Eylül 14, 2018 18:04 Europe/Istanbul

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şimdiye kadar bir çok kez ülkenin petrol ekonomisinden bağımsız hale gelmesi gerektiğini vurguladı.

Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle diyor: ülke ekonomisini, bizim yetkimiz petrolün elinde değil de asıl petrol üzerindeki yetki bizim elimizde kalacak şekilde petrolden bağımsız hale getirmeliyiz. Düşmanlara bu silahı kullanmak ve yaptırım uygulamak ve petrol fiyatlarını düşürmek gibi durumlarla bizim işimizi sorlaştırmalarına asla müsaade etmemeliyiz.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei yerli ürünlere nasıl destek verileceği konusunda da bazı elzemleri ve yolları beyan etmiş ve bu konulara uymanın yeni yılın İranlı ürünlere destek, sloganının gerçekleşmesinin olmazsa olmazı olduğunu vurgulamıştır.

Bu bağlamda önemli üretim alanlarından biri, ülkenin gıda maddeleri ve tarım ve besicilik sektörlerinin ürünlerini üretmektir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda da hükümetin ithalatın üzerinde ciddi denetim kurması ve ülkede üretilen veya üretilmesi mümkün olan ürünlerin ithalatını önlemesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

İranlı ürünlere destek zaruretini ele aldığımız sohbetimizin bugünkü bölümünde ise İran’ın tarım sektörünün kapasiteleri ve yeteneklerini gözden geçirmek istiyoruz.

 

Tarım sektörü, ülkenin stratejik ürünlerini üretmenin yanı sıra hem istihdam alanı açıyor, hem ülkenin gıda güvenliğini güvence altına alıyor ve bu açılardan zorbaların dayattığı yaptırımlara karşı da güçlü bir set oluşturuyor.

İran’ın 6. Beş yıllık kalkınma programına göre nizam yetkilileri önümüzdeki üç yılın sonuna kadar 1.5 milyon iş alanı açmaları ve işsiz sayısını 2.6 kişiye düşürmeleri gerekiyor. Bu yüzden gayri safi milli hasılada yüzde 8’lik payı bulunan tarım sektörü bu açıdan her zaman önemli bir yeri olmuş, ama maalesef yetkililerce gözardı edilmiştir.

 

Maalesef son yıllarda İran’da tarım sektöründe çalışanların sayısı ülke genelinde çalışanların sayısına oranla düşmüştür. Tarım sektöründa çalışanların payı 2005 yılında yaklaşık %24.7 iken bu oran 2016 yılında %18’e gerilemiştir. Bundan başka kırsal alanlarda çalışanların %50’den fazlası tarım sektöründe çalışıyor. Ancak bu kesimin sayısı da son yıllarda gerilediği gözleniyor, öyle ki bu oran 2005 yılında %57.5’tan 2016 yılında %50.3 seviyesine gerilemiştir. Bu veriler tarım sektörünün kırsal alanlarda hükümet işsizliğe çare bulana kadar geçici iştigal için önemli meziyete sahip olduğunu gösteriyor.

 

Araştırmalar bir çok ülkenin tarım sektörüne özel destek verdiğini ve çeşitli politikalar üreterek bu sektörü geliştirmek istediklerini gösteriyor. Örneğin Rusya’nın hali hazırda tahıl üretimi yılda yaklaşık 140 milyon tona ulaşıyor ve Rusya lideri Putin’in belirttiğine göre bu ülke ABD’yi geride bırakarak şimdi dünyanın en büyük tahıl ihracatçısı  olduğu anlaşılıyor.

Peki ama, Rusya tahıl üretimi alanında bu başarıyı nasıl elde etti?

 

Rusya devleti tarım ürünlerini taşıyan demiryolları sektörüne sübvansiyon ödemek, çiftçilere tahıl ürünlerini ihraç etmekte özel kolaylıklar sağlamak, sulu ziraat yerine susuz ziraate öncelik vermek, buğday, arpa ve baklagillerin tohumlarını ıslah etmek ve çiftçilerin ürünlerinin alımını garanti etmek ve yine bu ürünleri ülkenin sanayi sektöründeki ilgili fabrikalarda değerlendirerek bu büyük başarıya ulaşabildi.

 

İran’da da tarım sektörünün ürünlerini  geliştirme konusunda önemli çabalar harcanıyor. Verilere göre İran’da Batı’nın dayattığı yaptırımların doruğunda bu yaptırımlardan en az düzeyde etkilenen sektör, tarım sektörü oldu. Aslında bu sektör yüksek kapasitesi ve daha çok iç imkanlara dayanması yüzünden yaptırımların baskısından pek fazla etkilenmedi ve hali hazırda da ülkenin üretiminde en büyük kapasiteye sahiptir.

 

İran İslam Cumhuriyeti de diğer ülkeler gibi tarım sektörüne yönelik desteğini arttırarak istihdam alanlarını genişletmekte ve gıda maddeleri güvenliğini arttırmakta kararlıdır. Gıda maddeleri güvenliği ve tarım ürünlerinin randımanını arttırmak hükümetin tarım sektöründe ulaşmak istediği iki önemli hedeftir. Son otuz yılda tarım sektöründe sürekli bazı önemli hedefler gözetilmiştir ve bugün yine hükümet bu hedefleri izlemekte kararlıdır. Bu hedeflerden biri, tarım ürünlerinde randımanı yükseltmektir.

 

İran’da hükümetin üretim alanında izlediği hedeflerinden biri tarım ürünlerini ekonomik hale getirmektir. Zira iktisadi olmayan bir faaliyet devam edemez. Gerçi bazen tarım sektöründe söz konusu olan giderler ve mevcut eksiklikler bir ürünün üretilmesini iktisadi olmayan bir faaliyet gibi gösterebilir, fakat buna rağmen hükümetin temel önceliği gıda maddeleri güvenliğini geliştirmektir. Ülkenin buğday üretiminde kendine yeter hale gelmesi, şimdiye kadar bu sektörde elde edilen başarılardan biridir.

 

Verilere göre İran son iki yılda buğday üretiminde kendine yeter hale gelmiştir. İran iki yıl önce 14.5 milyon ton buğday üreterek ülkenin son on yılda ürettiği buğdayda rekor kırdı.

İran bu yılda da şeker ithalatından bağımsız hale geleceği ve eğer ithal için ihtiyaç olacaksa bunun miktarı çok az olacağı belirtildi. İran diğer tarım ürünlerinde de çok uygun konumda bulunuyor.

Yine geçen sene şeker ithalatı son yıllarda yüksek olmasına karşın 196 bin tona geriledi. Bu alanda tarım cihadı bakanlığının yaptığı planlama çok etkili oldu.

 

Tahran yönetimi tarım ürünleri değer zinciri programını direniş ekonomisi çerçevesinde tarım cihadı bakanlığı üzerinden başlattı. Bu programın sonuçlarından biri, tarım ürünlerinin son 4 yılda yüzde 23 artış kaydetmesi oldu. Yayımlanan verilere göre tarım ürünleri 2013 yılında 97 milyon tondan 2016 yılında 118 milyon tona yükseldi.

Tarım cihadı bakanlığı ayrıca izlediği politikalarla tarım sektöründe olumsuz ticari dengeyi 6 milyar dolar iyileştirmeyi başardı.

 

Buna karşın tarım sektörünün yaşadığı sorunların bir bölümü su kaynaklarının doğru biçimde değerlendirilmemesinden kaynaklandığı belirtilmelidir. Aslında u sorun sadece İran bölgesine özel de değil. Bu bağlamda dünya genelinde bir çok proje uygulanarak su ve topraktan azami derecede yararlanmaya çalışılıyor. Bu arada denizlerde kültür balık ve karides gibi ürünlerin yetiştirilmesi ile insanların protein ihtiyacının bir bölümü da karşılanmaya çalışıldığı belirtilmelidir.

 

Tarım sektörünün dünya genelinde karşı karşıya bulunduğu sorunlardan biri ise toprağın tuzlanmasıdır. Uzmanlar tuzlanmış toprakları tuzdan arındırmak için hektar başına 5 bin dolar bütçe gerektiğini tahmin ediliyor. Oysa tuzlu topraklarda bu şartlarda yetişebilen bitkileri yetiştirmenin maliyeti hektar başına 500 ila 1000 dolar civarında olduğu belirtiliyor.

İran ise dünyada tuzlu arazilerinin genişliği bakımından beşinci sırada yer alıyor. UNESCO’nun tahminlerine göre İran tuzlu arazi bakımından Avustralya, Rusya, Arjantin ve Çin’den sonra beşinci sırada bulunuyor.

 

Toprağın tuzlu olması, tarım alanında kısıtlayıcı önemli etkenlerden biridir. Öte yandan İran, dünya ortalamasının üçte biri kadar olan ortalama yıllık 253 mm yağış ve yine dünya ortalamasının üç katı sayılan ortalama yıllık 2100 mm buharlaşma oranı ile dünyanın kurak bölgelerinin oluşturduğu kuşağın üzerinde yer alıyor. Yine İran’ın yüzde 85 kadarı kurak iklim etkisi altındadır ve ülkenin yüzde 96.5 kadarında ortalama yağış ortalama buharlaşmanın altında sayılır. Bu durum bir yandan su kaynaklarının kıtlığına yol açarken öbür yandan da toprakların tuzlu hale gelmesine sebebiyet veriyor.

 

Bu şartlar İran’da doğal olarak tarım sektöründe iş fırsatlarını da olumsuz yönde etkiliyor ve yine tarımda üretimin düşmesine sebebiyet veriyor.

Ancak tüm bu kısıtlamalara karşın İran’ın tarım sektöründe ürün çeşitliliği ve bolluğu bakımından büyük kapasitelere de sahip olduğu ifade edilmesi gerekir.