Ortadoğu gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
Suud rejiminin Yemen’in Hudayda limanına saldırılarının devam etmesi,
Almanya ve Amerika’dan üst düzey yetkililerin bölgeyi ziyaret etmeleri,
Halife rejiminin insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerin artması,
Geçen hafta Ortadoğu bölgesinde bazı önemli gelişmelerdi.
Geçen hafta Suud rejiminin başını çektiği ittifakın Yemen’de Hudayda limanına saldırıları devam etti. Bu arada bu saldırıların durdurulması yönünde uluslararası camiadan gelen uyarılar da saldırıları durdurmaya yetmedi.
Geçen hafta Almanya Başbakanı Angela Merkel’in bölgede Ürdün ve Lübnan’a yaptığı ziyareti de büyük önem arzediyordu, zira Merkel’in bu iki ülkenin yetkilileri ile müzakerelerinin ana gündemleri yüzyılın anlaşması yaftası ve Suriyeli mültecilerin durumundan ibaretti.
Geçen hafta uluslararası kurum ve kuruluşların Bahreyn’de Halife rejiminin insan hakları ihlallerine yönelik eleştirileri da iyice artmaya başladı.
Biraz önce de belirtildiği üzere Suud rejiminin başını çektiği ittifakın Yemen saldırıları devam etti. Bu saldırıların ana hedefi ise Yemen’in Hudayda limanıydı. Suud rejiminin Hudayda limanına saldırıları 13 Haziran’da başladı. Bu saldırı BM bir rapor yayımlayarak Yemen savaşının üçüncü yılının sonuna kadar en az 10 bin sivilin bu savaşta hayatını kaybettiğini ve 40 bin sivilin de yaralandığını açıkladığı bir sırada başladı.
Öte yandan BM insani işler bürosu da bir açıklama yaparak 3 milyon Yemenli bu savaş yüzünden ülke içinde ve 280 bin Yemenli de Cibuti ve Somali gibi ülkelerde mülteci konumuna düştüğünü, mültecilerin gıda maddeleri sıkıntısı çektiklerini ve ayrıca barınacak uygun yerleri olmadığını ve sağlık hizmetleri bakımından da zor durumda olduklarını belirtti.
Bu şartlarda Suud rejiminin başını çektiği ittifaka bağlı güçler BAE komutasında Hudayda limanına karşı saldırıya geçti.
Fransa’da yayımlanan Figaro gazetesi geçen hafta Fransa özel kuvvetlerinin Hudayda savaşında BAE askerlerine yardım ettiklerini ifşa etti. Aslında bu savaşın amacı Yemen Ensarullah hareketine yönelik kuşatmayı ve baskıları arttırmaktır, fakat ne var ki bu savaşın esas kurbanları yine siviller oluyor, zira Yemen’e yapılan insani yardımların %70 kadarı bu limanın üzerinden gerçekleşiyor.
Kuşkusuz Hudayda limanına dayatılan bu savaş Yemen’de insani faciayı daha da vahim boyutlara taşıyacaktır. Bu bağlamda BM genel sekreteri sözcüsü Stephan Dojarik Suud rejimi ve BAE’nin Hudayda limanına dayattıkları bu savaşın yüzünden 26 bin Yemenli evini barkını bırakarak kaçmak zorunda kaldıklarını belirterek mülteci durumuna düşenlerin sayısının artmasından endişeli olduklarını kaydetti. BM’nin Yemen’de insani işler koordinatörü Lisa Grand da yaptığı açıklamada, Hudayda’ya yönelik saldırıların 250 bin Yemenli vatandaşın canına mal olabileceği uyarısında bulundu.
Suud rejimi ve BAE kiralık askerleri ile Yemen savaşını şiddetlendirdikleri şu sıralarda BM Yemen özel temsilcisi Martin Grifits geçen Pazar günü Yemen’in başkenti Sana’ya geldi ve Yemen milli kurtuluş hükümeti yetkilileri ile görüştü. Aslında Martin Grifits’in Yemen ziyaretinin esas amacı Hudayda limanının kontrolü BM’ye devredilmesi için Yemenli yetkililerle müzakere etmekti. Ancak geçen hafta Ensarullah hareketi BM Yemen özel temsilcisi Grifits’i eleştirerek özel temsilcinin şimdiye kadar Yemen hakkında hiç bir özel adım atmadığını ve bir nevi Yemen’e yapılan tecavüzü haklı göstermeye çalıştığını ve bu açıdan BM’nin önceki Yemen özel temsilcisinden farksız olduğunu belirtti.
Geçen hafta Ortadoğu bölgesinin en önemli gelişmelerinden biri de Alman ve Amerikalı üst düzey yetkililerin bölgeye yaptıkları ziyaretleriydi. Geçen hafta Almanya Başbakanı Angela Merkel Çarşamba günü akşam saatlerinde Ürdün’ün başkenti Amman’a geldi ve bu ülkenin kralı ikinci Abdullah ile ikili ilişkileri ve bölgesel ve küresel gelişmeleri masaya yatırdı. Merkel daha sonra da Perşembe ve Cuma günlerinde Lübnan’da Başbakan Saad Hariri ve Cumhurbaşkanı Mişel Aun ile görüştü.
Almanya Başbakanı Merkel’in Ürdünlü ve Lübnanlı yetkililerle görüşmelerinin gündemi ise Suriyeli göçmenlerin durumu ve yüzyılın anlaşması konusuydu. Bilindiği üzere yaklaşık 6 milyon Suriyeli başka ülkelerde mülteci hayatı yaşıyor. BM mülteciler yüksek komiserliğinin verilerine göre hali hazırda yaklaşık 1.5 milyon Suriyeli mülteci Lübnan’da ve 700 bin kadarı da Ürdün’da bulunuyor. Almanya için mülteci sorunu, Avrupa ülkeleri arasında en çok Suriyeli mülteci olmak üzere en çok mülteci kabul eden ülke olduğu için önem arzediyor. Alman Başbakanı Merkel Ürdün ve Lübnan ziyareti sırasında bu iki ülkeye daha fazla mali destek vererek bir nevi Almanya’ya doğru mülteci akınını önlemek istedi.
Yüzyılın anlaşması, Almanya Başbakanı Merkel’in Ürdünlü ve Lübnanlı yetkililerle müzakerelerinin bir başka gündem maddesiydi. Almanya da bir çok Avrupa ülkesi gibi Trump yönetiminin ileri sürdüğü ve dayatmaya çalıştığı yüzyılın anlaşması adlı planına sıcak bakmıyor. Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri yüzyılın anlaşması adlı planın bir nevi dengeli hale getirilmesini veya en azından Filistinli mültecilerin geri dönüşü ve Gazze kuşatmasının sonlandırılması gibi durumların da gözetilmesini istiyor.
Geçen hafta Amerika savunma Bakanı yardımcısı John Roud ve yine Amerika merkezi kuvvetler komutanı General Joseph Votel de Almanya Başbakanı Merkel’den önce Ürdün’e gelerek kral ikinci Abdullah’la görüşmüştü. Bundan başka Amerika Başkanı Trump’ın damadı ve danışmanı Kushner ve yine Amerika’nın Ortadoğu uzlaşma sürecinde temsilcisi Jason Greenblot da geçen hafta Ürdün’ü ziyaret ederek kral ikinci Abdullah ile görüştü.
Amerikalı yetkililer bu ziyaretlerinde Amman yönetimini yüzyılın anlaşmasına destek vermek üzere baskı altında tutmaya çalışıyor. Bu doğrultuda siyonist rejim Başbakanı Netanyahu ile yakınlığı ile bilinen İsrail El-yom gazetesi de beyaz saraya yakın kaynaklardan naklen, Trump yönetiminin Filistin için hazırladığı plan, Jared Kushner ve ikinci Abdullah’ın müzakerelerinin ana gündemi olduğunu yazdı.
Geçen hafta uluslararası kurum ve kuruluşların Bahreyn’de Halife rejiminin insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerinde artış vardı. Geçen hafta Avrupa parlamentosu Bahreyn rejimini bu yüzden kınayan bir kararnameyi büyük bir çoğunlukla onayladı. Kararnamede Halife rejiminden son yıllarda tutukladığı tüm insanları derhal serbest bırakılması istendi. Kararnamenin oylamasına katılan 634 parlamenterden 479’u olumlu oy, 97’si olumsuz ve 58’i de çekimser oy kullandı. Aslında bu kararnamenin hemen onaylanmasının sebebi Bahreynli şii insan hakları aktivisti Nebil Recep’in durumuydu. Recep 2017 yılında Bahreyn rejimini Yemen savaşında Arabistan ve BAE ile işbirliği yapmasını eleştirmesi yüzünden 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bu arada BM insan hakları yüksek komiseri Zeyd bin Raad Hüseyin de geçen hafta Cenevre’de düzenlenen insan hakları konseyinin 38. oturumunda Halife rejiminin Bahreyn halkına yönelik zalimane uygulamalarını eleştirdi. Bin Raad Halife rejiminin medeni toplumu bastırması ve zalimane yasalar çıkarması ve ayrıca kendisinin Bahreyn’e ziyaretini engellemesi gibi durumlara işaret ederek Halife rejiminden davranışını düzeltmesini istedi.
Son yıllarda BM insan hakları konseyinin raporlarını dikkate almayan Halife rejimi geçen hafta yüksek komiser bin Raad’ın raporunu reddetmekle kalmadı, değiştirilmesini de istedi.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abdullah Faysal Cebir Duseri ise bin Raad’ın yüksek komiserliği döneminde insan hakları büyük gerileme yaşadığını iddia etti. Duseri, bin Raad’ı Bahreyn’le ilgili bilgilerini İran’a bağlı yerlerden aldığını ileri sürdü.
Geçen hafta Bahreyn Başbakanı da bu ülkede medeni faaliyetlere büyük özgürlük hakim olduğu iddiasında bulundu. Oysa Bahreyn İslamî vefak cemiyeti bir bildiri yayımlayarak Halife rejimi son yıllarda üç din adamını idam cezasına ve 8 din adamını müebbet hapis cezasına çarptığını ve aralarında Ayetullah İsa kasım, Ayetullah Muhammed Sened ve Ayetullah Şeyh Hüseyin Necati gibi büyük alimlerin bulunduğu 19 alimi de vatandaşlıktan çıkardığını ve 347 vakada şia alimlerin hedef alındığını veya tutuklandığını belirtti.