Kasım 10, 2018 08:23 Europe/Istanbul

FÂTIR suresinin 14 ila 17. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

FÂTIR suresinin 14. Ayeti:

 

إِنْ تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَاءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ (35:14)

 

 

Yani:

Eğer onları (putları) çağırırsanız, sizin çağırmanızı işitmezler. Faraza işitseler bile, size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler. (Bu gerçeği) sana, her şeyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.

 

 

Bundan önceki ayet müşriklerin çağırdıkları ve yardım talebinde bulundukları putların bu alemde hiç bir gücü ve hakimiyeti olmadığı beyan edilmişti. Bu ayet ise şöyle buyurmakta:

Müşrikler ne işitme gücü ne de cevap verme gücü olanları çağırıyor. Bunlar kulak, dil, şuur ve idrak gücünden yoksun olan ancak taştan ve ahşaptan putlardır. Bu uydurma ilahlar sadece bu dünyada hiç kimsenin işine yaramadığı gibi ahiret aleminde de yüce Allah’ın emri üzerine konuşmaya başlar ve müşriklerin aleyhine şahadette bulunur ve siz müşrikler gerçekte bize tapmıyordunuz ve sadece kendi hayallerinize ve heveslerinize tapıyordunuz, sizler görecede bizim önümüzde eğiliyordunuz, ama gerçekte kendi isteklerinize ulaşmak istiyordunuz, manasında sözler sarf edecektir.

Ayetin sonunda ise şöyle buyurmakta: Kıyamet günü yaşananlardan ancak bilge ve hikmet sahibi olan yegane Allah haberdardır ve kitabı aracılığı ile sizi haberdar etmekte ve şirke ve yanlış yola sapmanızı engellemek istemektedir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – İnsanın hislerine kapılma eğilimi, cansız ve sağır ve kör ve hiç bir faydası olmayan nesneleri tapacak, fakat yaratan ve gören ve duyan Allah’a tapmayacak kadar sapabilir.

2 – Şirk ne bu dünyada faydalıdır, ne de ahiret aleminde.

3 – Allah’tan başka neye tapacak olursak, kıyamet günü bizden beraat ederek bizim aleyhimize şahadette bulunur.

4 – Kıyamet olaylarını ancak vahiy ve semavi kitap üzerinden idrak etmek mümkündür.

 

FÂTIR suresinin 15 ila 17. Ayetleri:

 

يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ إِلَى اللَّهِ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ (35:15)

إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ (35:16)

وَمَا ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ بِعَزِيزٍ (35:17)

 

 

Yani:

Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur.

 

Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.

 

Bu da Allah'a güç bir şey değildir.

 

 

 

Tevhid ve yegane Allah’a tapmayı vurgulayan geçen ayetlerin devamında bu ayetler şöyle buyurmakta:

Zannetmeyin ki eğer Allah teala namaz ve ibadete emrettiyse, sizin tapmanıza muhtaçtır. Allah her zaman her şeyden bağımsızdır ve hiç bir şeye muhtaç değildir, asıl siz O’na muhtaçsınız. Siz yokken Allah vardı, siz yok olduğunuzda da O yine var olacaktır. Allah teala ibadetiniz ve namazınız hele dursun, sizin varlığınıza bile muhtaç değildir. Eğer Allah namaz kılın diye emrediyorsa, O’nunla irtibat halinde olmanız ve hacetlerinizi O’ndan talep etmeniz içindir.

Örneğin eğer bir öğretmen öğrencisine bazı dersleriyle ilgili ödev veriyorsa bu, öğretmenin öğrencinin ödevine ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez ve sadece öğretmenin öğrencisinin ilmi gelişmesini istediğini yansıtır. Namaz da biz insanların manevi ve ruhi gelişmemiz içindir ve kullarını seven Allah teala biz insanların maddi ve hayvani dünyada duraksamamızı istemediği, bilakis gelişerek daha yüksek mertebelere ulaşmamızı istediği içindir ve bu yüzden namaz ve ibadeti bizler için vacip kılmıştır.

Biz insanlar sadece kendi varlığımızın aslı için değil, aynı zamanda bekamız için da Allah tealanın lütfuna muhtacızdır. Zira bizim varlığımız başta başa yoksulluk ve ihtiyaçtır ve kendimizden bir şeyimiz yoktur. biz mahluklar esasen yoksul ve Allah teala da öz itibarı ile zengin ve her şeyden bağımsız zattır. Allah tealanın varlığı kendi zatına dayanır ve bizim varlığımız O’nun zatına bağlıdır. O zaman ancak Allah teala tapmayı hakeder ve biz insanlar O’na tapmakla O’na hiç bir şey ekleyemeyiz ve sadece O’nun varlığının nurundan yararlanırız.

Evini güneşe sırt çevirecek şekilde inşa eden insan güneşe hiç bir zarar vermez, sadece kendini güneşin ışınlarından mahrum bırakmış olur, oysa eğer penceresini güneşe açılacak şekilde inşa ederse kendini güneş ışınlarının faydalarına maruz bırakmış olur, yoksa güneşe hiç bir faydası yoktur.

Ayetler ayrıca Allah tealanın hiç bir şeye ihtiyacı olmadığı ve asıl insanın O’na muhtaç olduğunun bir başka deliline işaret ederek şöyle buyurmakta: Eğer Allah irade buyurursa siz insanları yeryüzünden kaldırabilir ve başka insanları veya mahlukları sizin yerinize yaratabilir, zira bu, Allah teala için asla zor bir iş değildir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Allah tealanın insanları tevhide davet etmesi O’nun bize olan ihtiyacı yüzünden değil, asıl bizim güçlü ve güvenilir bir dayanağa ihtiyacımız olduğundandır.

2 – İnsan kendini bağımsız hissederse, Allah teala karşısında kibire kapılır ve O’nun önünde huşu ve huzu etmek istemez. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim insanların O’na muhtaç olduğuna vurgu yapar.

3 – Zenginler sürekli başkalarının kıskançlık veya rekabetine maruz kalır ve bu yüzden genellikle pek sevilmezler. Ancak Allah teala zengin ve sevilen yegane yaratandır ve tüm zengin insanların aksine zenginliğini mahluklarının ihtiyacını giderme uğruna kullanır ve bu yüzden sürekli takdir edilir.

4 – Unutmamak gerekir ki Allah tealanın yaratılışta eli açıktır ve sonsuz gücü karşısında hiç bir engel bulunmamaktadır.