Ağustos 17, 2018 23:00 Europe/Istanbul

Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli iktisadi gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

Cumhurbaşkanı Ruhani’nin İsviçre ve Avusturya ziyareti,

Petrol Bakanı Zengene’nin OPEC üyelerini fazla üretim konusunda uyarması,

ABD ve Arabistan’ın OPEC’e baskı uygulama çabaları,

 

Cumhurbaşkanı Ruhani İsviçre ve Avusturya cumhurbaşkanlarının daveti üzerine üst düzey siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında Bern ve Viyana’yı ziyaret etti.

Bültenimizi bu ziyaretin iktisadi boyutunu gözden geçirerek açıyoruz.

 

Cumhurbaşkanı ve beraberindeki heyetle Avrupalı taraflar arasında Bercam nükleer anlaşmasıyla ilgili son gelişmeler ele alındı, taraflar özellikle bu anlaşmanın ve getirilerinin korunmasına vurgu yaptı.

Avrupa birliği AB Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı haksız yaptırımların tesirlerine karşı koymak için önleyici kanun adında hukuki bir süreci başlattı. AB Avrupa yatırım bankasının İran’da yatırım yapmak isteyen Avrupalı firmalara ve özellikle küçük ve orta ölçekteki firmalara destek vermesi yolundaki engelleri bertaraf etmeye çalışıyor.

 

Ancak bu süreçte yapılan sabotajları ve sergilenen muhalefetleri de gözardı etmemek gerekiyor. Kuşkusuz Amerika’nın tek yanlı tutumundan kaynaklanan şartlar Bercam nükleer anlaşması üzerinde olumsuz etki yapıyor. Gerçekte ABD Başkanı Donald Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasından çekilme stratejisi anlaşmanın diğer tarafları yani Çin, Rusya ve AB’yi pratikte Bercam’a bağlılıklarını ve İran’ın bu uluslararası anlaşmadan çıkarlarını temin edeceklerini ispat etme konumuna getirmiştir.

Bercam nükleer anlaşmasından sonra İran ve Avrupalı bazı büyük firmaların arasında petrol ve otomotiv sektörleri arasında imzalanan bir kaç büyük anlaşmadan başka başta Avusturya’nın Uberbank’ı olmak üzere bazı Avrupalı büyük bankalarla da bir kaç finans ve teminat anlaşması da imzalandı ki bu da İran ve Avrupa arasında bankacılık alanında işbirliğinin geliştiğinin işaretiydi.

Bu çerçevede İran-Avurap ortak ticaret odasının İranlı eşbaşkanı Mesut Hansari şöyle diyor: Avrupa ile artarak gelişen ticari ilişkilerin süreci umut verici. İran ekonomisinde hem ürün ve hizmet alış verişini arttırma hazırlığı var, hem Avrupalı ve özellikli İsviçreli yatırımcıların ortak projelere katılmaları ve uygulamaları için zemin var.

Bu doğrultuda şimdiye kadar çok sayıda oturum düzenlenerek İran ve Avrupa’nın ekonomilerinde kapasiteleri ve imkanları doğru biçimde tanıtmak istendi. Hali hazırda da İsviçre’den çok muteber firmalar İran’a geldi ve şimdiye kadar da çalışmalarını çok iyi ilerletti. Gerçekte İran ekonomisinin atmosferi daha fazla faaliyet ve daha fazla yatırım için elverişlidir ve yine siyasi ve iktisadi güvenlik ve istikrar bakımından da bölgede eşsiz ve tamamen istisna konumda sayılır.

Cumhurbaşkanı Ruhani ve İsviçreli mevkidaşı Alain Berset Bern kentinde görüşmelerinde iki ülkenin mevcut kapasitelerden ortak ilişkileri geliştirmekte yararlanmakta kararlı olduklarını vurguladı. İsviçre Cumhurbaşkanı Berset ise görüşmede Tahran ve Bern ilişkileri bilimsel alan başta olmak üzere çeşitli alanlarda iyi olduğunu ve ortak projelerin uygulanmasında gelişen ilişkilerin söz konusu olduğunu kaydetti.

Görüşmenin sonunda iki ülke arasında bir kaç işbirliği belgesi imzalandı.

İsviçre’nin Tahran büyükelçisi Markus Leitner, ülkesi coğrafi açıdan küçük ama iktisadi açıdan büyük bir ülke olduğunu ve Avrupa’da önemli rol ifa ettiğini belirtti. İsviçre’de ticaret odaları ve özel sektörün ekonomide yerine işaret eden Leitner şöyle dedi: İsviçreli iktisadi aktivistlerin gözünde İran’dan oluşan tablo, sırf Avrupa medyasında yayımlanan bilgilere dayanıyor, fakat bu tablo şeffaf ve net değil.

Bu yüzden İran’ın yapması gereken şey, bir dizi oturum düzenlemek ve İsviçreli iktisadi aktivistlerle görüşmek sureti ile İran ekonomisinin sunduğu yüksek imkanları ve fırsatları tanıtmaktır.

Bundan önce ülkesinin 2009 ila 2013 yılları arasında Tahran büyükelçiliği görevini yürüten İsviçre ekonomi Bakanı yardımcısı Livia Levi İran ile ticari işbirliği yolundaki engellerin hakkında şöyle diyor: işbirliği durumu iyileşmiştir, fakat bankalar Amerika’da yaşanan gelişmeler ve Donald Trump’ın tehditleri yüzünden halâ İran ile işbirliğinde temkinli hareket ediyor.

Her halükarda AB İran ile işbirliğini sürdürme konusunda nihai kararını vermesi gerekiyor ve bu kararını açıklaması için pek fazla zaman kalmadığı ifade ediliyor. Eğer Avrupa liderleri Bercam nükleer anlaşmasını koruma konusunda son liderler zirvesinde aldıkları kararda samimi ise İran’ın da Avrupa’ya Tahran yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasında çıkarlarını koruma yönünde güvence konusunda güveni artabilir, ancak şimdilik görünen o ki tam güven noktasına kadar uzun bir mesafe bulunuyor.

İran İslam Cumhuriyeti Avrupa ile ilişkilerde istikrara vurgu yapıyor ve teamül politikası ancak iki tarafın çıkarları korunduğu takdirde etkili olacağını ve ilişkileri dengeli şartlarda geliştirebileceğini savunuyor.

Kuşkusuz İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin İsviçre ve Avusturya ziyareti mevcut şartlarda hem İran ve hem bu iki Avrupa ülkesi ve hem diğer Avrupa ülkeleri için olumlu sonuçları olabilir. Ancak bu sonucun kesin olması en başta Avrupa’nın siyasi iradesine bağlıdır. Nitekim bu yüzden Ruhani’nin Avrupa turu ve İsviçre ve Avusturya yetkilileri ile müzakereleri siyasi ve iktisadi çevrelerin ilgi odağına oturdu. Özellikle bu ziyaret sırasında istişarelerde bulunmak üzere önemli gündem meddelerinin bulunması da bu ziyareti daha da önemli hale getiriyor ve İran ve Avrupa ilişkilerinden daha net bir görüntü sunuyor.

Bilindiği üzere İran yönetimi, Amerika Başkanı Donald Trump 8 Mayıs 2018’de Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi ve Avrupa ülkeleri bu anlaşmayı korumak istediklerinin açıklamalarından sonra Avrupa liderlerine Amerika’nın yaptırımları yeniden dayatıldığında İran’ın Bercam’daki çıkarlarını güvence altına almaları için kısıtlı bir süre tanıdı.

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı ve nükleer başmüzakereci Abbas Irakçi Avrupalı yetkililerin Amerika’nın dayattığı yaptırımları delmek ve Bercam nükleer anlaşmasını korumak için bir yol bulmaları gerektiğini belirterek, Tahran açısından Avrupalı firmaların İran’da faaliyetlerine devam etmeleri, ham petrol satışı ve İran’ın elde ettiği gelirin İran hesabına kolaylıkla aktarılması büyük önem arzettiğini kaydetti.

Geçen hafta İran petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene, OPEC’in herhangi bir üyesi belirlenen kontenjanın üzerinde petrol üretmesi bu kurumda varılan anlaşmanın ihlali olacağını açıkladı.

Geçen Pazar günü OPEC’in dönem Başkanı ve BAE enerji ve sanayi Bakanı Süheyl Muhammed Mazrui’ye bir mektup yazan Bakan Zengene şu ifadelere yer verdi: OPEC’in tüm üyeleri kurumun Viyana’da düzenlediği 171 ve 174. oturumlarında alınan kararlara bağlı kalmaları ve OPEC’in birlikteliği ve bağımsızlığına zarar verecek her türlü tek yanlı hareketten sakınmaları gerekir.

Peki ama, Bakan Zengene neden bu mektubu yazma ihtiyacı hissetti? Bültenimize bu sorunun cevabı ile devam ediyoruz.

Geçen hafta yine ABD ve Suud rejiminin OPEC’e baskı uygulama girişimlerine şahit olduk. Bu süreç ABD Başkanı Trump’ın bir twiti ile başladı. Ardından Trump Foxnews kanalına verdiği mülakatta OPEC’i petrol fiyatları ile oynamakla suçladı. Trump ayrıca Arabistan rejimi ham petrol üretimini günde 2 milyon varil arttırarak piyasada İran petrolünden doğan boşluğu doldurma ve fiyatların artışını engelleme sözü verdiğini iddia etti. Ancak Trump’ın bu iddiasında bir kaç saat sonra Suud medyası tarafından reddedildi.

Aslında Arabistan’ın tutumunu değiştirmesi, İran yönetimi Trump’ın Arabistan’dan ham petrol üretimini günde 2 milyon varil arttırma talebi resmen Amerika’nın Arabistan’a OPEC’ten çıkma talimatı anlamına geldiğini açıklamasından sonra gerçekleşti. Zira bu durum bir yandan Arabistan içinde bazı tepkilere yol açabileceği gibi öbür yandan da Arabistan’ın OPEC’teki nüfuzunu olumsuz etkileyebilirdi.

Amerika Başkanı Trump dördüncü kez ABD Başkanı sıfatı ile twitter hesabında OPEC’i tehdit ediyor ve petrol fiyatları yüksek olduğunu ileri sürüyor. Gerçi İran’ın petrol yetkilileri de Trump’ın bu twitine hemen karşılık verdi.

Arabistan’ın ham petrol üretimini günde 2 milyon varil arttırma kapasitesini reddeden İran’ın OPEC temsilcisi Hüseyin Kazımpur Erdebili, Trump’ın Suud rejiminden talebi resmen Arabistan’a OPEC’ten çekil, talimatı olduğunu belirtti.

Bilindiği üzere OPEC’in 15 üyesi geçen hafta Viyana’da düzenledikleri oturumda daha önce aldıkları üretim tavanını günde 1.2 milyon varil düşürme ve 32.5 milyon varil tavanını koruma kararını sürdürmeyi ve bu arada her üye üretim kontenjanını yüzde yüz gerçekleştirmesini kararlaştırdı. Zira bundan önce Venezüella gibi bazı üyelerin istenmeyen sebeplerden ötürü üretimini düşürmesi yüzünden OPEC’in bu anlaşmaya bağlılığı yüzde 158 seviyesine ulaşmıştı.

Bu yüzden OPEC üyeleri son oturumunda üretim seviyesini yüzde yüze ulaştırarak petrol piyasalarında arzın düşmesini engelleme kararı aldı. Ancak OPEC’in verileri yüzde yüz üretime bağlı kalmanın Mayıs ayına oranda üretimin günde 680 bin varil artışı anlamına geldiğini ve bu miktarın da üretim gücü olan üyelerin arasında paylaşılması gerektiğini gösteriyor. Dolaysıyla OPEC’in son oturumunun sonuç bildirisine göre Arabistan üretim hacmini pek fazla arttıramayacağı anlaşılıyor.

OPEC’in dönem Başkanı ve BAE enerji ve sanayi Bakanı Süheyl Muhammed Mazrui’ye bir mektup yazan Bakan Zengene mektubunda, OPEC’in son zirvesinde herhangi bir üye ülkenin üretim kontenjanı bir başka üye ülkeye verilmesi konusunda herhangi bir karar alınmadığını belirtti. Bakan Zengene, üye ülkelerin kendileri için belirlenen kontenjanın ötesinde üretmesi ise 171 ve 174. Zirvelerde alınan kararların ihlali olacağını belirterek, bazı üyelerin tek yanla karar alarak üretimlerini arttırmaları Amerika’nın İran’ı cezalandırmaya teşvik etme anlamına geleceğini ve sonuçta OPEC’in temelini ve esasını olumsuz etkileyeceğini vurguladı.