Haziran 16, 2018 19:04 Europe/Istanbul

Mübarek Ramazan ayı insanın kendini yetiştirmesi ve cismini ve ruhunu günahlardan arındırarak kurtuluşa ermesi için en iyi fırsatlardan biridir. bu yüzden tüm müminler bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye ve bu aziz aydan sonra takva ve iman birikimi ile yüce Allah katına yakınlaşmaya hazırlıklı olmaya çalışır.

Ramazan ayı ibadet ayı, ilahi marifete kavuşma ayıdır. Bu ayda elde edilen her şey, Allah tealaya kulluk eden, kalplerini ve davranışlarını ihlaslı hale getiren ve saadet ve kurtuluşa ermek isteyen insanların emekleri ve ibadetlerinin ürünüdür.

Felah ve kurtuluş, İslam programlarının nihai ve en üstün hedefidir. Kur'an'ı Kerim’in bir çok ayetinde insanlar takvaya davet edilmiş ve takvanın son hedefi de felah ve kurtuluş olarak beyan edilmiştir. Bu konu Kur'an'ı Kerim’in Al-i İmran suresinin 130. ve 200. ayetlerinde vurgulanmıştır. Nitekim Müslümanların şiarı da bu ilahi davettir. Mümin kullar her gün ezan ve kametlerde Hayyi Alel Felah yani kurtuluşa doğru harekete yirmi kez vurgu yapar ve bu nihai hedefi yüksek sesler beyan ederek yolu kaybetmemeye özen gösterir.

Geçen bölümde yüce Allah’ın insanları kurtuluşa davet ettiğinden söz etmiştik. Şimdi kurtuluşa erenlerin kimler olduğunu gözden geçirmek istiyoruz.

Kur'an'ı Kerim’de kırk kez Felah sözcüğünün türevleri beyan edilmiştir ve yine 24 kez de Fuz türevleri geçmiştir.

İnsanın yaratılışının nihai hedefi olan kurtuluş, hedefi ulaşma yolunda iyi bilmek, iyi yaşamak ve iyi amel etmektir ve bu hedef çok değerli olduğundan bir çokları bu yolun zorluklarına seve seve katlanır ve zorluklara katlanmaktan hatta zevk alır ve eğer ömürlerinin tümü bu yolda harcanacak olsa bile bundan rahatsız olmaz ve hatta bunu bir nevi saadete erme şeklinde yorumlar.

Kur'an'ı Kerim kültüründe yüce Allah’a ve mutahhar şeriatine inanan ve ahiret alemine tüm kalbi ile inanan hür insanlar hakiki saadete ve kurtuluşa ermeyi hakeder. Nitekim Kur'an'ı Kerim Tevbe suresenin 20. ayetinde de iman ve ameli birlikte olan kulların kurtuluşa erenler olacaklarını buyurur.

Kuşkusuz her ameli de salih amel olarak niteleyemeyiz. Salih amel ancak sağlam akıl ve Allah vergisi fıtrata uygun biçimde yerine getirilir ve insanın kemale erme yolunda etkili olursa, salih ameldir. Bu yüzden yüce Allah kullarını ihlas, samimi niyet ve takvaya dayalı amellere davet eder.

Öte yandan insanın kendi amellerini gözetlemesi, doğru amellere yönelmesine uygun zemin oluşturur. İnsan amellerinde ilahi öfkeye yol açmamayı özen göstermelidir. Allah tealanın tüm amellerini gözetlediği inancına ulaşan ve yakin eden insan çirkin amelleri terketmeye ve iyi amelleri yapmaya çalışır.

Şimdi mübarek Ramazan ayını idrak ederken, oruç tutmak ve cismimizi ve ruhumuzu nefsani heva ve heveslere karşı kontrol altına almakla ilahi daveti icabet ederek kurtuluşa ermek isteyenlerin saflarına katılmaya hazırlanıyoruz. Ramazan ayı Kur'an'ı Kerim ve ilahi kelamla alışma ayıdır. Ancak hakiki oruçlu insan sadece Kur'an'ı Kerim okumakla yetinmez ve bu kitabı tilavet etmek le beraber kavramlarını da öğrenir ve emirlerini yerine getirir ve ahlakını bu kitabın tealimi ile geliştirir

Mübarek Ramazan ayını bu denli değerli ve kıymetli hale getiren şey, Kur'an'ı Kerim’in bu mübarek ayda nazil olmuş olmasıdır. Nitekim Allah teala Bakara suresinin 185. ayetinde şöyle buyurmakta:

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır.

Kur'an'ı Kerim’in 23.suresi Müminun suresidir. Surenin ilk ayeti müminlerin onurlu ve mutlu kaderlerine işaret etmekte, böylece gönüllerde kurtuluşa erme aşkını alevlendirmektedir. Sure daha sonra da kurtuluşa erenler için bazı özellikler beyan ediyor, ki bu da müminlerin iyi ve samimi amellerinin işareti sayılıyor. Bu ameller çok titiz ve hesaplı amellerdir ve insanın bireysel ve sosyal yaşamının çeşitli boyutlarını kapsar. Allah teala müminlerin kesinlikle kurtuluşa erenlerden olduğunu buyuruyor.

Felah, delmek ve kesmek anlamındadır ve her çeşit zafere ve hedefe uluşmaya ve mutluluğa da denir. Çiftçilere Fellah denir, zira yeri delerek tohumların içine girmesine vesile olur. Kim engelleri delerek hedefine ulaşabilirse, böyle biri fellahtır. Tohum toprağın içine yerleştiğinde üç ameller kurtulur ve açık alana çıkar. Tohum ilkin kökünü yerin derinlerine bağlar, ikincisi yerden gıda maddelerini toplara ve son olarak fazla toprakları bertaraf eder.

İnsan da tevhidin açık alanına ulaşmak ve maddi yaşam ve heva ve heveslerin karanlığından topum gibi üç ameli yerine getirmelidir. Buna göre insan ilkin akaid köklerini istidlal yoluyla güçlendirmelidir. İnsan ardından Allah vergisi imkanları kullanarak manevi gelişmesi ve kemale ermesi için gerekli olan her şeyi cezbetmeli ve en son lailahaillallah kelimesi ile tüm düşmanları ve engelleri bertaraf ederek tevhid ve saadetin açık alanına ulaşmalıdır.

Müminun suresi devamında kurtuluşa erenleri tanıtıyor ve her şeyden önce namaz üzerine, Allah ile en yüce irtibat biçimi olarak vurgu yaparak şöyle buyuruyor: Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler.

Huşu, cismi ve ruhi tevazu ve edep halidir ve büyük bir şahıs veya önemli bir hakikatle karşılaşıldığında insanda oluşur ve izleri bedenine yansımaya başlar.

Mübarek Ramazan ayında oruçlu insanın en güzel hali namaz kılmak ve yüce Allah’a ibadet ve münacat etmektir. Oruçlu mümin varlık aleminin tüm parçaları ve yerde ve göklerde tüm varlık unsurları ile, sabah akşam, öğle ve ikindi vakti alemleri yaratan Allah’a tesbih ve hamd eder ve hep birlikte büyük bir kararlılıkla kusurdan erdeme doğru hareket etmeye başlar. Onların tüm kaygısı, yüce Allah’ın her türlü kusurdan münezzeh görmek ve Allah tealayı en mükemmel varlık olarak idrak etmektir.

Namaz, kulluk sırrı ve özgürlük işaretidir. Ne zaman insan kulluğun doruk noktasında alnını ebediyet katının huzurunda yere sürecek olursa kurtuluş, hürriyet ve özgürlük nidasını haykırır. Nitekim beşerin nefsi O’ndan başkasına kulluk etmeyi asla kabul etmez, zira O’ndan başkasına kulluk etmeyi zillet olarak bilir. Oysa insan Allah’a kulluk etmekle izzete kavuşur ve yücelerek aziz ve güçlü olur ve Allah’tan başkasına yüz çevirir.

Müminun suresinde namazdan başka kurtuluşa erenler için başka sıfatlar da sıralanmıştır ve yaklaşık 7 ayeti kapsar. Siz de bu sıfatları okuyarak ve üzerinde düşünerek faziletlerinizi geliştirebilir ve kurtuluşa erenlerden olabilirsiniz. Ayetler şöyle buyurmakta:

Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; Onlar ki, zekâtı verirler; Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler; Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır;

İmam Hüseyin –s– şöyle buyurur:

Allah teala Ramazan ayını kulların uyanış ve hareket etkeni yaptı ki ibadetleri ve itaatleri ile Allah’ın cennetine doğru birbirini sollasın. Bazıları bu ayda başkalarını sollayarak kurtuluşa erdiler ve bazıları itaat etmeyerek hüsrana uğrayanlardan oldular. O zaman çok gülenlere ve oyunla uğraşanlara hayret, hayretler olsun. Ancak iyiler mükafatını aldığı günde müsamahakarlık edenler hüsrana uğradıklarına üzülürler.

Evet yüce Allah’ın tabiri ile hakiki kurtuluşa erenler nur ve aydınlık içinde olurlar. Onlar alemleri yaratan Allah’ın hizbi sayılır ve bu yüzden zafer ve kurtuluş onlarındır.