Mayıs 26, 2018 19:31 Europe/Istanbul

Yüce Allah’a ayrıca bizlere bu güzel ve bereketli ayı bir kez daha idrak etme tevfikini verdiği ve ilahi evliya ile birlikte Ramazan ziyafetine katılma onuruna nail ettiği için şükrediyoruz.

Bilindiği üzere mübarek Ramazan ayının en seçkin özelliklerinden biri, Kur'an'ı Kerim’in İslam Peygamberi’nin –s– pak ve nurani kalbine bu ayda nazil olmasıdır.

Gerçekte Kur'an'ı Kerim sadece kutsal bir semavi kitap değil, insanı insan eden kitaptır. Kur'an'ı Kerim, yaşamımızın tüm maddi ve manevi ve inanç temelinde çizgilerini belirleyebileceğimiz bir kitaptır. Ancak bu kader belirleyici özellikten yararlanmanın gereği, Kur'an'ı Kerim’i tanımaktır.

 

Bu açıdan bakıldığında Kur'an'ı Kerim’in çeşitli hitapları söz konusudur. Kur'an'ı Kerim bazen Ey insanlar diye tüm beşeriyete hitap eder, bazen de ey semavi kitapların ehli olanlar diye Yahudiler ve Hristiyanlar ve benzeri ilahi dinlere inanan kesimlere seslenir. Ancak Kur'an'ı Kerim’ın en temel muhatapları Allah tealaya ve peygamberlerine iman edenlerdir ve Kur'an'ı Kerim onları ey iman edenler şeklinde hitap eder. Kur'an'ı Kerim Al-i İmran suresinin 110. ayetinde onların hakkında şöyle buyurur: Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız.

 

Bu ayete göre iman edenler başkalarına tüm alanlarda ve özellikle iyilik etmekte, ilahi ve insani değerlerde ve paklıkta örnek oluşturmalı ve tüm kötülüklerden ve kötü değerlerden ve çirkin söz ve amellerden uzak durmalıdır. Kur'an'ı Kerim Bakara suresinin 143. ayetinde de bu önemli ve sorumluluk getiren özelliklere vurgu yaparak şöyle buyurmakta:

İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık.

 

Bu son iki ayetten de en iyi şekilde anlaşıldığı üzere müminlerin üzerine ağır sorumluluk düşmektedir ve Kur'an'ı Kerim onlardan özel beklentileri vardır. Çünkü bu insanlar en seçkin birer örnek ve model olmalı ve hem de beşeri camianın uygulamalarını gözetlemelidir. Bu risalet ve ağır sorumluluk ise ancak iman ettiklerini iddia edenler Kur'an'ı Kerim’e amel etmekte başkalarını geride bıraktıkları takdirde yerine getirilebilir, aksi takdirde Bakara suresinin 44.ayetinde belirtilen zümrenin arasına girerler. Ayet şöyle buyurmakta:

(Ey bilginler!) Sizler Kitab'ı (Tevrat'ı) okuduğunuz (gerçekleri bildiğiniz) halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

 

Bu boşluk, günümüzde İslam dünyasında en çok hissedilen boşluktur. Günümüzde Kur'an'ı Kerim faaliyetleri alanında geniş çabalar yürütülüyor, bir çok yarışma ve etkinlik düzenleniyor. Kur'an'ı Kerim en güzel yöntemlerle basılarak insanlara sunuluyor, fakat bu semavi kitabın esas amacı olan ona amel etmekten pek fazla bir şey göze çarpmıyor. Bu önemli sorunu gidermenin tek yolu ise Kur'an'ı Kerim’in zahirinden başka batınına ve ruhuna da ilgi göstermektir. Kur'an'ı Kerim’in meali derinlemesine idrak edilmeli, öğretileri ve mesajları somut ve pratik bir şekilde hayata geçirilmelidir.

 

 

Kuşkusuz müminlerin bu alanda risaleti herkesten daha ağırdır ve Kur'an'ı Kerim de bu yüzden onları daha fazla muhatap almıştır, zira onlar iman iddiasında bulunuyor ve bu yüzden Kur'an'ı Kerim’e uymakta öncü olmaları ve Kur'an'ı Kerim tabiri ile sadece İslamî toplum için değil, tüm beşeri camia için emsal teşkil etmeleri gerekiyor. Nitekim ancak bu durumda Kur'an'ı Kerim’in asil ve insanı insan eden kültürü topluma hakim olur.