Temmuz 25, 2018 23:23 Europe/Istanbul

Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

Filistin gelişmeleri ve BM’nin Filistin milletine destek kararnamesi,

Irak’da son seçimlerin devamında ittifak arayışları ve Iraklı yetkililerin uyarıları,

Bahreyn’de Halife rejiminin zalimane uygulamalarının devam etmesi,

Geçen hafta Ortadoğu bölgesinin belli başlı bazı önemli gelişmeleriydi.

 

Geçen hafta Amerika ve korsan İsrail’in tüm engelleme çabalarına rağmen BM genel kurulu İsrail’in Filistin milletine karşı işlediği cinayetleri oy çoğunluğu ile onayladı. BM genel kurulu mazlum Filistin milletine destek çerçevesinde oy çoğunluğu ile eli kanlı İsrail rejiminin Filistin milletine karşı işlediği cinayetlerini kınadı ve Amerika bir kez daha bu girişimi engellemek ve cani siyonistlerin yerine Filistin İslamî direniş hareketi Hamas’ı kınatmak çabasında başarılı olamadı.

 

BM genel kurulu aynı oturumda Amerika yönetiminin Gazze şeridinden işgal altındaki Filistin topraklarına füze fırlattığı gerekçesiyle Filistin İslamî direniş hareketi Hamas’ın kınanmasını öngören kararname taslağını onaylamadı.

Aslında BM güvenlik konseyi Kuveyt’in hazırladığı kararname taslağını onaylamakta başarısız olması, Filistin’i uluslararası camianın desteğini alabilmek için BM genel kuruluna başvurmasına yol açtı. Amerika yönetimi eli kanlı siyonist rejime sınırsız desteğinin devamında BM güvenlik konseyinin 2 Haziran günü düzenlediği oturumda Filistin milletine destek talep eden kararname taslağını veto etmişti. Oysa aynı oturumda konseyin Rusya da aralarında bulunduğu 10 üyesi bu kararnamenin lehine oy kullanmıştı.

 

BM güvenlik konseyi üyeleri Amerika temsilcisinin Kuveyt’in konseye sunduğu Filistin milletine destek kararnamesini veto etmesinden sonra bu kez Amerika’nın katil İsrail rejimine destek vermeyi öngören kararname taslağını 11 çekimser ve Rusya, Bolivya ve Kuveyt’ten oluşan üç olumsuz oyla reddetti. Bu kararnameye bir tek Amerika olumlu oy vermişti ki bu da Amerika’nın BM güvenlik konseyinde tamamen inzivada olduğunu ortaya koydu.

 

Gerçekte Filistin BM’nin tüm kurumlarının imkanlarından Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs’le ilgili haksız ve illegal kararı ile mücadelede yararlanmak istiyor. Nitekim Filistinlilerin son dönemde çeşitli siyasi ve diplomatik alanlarda sergiledikleri becerileri Amerika ve korsan İsrail rejimini öfkelendirdiği anlaşılıyor.

Son yıllarda uluslararası camianın Filistin milletinin haklarına destek vermesi ve özellikle Filistin’in BM’de konumunun yükselmesi ve bu teşkilatın çeşitli alt kurumlarına üye olarak kabul edilmesi ve yine Filistin bayrağının BM binasının önünde göndere çekilmesi, hepsi uluslararası camianın mazlum Filistin milletinin Kudüs başkentli bağımsız Filistin devletinin kurulması başta olmak üzere tüm haklarına destek verdiğinin işaretidir.

 

Gerçekte uluslararası camianın Filistin milletinin bağımsız bir ülkeye sahip olma hakkı ve yine kendi kaderini belirleme hakkı üzerinde konsensüsü, bu milletin gaspedilen haklarının iade edilme zaruretine ve eli kanlı rejim İsrail’in baskı ve işgalciliğine son verilmesine vurgudur. Nitekim bu şartlarda Amerika’nın BM çerçevesinde Filistin milletinin haklarını engellemeye çalışması ise sadece Amerika ve siyonist rejimin uluslararası arenalarda daha fazla rezil rüsvay olmalarına sebebiyet vermekten başka bir sonuç vermediği anlaşılıyor.

 

Geçen hafta Irak Başbakanı ve Irak silahlı kuvvetleri baş komutanı Haydar İbadi bir mesaj yayımlayarak ülkesinin güvenlik ve istikrarı alanlarında yeni bir sorunla karşılaşabileceği konusunda uyarıda bulundu.

İbadi konu ile ilgili olarak Irak milletine hitaben yayımladığı bildirisinde son seçimlerin ardından ortaya çıkan meselelerden hareketle Irak bir kez daha güvenlik sorunu ile karşı karşıya gelmiş olabileceğini belirtti.

 

Aslında Irak Başbakanı İbadi’nin kastettiği kriz, 12 Mayıs genel seçimlerinden sonra seçim sonuçları hakkında bazı bölgelerde ortaya çıkan krizdir. Başbakan İbadi mesajında aynı zamanda Irak milleti birlik ve beraberlik içinde olduklarını ve milli çıkarlarını kişisel veya grup çıkarlarına tercih ettiklerini ve sonuçta bu krizden sağ olarak çıkacaklarını vurguladı.

 

Buna karşın 12 Mayıs genel seçimleri 54 milletvekili ile ilk sırada kazanan Saerun ittifakının lideri Muktada Sadr geçen Salı günü bir açıklama yaparak mecliste daha büyük bir ittifak kurmak amacıyla Hadi Ameri liderliğindeki Fetih ittifakı ile anlaşmaya vardıklarını belirtti. Fetih ittifakı Saerun ittifakından sonra 47 milletvekili ile Irak meclisinde ikinci büyük ittifakı oldu.

 

Bu arada Saerun ve Fetih listelerinin daha büyük bir ittifak kurmak üzere anlaştıkları yönünde beklenmedik açıklamanın yapılması uzmanlar tarafından Irak’ta siyasi gergin atmosferi rahatlatıcı bir hareket olarak değerlendirildi. Nitekim uzmanlar bu yeni ittifakın açıklanması iki önemli noktayı içeriyordu ki ittifakın iki başı düzenledikleri basın toplantısında bu iki önemli noktaya işaret etti. Yeni ittifakın iki ucu, Irak’ın siyasi ve milli atmosferinde bu ittifakla işbirliği yapacak tüm siyasi akımlara açık olduklarını ve hiç bir kırmızı çizgileri bulunmadığını belirtti.

 

Bu çerçevede Hadi Ameri ve Muktada Sadr’ın görüşmesine paralel olarak Asaib ehli hak genel sekreteri ve Fetih listesi müttefiki Şeyh Kays Hazali, milli hikmet hareketi lideri Ammar Hekim ve kanun devleti ittifakı lideri Nuri Maliki ile ayrı ayrı görüşerek bu iki hareketin yeni kurulan büyük ittifaka katılma zeminini yokladı.

Iraklı bazı uzmanlar yeni ittifakın kurulması Irak’ta siyasi atmosfere hakim olan gerginliği hükümeti kurma yönünde uzlaşı atmosferine çevirdiğini belirtiyor. Iraklı uzman Vefik Samerrei twitter hesabında yazdığı notta yeni ittifakın düşünülenden çok daha hızlı bir şekilde yeni hükümetin kurulmasına zemin hazırlayacağını belirtti. Haşim Haşimi adlı diğer Iraklı uzman da Saerun ve Fetih ittifakı ciddi ve derin ve stratejik bir ittifak olduğunu ve Irak’ta siyasi istikrarı güvence altına alacağını vurguladı.

 

Irak’ta bu yeni ittifakın kurulması ve Nasr ittifakı, Hekme hareketi, Vataniye listesi ve Kuzey Irak’ın iki büyük Kürt partisi ve muhtemelen kanun devleti ittifakının bu yeni ittifaka katılması ile birlikte ittifakın toplam milletvekili sayısının 200’e yükselmesi bekleniyor. Bunun anlamı ise söz konusu ittifakın parlamentoda büyük bir ittifak kurmak için gerekli olan sayıyı aşacağı ve başta yeni hükümeti kurma meselesi olmak üzere önemli kararları alabileceğidir.

 

Öte yandan uzmanlar yeni büyük ittifakın 12 Mayıs seçim sonuçlarını güvence altına alabileceğini ve seçim sonuçlarının tamamen iptal edilmesini engelleyebileceğini ve seçimlerin sadece tartışma ve itiraz konusu olan bölgelerde kısıtlı düzeyde yenilenmesine vesile olabileceğini belirtiyor.

 

Öte yandan Suud rejiminin Saerun ve Fetih listelerinin stratejik ittifakından şiddetle öflendiği anlaşılıyor. Düne kadar sosyal paylaşım sitelerinde Suud rejiminin adına Muktada Sadr’a övgüler yağdıran kullanıcılar Sadr Ameri ile ittifaka gittiğini açıklayınca onu eleştiri ve hakaret yağmuruna tutmaya başladılar. Ancak Iraklı kullanıcılar bu ittifakı olumlu karşıladılar, zira onlara göre bu ittifak bir yandan Irak içinde şia grupların arasında sürtüşme ve gerginlik ihtimalini uzaklaştırdı ve öbür yandan Suud rejiminin Irak’ın siyaset arenasına nüfuz yolunu kapattı. Bu arada direniş ekseni taraftarları bu ittifakın kurulmasını direniş eksenin önemli zaferi ve karşı eksenin yani ABD – Suud – Siyonizm’den oluşan şer ittifakının hezimeti niteledi.

 

Geçen hafta Bahreyn’in en büyük muhalefet teşekkülü olan İslamî vefak cemiyeti Bahreyn kralının kapatılan cemiyetlerin adaylarının seçimlere katılmaktan mahrum edildikleri yönündeki kararına sert tepki gösterdi. Vefak cemiyeti bir bildiri yayımlayarak Halife rejiminin bu kararı 50 bin vatandaşı kapsadığını belirtti.

 

Gözlemciler bu kararı Halife rejiminin halkçı hareketlerin sürekliliğini engelleme yönündeki çabalarının başarısızlığını telafi etme çabası şeklinde yorumluyor. Öte yandan medya çevreleri de dünyanın hiç bir yerinde bu tür bir yasanın söz konusu olmadığını, bu karar Halife rejimini mutlak diktatörlüğe doğru yönlendirdiğini belirtiyor.

 

Bahreyn kralı Hamd bin İsa Al-i Halife siyasi haklar yasasının üçüncü maddesinin düzeltilmesini onayladı. Yeni düzenlemeye göre kapatılan siyasi cemiyet ve partilerin liderleri ve üyeleri temsilciler meclisine aday olamıyor.

Gerçekte Halife rejiminin bu tür despot kararları Bahreyn halkının en temel ve en ilkel haklarından mahrum kalmasına sebep oluyor.

 

Öte yandan Halife rejimi yüzünce hafta Cuma namazını engellemesi ile birlikte Bahreyn vefak hareketi bir bildiri yayımlayarak Halife rejiminin Bahreynli Şii Müslümanlara yönelik zalimane politikalarını eleştirdi. Bildiride Bahreyn rejimi dini özgürlüklerin bağlamında en zalim bir rejime dönüştüğü belirtildi.