Davet - 13
Mübarek Ramazan ayında tutulan oruç insanın ruhunu tazeler ve tertemiz hale gelen ruh, alemleri yaratana bağlanmak üzere hazır hale gelir ve yüce Allah’a ibadet ve münacat da ayrı bir renk kazanır. Bu iddiamızın şahitleri ise hepsi Ramazan ayında gelen küçük büyük dualardır, Ebu Hamza, İftitah ve Mucir gibi dualar.
Mübarek Ramazan ayı, Allah’ın ayı, Kur'an'ı Kerim’in indiği ay, rahmet ve mağfiret ayı, bereket ayı ve ilahi özel inayetlerin ayıdır. Bu ayda Müslümanlar ve mümin kullar büyük bir şevkle Kur'an'ı Kerim’in semavi tealimine yönelir ve dini vecibeleri ve sünnetleri yerine getirerek Allah tealaya kulluk ve itaatkarlık mertebelerini arzeder. Müslümanlar bu yoldan hem Allah katına yaklaşarak ilahi geniş rahmet sofrasından daha fazla yararlanır, hem takva bakımından daha yüksek mertebelere nail olur.
Her işte başarı ve zafer sırrı, uygun fırsatları ve şartları en iyi biçimde değerlendirmektir. Akıllı insanlar elde ettikleri fırsatlardan azami derecede yaralanmaya çalışır zira onlar zamanın çok çabuk geçtiğini ve bazen en büyük fırsatların ufak bir müsamahakarlık yüzünden elden gittiğini ve insan için geride bir tek hasret ve pişmanlık kaldığını çok iyi bilir.
Bu yüzden ilahi önderler talim ve terbiye programlarında sürekli fırsatların kıymetini bilmemize vurgu yapmıştır, zira fırsatlar bulutlar gibi çok çabuk gelir ve geldiği gibi de dağılıp gider. İslam Peygamberi –s– şöyle buyurur:
Hayatınızda bazı anlar gelir ki onda rabbani hayat veren meltemler esmeye başlar. Bu fırsatları değerlendirmeye ve kendinizi bu meltemlere maruz bırakmaya çalışın.
Allah Resulü –s– bir başka hadiste de şöyle buyurur: yüzüne bir hayır kapısı açılan insan o fırsatın kıymetini bilmeli ve yararlanmalıdır, zira o kapının ne zaman yüzüne kapanacağını bilemez.
Mübarek Ramazan ayı da sözü edilen ilahi rahmet meltemlerinin estiği günlerden sayılır. Bu ayın her anı uygun ve istisna bir fırsattır ve eğer bu fırsatlar iyi bir şekilde değerlendirilmezse, hasret ve pişmanlığa yol açar. Dolaysıyla mümin insanlar bu bol bereketli aydan daha fazla yararlanabilmek için belli saatlerini ve dakikalarını Kur'an'ı Kerim tilavetine, dua, zikir, münacat ve namaza ayırır.
Öte yandan dua kitaplarında Ramazan ayının geceleri ve gündüzlerine özel yüce muhtevalı dualar masum imamlardan –s– kaydedilmiştir ki bu dualardan biri İftitah duasıdır. Bu dua mübarek Ramazan ayının gecelerine özel bir duadır ve ilahi hamd ve münacattan dinin önde gelen büyükleri ve evliyaların irfani fısıldaşmalarına kadar yüce kavramları içerir.
İftitah duasının en önemli özelliklerinden biri beşeri camianın yaygın sosyal sorunlarını gözetlemektir.
İftitah duası yüce Allah’a hamdu sena ile başlıyor:
اَللَّهُمَّ اِنّی اَفْتَتِحُ الثَّناءَ بِحَمْدِکَ وَاَنْتَ مُسَدِّدٌ لِلصَّوابِ بِمَنِّکَ وَ اَیْقَنْتُ اَنَّکَ اَنْتَ اَرْحمُ الّراحمینَ فی مَوْضِعِ الْعَفْوِ وَ الرَّحمَةِ وَ اَشَدُّ المُعاقِبینَ فی مَوْضِعِ النَّکالِ و النَّقِمَةِ وَ اَعْظَمُ المُتَجَبَّرِینَ فی مَوْضِعِ الکْبریاءِ وَالْعَظَمَةِ. اَلّلهُمَّ اَذِنْتَ لی فی دُعائِکَ وَ مَسْئَلَتِکَ فَاسْمَعْ یا سَمیعُ مِدْحَتی وَاَجِبْ یا رَحیمُ دَعْوَتى وَ اَقِلْ یا غَفُورُ عَثْرَتی
Allah’ım! Hamd ile seni sena etmeye başlıyorum; sen kendi lütfunla doğru olanı yapmaya muvaffak kılansın. Senin, af ve rahmette, rahmet edenlerin en merhametlisi, ceza ve intikamda cezalandıranların en şiddetlisi, ululukta güçlülerin en büyüğü olduğuna yakin ettim. Allah’ım! Sana dua etme ve senden bir şey dileme hususunda bana izin verdin; öyleyse ey işiten, ey Rahim, çağrıma icabet et; ey bağışlayan, sürçmelerimi bağışla.
İnsanın saadetine vesile olan şey şu ki insan Allah’ın ve azametinin karşısında küçük ve hakir bir kul olduğunu ve kendinden hiç bir şeyi olmadığını anlasın. Tüm iyilikler Allah’a aittir ve ne kadar sorun ve sıkıntı varsa insanın kendi yanlış hareketlerinin sonucudur. İnsan kendi iradesi ile yanlış bir yolu izlemeye başladığında pratikte Allah’a karşı savaş açmış gibi olacağını bilmesi gerekir. İnsan kendini Allah’tan korku ve O’na umut arasında tutmalıdır. Şöyle ki yaptığı onca ibadete karşın ufak bir sürçme ile en büyük ilahi hilelerin tuzağına düşerek bu dünyadan kötü bir sonla ayrılabileceğini düşünmelidir.
Allah teala rahmetinden umudumuzu kesmeyi büyük günahlardan saymıştır. İnsan her ne kadar günahkar olursa olsun, Allah’ın rahmetinden umudunu kesmemelidir. İlahi rahmet o kadar geniştir ki, eğer insan hakikaten tevbe eder ve O’na geri dönerse, Allah da onu bağışlar. Nitekim İmam Sadık –s– şöyle buyurur: kalbinde iki nur bulunmayan mümin yoktur. biri korku nuru ve diğeri umut nurudur ve eğer ikisi ölçülürse, hiç biri ötekine üstünlüğü yoktur.
İftitah duasında üzerine çok vurgu yapılan konulardan biri de Hz. Mehdi –s– zuhurundan sonra gerçekleşecek olun evrensel İslam iktidarına yönelik ilgidir. Bu duada insan Allah’tan bu süreci hızlandırmasını isteyerek şöyle arzediyor:
Allah'ım, biz senden İslam ve ehline izzet bağışlayacağın; nifak ve ehlini zelil edeceğin onurlu bir devletin tahakkuk bulmasını istiyoruz öyle bir devlet ki, bizi o devlette, itaatine davet edenlerden ve hidayet yolunun öncülerinden kılasın.
Mübarek Ramazan ayının sahurlarında okunan en şerefli ve en anlamlı dualardan biri de Ebu Hamza Sumali duasıdır. Bu dua İmam Ali bin Hüseyin’den –s– nakledilmiştir. Bu duayı İmam Seccad –s–, İmam Bakır –s– ve İmam Sadık’ın –s– sahabeleriden biri olan Ebu Hamza İmam Seccad’dan –s– nakletmiştir. Ebu Hamza yaşadığı çağın büyüklerinden biriydi, öyle ki ona zamanın Salman’a demişler.
Ebu Hamza Sumali duası Allahım; cezalandırarak beni edep eyleme, ile başlıyor ve ey merhametlilerin en merhametlisi, cümlesi ile son buluyor. Bu dua yüce Allah’ın iyi sıfatlarını irfani, sosyal, siyasi ve ahlaki çeşitli konuların arasında beyan ediyor.
Ebu Hamza Sumali duası insanların tevbe ve sakınma yolunu en iyi biçimde çizerek ilahi büyük nimetleri sayıyor. Bu duada kıyamet gününün zorlukları ve günahların yükünün ağırlığını ve İslam Peygamberi –s– ve ehli beytine –s– itaat etme zaruretini vurguluyor. Duada ayrıca insanlardan tembellik, hüsran, gam ve kederden arınmaları isteniyor.
Ebu Hamza Sumali duasının en önemli özelliklerinden biri de insana Rabbine nasıl dua ve ibadet edeceğini göstermesidir. Şerefli dualarda dua eden insan kendini sürekli korku ve umut arasında görmesi gerektiğine sık sık vurgu yapılıyor. İnsan bir yandan günahlarını düşündüğünde içinde bir nevi utanma ve mahcubiyet duygusu gelişir ve ne zaman ilahi geniş rahmete yönelirse içinde umut doğar. Bu korku ve umut duygusu her daim insanın içinde var olmalıdır.
Bu yüzden İmam Seccad –s– yüce Allah’a şöyle arzediyor:
Ey mevlam! Günahının çokluğundan konuşmayan bir dille seni çağırıyorum. Ey Rabbim! Günahtan dolayı helaka doğru yönelen bir kalple sana niyaz ediyorum. Ey Rabbim! Korku ve ümit içinde seni çağırıyorum. Ey Mevlam! Günahlarıma baktığımda dehşete kapılıyorum, ama, senin keremine baktığımda, umutlanıyorum.
Allah teala kulları işledikleri günahlarını itiraf etmelerini sever. Bu itiraf Allah için hiç bir fayda içermez. Yani kul ister günahını itiraf etsin, ister etmesin, ilahi mülke ve ceberuta hiç bir eklenmez veya eksilmez. Ancak Allah katına itiraf ederek ilahi rahmete daha çok muhtaç olduğunu hisseder ve Allah’ın affı onun için daha mutlu edici olur. Gerçi unutmamak gerekir ki bu itiraf ancak Allah huzurunda olmalıdır ve hiç kimsenin günahlarını başka birine anlatmaya izni yoktur.
İnsana bir iyilikte bulunan birine teşekkür etmek, akla uygun bir ameldir ve iyi sıfatlardan biri sayılır ve bu durumda ister yaratan olsun, ki hiç kimse ilahi nimetlerin tümüne teşekkür etmeye gücü yetmez, ister kul olsun, fark etmez. Aradaki tek fark Allah’a teşekkür etmek nimetin bollanmasına vesile olmasıdır. Nimetleri beyan etmek ve saymak, nimetlere şükretme mısdaklarından biridir. nitekim Duha suresinin 11. ayetinde şöyle buyurmakta: Rabbinin nimetlerini anlat ve söz ve amelinle o nimete şükret.
Buna göre İmam Seccad –s– Ebu Hamza Sumali duasının bir bölümünde ilahi nimetleri beyan ederek şöyle diyor:
Ey Mevlam! Ben, senin büyüttüğün küçüğüm; ilim bahşettiğin cahilim; hidayet ettiğin yolunu kaybedenim; yücelttiğin hakirim; güvence verdiğin korkanım; doyurduğun aç ve suya kandırdığın susamışım; giyindirdiğin çıplağım; zenginleştirdiğin fakirim; güçlendirdiğin zayıfım; aziz ettiğin zelilim; şifa verdiğin hastayım; bağışta bulunduğun dilenciyim; günahını örttüğün günahkârım; hatasını bağışladığın hatakârım.
Mucir duası da mübarek Ramazan ayının gecelerinde ve özellikle beyaz günler olarak anılan 13, 14 ve 15’inde günahların bağışlanması için tavsiye edilmiştir. Mucir sözcüğü koruyan anlamındadır. Bu duanın mucir olarak adlandırılmasının sebebi son cümlesinde bu sözcüğün geçiyor olmasıdır. Bu dua baştan başa ilahi kutsal adlarla doludur ve müminler duanın her bölümünde Allah tealadan onları cehennem ateşinden korumasını istiyor. Bu dua başındaki besmele ve sonundaki hamd cümlesinden başka 90 kısa cümleden oluşuyor ve her cümlede Allah tealaya Subhanaka ilahi tesbihi ve Allah’ın yüceliğinin itirafı ile hitap ediliyor ve iki ilahi adı zikrederek Allah’tan bizi ateşten koruması talep ediliyor.