Aralık 08, 2018 13:01 Europe/Istanbul

FÂTIR suresinin 36 ila 38. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

FÂTIR suresinin 36 ve 38. Ayetleri:

 

وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ مِنْ عَذَابِهَا كَذَلِكَ نَجْزِي كُلَّ كَفُورٍ (35:36)

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ (35:37)

إِنَّ اللَّهَ عَالِمُ غَيْبِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ (35:38)

 

 

Yani:

İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. İşte biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandırırız.

 

Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.

 

Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkıyla bilendir.

 

 

Geçen bölümde yüce Allah’ın müminlere ve salih insanlara büyük mükafatından söz etmiştik. Bu ayetler ise inkar edenlerin ve kafirlerin ağır cezasını beyan ediyor.

Dini kültürde kafirden maksat, hakkı tanıdığı halde inkar eden kimsedir, ya da hakkı tanıması için gerekli imkanlar mevcut olduğu halde hiç bir zaman hakkı tanıma peşinde gitmemiştir. Bir başka ifade ile küfür kavramının anlamı, hakkı örtbas etmektir, ki bu da sırf kafir insanın inadı ve hakkı ayaklar altına alarak maddi çıkarlara ve nefsani heva ve heveslere ve şehvete kavuşma yönünde gerçekleşen bir durumdur.

 

 

Doğal olarak kişisel veya bağlı bulunduğu grubu çıkarları doğrultusunda hakkı inkar eden insan hem kendine ve hem topluma zulmetmiş olur ve yüce Allah tarafından cezalandırılmayı haketmiştir. Zira bizleri yaratan Allah istediğimiz gibi hareket etmemiz için yaratmamıştır. Allah teala bizleri belirli bir yolda ilerlemek için yaratmıştır. Kuşkusuz bu yoldan sapmanın sonu helak olmak ve uçuruma yuvarlanmaktır.

 

 

Hakkı inkar edenlere hücceti tamamlamak isteyen bu ayetler ise şöyle buyurmakta: onlar zannetmesin ki dünyada ne yaparlarsa yapsınlar cezasız kalacaktır. Zira Allah teala bu dünyayı amel alemi olarak belirlemiştir ve bu alemde insanın eli, iyi veya kötü her türlü ameli kendi iradesi ile yapmakta açıktır. Ancak hiç bir amel tepkisi kalmayacağı kesindir. Kuşkusuz bu dünyada kötü amellerin ancak küçük bir bölümü cezalandırılır ve asıl ceza kıyamet günündedir, zira kıyamet gününde dünyaya hakim olan hiç bir zaman ve mekan kısıtlaması söz konusu değildir ve her insan iyi veya kötü amellerine uygun olarak mükafat veya ceza ile karşılaşır.

 

 

Cengiz Han, Hitler ve Saddam gibi caniler kendi çağlarında binlerce değil, milyonlarca insanın ölümüne sebebiyet vermiştir. Fakat bu caniler bu dünyada yakalandıkları ve yargılandıkları takdirde ancak bir kez infaz edilebilir. Ancak yüce Allah şöyle buyurur:

Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. Bir başka ifade ile kıyamette ölüm diye bir şey yoktur ve herkes suçu ve cinayetlerine uygun olarak ceza alır, gerçi bu cezalar binlerce yıl sürebilir. İlahi cezanın kriteri, Allah tealanın ilmi ve adaletidir. Buna göre suçluların cezası ne haddinden fazla ne de az olur. Bu zümre hakkettikleri kadar cezalandırılır. Ancak kıyamet gününde bir suçlunun ne kadar cezayı hakettiğini belirleyen kriter, ilahi ilim ve adalettir, zira Allah teala insanların her işinin bilincindedir ve onların hem içini ve hem dışını bilendir.

 

 

Ayetler ayrıca suçluların taleplerine  ve bu dünyaya geri dönmek istediklerine ve işledikleri kötü amelleri telafi etme arzularına işaret ediyor. Bu zümre o zaman hangi amellerinin kötü ve hangi amellerinin iyi olduğunu anladıklarını ve şimdi yaptıklarının hata olduğunu anlamış bulunuyor. Ancak yüce Allah ve cehennem görevlilerinin onlara verdiği bir tek cevap vardır: acaba sizin dünyadaki ömrünüz hakla batılı tanımanız için yeterli değil miydi? Acaba ilahi evliyalar ve elçiler size yeteri kadar ikaz ve uyarıda bulunmadı mı ve size seçtiğiniz yolun sonu cehennem olduğunu söylemedi mi? O zaman eğer dünyaya geri dönerseniz geçmişteki işlerinizi yeniden yapmayacağınız yönünde ne gibi güvence verebilirsiniz?

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Küfür bir nevi nimetlere nankörlük etmetri, nitekim nimetlere karşı nankör olmak insanı kafir yapar.

2 – Tüm caniler ve alemin isyankar insanları bir gün inlemeye ve yalvarmaya başlar, fakat onları yalvarmaları ve pişmanlıklarının hiç bir faydası yoktur.

3 – Suçlulara hüccet tamamlandıktan sonra artık onların cezalarının hafifletilmesi için yalvarmalarını önemsememek gerekir. Suçlu insan adalete uygun olarak cezalandırılmalıdır.

4 – Ömür sadece eğlenmek ve gaflet içinde yaşamak için değil, ikazları gözetlemek ve gelişmek içindir. Yoksa ömür uzadıkça gafil insanın gafleti artar ve sonuçta cezası daha ağır olur.

5 – Ömür ve muhibetlerinden gerektiği gibi yararlanmamak kendine zulmetmektir, nitekim peygamberlerin ve evliyaların uyarılarını umursamamak, kendine ve onlara zulmetmektir.

6 – Dini kültürde başkalarına zulmetmek zulmün mısdakı olmaktan ziyade, kendine zulmetmek ve yeteneklerini ve kapasitelerini heba etmek zulümdür. Zira bizim sahip olduğumuz her şey, bizim değil Allah’ın bize sunduğu emanetlerdir. Biz kendi vücudumuzun bile sahibi değiliz ki onu istediğimiz gibi kullanalım.