İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
Dışişleri Bakanı ve bakanlık çalışanlarının İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüşmesi,
Genel kurmay Başkanı General Muhammed Bakıri’nin Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Trump’ı uyarmasına destek vermesi,
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Bercam’la ilgili son açıklamaları,
Geçen hafta İran’ın bazı önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ve bakanlık çalışanları ve İran’ın yurt dışındaki büyükelçileri ve maslahatgüzarları İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’yi ziyaret etti.
Ayetullah Hamanei görüşmede İran’ın dış siyaset hedefleri ve ilkelerine işaret ederek diplomasinin nizam düşmanlarının psikolojik baskıları ve sabotajlarını etkisiz hale getirmekte ifa ettiği rolünün önemine vurgu yaptı. İslam düşmanlarının kumpasları ve ABD ve bölgedeki müttefiklerinin İran’a karşı kurdukları geniş cepheyi değerlendiren Ayetullah Hamanei, bu ağır saldırılar ve baskılara karşı koymak için başta diplomasinin sunduğu fırsatlar ve kapasiteler olmak üzere tüm güç unsurlarından yararlanmaya ve bu yıkıcı akıma karşı direnmeye vurgu yaptı.
İran İslam Cumhuriyeti nizamı istiklal, izzet, adalettaleplik ilkelerine dayanarak ve her türlü zorbalığı, zulmü ve tecavüzcü anlayışı reddederek kurulan bir nizamdır. Buna göre İran’ın dış politika kurumunun da ideolojik altyapısı ve temeli milli çıkar, istiklal, özgürlük, sosyal adalet, milli iktidar ve milli güvenlik gibi ilkeleri korumaya dayanmaktadır.
Ancak ne var ki Amerikalı yetkililer halâ geçmişteki kuruntuları ve yanlış anlamalarında yaşıyor ve İran milletine musallat olduklarını ve bu millet için ahkam kesebileceklerini zannediyor. Bu çerçevede Trump da kendi kuruntuları ve bencilliğine kapılmış ucuz ve muhtevasız sözleri ile dünyaya alay konusu olmaya devam ediyor.
Amerika Başkanı Donald Trump İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin onu uyardığı ve arslanın kuyruğu ile oynamamasını tavsiye etmesine twitter hesabında verdiği cevapta yine ucuz sözler sarfederek Amerika’yı bir daha asla tehdit etme, yoksa tarihte görülmemiş bir sonuçla karşılaşırsın, gibi tehditlerde bulunmuştu.
Oysa günümüz dünyasında bu tarz konuşmalar lafü güzaf olarak biliniyor ve hiç kimse bu tür sözlere değer bile vermiyor.
Öte yandan beyaz saray yetkililerinin İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek gibi yaftaları da bu zümrenin akılsızlığı, cahilliği ve büyük İran milletinin büyük kapasitelerini bilmediklerinin işaretidir. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Rigan kütüphanesinde yaptığı konuşmada yine kıt kafası ile İslamî nizamın çökmekte olduğunu, Amerika yönetimi İran’da iç huzursuzluklara destek verdiğini söyledi.
Amerika devlet adamları İran İslam Cumhuriyeti nizamını iktisadi baskılarla çökertebileceğini veya en azından İran milletini azim ve iradesini kırabileceğini zannediyor, oysa geçmişteki deneyimler Amerikalı yetkililerin bu tür düşünceleri içi boş kuruntulardan ibaret olduğunu ortaya koymuştur.
Bu doğrultuda Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de twitter hesabına düştüğü notta, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu tür tehditlerini İran milleti asla umursamadığını, İran milleti kırk yıldır kulakları bu tür sözlerde dolduğunu ve yine karnı bu tür sözlere tok olduğunu belirtti.
Dışişleri Bakanı Zarif ayrıca Trump’a hitap ederek, İran milleti binlerce yıldır var olduğunu ve kendi imparatorlukları başta olmak üzere ömürleri bazı ülkelerin ömründen daha uzun olan bir çok imparatorluğun çöküşüne şahit olduklarını ve buna göre dikkatli olmasını söyledi.
Gerçekte Amerikalı devlet adamları İran’da İslam inkılabından önceki konumlarına geri dönmek istiyor ve bundan daha azına da rıza göstermeyecekleri anlaşılıyor. Yine geçmişteki deneyimler de Amerika devleti İran devletinin esasına karşı olduğunu ve İran’ın uranyum zenginleştirme teknolojisi veya bölgedeki iktidarlı varlığı veya füze gücü ile muhalefet etmeleri de bundan kaynaklandığını gösteriyor.
Bu noktalara dikkat çeken İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, bölgede iktidarlı varlık sergilemek, İran İslam Cumhuriyeti nizamının güç ve güvenlik temelini ve İran’ın stratejik derinliğini oluşturduğunu ve bu yüzden düşmanlar bu bileşenlere karşı çıktıklarını vurguluyor.
Tüm bunlara karşın İran’ın diplomasi kurumu olan Dışişleri Bakanlığı düşmanların tüm baskıları ve çıkardıkları sorunlara rağmen düşmanın İran hakkında telkinlerini değiştirmeye çalışıyor ve buna göre de uluslararası platformlardan çok aktif bir varlık sergiliyor. Gerçekte İran’ın nükleer müzakereci heyetinin dünyanın altı süper gücü ile aynı masada oturarak yürüttüğü müzakerelerde elde ettiği başarı, İran’ın siyasi söylemlerde sarfettiği çabaların en bariz göstergelerinden biridir. Nitekim bu çabaların sonucunda Batı’nın İran aleyhinde oluşturduğu zehirli atmosfer değişti, öyle ki bugün Avrupa bercem nükleer anlaşmasında Amerika’nın yerine İran İslam Cumhuriyeti nizamının yanında yer alarak ABD’nin popülist ve cahil Başkanı Trump’a karşı çıkıyor ve ABD’nin bu anlaşmadan çekilmesine karşın İran ile Bercam çerçevesinde işbirliğini sürdürmek istiyor.
İran ve ABD ilişkileri tarihinde Amerika’nın şimdiki devlet adamları için bir çok ibret verici ders ve nasihat vardır. İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuğu ilk günden itibaren Amerika devletinin İran’ın çeşitli bölgelerinde komploları devreye girdi ve bölgede bazı gerici ülkeler ve terör örgütleri ABD’nin entrikaları ile her gün yeni bir sorun yaratmaya başladı. Amerika’nın sekiz yıllık savaşta Saddam rejimini desteklemesi beyaz saray elebaşılarının İran milleti ile düşmanlığının bir başka faslı oldu. Amerika ve müttefikleri bu savaşı dayatarak İslamî nizamı bir kaç ay içinde çökertebileceklerini hesaplıyordu.
Bugün Amerika’nın yeni yönetimi ve Başkanı Trump İran İslam Cumhuriyeti nizamını yenme hayalini yaşıyor. Bu hayal veya kuruntu ise İran’a yaptırım uygulamak, iftira atmak, inzivaya itmek, savunma gücünü zayıflatmak gibi bir zemine dayanıyor. Ancak ne Trump ve ne de ondan önceki ABD başkanları asla idrak edemedikleri bir gerçek, İran İslam Cumhuriyeti nizamının iktidarının gerçek kaynağı bu milletin vahdeti ve düşmanlarını iyi tanımasıdır, nitekim İran milleti doğru ve halkı olarak Amerika devletini en büyük düşmanı olarak görmektedir.
İran milleti son kırk yılda ve İran İslam İnkılabı zafere kavuştuğu ilk günden itibaren her türlü komploya karşı durdu. Bu yıllarda büyük İran milleti ülkelerini azamete ve büyük güce kavuşturdu, ki bu da inkar edilemez bir gerçektir.
Ancak Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Amerika’ya hitaben yaptığı uyarının bir başka açık ve net mesajı daha vardı. Ruhani şöyle dedi: biz hiç kimse ile kavgamız veya savaşımız yoktur. Ancak düşmanlar şunu iyi bilmelidir ki İran ile savaş tüm savaşların anası ve İran ile barış tüm barışların anasıdır. Biz hiç bir zaman tehditten korkmadık ve tehdit edeni tehdit ederiz. Biz tecavüz ehli değiliz. Biz caydırma ehliyiz ve buna göre de gücümüz, caydırıcı güçtür.
Cumhurbaşkanı Ruhani İran’ın petrol ihracatını engelleyecekleri yönünde tehditlerine verdiği cevapta da şöyle dedi: Ey Trump, sakın arslanın kuyruğu ile oynamayın, zira sizin için ebedi pişmanlığa vesile olur ve bu sizin gücünüzün yeteceği şey değildi. Siz İran milletini İran’ın çıkarlarına karşı seferber edemezsiniz, zira İran milleti kendi çıkarlarını bilir ve onun için fedakarlık eder. Siz bu milleti kendi çıkarları ve güvenliğine karşı seferber edemezsiniz. Siz İran milletine düşmanlığınızı açıkça gösterdiniz ve İran petrolünün ihracatını engelleriz, dediğinizde bunun anlamı şu ki ilaç ve temel ürünlerin ülkeye girişine izin vermeyeceksiniz, yani milleti ağır kuşatma ve zorluk içinde bırakmış olacaksınız, ardından da İran milletinin hamisi olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Buna kim inanır?
Geçen hafta İran genel kurmay Başkanı General Muhammed Bakıri de bir bildiri yayımlayarak, ABD Başkanı Trump’ın batıl kuruntuları İran milleti ve silahlı kuvvetlerinin hayrete yol açan yetenekleri karşısında asla hayata geçmeyeceğini belirtti.
Bildiride İran milleti hiç bir zaman hiç bir savaşı başlatan taraf olmadığını belirten General Bakıri şöyle devam etti: İran İslam Cumhuriyeti her zaman bölgede barış, istikrar ve huzurun bayraktarı oldu ve Fars körfezi ve hürmüz boğazının musallat gücü olarak her daim bu hayati boğazda denizciliğin güvenliğinin ve küresel ekonominin güvencesi olmuştur ve bölgede her türlü tedbiri uygulama gücü de vardır.
Geçen hafta Bercam nükleer anlaşması ve Avrupa’nın bu anlaşma ile ilgili kararı medya ve siyaset çevrelerinin ilgi odağında yer almaya devam etti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçen hafta bu konuda yaptığı açıklamada, İran Bercam hakkında Avrupa’yı beklemeyeceğini belirtti.
Aslında Dışişleri Bakanı Zarif’in bu vurgusunu İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Zarif ve büyükelçiler ve maslahatgüzarlar ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşmesi sırasında yaptığı konuşmasının doğrultusunda değerlendirmek gerekir. Ayetullah Hamanei konuşmasında Avrupalı yetkililerle müzakerelerin kesilmemesi gerektiğini, ancak onların sunacakları öneri paketini de beklememek gerektiğini, zira ülke içinde yapılması gereken bir çok iş olduğunu vurguladı.
İran Avrupa’nın Bercam nükleer anlaşmasını korumak için Avrupalı yetkililere bir fırsat tanıdı. Avrupa da bu yönde bazı adımlar attı ve Bercam nükleer anlaşmasını destekleme doğrultusunda bazı kararları açıkladı, ancak bunlar İran açısından yeterli bulunmadı.
Dışişleri Bakanı Zarif Euronews kanalına verdiği mülakatta Avrupa siyasi yükümlülük taşıdığını ve bazı teknik uygulamaları da gerçekleştirdiğini, fakat tüm bunlar halâ yeterli olmadığını kaydetti.
Zarif, İran Avrupa’ya bu yönde fırsat verdiğini, bu süreçte iki zaman dilimi söz konusu olduğunu, bunlar Amerika’nın İran’a dayattığı yaptırımların yeniden dayatılacağı Ağustos ve Kasım aylarından ibaret olduğunu, İran Avrupa’nın bu yaptırımlara nasıl karşı koyacağını bekleyip göreceğini ve bu yaptırımlara belli bir program çerçevesinde uygun biçimde tepki verileceğini vurguladı.