İran’ı gezelim, görelim - 15
Hatırlanacağı üzere geçen bölümlerde İsfahan eyaletine gittik ve en son eyaletin merkezi İsfahan kentinin tarihî geçmişinden söz ettik ve bu kentin, içinde barındırdığı değerli tarihî eserleri sayesinde sadece Ordadoğu’da değil, aynı zamanda dünyada en iyi kentlerin arasında yer aldığını anlattık.
Bugün İsfahan seyahatimizin devamında kentin bazı değerli tarihî eserlerini gezmek istiyoruz.
İmam Humeyni –ks– meydanı (Nakş-i Cihan) ve bu meydanda yer alan İmam Humeyni –ks– camii, Şeyh Lütfullah camii, Aligapu binası ve meydanın dört tarafında yer alan çarşı, İsfahan kentinin en önemli tarihî kompleksini oluşturuyor, öyle ki bu meydandan kentin tarihî eserlerinin ağırlık merkezi şeklinde söz ediliyor. Buna göre de bu meydan İsfahan kentinde yerli ve yabancı turistlerin en önemli uğrak yeridir.
Bu meydan 1935 yılında İran’ın milli eserler listesinde ve 1979 yılında da UNESCO’nun kültürel miras listesinde kayda alındı.
Şimdi gelin hep birlikte bu güzel meydanı gezelim.
İsfahan kenti Safevilerin başkenti olarak seçilmeden önce, İmam Humeyni –ks– meydanının yer aldığı alanda Nakş-i Cihan adıyla anılan büyük bir bahçe vardı. Safevi kralı Abbas döneminde bu bahçe şimdiki alanı kadar genişletildi ve çevresinde bugün dünyaca ün yapan İsfahan kentinin en önemli tarihî eserleri inşa edildi. Meydanın kuzeyi ve güneyinde Kayseriye çarşısının girişi ve İmam Humeyni –ks– camii ve batısı ve doğusunda da Aligapu binası ve Şeyh Lütfullah camii yer alıyor.
Bu meydanın kuzeyden güneye uzanan boyu 500 metre ve eni de 165 metre kadardır.
Miladi 17 ve kameri 11. yüzyılda bu meydan dünyanın en büyük meydanlarından biriydi. Safevi kralı Abbas ve halefleri döneminde bu meydan çeşitli etkinliklerin ve askeri geçit törenlerinin düzenlendiği ve ayrıca at üzerinde oynanan çevgen veya polo oynunun oynandığı alan olarak kullanılıyordu. Meydanın kuzeyinde ve güneyinde bulunan bu oyunun kaleleri ise bu meydanın o dönemde ihtişamını yansıtıyor.
Safeviler döneminde bir çok ünlü Avrupalı seyyah İran’ın o dönemki başkentini ziyaret etti. Bu seyyahlara Charden, Jan Tavernier, Pietro Dellavalle, Engelbert Kampfer gibi ünlü seyyahları örnek vermek mümkün. Bu seyyahlar bu meydanı detaylarıyla beraber anlatmıştır.
Fransız ünlü seyyah Charden seyahatnamesinde İsfahan kentini anlatırken Nakş-i Cihan hakkında da şöyle diyor: Bu meydan, dünyanın en güzel meydanlarından biridir ve dikdörtgen şeklinde inşa edilmiştir. Meydanın etrafında tuğla ve siyah kireçle inşa edilen bir nehir vardır ve kaldırımları nehirden yaklaşık bir fit daha yüksektir. Taştan inşa edilen kaldırımın eni, dört kişi rahatça yanyana yürüyebilecek kadar geniştir. Nehirle meydanı çevrelerin odaların arasında 20 fit kadar bir alan bulunur. Meydanın çevresinde iki yüz kadar oda var, ki hepsi aynı ebatta ve aynı tarzda ve iki katta inşa edilmiştir. Alt katta bulunan odaların her biri dört odadan oluşuyor, ki ikisi meydana bakarken, ikisi de arkada kalıyor. Meydana bakan odalar, önündeki eyvan ve basamakları ile fevkelade güzel görünüyor. Odalardan her birinden çarşıya doğru bir yol uzanıyor, ki yaz aylarında çok serin oluyor.
Fransız seyyah Charden Nakş-i Cihan’ı anlatmayı şöyle sürdürüyor:
Meydanın çevresindeki binaların ve odaların üzerinde yukarıdan aşağıya doğru lambaların yeri vardır, ki bayramlarda ve şenliklerde buralara lambalar yerleştirilir, öyle ki böyle bir ışıklandırma dünyanın hiç bir yerinde yoktur, zira bu lambaların sayısı 50 bine ulaşıyor.
Charden seyahatnamesinin devamında İsfahan kentini Londra’dan daha iyi tanıdığını da iddia ediyor.
Bugün İmam Humeyni –ks– meydanı olarak anılan bu alan, özel bir cazibeden yararlanıyor. Meydanın çevresinde parmakları ile en güzel şaheserleri yaratan İsfahanlı zanaatkarların çalıştığı atölyeler bulunuyor. İsfahan kentinden hediyelik eşya almadan ayrılmak istemeyen turistler için bu atölyelerde hatem sanatı ve metal üzerine kazıma ve mina işleme ustaları, bu ürünlerin nasıl yapıldığını ziyaretçilere gösteriyor.
Yine meydanın ortasında yer alan büyük havuz ve çevresini dolaşan ve turistleri gezdiren paytonlar, bu güzel meydanı ziyaret eden turistlere unutulmaz anlar yaşatıyor.
Bu meydan İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra turistik özelliklerinin yanında, Cuma namazının kılındığı ve siyasi etkinliklerin düzenlendiği alan olarak da kullanılıyor.
Değerli dostlar, İsfahan’ın ünlü İmam Humeyni –ks– meydanının doğusunda ve Aligapu binasının tam karşısında kentin en güzel tarihî eserlerinden biri olan bir cami yer alıyor. Şeyh Lütfullah camii olarak ün yapan bu cami, kameri 11. yüzyılın mimari ve fayans işleme sanatının bir başka şaheseridir ve Safevi kralı Abbas döneminde ve 18 yılda inşa edilmiştir.
Bu cami, İsfahan’ın diğer camilerinden bir kaç temel özellikte farklıdır. Şeyh Lütfullah camiinin avlusu ve minaresi yoktur, oysa diğer eski camilerin tümünün avlusu ve minaresi vardır. Yine bu cami diğer camilerin aksine pek fazla büyük değildir, fakat baştan başa çok güzel fayanslarla kaplanmış ve Safevi döneminin ünlü ustalarının eşsiz hatları ile süslenmiştir.
Gerçekte Şeyh Lütfullah camiinde kullanılan motifler ve renkler, İran mimarisinin en güzel fayans şaheseridir. Caminin aydınlatması, kubbenin çevresinde yer alan pencerelerden karşılanır. Bu pencerelerden caminin içine süzülen ışık, yeterli aydınlatmanın yanında, cami atmosferine manevi bir hava kazandırır. Cami binasının temeli dörtgen biçimindedir, fakat duvarlar yükselince üst tarafta sekizgene dönüşür ve sonunda çember şeklinde bir kubbe ile tamamlanır.
Amerikalı ünlü İran bilimcisi Arthur Upham Pope, Şeyh Lütfullah camii hakkında şöyle yazıyor:
Bu camide mimari açısından ölçüler gayet uygun biçimde seçilmiş, plan ve tasarım çok güçlü ve güzeldir ve özetle, coşku ve heyecan dolu bir dünya ile muhteşem huzur ve sessizlik dünyası arasında bir uzlaşmanın sonucudur ve bu caminin dinî iman ve semavi ilhamdan başka kaynağı olamaz. 015