Mayıs 27, 2018 18:42 Europe/Istanbul

Ziyafetlerin hoş kokusu her zaman insanları mutlu eden bir duygudur, ama pek az kişi bu hoş duygunun sırrının ne olduğunu düşünmüştür.

Ama herkes ziyafetlerin güzel yönü, görüşmelerin tazelenmesi ve kalplerde açılan sevgi çiçekleri olduğunu az çok bilir. Ziyafetlerin bir başka güzelliği verilen hediyeler ve yine ev sahibinin konuklarını ağırlamasıdır.

 

Bir ziyafete gitmek söz konusu olunca insanın ilk kaygısı iyi bir şeyler giymek, güzel yürümek ve güzel konuşmak olur ve eğer ev sahibi kapı önünde bizi beklediğini öğrenirsek hemen adımlarımızı hızlandırırız. Her ziyafet genellikle konukla ev sahibinin göz göze gelmesi ve sohbet etmeye başlaması ile başlar ve her ne kadar ev sahibi cana yakın ve sevimli olursa, o ziyafet daha hoş ve daha mutlu edici olur.

Ve şimdi bir kez daha tanıdığımız en sevilen ve mihriban ve en bağışlayan varlığın ziyafetine davet edilmiş bulunuyoruz. Evet, bu davet alemleri yaratan ve adı kararsız ruhumuzu huzura kavuşturan yegane Allah tarafından gerçekleşmiştir.

 

Evet bir kez daha göklerin kapıları mümin kulların yüzüne açıldı, böylece müminler ilahi güvenli sofranın başına oturuyor ve günlük yaşamın tüm kaygılarından ve sıkıntılarından bağımsız olarak sadece kendilerini ve Rablerini düşünüyor. Bu günler gerçekte her insan için kendini düşünmesi ve insanı maddi bir varlığa ve kendine yabancı birine çeviren modern yaşamdan uzak bir şekilde kendini yetiştirmesi için en güzel fırsattır.

 

Ramazan şehri, insanı günümüz kalabalık şehirlerin ortamından sıyıran ve kendisini düşünme fırsatı sağlayan bir şehirdir. Bu şehirde insan kendi kendisiyle yürüyüş yapabilir, daha iyi olmayı ve daha iyi hale gelmeyi düşünebilir. Bu şehirde insan Rabbini düşünebilir ve hacetleri için başkasının kapısını çalmaz.

 

Ramazan ayı, Kur'an'ı Kerim’de ve İslam Peygamberi’nin -s- vecizelerinde ve masum imamların -s- rivayetlerinde belirtildiği üzere tüm aylardan üstün ve daha faziletli bir aydır. Bunu anlamak için sadece bu ayın adını düşünmek yeterlidir: Şehri Allah, Allah’ın ayı.  Kuşkusuz tüm aylar yüce Allah’a aittir, fakat aralarında bir tek ay Allah’ın ayı veya şehri Allah olarak adlandırılmıştır. Yine tüm geceler yüce Allah’ın geceleridir, fakat içinde bir tek gece Kadir gecesidir ve o aziz gece de bu şerefli ayın içinde yer alır.

 

Ramazan ayı ziyafet ayıdır. Bu ziyafetin ev sahibi alemleri yaratan Allah’tır ve tüm kullar bu ziyafete davetlidir. Bu ay ve ziyafetine katılmak Hac gibi sırf mali gücü yeterli olanlara vacip olan bir ibadet, ya da hums ve zekat gibi fazla mala uygulanan ödeme, ya da namaz gibi tüm günlerde ve tüm durumlarda Müslümanların yükümlü olduğu bir görev değildir.

 

Bazıları, bu nasıl bir ziyafettir ki konukları yemekten ve içmekten sakınmalıdır, diye bir soruyu sorabilir. Bu sorunun cevabında şöyle diyebiliriz: Allah teala Ramazan ziyafetini cisimleri ağırlamak üzere düzenlememiştir, zira bedenler tüm mahluklar gibi daima ilahi ziyafetin konuklarıdır ve ilahi sofradan beslenir. Ramazan ziyafetinde ise canlar cilalanır ve cisim dinlenme ve istirahat etme fırsatı bulur.

 

Ramazan ayının manevi adabı ve programları insanın eğilimlerini düzenleme ve dengeleme yönündedir, böylece insan varlığının esas gevherini yetiştirebilir. Gerçekte mübarek Ramazan ayının esas amaçları, insanın ruh dünyasına yöneliktir. Bu güzel ayda oruç ibadeti, dua, Kur'an'ı Kerim tilaveti, bağışta bulunmak, hayır işleri yapmak, vatandaşlara yardım etmek ve diğer şayeste ameller insan ruhunu arıtır ve manevi gelişmesine zemin oluşturur. Bu ziyafet, ev sahibi Allah tealadan başka hiç kimsenin bilmediği bir ziyafettir.

 

Kuşkusuz Ramazan ayını bir ziyafete benzetmek, sadece edebiyat ve irfan ehli olanların yaptığı sıradan bir zevk işi ve benzetmesi değildir. Bu tabiri sevgili peygamberimiz ve alemin tüm hakikatlerinin bilincinde olan Hz. Muhammed’in -s- Ramazan ayı için kullandığı bir tabirdir. O hazret Şabaniye hutbesinin ilk cümlesinde şöyle buyurur: siz bu ayda Allah’ın ziyafetine davet edildiniz.

Demek ki bu tabire ve koordinatlarına çok iyi dikkat etmeli ve bu benzetme fırsatından Ramazan ayını idrak etmek için azami derecede yararlanmalıyız.

 

İslam Peygamberi -s- Şaban ayının son Cuma gününde bir hutbe okuyarak müslümanları mübarek Ramazan ayı ile müjdeledi. O hazret bu hutbenin bir bölümünde şöyle buyurdu:

Ey insanlar, Allah’ın ayı tüm bereketi ve rahmeti ve mağfireti ile size gelmiştir. Bu ay Allah teala nezdinde en iyi ay ve günleri en iyi günler ve geceleri en iyi geceler ve saatleri en iyi saatlerdir. Bu ay sizlerin Allah’ın ziyafetine davet edildiğiniz aydır ve ilahi kerametten yararlanacak kişilerin arasındasınız. Sizin bu ayda nefesleriniz, tesbih ve uykunuz ibadettir ve amelleriniz bu ayda kubul görür ve dualarınız icabet edilir. O zaman yüce Allah’tan hakiki niyetler ve pak kalplerle bu ayda size oruç tutma kitabını tilavet etme tevfikini inayet buyurmasını dileyin. Ey insanlar, bilin ki bu ayda cennetin kapıları açıktır, o zaman Allah’tan bu kapıları sizin yüzüne kapatmamasını dileyin ve bu ayda cehennem kapıları kapalıdır. O zaman Allah’tan bu kapıları sizin yüzünüze açmamasını dileyin. Bu ayda şeytanlar zincirlerle bağlanmıştır. O zaman Allah’tan onları size musallat etmemesini dileyin.

 

İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in -s- tabiri ile bu ayda insanın en basit amelleri en iyi biçimde mükafatlandırılır ve yüce Allah en küçük ibadetlerinizien büyük nimetlerle mükafatlandırır. Bu ayda en basit tevbe ile en büyük günahlarınız affedilir ve ibadet, kulluk, hakiki kemal ve ebedi saadete nail olmanız için gerekli zemin her zamankinden daha çok hazırdır. Bu, bir insanın muhteşem manevi bir ziyafette yakalayabileceği en iyi fırsattır. Eğer oruç tutan insan samimi bir şekilde ve gerektiği gibi oruç tutar ve ilahi ziyafet evine ayak basarsa yüce Allah’ın inayeti ile en iyi erdemlere ve mevkilere nail olur.

 

Rivayetlere göre günlerden bir gün Hz. Musa -s- yüce Allah’a şöyle arzeder: Ey yüce Rabbim, ben ne mutluyum ki bu şekilde ve aracısız seninle konuşuyorum. Acaba başka kimse benim gibi böyle bir saadete nail olmuş mudur? Allah teala şöyle buyurur: Ey Musa, şu anda sen gönül perdelerinden yetmiş bin perdenin ardından benimle konuşuyorsun, ancak ahir zamanda vardır öyleleri ki uzun ve katlanmaz günlerde benim rızam için oruç tutar ve iftar sırasında ben bu yetmiş bin perde olmaksızın onların yakınındayım.

 

Allah teala mümin kulları kendi sarayına davet etmekle onları maddi yaşamdan soyutlayarak kendi katının yanına yerleştiriyor. Bu çerçevede dinin önde gelenlerinin tavsiyeleri ve rivayetlerin beyan ettiği üzere Allah tealaya iyi misafirler olmak için ilahi hürmeti günahlardan sakınarak korumalıyız. İlahi takvaya ulaşmak için gerçek orucu idrak etmeliyiz. Nitekim yüce Allah da Bakara suresinin 183.ayetinde şöyle buyurur: Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.

 

Ey Ramazan, ne güzel ve ne muhteşem geliyorsun. Geliyorsun ki kalpleri saran pası silesin. Gerçekten Ramazan ayı, gönül aşinası olanlar için kıldan ince bin bir noktası vardır. Bu ay pervasızca insanın faydasız nefsani birikimlerini yakar ve kırık kanatlarını manevi seyri için onarır. Ramazan yavaş yavaş bize doğru gelir, sanki yağan yağmur gibi ve ne güzel gelmektedir.

 

Selam olsun mübarek Ramazan ayına, mağfiret ve ilahi bereket ve ilahi ziyafet ayına. Selam olsun mübarek Ramazan ayının sahurlarına, güzel dualarına, iftar vaktinde icabet edilen dualarına, selam olsun Kadir geceleri ve kulların fısıldamalarına  ve selam olsan Ramazan bayramına ve duaların, ibadetlerin, münacatların ve oruçların ilahi katta kabul gördüğü ayların en güzeline.