Ekim 19, 2018 16:04 Europe/Istanbul

Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

Filistin’de direnişin Gazze kuşatmasını kırma çabaları ve yeni kuşağın Filistin topraklarının tümünün siyonistlerin işgalinden kurtarılmasına vurgu yapması,

Irak’ta üç erkin başkanlarının belirlenmesi ile ilgili gelişmeler,

Bahreyn’de insan hakları ihlallerinin rekor seviyesine ulaşması,

Geçen hafta Ortadoğu bölgesinin bazı önemli gelişmeleriydi.

Geçen hafta Filistin’de Gazze şeridinde düzenlenen büyük geri dönüş yürüyüşünün denizde de teknelerle düzenlenmesi ve gece kabusu adlı Gazze halkının yeni mücadele yöntemi siyonistlerin uykusunu kaçıran gelişmeler oldu.

Filistin’de yaşanan gelişmeler, siyonist rejim İsrail’in Filistinli gençlerin mücadeleleri ve medeni direnişte geliştirdikleri yeni yöntemlerine karşı aciz olduklarını ortaya koydu.

Gerçekte Filistinli gençlerin sahadaki silahlı mücadelelerinin yanında eli kanlı rejime karşı yeni mücadele tekniklerini geliştirmesi, Tel aviv elebaşılarını iyice şaşkına çevirdiği gözleniyor. Filistinli gençler siyonist rejim ve yerleşkecilerle mücadele için geliştirdikleri yeni yönteme gece kabusu adını verdiler. Filistin medyasında çıkan haberlere göre Gazze şeridinde yaşayan Filistinli gençler yeni mücadele taktiklerinde dört haftadar geceleri siyonist askerleri ve yerleşkecileri panikletecek şekilde gürültü yaptıkları anlaşılıyor. Filistinli gençler her gecenin başında gruplar halinde harekete geçiyor ve Gazze sınırına yakın bölgelerde davul çalmaya başlıyor. Bazı Filistinli gençler de ateş taşıyan balonları siyonist yerleşkelere doğru yolluyor.

Filistinli gençlerin yeni mücadele taktikleri ile ilgili raporun devamında, geçen Salı günü gece yarısında 300 kadar Filistinli genci Gazze şeridi ile işgal altındaki Filistin arasındaki sınır bölgesine gelerek davul çalmaya başladıkları belirtildi. Gazze şeridine yakın bölgelerde yaşayanlar ise Filistinli gençlerin gece vakti başlattıkları bu eylemin gerçek bir kabus olduğunu belirtiyor.

Bu arada geri dönüş yürüyüşünü düzenleyen komite de bir açıklama yaparak söz konusu Filistinli gençlerin oluşturduğu gruplar bu eylemlerin yeni bir merhalesi sayıldığını belirtti. Geri dönüş yürüyüşü Gazze şeridine dayatılan kuşatmanın son bulması ve Filistinli mültecilerin durumu açıklığa kavuşturulması için düzenleniyor.

Bu arada Gazze halkı geçen hafta onuncu “deniz yürüyüşü” eylemini de düzenledi. Bu eylemin amacı ise Gazze şeridine denizden dayatılan siyonist kuşatmayı sonlandırmaktır. Deniz yürüyüşü çerçevesinde çok sayıda tekne Gazze limanından Beyt lahya’nın kuzeybatısında Zekim sahiline doğru hareket etmeye başladı. Ancak tekneler Gazze’nin açıklarında siyonist rejim savaş gemilerinin saldırısına uğradı.

Gazze halkı geçen 30 Mart tarihinden bu yana, büyük geri dönüş yürüyüşü adı altında düzenledikleri eylemde Gazze kuşatmasının son bulmasını ve Filistinli mültecilerin de anavatanına geri dönmesini istiyor. Bu arada Filistin’de Gazze şeridinde düzenlenen büyük geri dönüş yürüyüşünün denizde de teknelerle düzenlenmesi ve gece kabusu adlı Gazze halkının yeni mücadele yönteminin siyonistlerin uykusunu kaçıran gelişmeler olduğu anlaşılıyor. Filistin’de yaşanan gelişmeler, siyonist rejim İsrail’in Filistinli gençlerin mücadeleleri ve medeni direnişte geliştirdikleri yeni yöntemlerine karşı aciz olduklarını ortaya koydu.

Geçenlerde siyonist rejim zindanlarından kurtulan Filistinli genç kız Ahad Tamami ise yaptığı açıklamada, Filistin’de yeni kuşağın tüm Filistin’in kurtuluşunu istediğini ve Filistin’in bir karış toprağından bile vaz geçmeyeceklerini belirtti. Tunus’ta Filistin konulu bir etkinlikte konuşan Tamami, Filistinli gençlerin yeni kuşak olarak çeşitli mücadele taktiklerine yöneldiklerini ve Filistin’in tümünü kurtarmayı amaçladıklarını ve bu hedefe ulaşmak için de hiç bir uluslararası kurum veya kuruluşa veya başka ülkelere bağımlı olmadıklarını ve onlardan yardım istemediklerini vurguladı. Tamimi, Filistin milletinin amacı Filistin’in tümünü kurtarmak olduğunu bunun için de tüm Filistinli grupların birlik olmaları gerektiğini kaydetti.

17 yaşında olan Filistinli genç kız Ahad Tamimi 15 Aralık 2017’de ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü çakma İsrail rejiminin başkenti tanıması ve ABD büyükelçiliğini Tel aviv’den Kudüs’e taşıma kararına gösterdiği tepkide evlerinin bahçesine giren bir kaç siyonist askerle kavgaya tutuştu ve siyonist askerlerin yüzüne tokat vurduğu için sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı. Hapis süresini tamamladıktan sonra serbest bırakılan bu kız Filistin’de direniş simgelerinden biri olarak biliniyor.

Geçen hafta Irak parlamentosu iki tur oylamadan sonra bu ülkenin yeni cumhurbaşkanını belirledi. İkinci tur oylamada Berhem Salih, IKDP’den rakibi Fuat Hüseyin’i geride bırakarak Irak’ın yeni Cumhurbaşkanı oldu.

Aslında Berham Salih Irak’da bazı Kürt partilerin sabotajları ve Amerikalı yetkililerin de engellemeleri ve tehditlerine rağmen Irak Cumhurbaşkanı olmayı başardı.

Bu arada gözlemciler Berhem Salih’in Irak’ta yeni Cumhurbaşkanı seçilmesini Irak’ın siyaset meydanında bir dönüm noktası ve Kuzey Irak ile Bağdat arasında güvensizlik sorununu çözme yönünde umut kaynağı olarak değerlendirdikleri belirtilmelidir.

Berhem Salih Kuzey Irak’da sözde bağımsızlık referandumunun düzenlenmesine karşı olan bir politikacıydı ve sürekli Irak’ta merkezi yönetimle birlikte hareket etmeyi savundu ve referandumu düzenleyen Mesut Barzani’yi eleştirerek bu hareketi büyük yanlış niteledi.

Dış siyaset konusunda Berhem Salih, İran İslam Cumhuriyeti ile güçlü ilişkileri savunan bir politikacıdır. Berhem Salih Kuzey Irak’ta İran karşıtı terör örgütlerinin varlığını eleştirerek Kuzey Irak yerel yönetimi Bağdat’taki merkezi yönetimle birlikte bu tür güvenlik sorunlarını çözmeye çalışacağından emin olduğunu belirtti.

Berhem Salih Irak Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra parlamento Başkanı Muhammed Halbusi ve Adil Abdulmehdi ile bir oturum düzenleyerek Abdulmehdi’yi yeni Başbakan olarak açıkladı. Salih daha sonra da Abdulmehdi’den yeni kabineyi kurup güvenoyu için meclise sunmasını istedi.

Her halükarda geçen Salı günü Irak milleti için büyük bir gündü. Zira bir yandan ılımlı ve deneyimli bir politikacı olan Berhem Salih 270 milletvekilinden 219 milletvekilinin olumlu oyu ile Cumhurbaşkanı seçildi ki bu da parlamentoda tüm şii ve sünni ve Kürt grupların birbiriyle işbirliği yaptığını ortaya koydu. Öte yandan Berhem Salih, Irak’ın siyasi geleceği için hayırlı bir karar olan Adil Abdulmehdi’yi Başbakan seçti ve yeni kabineyi kurmakla görevlendirdi.  Adil Abdulmehdi de bağımsız ve eğitimli ve Irak kamuoyunda olumlu karşılanan bir politikacıdır. Üstelik Abdulmehdi’nin Başbakan olarak seçilmesi de Iraklı şii alimlerin ülkenin yönetimini şimdiye kadar hiç bir önemli mevkide olmamış ve yeni şahsiyet sayılan birinin üstlenmesi yönündeki talebi de gerçekleşmiş olacaktır.

Geçen hafta Irak’ın siyasi gelişmelerinde daha da önemli olan bir başka önemli olay, Amerika’nın Irak üzerindeki nüfuzu ve bu ülkede varlığının yavaş yavaş gerilemeye başladığı işaretlerinin belirlenmesiydi. Zira Amerika yönetimi son günlerde Irak’ta kendi istediği şahsiyetlerin üç erkin başına geçmesi için rüşvetten tehdide, her türlü yola başvurdu, fakat amacına ulaşamadı.

Adil Abdulmehdi direniş eksenine bağlı olan bir şahsiyet ve Haşed-ul Şaabi hareketinin savunucularındandır. Bu yüzden Abdulmehdi bundan bir kaç hafta önce Başbakan İbadi, Haşed-ul Şaabi yetkililerinden Falih Fayyaz’ı görevden aldığında bu kararı sert bir şekilde eleştirdi.

Gerçekte Irak’ta yaşanan bu gelişmeler ve özellikle Amerika yönetimi İran ve müttefikleri yönünden tehdit algıladığı bahanesi ile Basra konsolosluğunu kapatması akıllara Amerika yönetiminin son yıllarda Irak’ta izlediği politikalarında sürekli hezimete uğradığını getiriyor, nitekim şimdi de Irak’ta İran’a yakın şahsiyetlerin üç erkin başına geçmeleri ve ulemanın gözetlediği İran’a yakın bir hükümetin kurulması da Amerika’nın hezimet zincirinin son halkası olduğu gözleniyor.

Her halükarda geçen Salı günü Irak milleti ve devleti için hayırlı bir gün oldu ve Irak’ın geleceği bakımından aydın bir ufuk vadetmeye başladı.

Geçen hafta Bahreyn’de Halife rejiminin insan hakları ihlalleri  uluslararası camiada kaygıları daha da arttırdı. Bahreyn insan hakları derneği, Halife rejimi bir tek Temmuz 2018’de 844 kez Bahreyn milletine yönelik insan hakları ihlalinde bulunduğunu açıkladı.

Bahreyn insan hakları derneği konu ile ilgili yaptığı açıklamada, başına buyruk gözaltına almalar, evlere illegal baskın, adaletten uzak mahkemeler, barışçıl protesto eylemlerinin bastırılması, özgürlüklerin kısıtlanması, Cuma namazına yasak getirilmesi, işkence, halkın malına zarar vermek, din özgürlüğünü kısıtlamak, Halife rejiminin insan hakları ihlal örnekleri olduğunu belirtti.Bahreyn insan hakları derneği, Bahreynli vatandaşların bir tek Temmuz ayında toplam 5 bin 248 yıl hapis ve 1 milyon dolar para cezasına çarptırıldığını kaydetti.

Halife rejimi siyasi muhalifleri Bahreyn vatandaşlığından çıkarıyor ve başka ülkelerden getirdiği insanlara vatandaşlık hakkı tanıyarak nüfus dengesini değiştirmeye ve şia Müslümanları azınlık konumuna düşürmeye çalışıyor. Ancak bu konu da insan hakları ihlali sayılıyor ve BM insan hakları bildirgesinin maddeleri çelişiyor.