Ocak 29, 2019 10:32 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizi, İmam Humeyni’nin -ks- bakışında aile ve kadınların toplumda konumunu ele almak istiyoruz.

Hatırlanacağı üzere geçen bir kaç bölümde İmam Humeyni’nin -ks- üniversite ve akademisyenlerin ve özellikle öğrencilerin ülkenin kaderi üzerinde tesirleriyle ilgili görüş ve düşüncelerini sizlerle paylaştık.

İmam Humeyni -ks- esas itibarı ile ilim ve bilime özel önem veriyor ve ilimle imanın birlikte olmaları zaruretine vurgu yaparak öğrencilerin ve akademisyenlerin toplumun kaderi karşısında sorumlu olduklarını vurguluyordu. İmam -ks-, akademisyenlerin düşünceleri ve uygulamaları toplumun saadeti veya şekavetinde belirleyici rol ifa ettiğini vurguluyordu.

Öte yandan kadınların toplumda önemli konumları ve günümüz toplumlarında kadın hakları ve konumlarının önemi yüzünden şimdi İmam’ın -ks- bu alandaki düşüncelerini sizlerle paylaşmek istiyoruz.

Kadınlar dünya nüfusunun nerdeyse yarısını oluşturuyor. Gerçi beşeriyetin hayatı ve bekası kadınların evde ve toplumda ifa ettikleri rollerine bağlıdır, ama bir çok dönemde ve bir çok toplumda kadınlar sürekli baskı ve zulme maruz kalan kesim olmuş ve bir çok durumda hakları çiğnenmiş ve daha da beteri, kadınların insani haklarının çiğnenmesinden başka kadınlık kerameti de tacize uğramış ve hakettikleri saygıyı görmemiştir. Yine bazı toplumlarda kadın haklarının ihya edilmesi yolunda bazı adımlar atılmış olmasına rağmen kadın kerameti asla önemsenmemiş ve kadınlar siyasi, iktisadi ve sosyal çıkarların uğruna birer malzeme gibi kullanılmış ve hatta erkeklerce cinsel açıdan sömürülmüştür.

Bu yüzden ve kadınların hakları ve kerametlerinin ihya edilmesi yolunda sarfedilen onca çaba ve değerli çalışmalara rağmen kadınlar halâ bir çok toplumda hakettikleri gerçek konumlarına ulaşamamıştır.

Günümüz toplumlarında kadınların hakiki ve değerli konumlarının zedelenmesi, aslında bir çok kişi ve düşünce tarafından gerçekleşen bir durumdur. Bunun bir ucu kadınların bireysel ve sosyal arenalarda ilkel ve temel kesin haklarının çiğnenmesi ve öbür ucu da kadın erkek eşitliğinde aşırıya kaçılması ve kadınlarla erkeklerin arasındaki fizyolojik farklılıkların gözardı edilmesi ve kadınların şan ve kerametinin ayaklar altına alınmasına uzanır.

Böyle bir ortamda İmam Humeyni -ks- kelamında ve ayrıca İslam inkılabı söyleminde ve İslam Cumhuriyeti nizamının hukuki ve siyasi çerçevelerinde kadının konumunu beyan etmek büyük önem arzediyor.

1979 yılında zafere ulaşan İslam inkılabı, sadece İran’da siyasi nizamın değişmesine yol açmadı ve bunun yanında toplumun fikri kültürel ve değersel alanlarında da yeni bir paradayma yol açtı. Bu paradaymın önemli bir bölümünü kadınlar oluşturuyordu. Yeni paradaymda kadının insani konumu ve bireysel ve sosyal alanlarda konumu hakkında yeni bir bakış açısı sunuldu.

İslam inkılabı söyleminde kadınlar seçkin ve yüce bir konum kazandı, zira önceki rejimin değersel modelinde kadınlara yönelik özel bir bakış söz konusu değildi. O dönemde rejime karşı inkılapçı kıyama yol açan halkın rejimden hoşnutsuzluğu sadece siyasi arenalarla kısıtlı ve sınırlı değildi, zira saltanat düzeni topluma hakim olan normları ve değerleri çiğnemek ve özellikle kadınların gerçek konumunu düşürmekle başta Müslüman ve mümin kadınlar olmak üzere halkın hoşnutsuzluğuna yol açmıştı. Yaklaşık yarım asır süren birinci ve ikinci Pehlevi döneminde yarı modern batıcı düşünce hakimiyeti kadınları Batılı toplumlara hakim olan medoli benimsemeye teşvik etti ve hatta zorladı, ancak bu durum toplumda geniş çapta hoşnutsuzluğa yol açtı.

İran İslam İnkılabı ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının kurucusu ve önderi İmam Humeyni -ks- topluma sunduğu yeni söylemin çerçevesinde kadınlara yüce ve saygın bir konum kazandırdı ve halkın derinden inandığı dini ve milli normları ve değerleri ihya ederek, toplumun siyasi vve sosyal arenalarında kadınların ciddi ve etkili varlığı için uygun zemini oluşturdu. İmam Humeyni -ks- sadece kadınların çiğnenen siyasi ve sosyal haklarını ihya etmekle yetinmedi ve aynı zamanda eski rejimde saldırıya uğrayan kadınların kerametini ve haysiyetini de onlara iade etme yönünde çaba harcadı ve bunu da fikri temelini oluşturan İslam dini ve şia mezhebinin hakimiyetini ihya ederek başardı.

İmam Humeyni -ks- dini değerleri ve normları ihya ederek kadınlara yeniden kaybettikleri kişiliğini kazandırdı. Böylece kadınlar yeniden keramet ve haysiyete kavuşmak ve iffet sınırlarını korumakla beraber sosyal ve siyasi haklarından yararlanmaya başladı.

İmam Humeyni -ks- İslam dini cahillik ve zulüm dolu bir ortamda kadınlara saygı gösterdiğine ve İslam Peygamberi -s- kızı Hz. Zehra’ya -s- gösterdiği saygı ile kadınlara izzet ve onur kazandırdığına inanıyordu.

İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle diyordu: Hz. Zehra’nın -s- veladeti kadın bir insan olarak görülmediği bir zamanda ve bir ortamda ve doğan bebeğin kız olması ailesi ve kavmi tarafından bir utanç olarak algılandığı bir toplumda gerçekleşti. Bu denli fasıkve korkunç bir ortamda İslam Peygamberi -s- kadının elini tuttu ve cahiliye bataklığından kurtardı. İslam tarihi Allah Resulü’nün -s- bu şerefli mahluka yönelik sınırsız saygısına şahit oldu, böylece o hazret, kadınların toplumda özel azamete sahip olduğunu ve erkekten üstün değilse bile, onlardan hiç bir eksiği olmadığını gösterdi.

Kadınların İmam Humeyni -ks- düşüncesinde ve İslam Cumhuriyeti nizamında konumu, takvimlerde Hz. Zehra’nın -s- veladet günü kadınlar günü olarak adlandırılacak kadar önemlidir. Bu günde bütün erkekler, evlatlar, kadınlarayüceltmekti ve annelere saygı gösteriyor ve ülke genelinde kadınları takdir etmek için şenlikler e kutlamalar düzenleniyor.

Bu günün kadınlar günü olarak adlandırılması İmam Humeyni’nin -ks- düşüncesiydi ve amacı, kadınların toplumda gerçek konumunu yüceltmekti.

İmam Humeyni -ks- Hz. Zehra’nın -s- veladet günü kadınlar günü olarak adlandırılması hakkında şöyle diyor: eğer bir gün kadınlar günü olacaksa, Hz. Fatıma’nın -s- veladet gününden daha yüce ve daha onurlu hangi gün olabilir? Hz. Fatıma -s- vahiy hanedanının onur kaynağıydı ve adeta bir güneş gibi İslam semalarında parladı. Bu kadının faziletleri İslam Peygamberi -s- ve hanedanının faziletleri ile aynı düzeydedir.

İmam Humeyni -ks- kadınlar günü ile Hz. Fatıma’nın -s- veladet gününü birbirine bağlayarak topluma kadınların bireysel ve sosyal açılardan gelişmelerinin yanında erkeklerin de yetişmesine vesile olacak bir modeli topluma sunmaya çalışıyor. İmam -ks- bu konuda şöyle diyor:

Hz. Zehra’nın -s- kadınlar günü olarak adlandırılan veladet günü, kadınların zafer günüdür. Kadın toplumda büyük rolü vardır. Kadın insanoğlunun ülkülerinin gerçekleşmesinin mazharıdır. Kadın saygın erkekleri ve kadınları yetiştirendir. Erkek, kadının eteğinden miraca çıkar. Kadının eteği büyük erkeklerin ve kadınların yetiştiği yerdir. Bu gün, büyük bir gündür. Bu günde mükemmel insan örneği olan bir kadın dünyaya gelmiştir.

İmam Humeyni -ks- İslam inkılabından önce ve tağut döneminde kadınların durumunu ciddi bir şekilde eleştirenlerden biriydi. İmam -ks- o dönemde kadınların uygunsuz durumu hakkında şöyle diyor: kadınlar iki dönemde çok mazlum olmuştur. Bunlardan biri cahiliye dönemidir. İslam dini o dönemde insanı ve kadını mazlumiyetten kurtardı. Cahiliye dönemi kadını hayvanlardan daha alçak bildikleri bir dönemdi. İslam kadını cahiliye bataklığından kurtardı. İkinci dönemde kadınlar İran’da mazlum konuma düştü. Bu dönem eski şahın dönemiydi. Bu dönemde kadını kurtarma adına kadınlara zulmettiler, kadını sahip olduğu şerefli ve izzetli konumundan aşağı çektiler ve kadını manevi varlığından uzaklaştırarak bir şeye çevirdiler ve özgürlük adına kadınların ve erkeklerin özgürlüğünü gaspettiler ve kadınlarımızı ve gençlerimizi fesada sürüklediler.

İmam Humeyni -ks- despot şah rejiminin kadınlara yönelik zulmü, toplumun diğer kesimlerine kıyasla daha fazla olduğunu belirterek şöyle diyordu: ben şu baba oğul döneminde kadınlara diğer kesimlere nazaran daha fazla haksızlık edildiğini söyleyebilirim. Sizler kadınların başına neler getirdiklerini bilmezsiniz, kadınların başına ne musibetler geldiğini bilmezsiniz, İran’ı Avrupa gibi uygar yapacağız diye ve nüfusun yarısını topluma katma adına neler yapmadılar neler.

İmam Humeyni -ks- şah rejiminin kadınların başörtüsüne yasak getirmesi hakkında da şöyle diyor: Rıza şah döneminde Kum ve diğer kentlerde kadınlarımıza neler yaptıklarına şahit olduk. Bunları da hicabı kaldırma adına yaptılar, kadınlarımızın hürmetini çiğnediler. Şahın adamlarl mümin kadınlarımıza neler yapmadılar neler. Başörtülerine saldırdılar, yırttılar. Bu süreçte İran milleti çok acı çekti. Kadınların özgürlüğü, zorla başörtüsünü elinden almaktı. Ancak İranlı kadınlar da kıyam ettiler ve onlara hakettikleri karşılığı bverdiler. Kadınlarımız böyle bir özgürlüğü istemiyoruz diye haykırdılar.

Şahın bu dayatmaları yüzünden kadınlar erkeklerle omuz omuza ve hatta daha cesur bir şekilde şah rejimi ile mücadele saflarına katıldılar ve bu mücadelede etkili rol ifa ettiler. Kuşkusuz kadınlar erkeklerle omuz omuza şah rejimi ile mücadele etmeseydi, İslamî hareket zafere ulaşmazdı. Buna göre İmam Humeyni -ks- İranlı kadınların cesaretini ve çabalarını takdirle karşılıyor. İmam ayrıca kadınlara erkeklerini mücadele meydanına gönderdikleri ve cesur evlatlar yetiştirdikleri için teşekkür ediyor.