Temmuz 06, 2018 22:22 Europe/Istanbul

O, İslam Peygamberi’nin -s- sahabelerinden biriydi. O şimdi çok zorlu ve acı günleri yaşıyordu. Öylesine yoksullaşmıştı ki eşinin ve çocuklarının yiyeceğini bile karşılayamıyordu.

Çocuklarının aç ve masum yüzünü görünce hayat gözünde kararıyordu. Ne yapacağını bilemiyordu. Elinde ticaret yapacağı veya bir şeyler bulup bir işte kullanmasına imkan sağlayacak sermayesi de yoktu. Adam eşi ile konuştu, bu durumu bu şekilde sürdürmek mümkün değildi. Eşi şöyle dedi: Resulullah -s- mihriban biridir, yoksulların halinden anlar, eğer bizim durumumuzdan haberdar olursa mutlaka yardımcı olur. Adam eşinin bu düşüncesini olumlu karşıladı ve Allah Resulü’ne -s- gitti.

 

 

Resulullah’ın -s- huzurunda başı öne eğikti. Hacetini nasıl beyan edeceğini bilemiyordu. Adam henüz konuşmaya başlayacakken Allah Resulü -s- şöyle buyurdu: kim bizden yardım talep ederse biz ona yardımcı oluruz, ancak eğer biri muhtaç olmaz ve hiç bir kula doğru hacet eli uzatmazsa, Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez. Bu sözleri duyan adam artık bir şey diyemedi ve hacetini dile getirmeden evine döndü.

 

 

Yoksulluk hala karanlık gölgesini adamın ve ailesinin üzerinden çekmemişti. Bir kaç gün daha zar zor geçindiler, ama yine çaresiz kaldı, geçim sıkıntısı onu usandırmıştı. Adam ikinci kez İslam Peygamberi’nin -s- huzuruna çıktı ve henüz konuşmaya başlamadan ve o hazretten yardım talep etmeden, Allah Resulü -s- yine ilk görüşmede olduğu gibi aynı cümlelere tekrarladı ve şöyle buyurdu: kim bizden yardım talep ederse biz ona yardımcı oluruz, ancak eğer biri muhtaç olmaz ve hiç bir kula doğru hacet eli uzatmazsa, Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez. Bu sözleri duyan adam yine bir şey diyemedi ve hacetini dile getirmeden evine döndü.

 

 

Adam artık iyice sıkışmıştı ve yaşamın zorluğuna daha fazla katlanamıyordu. Kendi kendine bu kez Resulullah’ın -s- huzuruna çıktığımda mutlaka hacetini beyan edeceğim, dedi.

Adam üçüncü kez Allah Resulü’nün -s- huzuruna çıktı ama yine hacetini dile getiremedi ve Allah Resulü -s- de yine aynı cümleleri tekrar ederek şöyle buyurdu: kim bizden yardım talep ederse biz ona yardımcı oluruz, ancak eğer biri muhtaç olmaz ve hiç bir kula doğru hacet eli uzatmazsa, Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez. Bu sözleri duyan adam bu kez sorunlarının çaresini bu cümlelerde bulduğunu hissetti. Adam kendi kendine düşündü ve şöyle dedi: Allah’a tevekkül ederim ve bana inayet ettiği güç ve yeteneği kullanırım ve Allah’tan da bana yardımcı olmasını isterim.

 

 

Adam kendi kendine ne iş yapabileceğini düşündü ve aklına çöle çıkıp odun toplamak ve pazarda satmak geldi. Bunun üzerine adam bir balta borç aldı ve çöle çıktı ve biraz odun topladı ve getirip pazarda sattı. Elde ettiği az para ile biraz yiyecek aldı ve evine götürdü. Bu kazancı adamı öylesine mutlu etmişti ki ertesi gün ve daha sonraki günlerde daha büyük bir şevkle çöle çıkıp odun topladı ve sattı. Adam artık sabahları erkenden uyanıyordu ve böylece daha fazla odun toplama fırsatı oluyordu. Böylece adam gelirinin bir bölümünü ailesinin yiyeceğine ayırmaya ve bir bölümünü de tasarruf etmeye başladı. Adam tasarruf ettiği para ile ihtiyacı olan araç gereçleri satın almaya başladı ve böylece Allah da onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve sermaye ve hizmetçi sahibi oldu.

 

 

Günlerden bir gün Allah Resulü -s- adamla karşılaştı ve ona tebbessüm ederek şöyle buyurdu: ben dememiş miydim kim bizden yardım talep ederse biz ona yardımcı oluruz, ancak eğer biri muhtaç olmaz ve hiç bir kula doğru hacet eli uzatmazsa, Allah onu hiç kimseye muhtaç etmez.

 

 

Yüce Allah Necm suresinin 39. Ayetinde şöyle buyurur:

Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.