Ağustos 13, 2018 08:06 Europe/Istanbul

El-Sebe suresinin 38 ila 41. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

EL-SEBE suresinin 38. Ayeti:

 

وَالَّذِينَ يَسْعَوْنَ فِي آَيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ أُولَئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ (34:38)

 

 

Yani:

Ayetlerimizi boşa çıkarmaya çalışanlara gelince, onlar da azapla yüz yüze bırakılacaklardır.

 

 

Geçen bölümün son ayeti, mal ve evlatların insanın saadetine vesile olmadığını ve ancak iman ve salih amel, insanı dünya ahiret saadet ve mutluluğa götüreceğini ve insanı ilahi cennete yerleştireceğini beyan etmişti. Bu ayet ise iman ehli olan grubun karşısında yer alan gruba işaret ederek şöyle buyurmakta:

Bunlar hakkı tanımak ve hakkı izlemek yerine, sürekli hakkı inkar etmek ve hakla mücadele etmekle uğraşıyor ve güç ve servet ve imkan sahibi oldukları için ilahi sultanın altından kurtulup azaptan kaçabileceklerini zannediyor. Oysa bu insanlar bu düşüncenin batıl olduğunu bilmeleri ve mutlaka kıyamet gününde ilahi adalet mahkemesine çıkıp yaptıklarının cezasını bulmaları gerektiğini bilmeleri gerekir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Gücünü ve servetini ve tüm imkanlarını hakkı yok etmeye veya güçsüz göstermek için kullananlar asıl kendileri yok olacaklarını ve ilahi iradeye galip gelemeyeceklerini bilmelidir.

2 – İslam düşmanları Kur'an'ı Kerim’in halk arasındaki konumunu zayıflatmaya çalışır. Dolaysıyla tüm müslümanlar ve özellikle alimler titiz bir plan yaparak düşmanların bu komplosunu etkisiz hale getirmelidir.

 

EL-SEBE suresinin 39. Ayeti:

 

قُلْ إِنَّ رَبِّي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَهُ وَمَا أَنْفَقْتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ (34:39)

 

 

Yani:

De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

 

 

Malı ve evlatları ile başkalarına hava atan ve kibire kapılan insanları tenkit eden geçen ayetlerin devamında bu ayet şöyle buyurmakta:

İnsanlara rızık veren ve hikmeti ve maslahatı ile onu azaltan veya arttıran, Allah’tır. O zaman ne rızkınız artınca kibir ve benciliğe kapılın, ne de azalınca umutsuzluğa ve hüsrana sürüklenin.

Ayet şöyle devam etmekte: İnsan elinden geldiğince muhtaç insanlara infakta bulunmalıdır, zira rızık Allah’ın elindedir ve Allah, başkalarına infak edilen her şeyin yerini dolduracağını vadetmiştir. Allah infakta bulunanların rızkını azaltmaz.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Kulların rızık konusunda farklılıkları, yetenekleri ve kabiliyetleri gibi ilahi hikmet gereğidir.

2 – İnsanlara ve başka mahluklara rızık veren Allah, insanın infakta bulunduğu her şeyi uygun biçimde telafi etmeyi vadetmiştir.

 

EL-SEBE suresinin 40 ve 41. Ayetleri:

 

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَائِكَةِ أَهَؤُلَاءِ إِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ (34:40)

قَالُوا سُبْحَانَكَ أَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ أَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ (34:41)

 

 

 

Yani:

O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.

 

(Melekler de:) Sen yücesin, bizim dostumuz onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.

 

 

Müşriklerin hurafe inançlarından biri, kıyamet gününde meleklerin onlar için şefaatte bulunacağıydı ve bu yüzden bir nevi meleklere tapıyor ve onlara özel saygı duyuyordu. Oysa melekler kendilerini böyle bir tapmaya ve saygıya maruz kalacak konumda görmüyor ve böyle bir iddiada da bulunmuyordu.

Kur'an'ı Kerim kıyamet mahkemesini gündeme getirerek şöyle buyurmakta: Melekler kendilerini müşrikların batıl inancına karşı savunmak için şöyle diyor: Onlar şeytani düşüncelere kapıldı ve şeytanı izledi ve gerçekte şeytana itaat etti. Şeytan onların gözünde putperestliği güzel ve iyi gösterdi ve onları yanlış düşüncelere ve davranışlara sürükledi. Güya onlar yegane Allah’a iman etmek yerine şeytana tapıyor ve ona kulluk ediyordu.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Müşrikler meleklere ayrı bir mevki kail oluyordu. Müşrikler, meleklerin kıyamet gününde onlar için şefaatte bulunacağına inanıyordu ve bu yüzden onlara taparak şefaatlerinden yararlanmak istiyordu.

2 – Şeytana aldanıp doğru inançların yerine yanlış inançları kabul etmemeye dikkat etmeliyiz. Nice çirkin ve kötü amel vardır ki şeytan onları bizim gözümüzde güzel ve iyimiş gibi gösterir.