Haziran 16, 2018 19:08 Europe/Istanbul

Mübarek Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim sevenleri daha çok bu semavi kitaba yaklaşır ve onu okuyarak ve maarifini idrak ederek gönüllerine yeniden hayat verir.

Mevsimlerin arasında ilkbaharın ayrı bir güzelliği ve eşsiz tazeliği vardır. Bu mevsimde doğa yeşile bürünür. İlkbahar yeşerme ve aşk habercisi olan mevsimdir. İlkbahar mutluluk, barış ve dostluk mevsimidir. Bu yüzden ilkbahar gelince gönüller şad olur ve canlar marifet kazanır. İlkbaharın güzel doğasında ilahi rahmet ve sevgiyi daha çok hatırlarız. Zevk sahibi olan insanlar için bitkilerin ve doğanın yeniden canlandığı sırada ruhunun mutluluktan yücelmesini ve melekut aleminde seyrettiğini hissetmelerinden daha güzel bir duygu yoktur. Nitekim mana ehli olanlar için de, yaratanın lütuf ve merhametinin tazeliğini sergileyen Kur'an'ı Kerim’den daha fazla ruhu tazeleyen ve maşukun aşıka mesajını ileterek ruha cila veren bir mesaj yoktur.

 

Alemde nasıl ki karanlık ve soğuk gecenin ardından güneş doğarak ısısı ve ışığı ile dünyayı aydınlatıp ölü doğayı yeniden canlandırıyorsa , Kur'an'ı Kerim güneşi de ölü kalpleri ve solan ruhları yeniden dirilterek onlara yeni bir ruh ve tazelik kazandırıyor. Buna göre de Kur'an'ı Kerim kalplerin baharı ve ramaza ayı da Kur'an'ı Kerim’in baharıdır.

Bir hadiste İmam Muhammed Bakır’ın -s- şöyle buyurduğu rivayet edilir: her şey için bir bahar vardır ve Kur'an'ı Kerim’in baharı Ramazan ayıdır.

İşte böyle bu mübarek ayda hepimiz ilahi ziyafete davetliyiz ve böylece Kur'an'ı Kerim’in baharını ve hakikatlerini ve eşsiz mucizelerini idrak edebiliriz.

 

Mübarek Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim sevenleri daha çok bu semavi kitaba yaklaşır ve onu okuyarak ve maarifini idrak ederek gönüllerine yeniden hayat verir. Nasıl ki ilkbahar mevsimi doğanın yeniden doğuşu ve yeniden canlanışı ise, mübarek Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim tilaveti ve ayetlerinin üzerinde düşünülmesi insanların ruhuna ve canına yeni bir hayat kazandırır. Zira insanın doğası Kur'an'ı Kerim ile uyumludur ve ilahi ayetler gerçeklere açık gönülleri kendine hayran bırakır. Kur'an'ı Kerim Zümer suresinin 23. ayetinin bir bölümünde manevi cazibesini şöyle anlatır: Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar.  

Bu yüzden rivayetlerde Kur'an'ı Kerim’den gönüllerin baharı şeklinde söz edilmiştir.

 

Kur'an'ı Kerim ilahi büyük mucize ve İslam’ın ebediliğinin belgesidir. Bu ilahi kitap düşmanların tüm komplolarına rağmen her türlü tahrifattan korunmuş ve beşeri toplumları da sapmaktan korumaya devam etmiştir. Kur'an'ı Kerim’in en seçkin özelliği beşeri hidayete erdirmeyi güvence altına almasıdır. Kur'an'ı Kerim ta nazil olduğu ilk günden itibaren pak ve temiz kalpleri hayat veren ayetlerine hayran bıraktı ve yapıcı tealimi ile sapkın ve barbar bir toplumdan medeni ve terbiye edilmiş bir toplum yarattı. Allah teala her açıdan mükemmel olan Kur'an'ı Kerim’i nazil ederek insanlara hücceti tamamladı ve hiç bir kitap Kur'an'ı Kerim gibi insanların tüm ihtiyaçlarını karşılayamayacağını belirtti. Kur'an'ı Kerim’in şekli ve ayetlerinin müthiş kalıbı ve ayrıca muhtevası, bu kitabın beşerin ürünü olmadığını ve yüce Allah tarafından indirildiği ebedi mucize olduğunu ortaya koyuyor.

 

Bugün İslam dininin Allah Resulü -s- aracılığı ile beşeriyete tebliğ edilmesinin üzerinden 14 asrı aşkın bir süre geçtiği bir sırada  , bu semavi kitabın ilmi ve mantıklı muhtevası ve yapıcı ve derin kavramları ve en güzel ahlaki tealimleri ile birlikte insan yaşamı için en iyi klavuz ve kitap olduğu anlaşılıyor. Nitekim bu ilahi kitabın tealim ve tavsiyeleri sayesinde hak çehresi her zaman aydın ve parlak olmuş ve hak peşinde olan insanların yolunu aydınlatmıştır. Allah teala Fussilet suresinin 41 ve 42.ayetlerinde şöyle buyuruyor:

Kendilerine Kitap geldiğinde onu inkâr edenler (şüphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır). Halbuki o, eşsiz bir kitaptır. Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirilmiştir.

 

Kur'an'ı Kerim’in mesajı tüm insanlara yönelik açık ve şeffaf mesajdır. İyiliklere, dostluğa ve paklığa yönelmek ve çirkinliklerden, zorbalıktan ve aşırılıktan uzak durmak, Kur'an'ı Kerim’in ebedi mesajıdır. Buna göre Kur'an'ı Kerim insanların bireysel ve sosyal yaşamından kültürel, siyasi ve iktisadi yaşamına kadar insanın en güvenilir sığınağı olabilir. İslam Peygamberi -s- bu bağlamda şöyle buyurur: ne zaman fitneler ve sorunlar sizi karanlık gece gibi baştan başa kaplayacak olursa, Kur'an'ı Kerim’e sığının ve Kur'an'ı Kerim’den yardım isteyin.

 

Kur'an'ı Kerim’i Ramazan ayında tilavet etmenin, başka aylarda olmayan imtiyazları vardır. Mübarek Ramazan ayı sağlıklı nefes almak  ve Allah katına daha fazla yakınlaşmak üzere insanlar için daha uygun bir ortam hazırlar. Ancak bu hedeflere ulaşmak için en iyi araç gereç, Kur'an'ı Kerim’dir. Bu bağlamda İslam Peygamberi -s- şaban ayının son hutbesinde Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim’in bir ayetini okumanın Kur'an'ı Kerim hatmetme kadar sevap kazandırdığını buyurmuştur.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de sürekli mübarek Ramazan ayında Kur'an'ı Kerim’den feyiz alınmasına vurgu yapmıştır. Ayetullah Hamanei şöyle diyor: Ramazan ayının orucunun nefsidir ki oruç tutan insan için ruhaniyet ve nuraniyet zemini oluşturur ve onu ilahi feyizlerden yararlanmak üzere hazır hale getirir. Bu ayın tümü namazı ile ve belirlenen her zamanki görevleri ve orucu ve duaları ile birlikte eğer siz bunlara dikkat eder ve hepsine Kur'an'ı Kerim tilavetini de eklerseniz, ki Ramazan ayı Kur'an'ı Kerim baharı demişler, o zaman tüm bunlar kendinizi yeniden yetiştirme ve yeniden bulmak ve çürümüşlüklerden ve fesattan ve benzeri durumlardan kurtulma kursu gibi olur. Bu kurs çok kıymetlidir. Asıl macera şu ki bizler Ramazan ayında şu ilahi seyri tamamlayalım ve tamamlayabiliriz de.

 

Ramazan ayı Kur'an'ı Kerim’in nazil olduğu aydır. Kur'an'ı Kerim’in Bakara suresinin 185. ayetinde şöyle buyurmakta: Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır.

Kur'an'ı Kerim’in mübarek Ramazan ayında nazil olmuş olması, bu ayın Kur'an'ı Kerim gibi semavi bir kitap içinde nazil olabilecek kadar özel kabiliyetlerinin bulunduğunun işaretidir. Nitekim diğer semavi kitaplar da mübarek Ramazan ayında nazil olmuştur.

 

İmam Cafer Sadık’tan -s- bir rivayette şöyle okumaktayız: Tevrat Ramazan ayının altı gecesinde nazil oldu ve İncil ise Ramazan ayının on iki gecesinde nazil oldu ve Zebur Ramazan ayının 18. gecesinde nazil oldu ve Kur'an'ı Kerim Kadir gecesinde nazil oldu.

Ve bu yüzdendir ki Nehcül Belağa adlı eserin 110. hutbesinde de şu vurgu yapılmıştır: ... ve Kur'an'ı Kerim öğrenin ki en iyi kelamdır ve üzerinde düşünün zira kalplerin baharıdır.

 

Mübarek Ramazan ayının bereketlerinin büyük bir bölümü Kur'an'ı Kerim’in azameti ve ihtişamı ile ilgilidir. Bu ayda oruç tutan insanlar Kur'an'ı Kerim’in nurani tohumlarını kalplerine serper ve böylece ayetlerinin sayesinde ruhunu ve canını geliştirmeye çalışır. Mübarek Ramazan ayında evlerden, mahallelerden, sokaklardan ve camilerden yükselen Kur'an'ı Kerim tilavet sesi bu güzel ayın maneviyatını ve ruhaniyetini ve nuraniyetini ikiyi katlıyor. Tüm bunlar ise Kur'an'ı Kerim’e alışmak ve onu okumak ve ayetleri üzerinde düşünmek ve idrak etmenin bereketidir.

 

Ey yüce Rabbimiz, Muhammed’e ve pak hanedanına  selam ve salevat gönder ve bizi Kur'an'ı Kerim ipine sarılanlardan ve bu sayede huzura kavuşanlardan eyle.