Davet - 18
İslam dininde en önemli ibadetlerden biri sayılan cihadın bir çok zaman alanı mübarek Ramazan ayında genişlemiş ve Müslümanlar için büyük fetihlere vesile olmuştur. Özellikle Bedir savaşı bu ayda gerçekleşmiştir. Bu savaşta müşriklerden 70 kişi Müslümanlarca helak edildi ve 70 kişi de esir alındı.
Mübarek Ramazan ayın yüce Allah’ın ziyafet ayı ve Allah tealanın kullarını kemale erme ve saadete kavuşmaya davet ayıdır. Allah teala bu ayın şanı hakkında şöyle buyurmuştur: Ramazan ayı insanlara yol gösterme ve aydın ve hidayet yolunu beyan etme ve hakkı batıldan ayırt etme ve Kur'an'ı Kerim’in nazil olduğu aydır.
Mübarek Ramazan ayı, hayır ve bereket ayı, hakkı batıldan ayırt etme ayı, fetihler ve zaferler ayıdır. Ramazan ayı içinde bir çok büyük hadisenin yaşandığı ve tarihin akışı değiştiği aydır. Bu ayda büyük Bedir savaşı gerçekleşti. Bu savaş müminlerin izzet kazanmaya başladığı aydır ve Allah teala o günü furkan ve ayrılma günü olarak adlandırdı, zira o günde Allah tealanın dostların şeytanın dostlarından ayrıldı. Kuşkusuz bu ayrılığa sebep olan şey, müminlerin inancıydı.
Hicretin ikinci yılında Mübarek Ramazan ayının 17.günü, İslam tarihinde bir dönüm noktası sayılır. O günde İslam tarihinin kader belirleyici savaşlarından biri yaşandı ve İslam Peygamberi’nin –s– kurduğu İslam devlet için önemli getirileri oldu. Bu savaşta babalar ve oğullar karşı karşıya geldi ve böylece Allah teala dostlarına izzet kazandırırken, düşmanlarını horladı ve zillete düşürdü. Kur'an'ı Kerim Al-i İmran suresinin 123. Ayetinde şöyle buyurur:
Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız.
Aslında Bedir savaşının zemini, Müslümanlar Mekke’den Medine’ye hicret etmek zorunda kalmasından sonra hazırlandı. Müslümanlar bu zorunlu göç yüzünden Mekke’deki mal varlığını geride bıraktı ve kureyş müşrikleri onların tüm mallarına el koydu. Bu yüzden Müslümanlar müslümanlar kureyşin Ebu Sufyan elebaşılığında Şam’dan Mekke’ye gitmekte olan ticaret kervanını ele geçirmek ve ganimet aldıkları mallarla Medine’ye dönmek istiyordu. Aslında müslümanlar savaş ve kan akıtmak istemiyordu, fakat yüce Allah müslümanların müşriklere karşı koymaları ve savaşmaları yönünde irade sergilemiş ve böylece hakkın batıla karşı üstünlüğü pekişmesini istemişti.
Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in Enfal suresinin 7 ve 8. Ayetlerinde bu konuda şöyle buyurur:
Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu. (Bunlar,) günahkârlar istemese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.
Yüce Allah’ın iradesi tüm Müslümanların iradesinin üstünde olduğundan bu irade galip geldi ve hakla batılın arasında tarihi yüzleşme gerçekleşti.
O tarihi günde iman gücü öylesine müslümanların yüzüne yansımıştı ki hatta düşman askerlerini de etkilemişti. İbni Huşam siyerinde şöyle yazıyor: Mekke müşrikleri Bedir çölünde bir noktada konuşlandıklarında Omayr bin Vahap Comahi adında en seçkin casuslarından birini İslam ordusu hakkında dakik istihbarat toplamakla görevlendirdi. Omayr atına binerek Müslümanların kampına yaklaştı ve çevresinde dolaşmaya başladı ve durumu iyice gözden geçirdikten sonra komutanlarına şöyle rapor etti: onlar 300 kişiler ve yüzlerinde ve hareketlerinde iman ve irade ve direniş izleri açıkça görünmekte. Onlar kılıçlarından başka sığınacakları şeyleri yoktur. onlar develeri ile size ölüm armağan getirmiştir ve onlardan her biri bizden birini öldürmeden ölmeyecektir ve eğer bizden onların sayısı kadar ölecekse, o zaman yaşam sizin için ne değeri olabilir. bunu düşünerek şimdi kararınızı verin.
Mübarek Ramazan ayı duaların kabul gördüğü ve ilahi rahmet kapıları kulların yüzüne açıldığı aydır. Ramazan ayında dua etmek insan kaderinde büyük etkisi vardır. Kur'an'ı Kerim duanın Bedir savaşında tesiri ve faydalı sonuçları hakkında Enfal suresinin 9. Ayetinde şöyle buyurur:
Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, ben peşpeşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim, diyerek duanızı kabul buyurdu.
Allah bunu (meleklerle yardımı) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı. Zaten yardım yalnız Allah tarafındandır. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
İslam Peygamberi’nin –s– münacatı ve ibadetleri Müslümanların arasında has bir parlaklığa sahipti. O hazret kader belirleyici anlarda şöyle dua ederdi: Ey yüce Rabbim, bana verdiği sözü gerçekleştir.
Allah Resulü –s– ellerini yukarı kaldırarak münacatını ve dualarını abası omuzundan düşene kadar devam ettirmişti.
Yine ilginçtir ki İslam Peygamberi –s– en zorlu şartlarda en önde hareket eden bir önderdi. Allah Resulü –s– asla rahatına düşkün biri değildi ki arkadaşlarını zorlukların karşısında ve sıkıntılarda yalnız bıraksın ve kendisi bir kenara çekilip sadece emir versin. Bilakis o hazret cesur bir silahşör gibi savaş meydanlarında düşmana en yakın duran kişiydi. Dost düşman, herkesin tüm savaşlarda en cesur İslam kumandanı olduğunu itiraf eden Hz. Ali –s– bu konuda şöyle buyurur: savaş doruk noktasına ulaştığında ve alevleri yükselmeye başladığında bizler Allah Resulü’ne –s– sığınırdık ve biz Müslümanlardan hiç kimse o hazretten düşmana daha yakın değildi.
İşte böyle İslam Peygamberi –s– müslümanlara ve arkadaşlarını İslam hakkaniyetini savunma uğruna direniş ve mücadele dersi veriyordu.
Hicretin 8. Yılının mübarek Ramazan ayının ikinci gününde de İslam Peygamberi –s– müslümanlardan on bin kişilik bir ordunun başına geçerek Mekke’ye doğru harekete geçti. Allah Resulü –s– kureyş aşiretinin İslam ordusunun hareket ettiğinden haberdar olmaması için büyük özen gösterdi. Bu yüzden İslam ordusu Mekke yakınlarına gelene kadar Mekkeli müşrikler ve casusları İslam ordusunun cihat için harekete geçtiğinden haberdar olmamıştı.
İslam Peygamberi’nin –s– amcası Abbas bin Abdulmutallip o sıralarda Mekke’de yaşıyordu ve daha önce müslüman olmuştu, fakat Mekke halkı ile ilişkileri iyi sayılırdı. Abbas o sıralarda Mekke’den ayrılmaya ve Medine’ye hicret etmeye karar vermişti ki yolda İslam Peygamberi –s– ve İslam ordusu ile karşılaştı. Abbas bir süre İslam Peygamberi’nin –s– yanında kaldıktan sonra o hazretin talimatı üzerine Mekke’ye doğru hareket etti ve yolda giderken Ebu Sufyan gibi kureyşin bazı liderleri ile karşılaştı ve onlara İslam ordusunun taarruza geçtiğini söyledi ve Ebu sufyan’ı beraberinde İslam Peygamberi’nin –s– yanına getirerek İslam’ı benimsemeye zorladı.
İslam Peygamberi –s– hem askeri taktiklerinden ve hem Ebu Sufyan’ın varlığından Mekke’nin fethi için yararlandı ve onu önden Mekkelilerin arasında yolladı ve onları teslim olmaya ve İslam ordusuna karşı koymamaya davet etti ve böylece bu kutsal kenti kan akıtmadan fethetmek istedi. Bu fethi yüce Allah İslam ordusuna sundu ve dinine izzet kazandırdı ve Mescid-i Haram’ı putlardan ve müşriklerden temizledi ve böylece Mekke halkı gruplar halinde İslam dinini benimsedi.
Mekke’nin mübarek Ramazan ayında fethi, İslam tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bu fetihle birlikte İslam dini iyice pekişti ve daha sonra müşriklerden hiç bir direniş olmadı ve Hicaz topraklarında tüm insanlar İslam’ı kabul etmek için İslam Peygamberi’nin –s– huzuruna gelmeye başladı. Bu Fetih Nasr suresinde şöyle beyan ediliyor:
Allah'ın yardımı ve zaferi geldiği, Ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit , Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.
Bu üç emir aslında bu ilahi zafer için şürketmek ve uygun tepki vermek içindir. Tesbih, hamd ve istiğfar bu üç emirdir. Tesbih demek, Allah’ı her türlü kusurdan münezzeh görmektir. Ham ise O’nun yüce sıfatlarını beyan etmek ve istiğfar da kusurlarımız için tevbe etmektir.
Bu büyük zafer şirk düşüncelerinin yok omasına ve ilahi kemal ve cemalin anlaşılmasına ve sapkınların hakka doğru geri dönmelerine vesile oldu ve bu bereketler mübarek Ramazan ayında her mümin kulun elde edebileceği bereketlerdir.