İmam Humeyni –ks– mektebinde - 6
Hatırlanacağı üzere geçen bölümde İmam Humeyni -ks- düşüncesinde yargının ve hakimliğin öneminden söz ettik ve imamın yargı işine büyük önem verdiğini beyan ettik.
İmam Humeyni’ye -ks- göre hakimlik ayrıca İmam Zaman’ın -s- gaybeti döneminde tüm şartlara sahip olan fakihin sahip olması gereken şartlardan biridir ve İslam hükümetinde müftülük ve velayet makamlarının yanında hakimlik ve yargı makamı da yüksek bir konuma sahiptir
Geçen bölümde yine dedik ki İslamî hükümetin kuruluş amacı toplumda eşitlik ve adaleti sağlamaktır ve yargı ve hakimlik makamı İslam Cumhuriyeti kaderi üzerinde büyük etkisi vardır ve bu yüzden İmam Humeyni -ks- sürekli yargı kurumunun bağımsızlığına ve yargıçların ve hakimlerin kararlarını İslam şeriatine uygun biçimde vermelerine vurgu yapardı.
Geçen bölümde ayrıca kanunların karşısında eşitlik de İmam Humeyni’nin -ks- sürekli yargı meselesinde gözetlediği bir konu olduğunu anlattık.
Şimdi sohbetimizin devamında İmam Humeyni’ye -ks- göre adalet ve yargı güvenliğinin yerini ve önemini gözden geçirmek istiyoruz.
Yargı adaleti, toplumun durumu kim hakkını aramak üzere yargı kurumuna başvuracak olursa hakkını elde edecek şekilde olması anlamına gelir. Bir başka ifade ile yargı kurumunun durumu, insanlar yargıya başvurarak hakkına kavuşamayacağını düşünecek şekilde ve sonuçta hakkını aramaktan vazgeçmesine yol açacak biçimde olmamalıdır. Bir vatandaş hakkını aramak üzere yargı kurumuna başvurduğunda, yargı teşkilatı ve tüm kadroları o vatandaşın hakkına kavuşacağı şekilde hareket etmelidir.
İmam Humeyni -ks- mahkemelerde şer’i konulara uyma zaruretine vurgu yaparak sürekli yargı adaletine, ayrımcılık yapılmamasına ve kargaşa yaşanmamasına yönelik tavsiyelerde bulunmuştur. Örneğin İmam -ks- yargı kurumunda başkalarını rahatça fuhuşla suçlayan yetkililere tepki göstererek şöyle buyurmuştur: işleri bu şekilde yüzeysel ele almayın. Şer’i ilkelere göre hareket etmelisiniz, yoksa şimdi inkılap oldu, biz de istediğimiz herkese haddini bildiririz, istediğimiz herkesi kırbaçlarız, istediğimiz herkesi hapse atarız, istediğimiz herkesi idam ederiz, diyemezsiniz. Burada mesele, Müslümanların onurudur ve korunması gerekir
İmam Humeyni -ks- düşüncesinde adalet yargısının bir boyutu insanların, vatandaşların ve hatta sanıkların ve suçluların haklarına uyulması ve aşırıya kaçarak başkalarının haklarının çiğnenmemesidir. Örneğin İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonraki ilk yıllarda dünyanın diğer inkılaplarında olduğu gibi devrilen rejimle işbirliği yapanların yargılanması inkılapçıların gündemine yerleşti, fakat bu süreçte bazı radikal hareketler yaşandı ve İmam Humeyni -ks- tarafından şeriat yargıcı olarak atanan ve eski rejime bağlı kişilerin durumu ve mal varlığı ile ilgilenmekle görevlendirilen bazı yargıçlar onların hakkında idam veya daha ağır ceza kararları vermek ve mallarına el koymakla çok sert davranışlarda bulundular.
Ancak İmam Humeyni -ks- büyük bir akılcılık ve dirayetle bu tür aşırı hareketlere tepki göstererek devam etmesini önlediler. İmam -ks- şöyle bir açıklamada da bulundu: mahkemeler tam anlamı ile İslamî olmalıdır ve maazallah bir suçsuz insan sıkıntıya düşmemelidir. Tüm herkesin malına el koymak bence bazı istisna durumların dışında olmamalıdır. İstisna şu ki adamın malı hırsızlık ve ihanet ve yağma sonucu elde edilmiştir. Yoksa biri casusluk örgütü Savak ajanı ise veya milletvekili olmuşsa, kendisi daha önce mal varlığı olabilir, bunlara el konmamalıdır, zira bunların da aileleri ve çocukları vardır, yaşamları vardır.
İmam Humeyni -ks- açısından yargı adaleti ve güvenliğinin bir başka boyutu, insanların özel yaşamına saygı göstermektir. İmam Humeyni -ks- düşüncesinde hatta veliyi fakihin bile insanların özel yaşam alanına müdahalede bulunmaya hakkı yoktur ve eğer keyfince ve heva ve heves yüzünden insanların özel yaşamına müdahalede bulunursa, velayet hakkı düşer. Gerçi bu durum toplumsal hukuk söz konusu olunca şartlar değişebilir, ama her halükarda temel kural, hükümetin insanların özel yaşam alanına müdahale etmemesidir.
İmam Humeyni -ks- bazı insanların ve bazı kurumların inkılapçı duygulara kapılarak vatandaşların haklarını çiğneyen uygulamalarda bulunduklarını öğrenince, bu tür durumlara son verilmesine yönelik kesin bir tavır koydu ve 8 maddelik bir ferman yayımladı. Bu fermanın temel ekseni vatandaşlık haklarına uyulma zaruretiydi, gerçi içinde bu terim doğrudan kullanılmadı.
İmam Humeyni -ks- bu fermana göre tüm inkılapçı güçleri insanları yargı kararı olmadan hiç kimseyi tutuklamamaları, insanların mallarına el koymamak veya işyerlerine bir suçu tespit etmek için izinsiz girmemek gerektiği konusunda uyardı. İmam -ks- fermanda ayrıca halkın telefon görüşmelerinin izinsiz dinlenmesi caiz olmadığını ve teftiş yapmak da bir komployu açığa çıkarma durumları dışında caiz olmadığını vurguladı.
Tüm bunlar İmam Humeyni’nin -ks- 8 maddelik fermanında yer alarak yargı güvenliğini ve adaleti güvence altına aldı. Öte yandan bu önemli fermanın uygulanması için İran’da bir merkez kurularak bu yöndeki suçlar önlenmesi sağlandı.
İmam Humeyni -ks- bir ay sonra da yeni bir ferman yayımlayarak ülke genelinde istihdam için kurulan heyetleri feshetti, zira İmam’a ulaşan bilgiler ve ayrıca bu heyetlerce hazırlanan yazılar bu heyetlerin insanların özel yaşam alınan müdahale ettiğini ve vatandaşların güvenliğini zedelediğini gösteriyordu.
İmam Humeyni -ks- ömrünün son gününe kadar sürekli bu fermanların uygulanmasını nitelik ve nicelik bakımlarından gözetledi ve gerektiği zamanlarda her iki fermanla ilgili olarak gerekli ikazlarda bulundu.
Öte yandan İmam Humeyni -ks- yargı kurumu ve diğer devlet erkanlarına yasaları ve icraatı İslamî hale getirmeleri yönünde kesin talimat verdi. İmam’ın -ks- yargı ve diğer kurumlara gönderdiği talimatların çoğunda özellikle vatandaşların özel yaşam alanları, kişisel ve bireysel özgürlükleri ve özellikle yargı adaleti ve güvenliğinin korunmasına vurgu yapıldı. Bu talimatlardan birinde İmam Humeyni -ks- tüm devlet erkanlarına insanların özel yaşam alanına tüm devlet erkanlarının İslamî hale gelmesi ve İslam Cumhuriyeti nizamında tağut rejiminden farklı olarak ilahi ahkam hakim olması için kesin saygı gösterilmesini vurguladı.
İmam Humeyni’nin -ks- yargı adaleti ekseninde gözetlediği bir başka ilke, mahkum hakları ve yargı yetkililerinin mahkumlara karşı şayeste ve uygun biçimde davranmalarıdır. İmam Humeyni -ks- bu alanda hapishane yetkililerine mahkumların haklarına uymakla beraber onlara insani ve İslamî çerçevede davranmalarını ve mahkumların refahını gözetlemek ve şiddet ve işkence gibi durumlardan kaçınmakla hapishaneleri mahkumları yetiştiren merkezlere dönüştürmelerini tavsiye ediyor.
İmam Humeyni -ks- hapishanelerin mahkumları ahlaki açıdan talim ve terbiye merkezleri olması gerektiğini, böylece mahkumların İslamî adaletin bilincine vararak bu semavi dine yönelik inançlarının geliştirilmesi gerektiğini savunurdu. İmam -ks- bu konuda şöyle diyordu: tüm yargı yetkililerine ve gardiyanlara hükmediyorum, mahkumlara, kim olursa olsun, insaniyet ve islamiyet temelinde davransınlar ve onları taciz etmek ve onlara şiddet uygulamak ve yakışıksız söz etmekten kaçınsınlar, zira İslam dininde ve İslamî adalet hükümetinde bu tür işler kesinlikle yasaktır. Üzerinde en çok durulması gereken konulardan biri mahkumların refahıdır, bunlar ister İslam Cumhuriyeti nizamına karşı silahlı eylem yaparak sokaklarda masum insanları katletmiş olsun, ister uyuşturucu madde satışı ile ülkenin evlatlarını fesada sürüklemiş olsun, ister başka suçlular olsun farketmez. Bunlar şimdi sizin tutsağınızdır, tutsaklarınıza karşı şefkatle ve kardeşçe davranın
İmam Humeyni -ks- düşüncesinde yargı adaletinin bir başka mısdakı, yargıç ve hakimin verdiği kararın yeniden gözden geçirilebileceği meselesidir. Bu durum yargı adaletinin gerçekleşmesinde ve vatandaşların haklarının çiğnenmesinin önlenmesinde önemli tesiri vardır. Bu durum özellikle davanın bir tarafa vatandaşlar ve karşı tarafı daha fazla nüfuz ve güce sahip olan devlet ve erkanları olduğu zaman daha da önem arzeder.
İmam Humeyni -ks- başta hakim ve yargıcın kararının gözden geçirilmesi caiz olmadığını düşünüyordu, ancak İslam inkılabının zaferi üzerinden üç yıl geçtiği bir sırada bir yandan ülke meselelerinin karmaşıklığı ve öbür yandan müçtehid olmayan yargıçların işbaşında bulunması yüzünden yargı kararlarının kat’i olması ülkenin maslahatına olmadığına karar verdi ve böylece düşüncesini değiştirerek yargı kararlarının yeniden gözden geçirilmesine izin verdi ve konu ceza kanununda yerini aldı ve sonuçta yargıcın kararına itiraz hakkı doğmuş oldu.
İmam Humeyni’nin -ks- hükümet ve yürütme kurumlarının muhtemel suçlarına karşı vatandaşın haklarının korunmasına yönelik görüşünden hareketle danıştay adlı kurum kuruldu.
Danıştay aslında İslam inkılabının eşsiz getirilerinden biridir. Buna göre vatandaşlar hükümetin yasaları gözardı etmesi durumunda bu kuruma başvurarak hakkını arayabiliyor. Danıştay ise vatandaşları hükümete karşı destekliyor ve vatandaşı haklı bulduğu durumlarda hükümetin kararlarını iptal ediyor.