Haziran 16, 2018 19:23 Europe/Istanbul

Cevşeni Kebir duası ilahi bin kadar isim ve sıfat içerir ve mübarek Ramazan ayının ilk gecesi ve Kadir gecelerinde okunması tavsiye edilen dualardan biridir.

Değerli dostlar mübarek Ramazan ayını, Allah tealanın ziyafet ayı ve kulun saadet ve kurtuluşa doğru hareket ettiği ayı idrak ediyoruz. Bu ay rahmet ve mağfiret ayındır. Ramazan ayı iman ayı, maneviyat, dua ve ibadet ayıdır. Ramazan ayı Allah’a tapma ve O’na kulluk etme ayıdır. İslam Peygamberi –s– bu ayda dua etmenin faziletleri hakkında şöyle buyurur: Ey insanlar, Ramazan ayında dua ederken ellerinizi Allah tealaya doğru kaldırın zira bu anlar yaşamınızın en faziletli anlarıdır ve o anlarda Allah teala kuluna sevgi gözüyle bakar.

 

Dua, yüce Allah’a seslenmek ve O’ndan yardım istemektir. Dua, güçlü ve hikmetli olan Allah’la irtibat kurmak, kederde neşede, ferahlıkta sıkıntıda ve yaşamın her anında O’nunla olmaktır. Dua, Allah’ı çağırmak ve O’ndan istemektir. Ve mübarek Ramazan ayında müminlerin duaları doruk noktasına ulaşır ki daha fazla Allah katına yaklaşılsın ve daha fazla feyiz alınsın.

 

Mübarek Ramazan ayının özellikle Kadir geceleri başta olmak üzere gecelerinde okunan en faziletli dualarından biri Cevşeni Kebir duasıdır. Bu dua insanın kalbini nur ve marifete açar, nitekim duanın her bölümü okunurken derin manası üzerinde düşünülürse insan hiç kuşkusuz altüst olur ve yaratanın azameti karşısında secdeye kapılırdı.

 

Cevşen, zırh veya savaş kıyafeti demektir. Bu duada cevşen sözcüğü duanın adında yer almasının sebebi şu ki İslam Peygamberi –s– savaşlardan birinde ağır bir zırh giymişti, ancak zırhın ağırlığı o hazreti rahatsız ediyordu. Bu savaşta Hz. Cebrail –s– Allah tarafından peygamberine bir mesaj getirerek şöyle dedi: Ey Muhammed, Rabbim sana selam gönderdi ve şöyle buyurdu: Bu zırhı çıkar, şu duayı oku, zira seni ve ümmetini tehlikelerden ve kötü hadiselerden korur. Bu dua Resulullah’ın –s– üzerindeki zırhın yerine getirildiği için cevşeni kebir adı ile ün yaptı.

 

Cevşeni kebir duasının yüz bendi bulunuyor ve 11 ilahi ismi içeren 55. bent haric, her bentte de ilahi isimlerden on isim yer alıyor. Dolaysıyla bu dua bin bir ilahi isim içeriyor. Bu isimler hormonik ve kafiyeli bir şekilde yan yana dizilmiş olmasından başka bir çok durumda ilahi isimler ve sıfatlar son harfleri itibarı ile de birbirine benzer ve uyumludur.

Bu duayı okumanın fazileti hakkında ise İslam Peygamberi –s– şöyle buyurduğu rivayet edilir: benim ümmetimden kim bu duayı mübarek Ramazan ayında üç kez veya bir kez okuyacak olursa Allah teala onun bedenini ateşe haram kılar ve cennet ona vacip olur.

 

Dua, insanın mihriban yaratanla her haldeyken bilinçli irtibat kurması ve özellikle en yalnız olduğu zamanlarda yine bilinçli bir şekilde ihtiyaçlarını beyan etmesi, varsa günahlarını itiraf etmesi ve hak teala katına tevbe etmesidir. Dua bir haceti dile getirmeyi veya hamd etmek de olabilir. dua insanda münacat şeklinde veya dilden veya kalpten zikretmekle ortaya çıkan irfani bir hal durumudur. Bazen dua bir haceti gidermek üzere dile getirilen bir taleptir ve bazen ilahi evliyaların anlamlı sözlerinden ibarettir ve insanın Allah tealaya yönelik marifetini geliştirir.

 

Cevşeni kebir duasında İslam Peygamberi’nden –s– nakledildiği üzere ilahi isimlerden bin bir isim yer alıyor ki bu da tevhidin ve maad ve diğer İslam ilkelerine inancın yüksek mertebesini ifade ediyor. Örneğin 55. bendin başında ilahi güce işaret ederek şöyle arzediyor: Ey emirleri her şeye nüfuz eden, yani ilahi emir olmadıkça hiç bir şey gerçekleşmez, ve şöyle devam ediyor: Eyelmi her şeye yansıyan. Varlık aleminde her şey ilahi sonsuz gücün işaretidir. Yine başka yerde ilahi nimetlere işaret ederek şöyle diyor: Ey kulların saymaktan aciz olan nimetleri o kadar bol olan, acaba bunca nimetle kul, ilahi nimetlerin şükrünü eda edebilir mi?

 

Cevşeni kebir şöyle devam ediyor: Ey mahluklarının hiç biri verdiğin nimetlerin şükrünü eda edebilecek gücü olmayan. Ey celal ve azameti akla hayale bile sığmayan ve hiç bir şuur idrak edemeyen. Bir başka ifade ile beşerin eksik aklı ilahi zatı tam olarak idrak edebilecek güçten yoksundur. Ve şöyle devam ediyor: ey düşüncenin O’nun özünü anlayamayan. Dua ardından hak tealanın azamet ve büyüklüğünü gündeme getirerek şöyle diyor: ey azamet ve büyüklük O’nun redası olan, yani O’na yakışan, yani azamet ve büyüklük redası ancak hak tealaya yakışır. Ey kulların hükmüne ve takdirine ulaşamayan. Bu da ilahi meşiyyet bir işin olmasına yönelirse, artık hiç bir gücün bu takdiri bozamayacağı anlamına gelir.

 

İmam Ali -s- bu konuda şöyle buyurur: ben pak Allah’ı azimleri kıran ve kararları yıkan ve iradeleri ve istekleri bozan güçle tanıdım

Bu da Cevşeni kebir duasında işaret edilen Allah’ın özelliklerinden biridir. Nitekim varlık aleminin mutlak sahibi ve hakimi O’dur ve her yer O’nun mülküdür. Nitekim bu alemde hak tealaya ait olan bir tek yer ve mekan bulamazsınız. Bu bendin sonun da şöyle deniliyor: ey hiç bir bağış O’nun bağışları karşısında hesaba gelmeyen. Gerçekte ilahi bağış o kadar büyük ve geniştir ki hiç bir bağış onun karşısında lafı bile edilemez.

 

İslam Peygamberi’nden -s- çok değerli bir hadiste şöyle okumaktayız: aziz ve celil Allah’ın 99 ismi vardır ve kim O’nu bu isimleri ile çağırırsa duaları kabul görür ve kim bu isimleri sayar ve ezberlerse cennete girer.

Evet, bilindiği üzere bu isimlerin her biri aynı zamanda ilahi bir sıfatı temsil eder ve Allah’ın sıfatları O’nun zatının aynısıdır. Dolaysıyla kim ilahi sıfatları simgeleyen bu isimleri bilirse ve üzerinde düşünürse, cennete girer.

 

Cevşeni kebir duasının yüz bendi vardır ve 11 ilahi ismi içeren 55. bent haric, her bentte de ilahi isimlerden on isim yer alır. Dolaysıyla bu dua bin bir ilahi isim içerir. Bu duanın her bendinin sonunda, yani ilahi yüce isim ve sıfatlardan on isim ve sıfat yad edildiğinde şöyle denir: Ey yüce Rabbim, sen münezzehsin ve senden başka ilah yoktur. Feryat, feryat ya Rabbim  bizi ateşten kurtar. Açıktır ki bu sıfatlar ve isimlerle ateşten kurtuluş arasında doğrudan bir irtibat vardır.

 

Rivayetler ve Kur'an'ı Kerim edebiyatında ateş, küfür ve nifak ve günah ehli olanların içine yerleştirildikleri acı ve elem verici bir alana verilen addır. Ateş dış görünüşü nur ve parlaklıktır, fakat içi azap verici ve acıdır. Günahlar ve batıl düşünceler de böyledir, yani dışı güzel ama için karanlıktır. Oruçlu Müslümanlar da bu duayı okuyarak yüce Allah’a hakikati arzeder ve şöyle der: Rabbimiz biz senin hakkındaki bu hakikatleri itiraf ediyoruz, o zaman sen de bizi bu hakikatlerden gafil olmamızdan veya inkar etmekten kurtar ve bu isimlerin ve sıfatların hakikatini kalbimiz ve ruhumuza işle ki bu kesin marifet ve inançla ebediyen batıl düşüncelerden kurtulalım.

 

Kim kalpten varlık aleminde ne varsa Allah’a ait olduğuna ve Allah tüm her şeyin varlık sıfatına sahip olduğuna ve başkaları Allah teala sayesinde bu sıfatların bir parçasına sahip olduğuna inanırsa artık dünyada ne görecede şad ne de hüzünlü olur ve bu açıdan hiç acı çekmez. Yine eğer biri hakikaten Allah tealayı zorluklarda yardımcısı ve korku anlarında yanında olduğuna inanırsa  artık hiç bir şeyden korkmaz  ve ızdıraba kapılmaz. Ya da eğer insan Allah tüm benliği ile günahkarları affettiğine inanırsa hiç bir zaman karanlığa sürüklenmez ve umutsuzluğa kapılmaz.

 

İşte bu yüzden bu duayı okuyarak evvela kendimize ilahi isimleri ve sıfatları ve tevhid hakikatlerini hatırlatmış oluruz ve eğer ona karşı gaflete düşmüşsek kendimizi ikazda bulunmuş oluruz. Ardından ilahi isim ve sıfatlardan hangi grubu dile getirdiysek Allah’tan bizi günah ve gaflet ateşinden kurtarmasını niyaz ederiz. Bu talebin anlamı şu ki: Ey yüce Rabbimiz biz bu hakikatlere inanıyoruz, o zaman sen de bizi bizi bu hakikatlerden gafil olmamızdan veya inkar etmekten kurtar ve bu isimlerin ve sıfatların hakikatini kalbimiz ve ruhumuza işle ki bu kesin marifet ve inançla ebediyen batıl düşüncelerden kurtulalım.