Otuz gün, otuz hikaye - 2
Bugünkü sohbetimizde mümin kulların dualarının icabet gördüğünden söz etmek istiyoruz.
Bir yıl Medine’de şiddetli kuraklık yaşandı. İnsanların tarım ürünleri ve besledikleri hayvanlar bu kuraklıktan şiddetle etkilenmiş ve halkın geçimi ciddi derecede sıkıntıya girmişti. İnsanlar yüce Allah’tan rahmet yağmurunu yağdırmasını niyaz ediyordu. Bu çerçevede Medine halkı Allah tealadan bu talepleri için yağmur namazı kılmaya karar verdi ve bu yüzden kentin dışına çıkarak çölün yolunu tuttular.
Muhammed bin Suvayd şöyle rivayet ediyor:
Ben de halkla birlikte yağmur namazı için çöle gittim. Kalabalığın arasında üstü başı düzgün olmayan ve eskimiş elbiseleri giyen bir adamı gördüm. O da bir köşede durmuş namaz kılıyordu. Davranışları dikkatimi çekti. Ona doğru gittim ve Allah’a ne dediğini duymak istedim. Yanında durdum, adam namazını bitirdi ve dua etmeye başladı. Adam Allah teala ile çok sade konuşuyordu ve şöyle diyordu: Ey Allah’ım seni kendi hakkına yemin ettiriyorum ki hemen yağmur yağdır.
Muhammed şöyle devam ediyor: adamın sadeliğine şaşmıştım. Ellerini havaya kaldırmış ve çok rahat bir şekilde Allah’a münacat ediyordu. Henüz duaları bitmeden ve elleri havadayken birden hava şartları değişti ve gök gürültüsü ve şimşeklerin ardından yağmur yağmaya başladı. Yağmurun şiddetinden insanlar sağa sola sığınmaya başladı. O adam da bir köşeye çekildi. Ben de peşinden gittim, adamın ne yapacağını merak ediyordum. Bir baktım adam yeniden dua etmeye başladı ve şöyle dedi: ey Allah’ın eğer yağan yağmurun yeterli olduğunu düşünüyorsan, artık yağdırma.
Muhammed şöyle devam ediyor:
Birden hava sakinleşti ve artık yağmur yağmadı ve gökyüzü aydınlandı. İnsanlar büyük bir sevinçle evlerine döndü, o adam da hareket etti, ben de peşinden gitti ve evini öğrendim.
Ertesi gün merak yüzünden ve şaşkınlık içinde adamın evine gittim, kapıyı çaldım ve adama benim için dua etmesini istedim. Adam, ben kimim ki sizin için dua edeyim, dedi. Ama ben şöyle dedim: dün sizi gözetliyordum. Söyle bana sen ne yaptın ki bu makama ve şana nail oldun? Adam başını eğdi, biraz düşündü ve yavaşça şöyle dedi: ben bir ömür Allah’a itaat ettim ve Onun emrettiğini yaptım, men ettiğini yapmadım, Allah bana ne emrettiyse yerine getirdim ve men ettiği her şeyden kendimi korudum ve yapmadım. Bu kez ben Rabbimden yağmur talep ettim, o da bana yağmur verdi.
Yüce Allah Araf suresinin 96. Ayetinde şöyle buyuruyor:
O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.
İslam Peygamberi -s- şöyle buyurur:
Allah teala elini bir niyaz uğruna O’na doğru kaldıran kulunun elini boş geri çevirmeden hayâ eder.