Eylül 14, 2018 15:14 Europe/Istanbul

Bu programda İmam Humeyni’nin kişiliğini ve siyerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- siyasi düşüncelerinde sosyal adalet ülküsünün yerine ele almak istiyoruz.

Geçen bölümde İmam Humeyni’nin -ks- görüşünde istikbar karşıtlığından söz etmiştik ve dedik ki İmam Humeyni -ks- İslam dini ve şii mezhebinin öğretilerinden hareketli iç ve dış istikbar ve zorbalarla mücadeleyi siyasi mücadelesinde temel ilkelerden biri olarak belirledi. Bu yüzden İslam inkılabının şekillenmesi ve zafere kavuşmasında sulta düzeni ile mücadele ve siyasi bağımsızlığa kavuşmak, İran milletinin ülkülerinden ve sloganlarından birine dönüştü.

 

Geçen bölümde ayrıca İmam Humeyni’nin -ks- istikbar karşıtlığını dünya camiası iki kutuplu düzenin sultası altında bulunduğu ve dünyanın bir çok bölgesinde emperyalizm karşıtı sloganların genellikle marksist ideolojinin ekseninde atıldığını anlattık. Ancak İmam Humeyni -ks- büyük bir şecaatle her iki süper güç, yani Amerika ve sovyetler birliğine karşı çıktı ve eşzamanlı olarak her iki zorba devlete saldırdı ve ne Doğu ne Batı sloganını İran İslam Cumhuriyeti nizamının dış politikasının en önemli önceliği olarak belirledi. Bugünkü sohbetimizde ise İmam Humeyni’nin -ks- siyasi düşüncelerinde sosyal adalet ülküsünün yerine ele almak istiyoruz.

 

Sosyal adaleti gerçekleştirmek, tarih boyunca insanların ve İran İslam İnkılabında da İran milletinin en önemli ülkülerinden biri olmuştur.

İkinci dünya savaşından sonra sovyetler birliği liderliğindeki Doğu bloku marksist ve sosyalist ideolojiye dayanarak sosyal adaleti savunduğunu ve toplumda ayrımcılığı yok ettiğini iddia ediyor ve bu düşünceden hareketle dini mazlum kesimlere ve toplumun mustazaflarına yönelik zulüm gibi göstermeye çalışıyordu.

 

Ancak İmam Humeyni -ks- İslam dini ve şii mezhebinin öğretilerine dayanarak sosyal adalet sloganını gündeme getirdi ve böylece İran milletinin tarihi ülküsünü gerçekleştirmek istedi.

İran milleti 19. Yüzyıldan sonra ülkede sosyal adaletin gerçekleşmesi için geniş çapta mücadele etmeye başladı. Ancak bu alanda bazı başarıları elde etmesine karşın 1979 yılına kadar toplumun mahrum kesimlerini savunan ve İran’da zulüm ve adaletsizliği bertaraf eden bir nizam kuramamıştı. İmam Humeyni -ks- akılcı önderliği ile sosyal adaleti İran milletinin İslam inkılabı sırasında en önemli sloganına dönüştürdü ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının politikalarını belirlerken sosyal adaletin gerçekleşmesini ve ayrımcılıklara son verilmesini temel aldı.

 

İmam Humeyni -ks- düşüncesinde İslam dini ve şia mezhebinin yerinden hareketle imamın sosyal adaletle ilgili görüşlerini beyan etmek için ilkin İslam dininde adaletin önemli yeri beyan edilmesi gerektiği söylenebilir.

Bilindiği üzere adalet dünyada siyasi ideolojilerin en önemli kavramlarından biridir ve şimdiye kadar bir çok filozof ve düşünür adalet hakkında bir çok kitap yazdı. Aslında bu düşünürlerin ve filozofların her biri sosyal adaletin karmaşık boyutlarından herhangi bir boyutunu aydınlatmaya çalışıyor.

 

Batı dünyasının klasik döneminde Eflatun ve Aristo gibi gibi büyük filozoflar ve İslamî dönemde Farabi gibi düşünürler ve bir çok çağdaş düşünür ve filozof adalet kavramını tanımlamaya çalıştı. Adalet İslam dini ve şia mezhebinde de yüce konumu olan bir kavramdır ve şii mezhebinin temel ilkelerinden biri sayılır. Yüce Allah’ın adil sıfatı şii düşüncesinde şii alimlerin siyasi ve sosyal düşüncelerinde önemli bir şekilde yer almış bir ilkedir.

 

Kur'an'ı Kerim’de adalet varlık alemi üzerinde inşa edilen en temel ilkedir ve alemin tedbirleri de bu ilkeye göre gerçekleşir. Bu eğilimde  adalet varlığın başlangıcı ve temel ilkesi ve  alemin ve insanların en yüce hedefi ve tüm dinlerin ve şeriatlerin nihai ülküsüdür.

Kur'an'ı Kerim’e göre adalet öz itibarı ile değerlidir ve tüm işlerin selameti ve güveni ona bağlıdır.

 

Bu yüzden yüce Allah tüm insanlara ve özellikle mümin kullarına adalet ve eşitliği inşa etmeye emrediyor . Kur'an'ı Kerim bakışında adaletin kökleri insan fıtratına uzanır ve insanlar adalet ve eşitliğin gerçekleşmesi için bireysel ve sosyal yaşamlarında sürekli çaba harcamalıdır. Kur'an'ı Kerim’e göre toplumda adaletin inşa edilmesi için çaba harcayan insanlar Allah katında en çok sevilen kullardır. Bu düşünceye göre İslam Peygamberi -s- ve o hazreti izleyen İmam Humeyni -ks- toplumda sosyal adaletin inşa edilmesi için çaba harcadılar.

 

İmam Humeyni’nin -ks- toplumda sosyal adaleti inşa etmek için izlediği teorik ve pratik model, Allah Resulü -s- ve Hz. Ali’dir -s-. İslam Peygamberi -s- mübarek yaşamı boyunca sürekli adaleti inşa etmeye ve toplumda mustazaflara yönelik zulüm ve adaletsizliği bertaraf etmeye çalıştı. Allah Resulü -s- risalet yıllarında İslam dini açısından sosyal adaletin boyutlarını beyan etmeye ve insanların bu konuya bakışını ıslah ederek  adalet temelinde bir toplumun oluşması için zemin hazırlamaya çalıştı.

 

İslam Peygamberi’nin -s- dini düşüncesinde sosyal adaletin çeşitli boyutu vardır. İlk boyut, insanların yaratılışta eşit olduğudur. Allah Resulü’ne -s- göre tüm insanlar hangi ırk, dil, etnik grup ve kavime mensup olursa olsun, birbiriyle eşittir ve hiç kimse takva dışında başkasına nazaran üstünlüğü yoktur. İslam Peygamberi -s- açısından insanlar yaratılışta eşittir ve sonuçta kendi kaderlerini belirlemekte de eşit özgürlük ve yetkiye sahiptir. O hazrete göre tüm insanlar eşit ve kardeştir ve adil bir toplum inşa etmek için birbiriyle işbirliği yapmaları gerekir.

 

İslam Peygamberi -s- insanları kardeşliğe davet ederek onları adalet ve eşit temelinde ve her türlü zulüm ve ayrımcılıktan uzak olan bir toplum inşa etmeye yöneltti. İslam Peygamberi’nin -s- düşüncesinde sağlam ve ideal bir toplum ancak adalet, eşitlik, insaf ve başkalarının hakkına saygı göstermek gibi ilkelere dayanarak inşa edilebilir.

 

İmam Humeyni -ks- bu eğilimle ve özellikle İmam Ali -s- iktidarından esinlenerek adaletin bireysel bir fazilet olmadığını, adalet ve eşitlik İslamî toplumun ideal özellikleri olduğunu belirtiyor. İmam Humeyni -ks- düşüncesinde sosyal adalet ideal bir toplumda siyasi ve sosyal yasaların ve siyasi ve sosyal grupların faaliyetlerine hakim olan ruhun en bariz özelliğidir. İmam Humeyni -ks- bu düşünceden hareketle dini hükümetin nihai amacını sosyal adaleti İslamî kriterlere göre sosyal adaleti gerçekleştirmek olduğunu belirtiyor.

 

İmam Humeyni  -ks- adalet için öz ve zati değer tanıyor ve tüm yasaların ister şer’i ister örfi, adalet temeline dayanması gerektiğini, zira bu yasaların hazırlanışının amacı adaleti gerçekleştirmek olduğunu savunuyor. İmam Humeyni -ks- El-Bey kitabında bu konuyu şöyle açıklıyor: şer’i ahkam, İslam yasaları ve hükümet şanından bir şan sayılır. Bunlar hükümeti ve adaleti yaygınlaştırmak için bir araçtır.

İmam bir başka yerde de şöyle diyor: İslam dini adil bir hükümet inşa etmek için kıyam etti. Bu hükümette vergi ve beytülmal ile ilgili tüm yasalar adalet temeline dayanmalı ve hukuk ve yargı yasaları adil olmalıdır.

 

İmam Humeyni -ks- düşüncesinde ilahi enbiyanın temel risaleti, bireysel ve sosyal alanlarda adaleti eşzamanlı gerçekleştirmektir. İmam bu konuda şöyle diyor: tüm enbiyanın emeği sosyal adalet içindi, yani beşer için toplumda hakiki bir adaleti inşa etmekti, insanlar için bireysel bazda da öyledir.

İmam Humeyni -ks- bu düşünceden hareketle İran İslam Cumhuriyeti nizamının kuruluş temelini sosyal adaleti inşa etmek ve zulmü bertaraf etmek şeklinde beyan ederek şöyle diyor: İslam cumhuriyetinde zulüm yoktur, zorbalık yoktur, fakirler için refah olacak ve mustazaflar haklarına kavuşacak, ilahi adalet topluma hakim olacaktır.

 

İmam Humeyni -ks- adaletin teorisini açıklarken, bu ilkenin bireysel ve sosyal yaşam boyutlarını birbirini tamamlayan boyutlar olarak ifade ediyor. İmam açısından sosyal adalet, bireysel adalet kadar önemlidir ve bu iki adalet, birbirini tamamlayan adaletlerdir, zira insanların adaleti sosyal adaletin zeminini oluşturur ve sosyal adalet de bireysel adaletin yayılmasına yol açar.

 

İmam Humeyni -ks- sosyal adaletin gerçekleşmesini adil bir hükümdarın hakimiyeti ile mümkün olacağını ve adil imamın yokluğunda toplumda sosyal adaleti sağlama görevi adil fakihin üzerine düşen bir görev olduğunu belirtiyor. İmam Humeyni -ks- Velayet-i Fakih adlı kitabından adil fakihin imamın gaybeti döneminde hakimiyetinin temelini ve yetki alanlarını beyan ediyor ve ancak adil fakihin dinin hükümlerini yerine getirmek ve adaleti gerçekleştirmek üzere meşru hakim olacağını vurguluyor.

İmam Humeyni -ks- sulta düzenini kınayarak zulüm ile mücadele ve zalim hükümeti devirmenin her Müslümanın görevi olduğunu belirtiyor ve kendisi de bizzat aynı yolu izliyor.

İmam Humeyni -ks- açısından önderi adil bir fakih olmayan dini bir hükümet inşa etmeden sosyal adaleti inşa etmenin mümkün olmadığını vurguluyor.