Davet - 7
Asrı saadette Kur'an'ı Kerim insanların hayat ve yaşamına ışık tuttu ve bugün Kur'an'ı Kerim yine aynı kabiliyet, aynı güç, aynı izzet ve aynı huzurla Müslüman milletlerin kalbine hükmediyor.
Esed bin Zarare Mekke kentine geldi ve arkadaşı Utebe bin Rabie’nin evine gitti ve ondan iki aşiretin arasındaki ihtilafı çözümlemek üzere yardım istedi. Utebe şöyle cevap verdi: son günlerde yeni bir sıkıntı ile karşılaştık ki bizi çok uğraştırıyor ve bu yüzden size yardım edemiyoruz. Esed sordu: siz güvenli haremin civarında yaşıyorsunuz, sıkıntınız ne olabilir? Utebe şöyle dedi: adamın biri ortaya çıkmış, ben Allah’ın resulüyüm diyor, bizi düşüncesiz biliyor, tanrılarımıza ve putlarımıza kötü söz ediyor, toplumumuzu dağınık ve gençlerimizi fasık niteliyor.
Esed arkadaşına sordu: bu adam kimdir, hangi ailedendir? Utebe şöyle dedi: Abdullah’ın oğlu, Abdulmutallib’in torunu ve tesadüfen şerefli bir ailedendir. O şimdi Mescid-i Haram’a gelmiş, eğer oraya gideceksen sakın ona dinleme ve onunla tek kelime konuşma, zira o çok usta bir sihirbazdır. Esed şöyle dedi: benim başka çarem yok, ihram bağladım ve Kabe’yi tavaf etmem gerekir. Utebe şöyle dedi: o zaman kulaklarına biraz pamuk tıka ki onun söylediklerini duymayasın..
Esed Mescid-i Haram’a girdi ve her iki kulağına pamuk tıkamış vaziyette Kabe’ye tavaf etti. O sırada peygamberi Kabe’nin yanında duruyordu ve bazıları da etrafında toplanmış ve büyük şevkle onun sözlerine kulak veriyordu. Esed şöyle bir göz attı ve ardından hızla geçti. Tavafın ikinci turunda kendi kendine şöyle dedi: Hiç kimse benden daha ahmak olamaz. Acaba olur mu ki Mekke’de böyle önemli bir olay yaşansın ve benim haberim olmasın. Bunun üzerine Esed kulağındaki pamukları çıkardı ve peygamberin yanına geldi ve konuşmasını dinledi. Peygamberin sözlerinde sihir veya büyüden hiç bir iz yoktu. Duydukları kalbini aydınlatan hidayet nuru idi ve aklı ve gönlü bunu teyit ediyordu.
Esed öne gitti ve sordu: Sen bizi neye davet ediyorsun? Peygamber sakin bir sesle şöyle buyurdu: Allah’ın yegane olduğuna ve benim de O’nun peygamberi olduğuma şahadet getirmenize. Peygamber ardından Enam suresinin 151 ila 153. Ayetlerini okudu. Esed öylesine bu ayetlerden etkilendi ki birden içinde büyük bir değişim hissetti ve haykırdı.
"اشهد ان لا اله اِلاّ اللّه و اشهد انَّ محمّداً رسول اللّه».
Allah birdir ve sen Allah’ın resulüsün.
Asrı saadette Kur'an'ı Kerim insanların hayat ve yaşamına ışık tuttu ve bugün Kur'an'ı Kerim yine aynı kabiliyet, aynı güç, aynı izzet ve aynı huzurla Müslüman milletlerin kalbine hükmediyor. Şimdi de bu kitabın ayetleri tevhide davet ediyor. Bu davet mübarek Ramazan ayında daha fazla tecelli ediyor. Müslümanlar bu ayda Kur'an'ı Kerim’e alışıyor ve gecelerini ve gündüzlerini Kur'an'ı Kerim sesi ile bereketlendiriyor. Mübarek Ramazan ayı tüm Ruhani ve melekuti bereketleri ve tesirlerinden başka Kur'an'ı Kerim’in sosyal yaşamda konumunu ihya etmek ve İslamî toplumun fikri ve kültürel temellerinin temelini pekiştirmek için önemli bir fırsattır.
Üns sözcüğü, alışmak ve bir şeyle huzur bulmaktır ve üns almak da birlikte olmak ve alışmaktır ve normal bir ilişkiden daha ileride güçlü bir ilişkidir. Her şeye alışmanın yolu, o şeyle daha fazla irtibat kurmaktır ve bu konu, psikoloji bilimi bakımından kesindir. Alışmak, insanın eğilimi olan şeylere karşı doğal tepkisidir ve bazen de insanın sapkınlığa ve fesada batmasına yol açar
İlahi peygamberlerin ve evliyanın siyerine bakıldığında en büyük üns ve alışmanın insanın kendi Rabbi ile aracısız alışması olduğu anlaşılır. Bu irtibat en kısa yol ve pratik eğilimlerle beraberdir.
İslam dininde Kur'an'ı Kerim Hak hazretine yakınlaşmanın en güvenilir yolu olduğu belirtilmiştir. Kur'an'ı Kerim Allah tealayı azameti, lütfu ve rahmeti ve hikmeti ile tanıtıyor. Eğer insan yüce Allah onca büyük sıfatları ile Kur'an'ı Kerim’de tecelli ettiğini anlarsa her an ve her zaman O’nunla konuşabilir ve bunun için hiç bir aracı bile istemez. Nitekim bu durumda kelime kelime Kur'an'ı Kerim’in nurunu ve hikmetini ve nasihatini öğrenecektir.
İnsan hiç bir zaman Kur'an'ı Kerim’e alışmaktan bağımsız değildir, zira gani muhtevası insanın yaşamındaki ihtiyaçlarına en önemli cevaptır. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim tüm müminlerden bu nur ve aydınlık kaynağını mümkün mertebe tilavet etmelerini ve dipsiz denizinden yararlanmalarını istemiştir. İmam Hüseyin -s- bir sınıflandırmada insanları dört gruba ayırdı ve her biri ancak kendi güçleri kadar Kur'an'ı Kerim ile alıştığını buyurur. O hazret şöyle buyurmakta: Allah’ın kitabı dört temele dayanır. Bunlar ibaretler, işaretler, latifeler ve hakikatlerdir. İbaretler halk kitleleri, işaretler has insanlar, latifeler evliyalara ve hakikatler enbiya içindir.
Bu rivayete göre Kur'an'ı Kerim derin maarifi vardır. Az bilgileri olan ve Kur'an'ı Kerim’in derinliklerini idrak edebilecek kadar bilgileri olmayan insanlar bu kitabın sade ibaretlerinden faydalanabilir. Bakış ufukları daha geniş olan insanlar ise Kur'an'ı Kerim’de saklı olan bazı işaretlerden ve sırlardan yararlanabilir ve Allah’a daha yakın olan ve O’nun kelamını daha iyi anlayan evliyalar ise Kur'an'ı Kerim’deki bu detaylardan doyasıya yararlanabilir. Vahiy nuruna doğrudan maruz kalan ilahi peygamberler lise bu semavi kitaptan başka hiç bir insanın hayal bile edemeyeceği hakikatleri öğrenir.
Böylece Kur'an'ı Kerim ile alışmak, ona sarılanların ruhunun ve düşüncelerinin derinlerinde çok yönlü bir değişim yaratıyor ve hak peşinde olanların karşısında aydın ufuklar açıyor. Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’i mubin kitap olarak adlandırıyor ve şöyle buyuruyor:
Ey ehl-i kitap ! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.
Ve şöyle vurgu yapıyor: Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir.
Kur'an'ı Kerim insanları karanlıktan nura doğru hidayete erdirir. Tüm İslam ülkelerinde ve yine İran’da mübarek Ramazan ayı Kur'an'ı Kerim kıraat celseler ve bu ebedi kitapla alışmanın tatlı anıları hatırlatan günlerdir. Bu ayda Kur'an'ı Kerim üns halkaları camilerde, okullarda ve her mahallede düzenlenir ve genç yaşlı kadın erkek büyük bir şevkle Kur'an'ı Kerim tilavet eder ve İslamî İran’ın atmosferini aydınlatırlar. Bu ayda bir çok cami ve tekye ve evde Kur'an'ı Kerim hatim etkinliği düzenlenir, gerçi Kur'an'ı Kerim hatmi sadece Ramazan ayına özel değildir ve yılın her günü düzenlenir, fakat Kur'an'ı Kerim hatminin mübarek Ramazan ayında havası başka olur ve kadın erkek genç ihtiyar bu celselere katılır.
İslam tarihinin seçkin şahsiyetlerinin yaşamı gözden geçirildiğinde, bu büyük insanların ta çocukluk çağından itibaren Kur'an'ı Kerim’e alıştıkları ve böylece kemale erdikleri anlaşılır. İmam Humeyni -ks- çeşitli fırsatlardan yararlanarak Kur'an'ı Kerim ile alıştırma yapardı. Bazen bu fırsat iki dakikadan bile daha azdı. İmamın gelini Dr. Fatıma Tebatebai İmam’ın Kur'an'ı Kerim hayranlığını şöyle anlatıyor: Necef’teyken imamın gözü rahatsızlanmıştı, hekim geldi ve muayene ettikten sonra imama bir kaç gün Kur'an'ı Kerim okumamasını ve dinlenmesini tavsiye etti. İmam birden gündü ve şöyle dedi: hekim bey, ben gözümü Kur'an'ı Kerim okumak için istiyorum, ne fayda eğer gözüm olur da Kur'an'ı Kerim okuyamazsam. Siz benim Kur'an'ı Kerim okuyabileceğim bir şey yapın.
İmam Humeyni -ks- kendisi Kur'an'ı Kerim okumaya özel ilgisi olduğu gibi tüm halk kesimlerini de Kur'an'ı Kerim okumaya ve bu kitapla alışmaya teşvik ediyordu. İmam bir tavsiyesinde şöyle diyor: evladım, Kur'an'ı Kerim ile şu büyük marifet kitap ile tanış, velev ki sırf kıraati ile olsun ve onunla Allah’a doğru bir yol bul ve zannetme ki marifetsiz kıraatin hiç bir eseri yoktur, zira bu düşünce şeytan vesvesesidir. Zira bu kitap O’nun tarafından senin içindir ve herkes içindir.