Eylül 14, 2018 17:28 Europe/Istanbul

Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

Suriye barış müzakerelerinin onuncu turu düzenlenmesi,

Siyonist rejim İsrail’in Filistinli direnişçi kız Ahed Tamimi’yi serbest bırakması,

Siyonist rejimin yeniden Gazze şeridine yakıt girişini engellemesi,

Arabistan’ın Yemen’in Hudayda kentinde bir hastane ve bir balık pazarını bombardıman etmesi,

Geçen hafta Ortadoğu bölgesinin bazı önemli gelişmeleriydi.

 

Geçen hafta Suriye barışının ele alındığı10. Tur müzakereler 30 ve 31 Temmuz tarihlerinde Rusya’nın Sochi kentinde düzenlendi.

Aslında Suriye barışı müzakerelerin ilk 9 turu bundan önce Kazakistan’ın Astana kentinde düzenlenmiş ve Astana süreci olarak adlandırılmıştı.

Sochi zirvesinde Rus heyete başkanlık eden Rusya lideri Putin’in özel temsilcisi Aleksandır Lavrentiev şu açıklamayı yaptı: Suriye barış müzakerelerinin Sochi’de düzenlenmesi yönünde alınan kararın sebebi, Astana diyalog sürecinne yeni bir boyut eklenmiş olması ve müzakerelerin daha çok insani ve siyasi konuların üzerinde odaklanmasıdır.

 

Sochi kentinde düzenlenen Suriye barış müzakerelerinin bu turuna yine Rusya, Türkiye ve İran İslam Cumhuriyeti Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinde ateşkesin garantör ülkeleri olarak BM genel sekreterinin Suriye özel temsilcisi Stefan De Mistura ve Şam heyeti ve Suriyeli muhaliflerin temsilci heyeti ile birlikte katıldı.

Amerika bu müzakerelere katılmaya davet edildi, ancak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bir açıklama yaparak Amerika bu oturuma ne gözlemci sıfatı ne de başka bir adın altında katılmayacağını belirtti. Oturuma Ürdün’den bir temsilci kadıldığı belirtildi.

 

Aslında Ürdün yönetiminin bu oturuma temsilci göndermesinin sebebi, Suriye ordusunun bu ülkenin Güney bölgelerini teröristlerin ve muhaliflerin işgalinden kurtarması ve bu operasyonun hızlı bir şekilde devam etmesi yüzündendi. Suriye ordusu güneyde başlattığı operasyonda şimdiye kadar Dera eyaletinin yüzde 80 kadarını kurtardı. Şimdi ise Suriye ordusu ve halk güçleri ve müttefiklerinin en çok Kunaytara eyaletini kurtarma üzerinde odaklandıkları belirtiliyor.

 

Öte yandan Sochi müzakerelerine katılan İran’ın temsilci heyeti Başkanı ve başmüzakerecisi Hüseyin Cabiri Ensari oturumda Suriye’nin yeni anayasasının taslağı, Suriyeli mültecilerin geri dönüş süreci ve esirlerin takası, ele alınan üç temel konu olduğunu belirtti.

Sochi zirvesinin sonunda Salı günü bir bildiri yayımlandı. Bildiride Suriye’de tekfirci IŞİD ve El Nusra terör örgütleri ve El-Kaide veya IŞİD gibi örgütlere bağlı olan ve BM tarafından terör örgütü olarak tanınan her türlü örgüt ve teşekkül yok oluncaya dek terörle mücadeleye devam edilmesi ve yine Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve milli egemenliğini hedef alan ve komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden her türlü ayrılıkçı harekete karşı mücadele verilmesi vurgulandı. Bildiride ayrıca Suriye barışı hakkında bir sonraki oturumun Eylül 2018’de Cenevre’de düzenlenmesi kararlaştırıldığı kaydedildi.

 

Sochi’de düzenlenen Suriye barış zirvesinin ardından bir açıklama yapan Şam yönetiminin temsilci heyeti Başkanı Beşar Caferi, Amerika yönetimi de korsan İsrail gibi Suriye’de terör örgütlerini desteklediğinin altını çizerek, Şam yönetimi Amerika ve müttefiklerinin Suriye topraklarından çekilmeleri üzerinde ısrar ettiğini, zira bu güçlerin Suriye’deki varlığı illegal olduğunu belirtti.

Beşar Caferi ayrıca AB ve ABD’nin tek yanlı, hasmane ve dayatmacı uygulamaları, Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmeleri yolunda en temel engel olduğunu vurguladı.

 

Geçen hafta korsan İsrail rejimi Pazar günü Filistinli direnişçi kız Ahed Tamimi’yi serbest bıraktı. Ahed Tamimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Aralık 2017’de Amerika’nın Tel aviv büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma ve bu kenti İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan etmesinden sonra düzenlenen protesto eylemlerine katılmış ve siyonist askerlerle tartışma ve iki askerin yüzüne tokat atma suçundan gözaltına alınarak 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ahed Tamimi gözaltına alındığı sırada sadece 16 yaşındaydı, ama buna karşın siyonist rejimin Heşaron zindanında esaret günlerini geçirdi.

 

Siyonist rejim tarafından hapse atıldıktan sonra Filistin milletinin direniş kahramanı olan Ahed Tamimi, korsan İsrail zindanlarından kurtulduktan sonra Salih Nebi köyünde şehit İzzeddin Tamim’in evinin önünde bir açıklama yaparak, Filistin direnişi devam edeceğini belirtti.

Ahed Tamimi ayrıca, hali hazırda siyonist İsrail zindanlarında 29 Filistinli kadın tutuklu bulunduğunu, bu kadınlardan üçü çok genç olduklarını, ama buna rağmen iradeleri çok güçlü olduğunu vurguladı.

 

Öte yandan Lübnan Dışişleri Bakanlığı bir bildiri yayımlayarak Filistinli gençlerin direnişini takdir etti. Bildiride, Filistinli genç kız Ahed Tamimi işgal, zulüm ve kibire karşı direnişin yaş ve cinsiyet tanımadığını ispat ettiği vurgulandı.

Bu arada Filistin kurtuluş örgütü icra komitesi üyesi Hannan Aşravi, hali hazırda 291 Filistin çocuğun siyonist rejim zindanlarında esaret günlerini yaşadıklarını ve her türlü ruhi ve cismi işkenceye maruz kaldıklarını açıkladı.

 

Siyonist rejimin Gazze şeridine yönelik insanlık dışı uygulamaları ve cinayetlerinin devamında bu rejimin savaş Bakanı Avigdor Liberman ordu birliklerine Gazze şeridine yakıt girişini engellemeleri yönünde talimat verdi. Korsan İsrail geçen 9 Haziran tarihinde de Kerem Ebu Salim güzergahını kapatmıştı. Bu güzergahı kapatma bahanesi ise Filistinlilerin siyonist yerleşkelere yanıcı balonlar ve uçurtmalarla hedef almalarıydı.

Kerem Ebu Salem, Gazze şeridine temel ihtiyaçların ulaştığı tek açık güzergahtı ve şimdi kapatılması ile birlikte Gazze halkının temel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi sıkıntı yaşadıkları anlaşılıyor.

 

Gazze şeridine yakıt girişinin engellenmesi, halkın sürekli elektrik kesintilerine katlanmak zorunda oldukları ve elektrik ihtiyacını karşılamak için fosil yakıtla çalışan generatörleri kullanmak zorunda oldukları bir sırada gündeme geliyor.

Öte yandan Gazze şeridinde yakıt krizi Gazze’de bir çok hastanede hizmetlerin aksamasına yol açıyor. Gerçi Gazze şeridine dayatılan 12 yıllık kuşatma zaten bir çok hastanenin ve sağlık merkezinin kapatılmasına yol açmış bulunuyor ve şimdi yakıt girişinin yasaklanması da bu bölgede hastaların durumunu daha da vahim hale soktuğu gözleniyor. Geçen sene Gazze şeridine yakıt girişi engellendiğinde de en az 9 sağlık merkezi kapanmak zorunda kalmıştı.

 

Bu arada geçen hafta siyonis rejimin Gazze şeridinde halkın barışçıl protesto eylemlerine saldırıları da devam etti. Geçen hafta Filistin sağlık bakanlığı biri, bu hafta 19. Haftasına gire büyük geri dönüş yürüyüşü sırasında 15 yaşında olan iki Filistinli vatandaşın şehit düştüğünü ve 120 kişi de yaralandığını duyurdu. Filistin sağlık bakanlığı açıklamasında ayrıca Cuma günü yaralananların arasında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğunu belirtti.

Büyük geri dönüş yürüyüşü 30 Mart 2018’de başladı. Şimdiye kadar 156 Filistinli siyonist askerlerin açtığı ateş sonucu şehit düştü, 17 bin Filistinli de yaralandı.

 

Geçen hafta Suud rejimi yine Yemen’de korkunç bir cinayete daha imza attı. Geçen hafta Suud rejiminin başını çektiği Yemen karşıtı ittifaka bağlı savaş uçakları Yemen’de sivil yerleşim merkezlerine yönelik saldırılarının devamında Yemen’in batısında Hudayda kentinde bir hastaneyi ve balık pazarını bombardıman etti. Bu cinayette en az 60 Yemenli sivil vatandaşı hayatını kaybetti ve 100 kişi de yaralandı.

 

Yemen inkılabı yüksek komisyonu Başkanı Muhammed Ali Husi, Yemen’in Hudayda kentinde Suud rejimi ve müttefiklerinin işlediği cinayetler ve katliamlar BM güvenlik konseyi açısından en tartışmalı konu olduğunu belirterek şöyle dedi: Amerika, İngiltere, Arabistan, BAE ve diğer müttefikleri Yemen’de her gün türlü cinayetleri işliyorlar ve uluslararası yasaları da hiç umursamadan ayaklar altına alıyorlar.

 

Öte yandan Yemen insan hakları bakanlığı da Suud rejimi ve müttefiklerinin Yemen’in Hudayda kentinde bir hastaneye ve bir pazara düzenlediği saldırıyı savaş suçu niteledi ve bu suçu işleyenlerin uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanmaları gerektiğini açıkladı.

Yemen ulema birliği de bir açıklama yaparak, Yemen milleti, ordusu, halk güçleri, füze ve İHA birlikleri işgalci Suud rejimi ve işbirlikçilerine karşı cihat hakkına sahip oldukları yönünde bir fetva verdi.

 

Bu arada Yemen’de kadınların ve çocukların kaçırılması ve taciz edilmesi de Yemen milletinin Suud rejimi ve BAE’ine yönelik öfke ve nefret duygusunu arttıran bir başka konudur.

Geçen hafta BAE askerleri Saade kentinde 10 Yemenli kadını kaçırarak bilinmeyen bir yere götürdükleri belirtildi. Bu yüzden geçen hafta on binlerce Yemenli vatandaş Saade kentinde büyük bir protesto eylemi düzenleyerek BAE askerlerinin bu cinayetine sert tepki gösterdi.

Gerçekte Suud rejimi ve müttefiklerinin Yemen milletine yönelik cinayetleri, uluslararası kurumların her gün bu ülkede insani durumun vahim boyutları hakkında uyarılarda bulundukları halde devam ediyor. geçen hafta BM Nüfus Fonu UNFPA bir rapor yayımlayarak Hudayda kentinde yüzlerce hamile kadın sağlık hizmetlerinin yetersizliği yüzünden ölüm riski ile karşı karşıya bulunduklarını belirtti.

UNFPA  raporunda Yemen’de annelerin ölüm oranı 2015 yılında iki kata çıktığını belirterek uyarıda bulundu.

Bundan önce da dünya gıda programı bir rapor yayımlayarak Yemen’de insani durumu çok korkunç niteledi ve savaşzede Yemen’de 18 milyon insanın gıda güvenliği yokluğu konusunda ciddi uyarılarda bulundu.

Öte yandan dünya sağlık örgütü de Cuma günü Yemen’de kolera salgını yeniden hortladığı konusunda uyarıda bulundu.