Haziran 16, 2018 19:11 Europe/Istanbul

Mübarek Ramazan ayının, yani Allah tealanın en güzel günlerini idrak ediyoruz. Bu değerli fırsat Kur'an'ı Kerim tilavet ederek ve üzerinde düşünmekle ruhumuzu tazeler.

Kuşkusuz Kur'an'ı Kerim tilaveti bu ilahi kitabın ayetleri üzerinde düşünmekle birlikte olursa daha da güzel olur. Kur'an'ı Kerim her ne kadar hakkında daha fazla tartışılır ve düşünülürse, sırları daha çok tecelli eder ve içinden yeni hakikatler ortaya çıkar.

İslam Peygamberi -s- şöyle buyurmakta: Kur'an'ı Kerim en iyi yolların klavuzudur. Bu kitap detaylı bir şekilde hakikatleri aydınlatır. Kur'an'ı Kerim’in bir zahiri ve bir de batını vardır. Zahiri hüküm ve emirdir ve batını bilimidir. Zahiri güzel ve batını derindir. Kur'an'ı Kerim ilkelidir ve her ilkesinin kökleri ve temeli vardır. Harikaları sonsuz ve hakikatleri her zaman tazedir. Ayetleri ise hidayet ve hikmet meşalesi ve kaynağıdır.

Kuşkusuz Kur'an'ı Kerim sadece okumak için nazil olmamıştır. Kur'an'ı Kerim yüce Allah’ı ve ilahi sıfatlarını ve isimlerini, tevhidin sırlarını ve ilahi elçilerin ve peygamberlerin özelliklerini, gaybi alemin sırlarını, beşeri toplumlara hakim olan sünnetleri, insanı ve kaderini, geçmişlerin ve geleceklerin gaybi haberlerini ve en yüce ilahi maarifi kapsayan bir kitaptır. Kur'an'ı Kerim ayrıca sosyal, iktisadi ve siyasi ve hukuki sistemleri içerir ve insanlar ebedi saadet ve mutluluğu için bunlara muhtaçtır.

Kur'an'ı Kerim’i izlemek insanı zalimlere kölelik etmekten kurtarır. Kur'an'ı Kerim insanları cahillik zincirinden, şeytanın nefsani heva ve heveslerinden ve hurafelerden kurtarır ve onu pak bir kalbe sahip olma ve manevi ve insani güzel yerlere ulaşma yoluna koyar. Kur'an'ı Kerim hakkı batıldan ayırt etmek üzere ebedi kriterlerle doludur. Bu kriterleri ve özellikleri tanımakla beraber Kur'an'ı Kerim’ın azameti ve diğer ilahi nurlara üstünlüğü aşikar olur.

Bir insanı mutlak karanlıkta durduğunu düşünün. Böyle biri için her şey aynıdır, zira karanlıkta eşyaları birbirinden ayırt etmek ve yolu seçmek imkansız olur. Oysa eğer biraz nur insanın yardımına gelirse, farklılıklar aşikar olur ve doğru yol yanlış yoldan ayırt edilebilir. Kur'an'ı Kerim kendini nur olarak adlandırır. Bu nur hidayete erdiren ve aydınlatan nurdur. Nitekim Nisa suresinin 174. ayetinde şöyle buyurur:

Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

Kur'an'ı Kerim’in bakışında insanı yücelme ve gelişme yoluna doğru hidayete erdiren her şey nurdur. Örneğin akıl, insanı hidayete erdirmekte en önemli güçtür ve Kur'an'ı Kerim sürekli buna vurgu yapmış ve akıllı ve düşünceli insanları takdir etmiştir.

Kur'an'ı Kerim bu nurani kitabın çekim alanında yer alabilmek için tüm insanları ayetleri üzerinde derin derin düşünmeye davet eder. Bu kitapta tefekkür, tedebbür, hikmet ve ilim gibi sözcüklerin geçmesi, Kur'an'ı Kerim ayetleri üzerinde tedebbür ve düşünmekle yüzeysellikten uzak bir şekilde Kur'an'ı Kerim’in derin maarif ve hakikatlerini idrak edebileceğimizi ortaya koymaktadır.

Günümüzde bilim adamları bu semavi kitapta yer yer bir çok sır yattığını ve ancak pak bir batın ile üzerinde düşünmekle bu sırları keşfetmenin mümkün olduğu sonucuna varmış bulunuyor. Yüce Allah ise Sad suresinin 29. ayetinde şöyle buyuruyor:

(Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

Allah teala bu ayette Kur'an'ı Kerim’i indirmenin amacını insanların ayetlerin üzerinde düşünmeleri şeklinde beyan etmiştir, zira insanların sadece ayetleri okumakla yetinmemelerini ve nihai amacını unutmamalarını istemiştir. Ayetlerin üzerinde düşünmek demek, sonuçların üzerinde düşünmek ve işlerin akibetini ve sonuçlarını gözetlemektir. Bu yüzden ilahi ayetlerin üzerinde düşünmek, Kur'an'ı Kerim’in vaazlerinden yararlanmaktır ve bunun sonucu hakiki tanıma kavuşmaktır.

Allah’ın kelamı üzerinde düşünmek ve Kur'an'ı Kerim’in güzel hakikatlerinin üzerindeki perdeyi aralama çabası, ilahi bereketlerden yararlanmanın en önemli aracıdır. Kur'an'ı Kerim de ilahi ayetleri düşünmeden gönüllerinin tazelenmesini isteyenleri serzeniş ederek onlara mutlaka Kur'an'ı Kerim ayetleri üzerinde düşünmeyi emrediyor. İmam Ali -s- bu konuda şöyle buyuruyor: Kur'an'ı Kerim ayetleri üzerinde düşünün, zira bu amel gönüllerini baharıdır.

Kuşkusuz Kur'an'ı Kerim ile alışmanın en önemli ve en yüksek merhalesi, bu kitabın öğretilerini uygulamaktır. Bu semavi kitap bireyi ve toplumu hidayete erdirmek için çok değerli tavsiyeleri ve tealimi içerir. Eğer bu tavsiyeler ve tealim doğru biçimde bilinir ve uygulanırsa, dünya bambaşka olur ve çirkinliklerden ve kötülüklerden kurtulur.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei herkesi Kur'an'ı Kerim’e amel etmeye davet ederek şöyle buyurur: eğer Kur'an'ı Kerim’eamel etmeyi bu kitabın ihya edilmesinin ekseni ve temeli olarak kabul eder ve mesele sadece tilavet etmek ve hatmetmekle bitmediğine inanırsak, toplumumuzu Kuranî hale getirmeliyiz, amellerimizi Kuranî hale getirmeliyiz, Kur'an'ı Kerim’e inanmalıyız ve Kur'an'ı Kerim’in vaatlerini doğru ve hak olarak kabul etmeliyiz.

Kur'an'ı Kerim’in üzerinde düşünmenin bazı merhaleleri vardır. Kur'an'ı Kerim’in konumunu ve şanını tanımak, Kur'an'ı Kerim üzerinde düşünme aşamalarından biridir. Kur'an'ı Kerim sıradan bir kelam değildir. Kur'an'ı Kerim Allah’ın kelamıdır ve açık bir dille ve hiç bir yanlışlık olmaksızın sevgili peygamberine nazil olmuştur böylece tüm insanlar için nasihat edicidir. Kur'an'ı Kerim haktır ve haklı olarak inmiştir ve onu indiren de eşsiz ve yegane Allah ve onu getiren de ruhul emin ve indiği yer de İslam Peygamberi’nin -s- pak kalbidir.

Bunların yüce konumları söz konusudur ve bu noktaları idrak etmek bile kalplerin ilahi kelam üzerinde daha derinlemesine düşünmelerine vesile olur. Öte yandan akıl ve düşünce sahibi olmak ve onları hidayet yolunda kullanmak , Kur'an'ı Kerim üzerinde düşünmenin şartlarından sayılır. Nitekim Allah teala da şöyle buyurmuştur: (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

Kur'an'ı Kerim üzerinde doğru düşünmek için kalplerin pastan silinmesi gerekir . Nitekim Kur'an'ı Kerim de  şöyle buyurur:

Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

Yüce Allah yine Fatır suresinin 29. Ayetinde şöyle buyurur:

Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarfedenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler.

Molla Sadra Vakıa suresinin başında şöyle diyor:

Hikmet üzerine yazılan bir çok kitap okudum, öyle ki kendi kendime önemli biri olduğumu zannettim, ama ne zaman basiretim açıldıysa kendimi gerçek ilimlerden boş gördüm. Ömrümün sonuna doğru Kur'an'ı Kerim ve Muhammed -s- ve Al-i Muhammed -s- rivayetleri üzerinde düşünmeye karar verdim. O zaman bir ömür yaptıklarımın boş işler olduğunu anladım, zira ömrüm boyunca nurun yerine gölgede yaşamışım. Üzüntüden yüreğim yanmaya ve kalbim alevlenmeye başlattı, ta ki ilahi rahmet elimi tuttu ve beni Kur'an'ı Kerim sırları ile tanıştırdı ve ben de Kur'an'ı Kerim’i tefsir etmeye başladım. Ardından vahiy kapısını çaldım, kapılar açıldı, perdeler aralandı ve baktım ki melekler bana şöyle diyor: Allah’ın selamı üzerine olsun, cennet sana helal olsun, içeri gir.

Umarız biz de yüce Allah’ın ziyafetine katıldığımız şu eşsiz günlerde Kur'an'ı Kerim ayetleri üzerinde düşünerek ilahi ebedi cennete doğru ilerler ve bu yolda adım atarız.