Ağustos 24, 2018 17:58 Europe/Istanbul

Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

Cumhurbaşkanı Ruhani’nin İsviçre ve Avusturya ziyareti,

Bercam ortak komisyonu Dışişleri Bakanları düzeyinde Viyana’da oturum düzenlemesi,

İran Dışişleri Bakanlığının Almanya’da İranlı bir diplomatın gözaltına alınmasına tepkisi,

İran terörün en büyük kurbanı olduğu halde mesnetsiz iddialarla suçlanması,

İnsan hakları yüz karası Amerika’nın İran’ı insan kaçakçılığı ile suçlaması,

İran’ın Afgan sığınmacılara eğitim imkanlarıl sağlaması,

Geçen hafta İran’ın bazı önemli gelişmelerinin başlıklarıydı.

 

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Ruhani İsviçre ve ardından Avusturya’ya resmi ziyaret gerçekleştirdi. Ruhani’nin ziyaretinden hemen sonra Bercam nükleer anlaşması ortak komisyonu Dışişleri Bakanları düzeyinde bir oturum düzenledi. Oturum ilk kez Amerika’sız gerçekleşti.

 

Bilindiği üzere Amerika Başkanı Donald Trump 8 Mayıs 2018’de Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi ve anlaşmaya taraf olan AB troykası bu anlaşmanın korunmasını istemesinin ardından Tahran yönetimi Avrupalı yetkililere Amerika’nın yaptırımları yeniden uygulandığında İran’ın Bercam nükleer anlaşmasındaki çıkarları temin olacağı konusunda pratik güvence vermeleri için kısıtlı bir süre tanıdı.

 

İran Bercam nükleer anlaşmasının diğer taraflarının talebi üzerine Amerika’nın bu anlaşmaya yönelik suçuna karşı tepki vermeyi erteledi ve Amerika’sız Bercam’da İran’ın çıkarlarının temin olmasından emin olmak istedi. Bu doğrultuda ve Amerika’nın Bercam anlaşmasından illegal olarak çekilmesi üzerinden iki ay geçtiği bir sırada anlaşmanın diğer tarafları İran’ın iktisadi çıkarlarının güvence altına alınması için büyük çaba sarfetti. Bu çabaların devamında Bercam nükleer anlaşması ortak komisyonu Cuma günü Viyana’da Dışişleri Bakanları düzeyinde bir oturum düzenledi. Oturumun sonunda Avrupa Birliği bir bildiri yayımladı.

On maddeden oluşan bildiride tarafların İran’ın Bercam nükleer anlaşmasında nükleer faaliyetlerinin devam etmesi ve petrol ve doğalgaz ve petro kimya ürünlerini ihraç etmesi ve bankacılık hizmetlerinden yararlanmasına vurgu yaptıkları belirtildi.

 

Ancak anlaşmada herhangi bir somut karar açıklanmadı. Oturumun çıkışında gazetecilere açıklama yapan Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, müzakereleri ciddi ve yapıcı değerlendirdi.

Zarif, Bercam’ın geriye kalan üyeleri İran’ın bu anlaşmadan iktisadi çıkarlarını güvence altına almak için büyük çaba harcadığını belirtti.

İran da bu konudan emin olmak istediğini belirten Zarif, oturumun sonuçlarını Tahran’a göstereceğini ve ülkenin üst düzey yetkilileri gereken kararı vereceklerini ifade etti. Zarif, AB yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde İran harekete geçeceğini vurguladı.

 

Aslında Avrupalı tarafların girişimlerinin pek sonuca ulaşmadığı bu zirveden önce de belliydi. Cumhurbaşkanı Ruhani Dışişleri Bakanları zirvesinden önce Almanya Başbakanı Angela Merkel’i aradı ve AB troykasının Bercam’ın devam etmesi yönünde sundukları paketin hayal kırıklığına yol açtığını belirtti. Ruhani Viyana’da düzenlenen Dışişleri Bakanları zirvesinin sonuçları İran’ı ortak işbirliği konusunda umutlandıracak olursa işbirliğine devam edeceklerini kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı Ruhani Perşembe günü akşam saatlerinde ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u telefondan aradı. Görüşmede AB troykasının Bercam nükleer anlaşması ile ilgili öneri paketine değinen Ruhani, bu paket İran’ın tüm taleplerini karşılamadığını belirtti.

Ruhani, ancak Cuma günü Viyana’da düzenlenecek olan Dışişleri Bakanları zirvesi İran’ın isteklerini karşılamasını umduklarını ifade etti.

Ruhani AB troykasının önerdiği paketin belki de Avrupa’nın Amerika’ya muhalefet etmesi bakımından önemli noktaları içeriyor olabileceğini, fakat halâ kabul edilebilir düzeyde olmadığını ve öneri paketini AB’nin bağımsız kapasitelerinden İran’ın Bercam’daki çıkarlarını temin etme yönünde yararlanılan bir paket olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti.

Görüşmede Macron da bir kez daha Fransa’nın Bercam anlaşmasındaki yükümlülüklerine bağlı kalma iradesine vurgu yaptı.

 

Cumhurbaşkanı Ruhani Avusturya’nın başkenti Viyana’da UAEK genel müdürü Yokio Amano’yu kabul etti. Görüşmede Cumhurbaşkanı Ruhani

Ruhani Bercam nükleer anlaşmasının diğer tarafları Amerika’nın anlaşmada dengeyi bozmasından sonra bu harekete karşı direnmeleri gerektiğini, İran ve UAEK arasında yaşanacak her türlü değişiklikten bu duruma sebebiyet verenler sorumlu olacağını vurguladı.

Ruhani ayrıca İran milletinin Bercam nükleer anlaşmasındaki çıkarları temin edilmediği takdirde bu anlaşmada kalmak için hiç bir sebep olmayacağını belirterek şöyle devam etti: İran’ın nükleer faaliyetleri her zaman barışçıl olmuş ve barışçıl olmaya da devam edecektir. Ancak UAEK ile işbirliği düzeyi hakkında karar verecek taraf da tahrandır.

 

Geçen hafta İran Dışişleri Bakanlığı Fransa ve Belçika büyükelçilerini ve Alman büyükelçiliğinin yokluğunda Almanya maslahatgüzarını çağırdı ve Almanya’da İranlı bir diplomatın Paris’te münafıklar terör örgütünün oturumuna bomba yerleştirme iddiası ile gözaltına alınmasına itiraz etti.

 

Bu macera 30 Haziran 2018’de başladı. O tarihte İran asıllı Belçikalı bir çift münafıklar terör örgütünün Paris’te düzenledikleri kongreye saldırmak istedikleri gerekçesiyle Belçika polisi tarafından gözaltına alında. Öte yandan Avusturya'da yaşayan İranlı bir diplomat da bu çiftle bağlantılı oldukları iddiası ile Alman polisi tarafından ve yine bir kişi de aynı bağlamda Fransa polisi tarafından gözaltına alındı

 

Bu mesnetsiz ve saçma senaryo medyaya yansıdığı günden itibaren amacı İran ve Avrupa ilişkilerini bozmak olduğu açıkça ortadaydı. Nitekim senaryonun uygulandığı zaman da gayet hesaplı bir şekilde seçilmiş ve Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Avrupa ziyaretine ve Batı medyasının bu ziyareti önemsiz gibi gösterme çabalarına denk getirilmişti.

Aslında Batı medyasının İran’a yönelik organize saldırıları Paris’te münafıklar terör örgütü ve Batılı hamileri bir oturum düzenledikleri zaman başlatıldı. Münafıklar terör örgütü terörle mücadele iddiasında bulunurken, bundan önce İranlı 17 bin vatandaşı düzenlediği terör saldırılarında şehit eden bir örgüttür.

 

Münafıklar terör örgütü geçen Pazar günü Paris’te ve bazı Arap ve Batılı şahsiyetlerin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın bazı avukatlarının katılımı ile düzenlendi. İngiliz The Guardian gazetesi Paris’te düzenlenen oturum hakkında yayımladığı raporunda, münafıklar terör örgütü bu kongreyi kiralık katılımcılarla düzenlediklerini ifşa etti. Gazete münafıklar terör örgütünün Paris’te toplanan taraftarlarının sadece yarısından daha azı İranlı olduklarını ve geriye kalanların çoğu Avrupa’ya sığınan yabancı sığınmacılardan oluştuğunu, bu zümre hafta sonu tatili vaatleri ile Fransa’nın başkenti Paris’e getirildiklerini yazdı.

 

Bugün dünya kamuoyu ve Fransa halkı başta olmak üzere Avrupa milletleri, Arabistan rejimi Suriye, Libya ve Yemen’de savaş ateşini yakmak için milyarlarca dolar harcadığını ve bölgede her türlü cinayeti işleyen tekfirci terör örgütleri de ABD, Arabistan ve İsrail tarafından kurulduklarını çok iyi biliyor.

Yine Amerika’da 11 Eylül 2001 terör saldırılarını düzenleyen 19 teröristten 15’i Arabistan vatandaşıydı, fakat Amerika devleti uzun yıllar 11 Eylül araştırmalarının sonuç raporlarını gizledi. İran İslam Cumhuriyeti ise her zaman yaptığı gibi 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra da terörü nasıl ve nerede olursa olsun, kınadığını açıkladı.

 

İran İslam Cumhuriyeti terörden en çok zarar gören ülkelerden biridir. Geçen hafta İran’ın yaşadığı bu acı olaylardan birinin yıldönümüydü. 5 Temmuz 1982 tarihinde siyonist rejim İsrail’in işbirlikçileri Lübnan’da Seyyid Muhsin Musevi, Ahmet Mütevesselian, Kazım Ahavan ve Tagi Restegar Mukaddem adında İranlı dört diplomatı kaçırdılar.

 

İran’ın Beyrut maslahatgüzarı Ahmet Hüseyni geçen Cuma günü Lübnan’da dört İranlı diplomatın kaçırılma olayının 36. Yıldönümünde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Temmuz 1982’de Lübnan topraklarının önemli bir bölümü siyonist rejimin işgalinde bulunduğunu belirterek, İranlı diplomatların kaçırılmasından işgalci siyonistler sorumlu olduğunu belirtti. Hüseyni konuşmasının devamında İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan ve BM başta olmak üzere maceranın tüm taraflarından oluşan bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulması ve İranlı diplomatların kaderi aydınlatılması gerektiğini vurguladı.

 

Amerika devletinin İran’a karşı husumetleri ve komploları bir türlü bitmek bilmiyor. Amerika Dışişleri Bakanlığı bir başka iddiada, insan kaçakçılığı ile ilgili yıllık raporunda İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde bir dizi mesnetsiz iddialarda bulundu.

Amerika yönetiminin insan kaçakçılığı yıllık raporunda İran’ın adı Kuzey Kore, Nepal, Somali, Güney Sudan, Yemen ve insan kaçakçılığı ile mücadelede üçüncü seviyede yer alan ülkelerin arasına yerleştirildi. Üçüncü seviye, insan kaçakçılığı ile mücadelede en pasif davranan ülkelerin seviyesidir.

 

Amerika yönetiminin İran İslam Cumhuriyetine yönelik mesnetsiz suçlamaları, İran bundan yıllar önce insan kaçakçılığı ile mücadele için sağlam yasalar çıkardığı halde gündeme geliyor. Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti anayasasında 156. Maddesinde suçun önlenmesine vurgu yapmıştır. İran aynı zamanda insan kaçakçılığı ile mücadele yasalarını çıkarmakla beşeriyet karşıtı bu cinayetle mücadele çerçevesinde uluslararası camiayla eşgüdümlü hareket etmeye başlamıştır. Bu bağlamda İran başta Afgan mülteciler olmak üzere İran’a sığınan mültecilere sunduğu hizmetler yüzünden bir çok kez Batılı kurumlar ve BM tarafından takdir edilmiştir.

 

İran Dışişleri Bakanlığı yabancılar şubesi genel müdürlüğü sosyal işlerden sorumlu müdür yardımcısı Muhammed Salihi geçen hafta Meşhed kentinde düzenlenen “İslamî medeniyet, Afganistan alimlerinin rolü ve risaleti” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada İran’da 2 milyon Afgan mülteci yaşadığını belirterek bu insanlardan 92 bin kadarına sağlık sigortası sağlandığını, 4 bin kadar tedavisi güç olan hastanın tedavi altında alındığını ve 105 bin göçmen çocuğu eğitim imkanları sunulduğunu ve tüm bunlar ücretsiz sunulduğunu belirtti. Salihi Afgan ebeveynlerden 755 bin 346’sına okuma yazma öğretildiğini, İran’da eğitim gören 90 Afgan öğrenci üniversite seçme ve yerleştirme sınavına tek haneli rütbeleri kazandıklarını, hali hazırda da 24 bin 500 Afgan öğrenci İran üniversitelerinde eğitimine devam ettiklerini ifade etti.

 

İran’da durum böyleyken bir de Amerika’ya kısaca bir göz atalım. Amerika yönetimi en son uygulamasında mültecilerin çocuklarını ebeveynlerinden ayırmak ve onları kafeslere atmakla büyük bir ahlaki rezalete imza attı. Yine resmi veriler Amerika’da her yıl yasal yaşın altında 100 bin kadar kız çocuğu cinsel köle olarak satıldığını gösteriyor. Hatta başkent Washington’da 13 yaşında olan kız çocuklarının ticareti yapıldığı belirtiliyor. Ve işte bu denli kirli bir karnesi olan Amerika büyük bir utanmazlık örneği sergileyerek İran ve başka ülkeleri insan kaçakçılığı ve ticareti yapmakla suçlama küstahlığını sergiliyor.