İmam Humeyni –ks– mektebinde - 13
Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni -ks- düşüncesinde üniversite ve akademik çevrelerin konumunu ele almak istiyoruz.
Geçen bölümlerde İran İslam İnkılabı önderi İmam Humeyni’nin -ks- istikbar karşıtlığı, adalet ve özgürlük taraftarlığı gibi düşüncelerini gözden geçirdik. Şimdi ise İmamın İran’ın en önemli kültürel, bilimsel ve siyasal kurumlarından biri olan üniversitelerin ve İran toplumunun en önemli ve en etkili kesimlerinden biri olan akademik çevrelerin hakkındaki düşüncelerini gözden geçirmek istiyoruz.
İran’da üniversiteler sadece bilim ve düşünce üreten ve eğitimli ve kültürlü insanlar yetiştiren merkezler değil, aynı zamanda son bir asırda toplumun siyasi gelişmelerinde ana eksenlerinden ve ana akımlarından biri olmuştur. Bundan başka, üniversiteler İran İslam İnkılabının zafere ulaşmasında da eşsiz ve kader belirleyici bir rol ifa etti ve bu yüzden bu kurum İmam Humeyni -ks- ile kopmaz bağlara kavuştu. Bu yüzden İmamın üniversiteler ve akademik çevrelerle ilgili görüşleri ülkenin siyasi ve sosyal gelişmelerinde konumunu ve bu kesimin İran İslam İnkılabı önderinin fikri yapısını idrak etmekte önemli rol ifa edeceği kesindir.
Aslında İmam Humeyni’nin -ks- üniversiteye ve iki temel direği olan hocaları ve öğrencileri hakkında düşünceleri bir kaç boyuttan önem arzetmektedir. Bu önemin ilk boyutu ve açısı, üniversitelerde ders verilen başta yeni bilimler olmak üzere ilim ve bilimlerin İmam Humeyni -ks- düşüncesinde yeridir. Bilindiği üzere İmam Humeyni -ks- bizzat dini ilimler merkezinde seçkin bir alim ve İslamî ilim ve maariflerin tümüne musallat bir din adamı ve aynı zamanda dini ilimlerin üzerinde içtihat mertebesine nail olan bir şahsiyetti.
Gerçekte İmam Humeyni’nin -ks- bir alim olarak toplumdaki konumu, İran’da dini ilimler merkezlerinde verilen derslerle üniversitelerde verilen derslerin ve ilimlerin arasında sürekli bir nevi yüzleşme vardı. Her halükarda üniversitelerde genellikle Batı’dan ithal edilen yeni bilimler ders veriliyordu ve bu ilmi kurum, geleneksel derslere ağırlık veren dini ilimler merkezleri ile bir nevi tezat içinde yer alıyordu. Bu ikilem aslında ülkenin dini ilimler merkezlerinde geniş çapta söz konusuydu ve doğal olarak başta büyük alimler olmak üzere tüm alimleri etkisi altına almaktaydı. Bu yüzden İmam Humeyni’nin -ks- dini ilimler merkezlerinin seçkin alimi ve büyük bir taklit mercii olarak üniversitelere ve bu merkezlerde verilen derslere ve yine orada çalışan hocalara yönelik düşünceleri çok önemliydi.
O günlerde bir çokları dini ilimler merkezleri ile üniversitelerin üzerinde durdukları ilim ve bilimleri birbirinden ayrı tuttuğu ve bu iki çeşit bilgelik mensupları ve bilginleri arasında bir nevi yüzleşme yaşandığı bir sırada İmam Humeyni -ks- dini kaynaklara dayanarak ve faydalı ilim kavramını beyan ederek dini ilimlerle akademik ilimlerin arasında farklılık anlayışına son verdi. İmam Humeyni -ks- faydalı ilim kavramını beyan ederken, yeni bilimleri öğrenmeyi de faydalı ilimlerin şanından biri olduğunu belirtti. İmam ayrıca bu tür bilimleri öğrenenlerin amacı halka hizmet ve ilahi değerleri yüceltmek olursa dini açıdan da Allah teala katında savunulabilecek bir konu olduğunu vurguladı.
İmam Humeyni -ks- bu konuya şöyle açıklık getiriyor:
İlimler mutlak şekilde, biri nihai gayesi ve amacı dünyevi hedeflere ulaşmak olan dünyevi ilimler ve diğer de nihai gayesi ve amacı uhrevi derecelere ve melekuti mertebelere ulaşmak olan uhrevi ilimler olmak üzere ikiye ayrılır ve bu iki bilim çeşidinin imtiyazı, niyet ve hedefe verilecek imtiyaza bağladır.
İmam Humeyni -ks- faydalı ilimlerden sunduğu bu tanımdan hareketle ilim ve bilim öğrenmenin İslam dininde büyük ibadet ve dünya ahiret saadeti temin etme vesilesi olduğunu belirterek şöyle devam ediyor:
Allah tebarek ve teala ilimi ibadetlerden biri olarak belirlemiştir ve hiç bir dinde İslam dininde olduğu gibi ilim övülmemiştir. Kur'an'ı Kerim yer yer ilim ve alimi ve ilime yönelik ilgiyi övmüştür. Gerçekte insan ilimle dünya ahiret saadetini temin edebilir.
İmam Humeyni’nin -ks- dini ilimlerle yeni ilimlerden eşdeğer tanım sunması ve ilimlerin değerine sahibinin niyet ve hedefine bağlaması, ideal bir alimin tanımında da uzmanlık ve yükümlülük olmak üzere iki boyuta vurgu yapmasına vesile oldu.
İmam Humeyni -ks- ilim ve imanın birlikte bireysel ve sosyal saadet için gerekli olduğunu ve imansız ilim bir çok şekavet ve imanla birlikte olan ilim de bir çok hayır ve berekete vesile olduğunu savunuyor ve bu konuda şöyle diyordu: eğer sırf ilim saadet kaynağı olduğunu düşünecek olursak, velev ki o ilim çok büyük olsun, bu düşünce yanlıştır. İlim bazen bir çok şekaveti sebep olur. Elinde lamba ile gelen hırsız daha iyi malları götürebilir.
İmam Humeyni -ks- bu bağlamda bir başka yerde de şöyle buyuruyor:
Bir ülke için ister maddi ister manevi yönde olsun, tüm hayırların kaynağı, tüm gelişmeleri kaynağı, işlerde iman olmasıdır. Sırf alimin faydası yoktur, gerçi sırf mümin de pek etkili olamaz. Başka kesimler de mümindir, lakin alim mümin olunca, alim muttaki olunca o zaman bir çok hayırlara ve bereketlere vesile olur.
İmam Humeyni -ks- çeşitli etkinliklerde ulema ve akademisyenlere hitaben yaptığı konuşmalarında da ilim ve maneviyatın bir arada olması ve ilim öğrenirken nefsin tehzip edilmesi de gözetilmesi gerektiğine vurgu yaparak şöyle buyurmuştur: sizler nasıl ki ilim ve bilim öğrenmek için çaba harcıyorsanız, ahlak ve nefsin tehzibi ve ahlaki faziletlerin edinilmesinde da çaba harcamalısınız, zira amelsiz ve takvasız ilim bir çok yerde zararlı olur. İlimi olan, lakin ilimi ahlak tehzibi ve ruhi terbiye ile bir arada olmayan alimin ilmi millete ve ülkeye zararı, ilmi olmayanlara kıyasla daha fazla olur ilmini elinde bir kılıca dönüştürür ve o ilim kılıcı ile ülkenin kökünü yok edebilir.
İmam Humeyni’nin -ks- üniversitelere ve akademisyenlere yönelik düşüncesinin bir başka boyutu bu kurumun ve esas mütevellileri, yani hocalar ve öğrencilerin rolü ve ülkenin bağımsızlığının yükümü taşımaları ve gelişme ve kalkınma için zemin hazırlamaları ile ilgilidir.
İmam Humeyni’ye -ks- göre bu önemli hedefin gerçekleşmesi, Allah’tan korkan ve takvalı olan ve iman ve ilimi bir arada taşıyan insanların yetiştirerek toplumun manevi atmosferini sağlıklı hale getirmekle mümkündür.
Bir başka ifade ile İmam Humeyni’nin -ks- düşüncesine göre bu hedefe ulaşmak ve bu risaleti yerine getirmek ancak insanların manevi boyutlarını geliştirmekle mümkün olur ve Allah inancı ve Allah korkusu üniversitelerin ürünlerinde açıkçı göze çarpması gerekir. dolaysıyla hocaların ahlaki ve itikadî sağlığı ve akademisyenlerin imanlı ve bilge olmaları bu hedeflerin gerçekleşmesi için gözetilmelidir.
İmam Humeyni -ks- dini söylemlerde iman ve ilimin bir arada bulma zarureti hakkında şöyle buyuruyor: Falanca merkez İslamî olmalı, dendiğinde hemen yani bilimsel olmasın mı?diyorlar. bunlar İslam ilime karşı olduğunu telkin etmek istiyor, oysa Kur'an'ı Kerim kadar başka hiç bir ilahi kitapta ilim ve bilime vurgu yapılmamıştır. İslam dini ilim ve bilimi en çok onaylayan dindir.
İran İslam İnkılabının büyük önderi özgüven ve ilimde kendine yeter hale gelmeyi toplumun bağımsızlığının gerçekleşmesinin olmazsa olmazı niteliyor ve bu bağlamda üniversitelerin ve akademisyenlerin en büyük payı olan kurumlar ve kesimler olduğunu belirterek şöyle diyor:
Biz, ülkeyi dışa bağımlı hale getirecek üniversiteye karşıyız. Biz, bizi bağımlılıktan kurtaran ve bizi bağımsız hale getiren üniversite istiyoruz. Yani ülkenin tümünü bağımsız yapmalı ve bağımlılıktan kurtarmalıdır.
İmam Humeyni -ks- düşüncesinde üniversitelere ve akademisyenlere yönelik üçüncü boyut, toplumun bu kesiminin sosyal ve siyasi yükümlülükleridir. İmam Humeyni -ks- akademisyenleri toplumun basiretli ve bilge kesimi niteliyor ve bu kesimin yetkililerin kararlarını akılcı ve yükümlü bir şekilde gözeterek yapıcı eleştirileri ile muhtemel hataları ve sapmaları ikaz etmeleri ve güvenilir danışmanlar olarak yürütme yetkililerine tavsiyeleri ile yardımcı olmaları gerektiğini savunuyor.
İmam Humeyni -ks- akademisyenlerin arasında bu anlayışı takviye etmenin bu kesimin İran İslam İnkılabı sırasında etkili rol ifa etmelerine katkı sağladığını belirterek beyanatında hocaların ve öğrencilerin halk kesimlerini despot pehlevi rejiminin mahiyeti hakkında bilgilendirmekte önemli rol ifa ettiklerini kaydediyor.
İmam Humeyni -ks- üniversitelerin küresel istikbara karşı milli direniş yolunu pekiştirecek kültürel ve sosyal zeminleri hazırladığını ve hem iç boyutta ve hem dış boyutta ülkenin ve toplumun kaderini belirleyici rol ifa ettiğini belirterek şöyle diyor: Üniversite toplumun değişim kaynağıdır. Bir miletin saadeti ve şekaveti üniversitelerden kaynaklanır. Bir miletin kaderi üniversitede belirlenir.