Ocak 29, 2019 10:24 Europe/Istanbul

Hatırlanacağı üzere geçen bölümde İmam Humeyni’nin -ks- üniversite ve akademisyenlerle ilgili görüşünün esas eksenlerinden söz ettik ve üniversiteler toplumda değişimlerin kaynağı ve akademisyenler de bu gelişmeleri etkileyen önemli bir kesim olarak İmam Humeyni -ks- düşüncelerinde seçkin konuma sahip olduğunu belirttik.

Geçen bölümde yine İmam Humeyni’nin -ks- İslam dinin ilim ve bilime bakışından sunduğu geniş kapsamlı bir analizle faydalı ilim kavramını dini ilimlerle çağın bilimleri arasında bağ kurabilen bir kavram olduğunu gündeme getirdiğini ve bu mantıktan hareketle ilim ve imanı bireysel ve sosyal gelişmenin gereği saydığını belirttiğini kaydettik.

Bundan başka İmam Humeyni’ye -ks- göre üniversitelerin toplumun dünya ahiret saadeti için halkın değerleri ve ihtiyaçları ile güçlü bağları olması gerektiğini anlattık.

Şimdi bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni -ks- açısından üniversitelerin ve akademisyenlerin risaleti ve hedeflerinin ne olduğunu gözden geçirmek istiyoruz.

İmam Humeyni -ks- açısından üniversitelerin ilk hedefi ve risaleti, fikri ve manevi olgunluğa kavuşan alim ve bilgin insanları yetiştirme doğrultusunda çaba harcamaktır. İmam -ks- üniversiteleri İslamî dini ilimler merkezleri ile birlikte zulüm ve adaletsizliğe boyun eğmeyen ve ülkelerine ihanet etmeyen alim ve bilgin insanları yetiştiren merkezler olarak değerlendiriyor ve şöyle diyor: bizim insana ihtiyacımız var. Ülkemiz mümin insanlara ihtiyacı var. Eğer üniversitelerin ve dini ilimler merkezlerinin ürünü mümin insanlar olursa, bu insanlar zulüm ve haksızlığa boyun eğmez, tehditler ve rüşvetler onları etkilemez. Bunlardan etkilenen insanın güçlü imanı yoktur.

İmam Humeyni üniversitelerin esas görevi insan yetiştirmek olduğuna inanıyor ve ülkenin kurtuluşu veya helak olması üniversitelere ve gençleri yetiştirme tarzına bağlı olduğunu belirterek şöyle diyor:

Her ülkede üniversitelerin rolü insan yapmaktır. Bir üniversiteden bir ülkeyi kurtaracak bir insan çıkabileceği gibi bir ülkeyi helak edebilecek bir insan da çıkabilir. Bu üniversitelerin rolüne bağlıdır. Her ülkenin kaderi üniversitelerin ve bu merkezlerden çıkan insanların elindedir.

İmam Humeyni -ks- akademisyenlerin bir başka risaleti, İslam inkılabının ilkelerini, ülkülerini ve kazanımlarını korumaktan ibaret olduğunu belirtiyor ve uzun yıllar büyük bir şecaat ve cesaretle istibdat ve zorbalıklara karşı direnen ve şeytani güçlere teslim olmayan ve bu uğurda her türlü mahrumiyete ve işkenceye katlanan hocalardan ve inkılapçı öğrencilerden İslam inkılabı bereketi ile kazanılan iki büyük ilahi emaneti, yani istiklal ve özgürlüğü korumalarını istiyor.

İmam Humeyni -ks- şöyle buyuruyor:

Ey aziz gençler ve öğrenciler ve bilginler, ey ümmetin ve İslam’ın bugünkü ve yarının umutları. Doğu ve Batı kutularının tuzağından büyük İran milletinin mücadeleleri ve fedakarlıkları ile elde edilen iki büyük emanet, yani istiklal ve özgürlük sizlerin eline emanet edilmiş ve hepinizin omuzuna büyük bir sorumluluk yüklenmiştir. Tüm millet ve özellikle gelecek liderler olan Müslüman öğrenciler bu büyük ilahi emanetleri korumakla yükümlüdür.

İmam Humeyni -ks- ayrıca siyasi ilahi vasiyetnamesinde de akademisyenlerden büyük bir şecaatle sapkınlara karşı ayaklanmalarını ve inkılap ülküleri yerli yabancı zorbaların ve çıkarcıların eliyle yok edilmesine mani olmalarını isteyerek şöyle diyor: benim okulların ve liselerin ve üniversitelerin aziz öğrencilerine vasiyetim cesurca sapkınlıklara karşı kıyam etmeleri ve kendilerinin ve milletin istiklal ve özgürlüğünü korumalarıdır.

İmam Humeyni -ks- ülkenin bağımsızlığını üniversitelerin bağımsızlığı ve Doğu ve Batı odaklarına fikri ve siyasi açıdan bağımlı olmamaları ile korumanın mümkün olduğunu belirterek, üniversitelerin önemli risaletlerinden biri, kendi bağımsızlığını ve ayrıca ülkenin bağımsızlığını korumak ve Doğu ve Batı güç odaklarının müdahalelerine engel olmak ve onlara bağımlı hale gelmemekten ibaret olduğunu vurguluyor.

İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle diyor:

Bir ülkenin bağımsızlığı üniversitelerinden başlar. Yine bir ülkenin bağımlı olması da üniversitelerinden kaynaklanır. Biz milletimizi, Doğu ve Batı güç odaklarından bağımsız hale getirecek bir üniversite istiyoruz. Biz milleti Doğu veya Batı’ya çekecek üniversite istemiyoruz. Biz bağımsız bir millet ve bağımsız bir üniversite istiyoruz ve üniversiteler bağımsız olursa ülke de bağımsız olur. Bizim evlatlarımız kıbleleri ne Moskova ve ne Londra ve ne de Washington olacak şekilde yetiştirilmelidir. Ülkenin bağımsızlığı üniversitelerin ve dini ilimler merkezlerinin bağımsızlığına bağlıdır. Üniversiteler ve dini ilimler merkezleri el ele vermeli ve ülkenin bağımsızlığını korumalıdır.

İmam Humeyni -ks- ayrıca üniversitelerin ve akademisyenlerin görevi bağımsız ve özgüven duygusuna sahip olan gençleri yetiştirmek olduğunu belirterek şöyle diyor: üniversiteler gençlerimizi bağımsız olarak yetiştirmekle uğraşsın, onlara kendilerine ait bir kültürleri hem de büyük bir kültürleri olduğunu anlatsın. Bu kültürün yurt dışından ithal değil, buradan çıktığını anlatsın.

İmam Humeyni -ks- İslam inkılabının dünyanın diğer ülkelerine de ihraç edilmesine inanırdı, fakat bir inkılabı şiddet, savaş, saldırı ve zor kullanarak başka ülkelere ihraç etmek gerektiğini savunanların aksine inkılabı ihraç etmek başka ülkelere saldırmak ve fethetmek anlamına gelmediğini belirtiyordu. Zira bu tür davranışlar müstekbir devletlerin huyu ve yöntemidir, oysa İslam inkılabı öz itibarı ile hürlü istikbar huylu uygulamaya karşıdır.

İmam Humeyni -ks- İslam inkılabını ihraç etme modelini kültürel bir model olarak tanımlıyor ve üniversitelerin bu bağlamda ve İslam inkılabının kültürel nüfuzuna zemin hazırlamak ve inkılap ülküleri ve değerlerini dünyanın mazlum ve mustazaf milletlerine intikal ettirmekte önemli bir kesim olduklarını savunuyordu.

İmam Humeyni -ks- inkılap ülkülerini ihraç etmek için en etkili zeminin İslamî nizamın halkın tarihi taleplerini ve ihtiyaçlarını karşılamakta başarılı bir örnek oluşturmasına bağlı olduğunu savunuyor ve buna göre kalkınma ve ilerleme, inkılabı tüm dünyaya ihraç etmenin ön şartı olarak tanımlıyordu.

İmam Humeyni -ks- üniversitelerin kalkınma ve ilerleme alanlarında rolü çok önemli olduğunu belirterek bu konuda şöyle diyordu:

Ülkenin imarı ve yeniden inşası ancak işbirliği ve yardımlaşma ile mümkün olur. Bu ülke İslam’a ve İran milletine aittir ve nasıl ki bu millet savaşta birlikte olduysa, barışta ve ülkeyi yeniden inşa etmekte de birlikte olmalı ve inşaallah ilmi merkezler ve üniversiteler de bu büyük işe ortak olmalıdır.

İmam Humeyni -ks- bağımsız ve İslamî üniversitelerin başta İslam ülkeleri olmak üzere başka ülkelerin öğrenci gençliği için umut kaynağı olacağını ve direniş silahı ve yükümlülük anlayışı ile İslam gemisini güvenli sahile ulaştırabileceğini ve küresel sömürücülere karşı direnebileceğini savunuyor ve şöyle diyordu:

Sorumlu gençler tarih boyunca ve özellikle Müslüman öğrenciler çağımızda ve gelecek kuşaklarda İslam’ın ve İslam ülkelerinin umut sermayeleridir. Bu kesim sorumluluk anlayışı ve direniş silahı ile İslam ümmetinin ve kendi ülkelerinin kurtuluş gemisi olabilir. Milletlerin istiklal, özgürlük ve ilerlemelerini onların emeklerine borçlu olan sevgili gençler bu yüzden küresel sömürücülerin esas hedefidir ve her zorba güç onları avlama peşindedir. Zira onların avlanması ile birlikte milletler ve ülkeler zayıf düşer ve helak olur.

Bu yüzden ve mevzu bahis hassasiyetten hareket eden İmam Humeyni -ks- üniversitelerin sürekli mustazaf ve İslam ülkelerinin düşmanlarını tamah ettiği bir merkez olduğunu belirterek şöyle diyor:

İslam ülkeleri ve mustazaf ülkelerin düşmanlar ve beşeriyet düşmanları tarafından hedef alınan merkezlerinden biri üniversitelerdir. Zira düşman üniversiteleri kendi hizmetlerine aldıkları takdirde, üniversite Doğu Batı yağmacıların eline geçtiği takdirde ülke de onların elinde olacağını çok iyi biliyor. Bu yüzden hiç bir yer, üniversite kadar onların hedefi olmamıştır.