Haziran 16, 2018 19:25 Europe/Istanbul
  • Davet - 15

Mübarek Ramazan ayı bize iyi olmak ve iyileşmek için otuz gün sunuyor. Böylece kendimizi değiştirmeye ve düzeltmeye önemli bir fırsat sunmuş oluyor.

Bu fırsatta bağışlamayı tecrübe edebilir, muhtaçların yiyecek ihtiyacını hissedebiliriz. Ramazan ayı bize incittiğimiz kalpleri, kırdığımız köprüleri ve bozduğumuz geçmişi gözden geçirerek onarma fırsatı sunar.

Her yıl yüce Allah tarafından mübarek Ramazan ayında büyük bir ziyafete davet ediliriz. Bu ziyafet, ilahi takvaya kavuşmak için en iyi fırsattır. Bu ziyafet boyunca yürekler yumuşar, ruhlar cilalanır ve parlamaya başlar, insanlar ilahi has rahmet vadisine ayak basmaya hazırlanır. Herkes kendi çabası ve yeteneğine göre bu muazzam ilahi ziyafetten yararlanır. Ramazan çeşmesinde oruçlu insanların kalplerinden günah pasları silinir ve kalpler nur dolarak ilahi marifete ve yücelmeye hazır hale gelir.

 

Evet, Ramazan ayı hepimize iyi olmak ve iyileşmek için otuz gün sunuyor. Böylece kendimizi değiştirmeye ve düzeltmeye önemli bir fırsat sunmuş oluyor. Bu fırsatta bağışlamayı tecrübe edebilir, muhtaçların yiyecek ihtiyacını hissedebiliriz. Ramazan ayı bize incittiğimiz kalpleri, kırdığımız köprüleri ve bozduğumuz geçmişi gözden geçirerek onarma fırsatı sunar.

Sen ne güzel ve has bir aysın ey Ramazan, ki hatta senin havanda nefes almak ilahi zikir sayılır.

 

Tüm insanlar hengi mevkide ve hangi konumda olursa olsun, günah kirine bulaşma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Örneğin mali işlerle uğraşan insanlar mali kirlenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yine siyasi ve sosyal işlerle uğraşan insanlar bu ortamların kirliliğine maruz kalabilir. Şehvete maruz olan insanlar da cinsel ve şehvet eksenli kirliliklerin tehdidi altındadır ve yine elinin altında çalışanların bulunduğu insanlar zulmetme kirliliğinin tehlikesi altındadır. İnsan bir kere kirlendi mi, bir kere günah işlemek gözünde normal bir durum gibi görünmeye başladı mı, yavaş yavaş ilahi rahmet alanından uzaklaşır ve yanlış yola sapar.

 

İnsan her daim günaha bulaşmamaya özen göstermeli. İnsanın günah vesveselerine karşı kendini korumasının adı takvadır ve vesveselere karşı daime kendini kollayan insan, muttaki bir insandır. Bu konuda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şöyle buyurur: Allah'a yakınlaşmanın temel ilkesi, günahları terketmektir, müstahapları ve nafileleri yerine getirmek ve dua etmek ve tevessül etmektir, gerisi teferrüattır. Esas mesele, insan günah ve hata işlemesine mani olmasıdır. Bu söz edilen takvayı gerektirir.

Buna göre Ramazan ayı takva edinmek ve takviye etmek için en iyi fırsattır. Nitekim Bakara suresinin 183.ayetinde belirtildiği üzere:

Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.

 

Kur'an'ı Kerim’in takva hakkındaki ayetlerinden anlaşıldığı üzere takvalı olmak tedrici bir durumdur ve insanda aniden ve birden oluşmaz. İnsan ancak sürekli alıştırma yaparak takva elde edebilir ve onu koruyarak genç bir fidan durumundan sağlam ve güçlü bir ağaca dönüştürür.

Her Ramazan ayında insanın ilahi takvaya kavuşmak üzere otuz gün fırsatı vardır. Bu ayda insanın yapması gereken en önemli iş, kendisini tanımaktır. İnsan kendini tanıyınca ve kendi içine bakınca, içindeki kötülükleri anlar ve alıştırma yaparak onları içinden söküp atar ve iyi sıfatlara kavuşur.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konuda ilginç noktalara işaret ederek şöyle buyuruyor:

Azizlerim! Gelin kusurlarımızı görelim ve onları bir liste gibi karşımıza alalım. Ramazan ayından kazanımlarımızla bu listeden bazılarını silmeye çalışalım. Eğer kıskançsak kıskançlığı, eğer inatçıysak inadı, eğer hayat yolunda tembel ve neşesizsek tembelliği ve neşesizliği, eğer kötü kalpliysek ve başkalarının kötülüğünü istiyorsak, kötü kalpliliği, eğer sözümüzü tutmuyorsak, sözümüzü tutmamayı, eğer ahde vefa etmiyorsak, vefasızlığı temizleyelim. Hiç bir zaman kendimize  beğenmemeliyiz. Ahlakımızda var olan her türlü kusuru Ramazan ayının bereketi ile  mümkün olduğu yere kadar kötü amellerimizin listesinden silmeye çalışalım ve tam kararlılıkla ilerleyelim. Bilin ki Allah teala bu yolda emek harcayanlara yardımcı olur. Allah teala sizi kemale erme yolunda yalnız bırakmaz ve bunun faydası en başta insanın kendisine döner.

 

Takva, Allah’tan korkmaktan ziyade, daimi özbakım ve kötülükleri terketme ve günahtan sakınma anlamına gelir. Dil takvasından sonra kalp takvası sık sık vurgu yapılan bir başka takva çeşididir. Kabli takva kalbimizi haset, kin, kötü zan, acımasızlık gibi sıfatlardan arındırmak ve yerini ihlas, paklık, huşu, tevazu, sevgi ve şefkat gibi iyi sıfatlarla doldurmaktır. Ahlak bilginlerine göre insan kalbini ıslah etmediği müddetçe görece amelleri ve ibadetleri hiç bir fayda etmez. Takva ayı olan Ramazan ayında kalpleri her türlü kötülükten ve hastalıktan kurtarmalı ve kalbi takvayı takviye etmeliyiz.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei takva konusunda şöyle diyor:

Takva, insanın yanlış yola sapmaması ve eteğe batan dikenlerin eteğine batmamasına vesile olan daimi özbakım durumudur. Takva gerçekten bir Cevşen gibidir, insanın üzerinde bir zırhtır ve onu manevi ölümcül darbelerden ve zehirli okların zararından korur. Gerçi sadece manevi meseleler söz konusu değildir ve dünyevi işlerde de takvanın çok önemli rolü söz konusudur.

 

Gerçekte takvalı her insan ilahi haramlardan Allah için ve O’ndan korkarak uzak durursa, ilahi haddi aşmazsa, şeriatinin hürmetini çiğnemezse, Allah teala da onun yaşam sıkıntılarından kurtulması için yol gösterir ve ister eşi ve çocukları, ister malı ve ister yaşamının pak olmasına vesile olan her şeyin üzerinden, onun aklına bile gelemeyeceği yollardan rızkını verir.

 

Tekamül ve yücelme peşinde olan insan belli ve belirli ilkeleri izler, iyiliklere ulaşma yolunda çabadan ve emek harcamaktan el çekmez. Ahlak bilginlerine göre takvanın ilk ve en önemli merhalesi dili kontrol etmek ve dili her türlü sözü beyan etmekten sakındırmaktır. Maalesef bir çok insanın yakalandığı en kötü alışkanlıklardan biri gevezelik, beyhude ve boş yere konuşmak ve kötü laf etmektir. İmam Ali -s- dilin kontrol edilmesi konusunda önemli noktaları beyan etmiş ve bir vecizesinde şöyle buyurmuştur: Allah’a and olsun ki takvalı insan için takvası ancak dilini koruduğu zaman işine yarar. Müminin dili kalbinde ve münafık insanın kalbi dilinin ardındadır. Zira mümin ne zaman konuşacak olursa ilkin düşünür, eğer iyi ise söyler ve eğer iyi değilse, gizler. Oysa münafık diline gelen her şeyi söyler ve söylediği onun lehine veya zararına olup olmadığını düşünmez.

 

İnsan her daimi diline dikkat etmelidir. İslamî rivayetlere göre dil, hem insanı tehlikelerden kurtarabilir, hem de bataklığa saplanmasına yol açabilir ve bu durum, dilini nasıl kullandığına bağlıdır. Dilin korunmasının önemi konusunda Allah teala Kaf suresinin 18. Ayetinde şöyle buyurur:

İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.

İslam Peygamberi -s- de şöyle buyurur: kim dilini boş laftan koruyacak olursa, onun için cenneti garanti ederim.

 

Şimdi eğer yılın 11 ayı boyunca dilimize hakim olamadıysak, gelin şu mübarek Ramazan ayında dilimi koruyalım ve bu alıştırmayı yapalım ki bu güzel sıfat içimize yerleşsin ve dilimiz kontrolümüz altında olsun. Eğer maazallah Ramazan ayında da dil takvasından yoksun olursak, o zaman tuttuğumuz orucun hiç bir anlamı kalmaz. Dil takvası dili yalandan, gıybetten, töhmetten, hakaretten, kışkırtıcı sözlerden, yersiz mizahlardan ve benzeri durumlardan korumaktır.

Gelin biz de Ramazan ayının fırsatından yararlanarak ağzımızı yemekten ve içmekten sakındırdığımız gibi, dilimizi de yalandan, gıybetten, töhmetten, hakaretten, kışkırtıcı sözlerden, yersiz mizahlardan ve benzeri durumlardan koruyalım ve yerin hoş söz edelim.