Nura giden yol
FÂTIR Suresinin 1 ila 2. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
FÂTIR suresinin 1. Ayeti:
الْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَاعِلِ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا أُولِي أَجْنِحَةٍ مَثْنَى وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاءُ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (35:1)
Yani:
Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada dilediği arttırmayı yapar. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.
Bu sure, Kur'an'ı Kerim’ın Hamd suresi gibi bazı surelerde olduğu gibi yüce Allah’a hamd ederek başlıyor. Sure ilk ayette varlık alemi tüm azameti ve gökleri ve yeri ile birlikte hepsi O’nun gücü ile yaratıldığı için Allah tealaya hamd ediyor. Bu arada tüm işleri tedbiri de Allah tealanın yarattığı meleklerin aracılığı ile uygulanıyor. Öte yandan meleklerden her grubun özel bir görevleri bulunduğundan güçleri ve yetenekleri de farklıdır ve Kur'an'ı Kerim onlardan ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekler şeklinde söz etmiştir ki bu da meleklerin farklı kapasiteleri ve derecelerinin işareti gibi gözükmektedir.
Kuşkusuz melekler maddi mahluklar değildir ve bu yüzden meleklerin kanadını da maddi bir kavram olarak algılamamak gerekir. Bu tabirler maddi olmayan kavramlardır ve ancak insan zihnine yakın olsun diye maddi sözcükler şeklinde ifade edilir, ki buna Arş ve Kürsü ve Kalem gibi eşyaları örnek vermek mümkün.
Bu ayet meleklere işaret ettikten sonra da yüce Allah’ın geçmişte varlık alemini yarattığı ve sonra bu alemi kendi haline bıraktığı düşünülmemesi gerektiğine işaret ediyor. Ayet bu sürecin devamlı olduğunu ve Allah teala ne zaman neyi isterse yarattığını ve yaratılışı sonsuz olduğunu, zira gücü ebedi ve daimi olduğunu vurguluyor.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Yüce Allah yaratılış düzenini sebep sonuç temeline dayandırmıştır. Gerçi Allah teala mutlak kadirdir, fakat alemin işlerinin tedbirini meleklerin aracılığı ile uygulamaktadır.
2 – Yüce Allah’ın yaratılışta eli açıktır ve varlık alemi sürekli gelişmektedir.
3 – Meleklerin risaleti ve görevleri farklıdır. Melekler hem teşri ve manevi hidayet risaletini ve hem tekvin risaletini yürütür.
FÂTIR suresinin 2. Ayeti:
مَا يَفْتَحِ اللَّهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (35:2)
Yani:
Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttuğunu O'ndan sonra salıverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir.
Bundan önceki ayet, yüce Allah’ın yaratıcı gücünden söz ediyordu. Bu ayet ise geniş ilahi rahmetten söz ediyor. İlahi rahmet yaratılış temeline dayanır ve her mahluk yaratıldıktan sonra ilahi rahmete muhtaçtır. Hayat ve rızık her mahlukun bekası için gereklidir ve bunlar ilahi rahmet esasına göre verilir ve hiç kimse bunları engelleyemez. Nitekim yüce Allah rahmetini birinden esirgediği takdirde de hiç kimse bunu telafi edemez.
Burada rahmet sözcüğünden maksat, sadece duygusal bir kavram olan sevgi ve merhamet değildir. Burada rahmet, tüm ilahi nimetleri ve muhibetleri kapsar. Yani insana ulaşabilen herşey, ilahi rahmettir, ister maddi ister manevi, ister tekvini ister teşrii olsun fark etmez.
Ayetin sonu iki ilahi sıfata vurgu yapıyor. Bunlardan biri yüce Allah’ın sonsuz ve yenilmez gücü ve diğeri ise geniş ilahi hikmetidir. Zira tüm ilahi fiiller yüce Allah’ın gücü ve hikmet ve maslahat çerçevesinde yerine getirilir. Buna göre nerede maslahat icap ederse Allah teala gücü ile yaratır ve bağışlar ve icap etmediği yerde tüm alem istese bile bunu yapamaz.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İlahi rahmet, ilahi gazaptan önceliklidir. Esas rahmettir, gerçi bazı insanlar rahmet kapılarını kendi elleriyle kendilerine kapatmış olabilir.
2 – Yüce Allah’ın güç ve iradesi hikmetinin çerçevesindedir. Allah teala eğer bir işi yapmıyorsa, güçsüzlüğünden değil, hikmeti icap etmediği için yapmamaktadır.