirmede bulundu: Suriyeli güçler 2005 yılında Saad Hariri’nin babası Refih Hariri suikastinden sonra Lübnan topraklarından çekilmesinden sonra ilk kez Suriye Lübnan üzerinde musallat olduğu dönemde resmi mevkilerde yer alan en az beş siyasi şahsiyet yeniden Lübnan parlamentosuna geri döndü.

 

Lübnan parlamento seçimlerinde Saad Hariri hareketi ise en az sandalyelerinin üçte birini kaybetti. Gerçi Saad Hariri’ye yakınlığı ile bilinen hristiyan hareketlerden Lübnanlı güçler hareketi ve lideri Samir Caca  yeni dönemde sandalye sayısını 8’den 15’e yükseltmeyi başardı, fakat Hariri liderliğindeki El Mustakbil hareketi en az 11 sandalyesini kaybetti ve böylece sandalye sayısı 33’ten 21’e gerilemiş oldu.

 

Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah Lübnan parlamento seçimlerinin ilk sonuçlarına gösterdiği tepkide şöyle dedi: istediğimiz şey gerçekleşti. Şimdi parlamentonun yeni yapısı, ordu – millet – direniş denklemi gibi stratejik bir seçeğene destek için büyük bir güç ve güvence oluşturacağı söylenebilir.

 

Lübnan Hizbullah hareketinin başını çektiği ittifak cephesinin Lübnan parlamento seçimlerini zaferle geride bırakmasının çeşitli sebepleri vardır, fakat hiç kuşkusuz bu cephenin parlamento seçimlerini kazanmasında etkili olan en önemli nedenlerden biri, direnişin Suriye’de ifa ettiği rol ve bu ülkede tekfirci vahabi teröristlere karşı verdiği mücadeledir. Gerçekte Lübnan milleti de Hizbullah ittifak cephesinin adaylarına oy vererek direniş Suriye’de terörle mücadele stratejisine destek verdiklerini ortaya koydu.

 

Hizbullah ittifak cephesini zafere götüren ve rakiplerini bozguna uğratan bir başka etken, Arabistan rejiminin Lübnan’ın içişlerine müdahaleleridir. Bu müdahalelerin doruk noktası Kasım 2017 tarihinde yaşandı. O tarihde Suud rejimi Saad Hariri’ye Riyad’a çağırarak eline önceden yazılan bir istifa metnini verdi ve TV kanallarının karşısına çıkararak bu menti okumaya zorladı. Gerçekte Lübnan milleti kullandıkları oyları ile Suud rejimine ve bu rejime bağlı Lübnanlı akımlara hayır dedi.

 

Geçen hafta Irak’ta da seçim havası vardı. Geçen hafta seçim kampanyalarının bitiminde 12 Mayıs Cumartesi günü Irak halkı oy kullanmak üzere sandıkların başına gitti.

Irak’ın yeni parlamentosunun 329 sandalyesi bulunuyor. Bu sayıdan 9 sandalye azınlıklara ve %25’i da kadın adaylara aittir.

Bu seçimlerde dört yıl önceki seçimlere nazaran seçmen sayısında artış gözleniyor. 12 Mayıs 2018 seçimlerine ilk kez oy kullananların sayısı 3 milyon olarak açıklandı. Yine yurt dışında yaşayan 869 bin Iraklı vatandaşın da oy kullanmak üzere kayıt yaptırdığı belirtildi.

 

El Kudüs El Arabi gazetesi 4 Mayıs 2018 tarihli sayısında şöyle yazdı: açıklanan resmi verilere göre yaklaşık 7 bin 367 aday 188 siyasi parti ve 18 eyalette 27 liste şeklinde temsilciler meclisinde 329 sandalye için birbiriyle rekabet edecek. Bu seçimlerde oy kullanabilen seçmen sayısı ise 24 milyon olarak ifade ediliyor.

 

Geçen hafta Perşembe günü Irak parlamento seçimlerinin kampanya süresi sona erdi. Bu arada askerler ve beş yıldan dahaaz hüküm giyen mahkumların oy kullanma işlemi geçen Perşembe ve Cuma günü gerçekleşti. Askerler ve beş yılın altında hüküm giyen mahkumlar Iraklı seçmenlerin %3 kadarını oluşturuyor. Bu kesimin katılım oranı ise %78 olarak açıklandı.

 

Irak’ta 12 Mayıs seçimleri bu ülke tekfirci IŞİD terör örgütünden temizlendikten sonra ve yine Kuzey Irak’ta ayrılma referandumunun ardından ilk genel seçimler ve Irak’ta Saddam rejimi devrildikten sonra da dördüncü genel seçimlerdir. Bu seçimlerde rekabet yine şia, sünni ve Kürt kesimleri arasında olduğu belirtiliyor. Ancak bu üç akımdan hiç biri seçimlere tek liste halinde katılmadı ve her biri diğer kesimlerle rekabet etmenin yanında kendi aralarında da rekabet etmeleri gerekiyor.

 

Buna göre Irak’ta seçimlerin gözetilmesi de ciddi bir konuya dönüştüğü anlaşılıyor. Irak’ın bağımsız seçim yüksek komisyonu Irak parlamento seçimlerini gözetlemek için 25 uluslararası ve Iraklı kurum kayıt yaptırdığını açıkladı. Bu arada Kuzey Irak bölgesinin seçim komisyonu Başkanı Mazen Abdulkadir de Iraklı 250 bin gözlemci 2018 seçimlerini gözetleme işini yürüteceklerini belirtti.

 

Güvenlik bakımından da Bağdat yönetimi çok sıkı güvenlik tedbirleri aldığı belirtiliyor. Bu bağlamda Irak sınır kapıları heyeti, Cuma günü gece yarısından itibaren Irak’ın tüm havaalanları ve sınır kapıları 24 saat boyunca kapalı olduğunu açıkladı.

Irak parlamenter sistemle yönetiliyor ve parlamento Cumhurbaşkanı ve Başbakanın belirlenmesinde ve kabineye güvenoyu konusunda önemli rol ifa ediyor.

 

Geçen hafta Filistin milleti yedinci haftanın Cuma gününde büyük protesto eylemi düzenledi. Bu eylem daha önceki Cuma günlerinde düzenlenen protesto eylemlerine nazaran daha fazla önem arzediyordu, zira bu protesto eylemleri 14 Mayıs Nekbe günü arifesinde düzenlleniyordu.

Gazze halkı altıncı hafta art arda bu bölge ile işgal altındaki Filistin arasında kalan sınır bölgesinde toplanarak meşru haklarına vurgu yaptı.

Filistin halkının düzenlediği Geri Dönüş yürüyüşü yüksek komitesi üyesi Muhammed Hazarin, Gazze halkında İşçilerin Cuması olarak adlandırılan etkinliğe katılmalarını istemişti. Filistin halkı altı haftadır düzenledikleri yürüyüşlerde şimdiye kadar 55 şehit verdi. Yürüyüşlerde ayrıca şimdiye kadar 96 bin kişi yaralandı.

 

Ortadoğu meseleleri uzmanı Abdullah Muradi şöyle diyor: şimdiki şartlarda ve son haftalarda düzenlenen Geri dönüş protesto eylemlerine bakıldığında, çok önemli ve anahtar bir noktayı anlıyoruz, o da şu ki bu eylemler kendiliğinden ve aşağıdan yukarıya doğru gerçekleşen ve en çok medeni ve kültürel kurumların rol ifa ettiği eylemlerdir. Gerçekte halkın itiraz tepkileri köklü değişime uğramıştır ve bu kendiliğinden gelişen ve yukarıdan yönetilmeyen hareketler Filistin’de siyasi mücadeleci grupları tamamen etkisi altına almıştır, öyle ki şimdi onlar Geri dönüş halk itirazlarını izlemeye başladığı anlaşılıyor.

 

Filistin milleti Geri dönüş yürüyüşünde Filistinli mültecilerin anavatanına geri dönme hakkına vurgu yaparken, bazı Arap rejimler siyonist rejim İsrail ile ilişkilerini normalleştirme ve hatta takviye etme ihanetini gerçekleştiriyor. Nitekim Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman geçen Mart ayında Amerika ziyareti sırasında Filistin davası bu ülkelerin önceliklerinin dışına çıktığını söyledi. Kuşkusuz Arap rejimlerin bu tür eğilimleri ve uluslararası camianın sessizliği ve Batılı devletlerin destekleri eli kanlı İsrail rejimini mazlum Filistin milletini daha fazla katletmekte küstahlaştıran en önemli etkenlerdir.