Aralık 08, 2018 13:06 Europe/Istanbul

FÂTIR suresinin 42 ila 44. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

FÂTIR suresinin 42 ve 43. Ayetleri:

 

وَأَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِنْ جَاءَهُمْ نَذِيرٌ لَيَكُونُنَّ أَهْدَى مِنْ إِحْدَى الْأُمَمِ فَلَمَّا جَاءَهُمْ نَذِيرٌ مَا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا (35:42)

اسْتِكْبَارًا فِي الْأَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِ وَلَا يَحِيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِ فَهَلْ يَنْظُرُونَ إِلَّا سُنَّةَ الْأَوَّلِينَ فَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَحْوِيلًا (35:43)

 

 

Yani:

Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.

 

Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Halbuki kişi kazdığı kuyuya kendi düşer. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın kanununda asla bir değişme bulamazsın, Allah'ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın.

 

 

Muteber tefsirlerde belirtildiği üzere, Mekke müşrikleri yahudilerin bazı peygamberlerini katlettiklerini ve onların tealimini kabul etmeye yanaşmadıklarını öğrenince şöyle bir yemin etmişti: eğer bize bir peygamber gelirse, biz onun sözünü benimser ve davetini kabul ederiz ve diğer ümmetlere nazaran daha iyi hidayete ermiş oluruz. Ancak İslam Peygamberi -s- Mekke’de zuhur ettiğinde, kureyş büyükleri hemen o hazreti inkar ederek tekzip etmeye başladılar. Kureyş müşrikleri Allah’ın peygambebrine karşı nefretten başka hiç bir şey göstermediler ve insanların İslam dinine inanmalarını engellemek için ellerinden gelen her türlü hileyi de uyguladılar.

Doğal olarak Mekke müşrikleri, ancak onların istekleri ve zevklerine göre hareket eden veya en azından onların istek ve zevklerine aykırı söz etmeyen bir peygamber istiyordu. Fakat İslam dininin tüm insanların Allah teala karşısında eşit olduğu yönündeki tealimleri gündeme gelince, bu durum Mekkeli müşriklerin elebaşılarına çok ağır gelmeye başladı. Zira kureyş büyükleri asla köleleri ile bir tutulmalarını istemiyordu. Oysa İslam dini açısından tüm insanlar ister hür olsun ister köle olsun, Allah’ın mahluklarıdır ve her insanın yüce Allah katında değeri ancak takvası, paklığı ve dürüstlüğü ile belirlenir, yoksa hür veya köle olmak, zengin veya fakir olmak gibi durumların hiç bir etkisi yoktur.

Bazı insanların İslam dini ve diğer semavi dinlerle mücadelelerinin sebebi, Allah teala karşısında isyan etmeleridir. Bu zümre kendi isteklerini Allah tealanın isteklerine tercih ediyor. Kendi isteğini Allah’ın isteğine tercih eden ve yüce Allah’a teslim olmak istemeyen insan ise istikbara kapılır. Müstekbir ve asi insan Allah tealanın dinine darbe vurmak için her türlü hileye başvurur ve sürekli komplo kurar. Kuşkusuz Allah teala irade buyurduğu takdirde müstekbirlerin ve hile yapanların oyunlarını ve komplolarını bir anda etkisiz hale getirerek bu komploları onların başına yıkar. Yüce Allah’ın bu kanunu beşeri toplumlar içindir. Bu kanun değişmezdir ve ilahi bir sünnet olarak tarih boyunca uygulanmıştır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Her yemine inanmamak gerekir. Nice güçlü yeminler vardır ki kırılır ve tam tersi uygulanır.

2 – İnsan gaflete kapılmamak için veya kapılırsa uyanmak için uyarına muhtaçtır.

3 – Bir çok insanın küfürü hakkı tanımamaktan değil, isyankar ve müstekbir ruhudan kaynaklanır. Bu tür insanlar alemleri yaratan Allah teala karşısında teslim olmak istemez.

4 – Varlık alemi ilahi belli kanunlara ve sünnetlere göre yönetilir. Bu sünnetleri tanımak saadete ve mutluluğa ulaşmak için çok önemlidir.

 

FÂTIR suresinin 44. Ayeti:

 

أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَكَانُوا أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُعْجِزَهُ مِنْ شَيْءٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ إِنَّهُ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا (35:44)

 

 

Yani:

Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır. O, bilendir, güçlüdür.

 

 

Bir önceki ayetin devamında bu ayet kafirlere ve hakkı inkar edenlere şöyle buyurmakta:

Eğer yeryüzünde gezecek olursanız, Allah tealanın geçmiş kavimlere yönelik sünnetinin nasıl olduğunu görebilirsiniz. Onlar sizden daha da güçlüydü, fakat hak karşısında durdukları için yok oldular ve onların gücünden hiç bir iz geride kalmadı.

Firavun ve Nemrud ve sarayları ve çevrelerindekiler bir zamanlar güç ve servet simgileriyde ve dünyanın önemli bir bölümüne hükmettiler, fakat bugün onlardan ne geriye kaldı? Acaba onlar ilahi iradenin karşısında direnebildi mi? Acaba Allah tealanın iradesini engelleyebildi mi? Acaba ilahi gücün pençesinden kaçarak kurtulabildi mi?

Evet dünyada geçmiş kavimlerin ve kralların tarihini gözden geçirmek bizlere ilahi sünnetin küfür ve zulmü yok etmeye yönelik olduğunu ve sonu asla iyi olmadığını anlatır. O zaman hepimiz geçmişten ders çıkarmalı ve geleceği kötü sona yakalanmayacak şekilde inşa etmeliyiz.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Kur'an'ı Kerim müslümanları yeryüzünde gezmeye ve geçmiş kavimlerin tarihini gözden geçirerek ders çıkarmaya davet eder.

2 –İslam dininde geçmiş medeniyetlerden geriye kalan tarihi eserlerin korunması ve bu eserleri ziyaret edilmesi ve geçmiş kavimlerin kaderinden ders çıkarılması tavsiye edilmiştir.

3 – Müstekbirlerin güç ve servet ve görece ihtişamı bizi etkilememeli, asıl onların sonunu düşünmeli ve ibret almalıyız.

4 – Gücünüzle kibirlenmeyin, zira sizden çok daha güçlü insanlar ve toplumlar zulmettikleri için yok olmuştur.