Şubat 23, 2019 13:10 Europe/Istanbul

YÂSİN suresinin 28 ila 35. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

YÂSİN suresinin 28 ila 30. Ayetleri:

 

وَمَا أَنْزَلْنَا عَلَى قَوْمِهِ مِنْ بَعْدِهِ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِلِينَ (36:28)

إِنْ كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَامِدُونَ (36:29)

يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ (36:30)

 

 

Yani:

Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.

 

(Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.

 

Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.

 

 

Geçen bölümde eski Şam diyarında Antakya kentinin halkı onlara gönderilen peygamberleri eziyet ve taciz ve risaletlerini de tekzip ettiklerini anlattık. Onlar ilahi Peygamberi savunmak isteyen Habib adında birini de şehit ettiler. Yüce Allah bu ayette şöyle buyurmakta: Peygamberleri tekzip eden ve o adamı öldürenler azap görmeyi haketmişti, üstelik bu azap dünyada verilmeliydi. Bu yüzden yüce Allah’ın buyruğu üzerine gökten korkunç bir ses nazil oldu ve hepsini helak etti.

Aslında sapkın ve günahkar kavimler helak etmek yüce Allah için çok kolay bir iştir ve gökten ordular indirmes gerekmez. Yani yüce Allah bir kavmi helak edecekse meleklerden bir ordu gönderip onları helak etmesi gerekmez ve sadece irade ederek yerden ve gökten  tüm yaşamları söndürecek ve artık hiç kimse hiç bir hareket edemeyeceği ve bir tek söz bile edemeyeceği şekilde korkunç bir ses yerden ve gökten çıkarak sapkın kavmi yok edebilecektir.

Ayetler şöyle devam etmekte: Ne yazık ki şu kullar ilahi hidayeti benimsemek yerine davranışları ile kendilerinin helak olma zeminini hazırlıyor. Bu davranış alay etmekle başlıyor ve daha sonra ilahi peygamberleri ve evliyaları taciz etmek ve katletmekle sonuçlanıyor.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Eğer bir toplum evliyaları aşağılar ve azarlamaya kalkışırsa, o zaman ilahi azabı beklesin, zira her an gelebilir.

2 – Zorbaların ve müstekbirlerin tehditlerinden korkmamalı ve hak yolundan vaz geçmemeliyiz. Eğer Allah teala irade buyurursa hepsini en kısa zamanda yok edebilir.

3 – Başkalarının alayı yüzünden imanımız sarsılmamalı, dini görevlerimizi yerine getirmekten el çekmemeliyiz. Tüm ilahi peygamberlerle alay edildi, ama hiç biri hak yolundan vaz geçmedi.

 

YÂSİN suresinin 31 ve 32. Ayetleri:

 

أَلَمْ يَرَوْا كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ (36:31)

وَإِنْ كُلٌّ لَمَّا جَمِيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ (36:32)

 

 

Yani:

Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.

 

Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.

 

 

Öneceki ayetlerin devamında bu ayetler tüm insanlara hitap ederek şöyle buyurmakta: Neden geçmiş kavimlerin tarihini ve kaderlerini gözden geçirmiyorsunuz? Yoksa sizden önce nice kavim gelip hepsinin yok olduğunu görmüyor musunuz? Bu kavimlerin bazıları güç ve servet ve medeniyet sahibiydi, fakat bugün onlardan hiç bir iz geride kalmamış ve bu dünyaya geri dönmeleri için de hiç bir yol bulunmamaktadır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Kur'an'ı Kerim’in tavsiyelerinden biri geçmiş kavimlerin ve milletlerin tarihinin okunmasıdır. Gerçi bu okumak sadece eğlenmek için değil, ibret almak için olmalıdır.

2 – İlahi sünnetler tarih boyunca sabittir ve kavimlerin kaderi birbirine benzer. Dolaysıyla bir kavmin kaderini öğrenmek öteki kavimlerin kaderini öğrenmek gibidir.

3 – Ölümden sonra bu dünyaya geri dönmek için hiç bir yol yoktur. dolaysıyla Hinduların insanlar öldükten sonra yeni bir kalıpta yeniden dünyaya geri döndükleri tenasüh görüşü Kur'an'ı Kerim açısından batıl ve geçersiz bir konudur.

 

YÂSİN suresinin 33 ila 35. Ayetleri:

 

وَآَيَةٌ لَهُمُ الْأَرْضُ الْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَاهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ (36:33)

وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ الْعُيُونِ (36:34)

لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ (36:35)

 

 

 

Yani:

(Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.

 

Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.

 

Ta ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla şükretmeyecekler mi?

 

 

Bundan önceki ayetler maad meselesi ve kulların Allah teala huzuruna çıkmasına işaret etti. Bu ayetler ise şöyle buyurmakta:

Dünyada maad meselesinin en güzel delili, ölü toprağın ölümden sonra yeniden dirilmesidir. Toprak kış olunca ölür ve hiç bir ürün vermez, fakat ilkbaharla birlikte yeniden dirilir ve türlü bitkiler ve ağaçlar yeniden yeşerir ve daha sonra da meyve verir. Bu olay her yıl tekrarlanır. Kış mevsiminde bitkilerde hiç bir yaşam belirtisi göze çarpmaz, ancak ilkbahar olunca çiçekler açar ve ağaçlar yeniden yeşerir. Yine ilginçtir ki insanların yeryüzünde yaşamı da bitkilerin yaşamına bağlıdır. Eğer bitkiler ve hayvanlar ölürse, besininin önemli bölümünü bitkilerden ve hayvanlardan temin eden insan yaşamını sürdüremez. Bu arada yiyeceklerin ve besin maddelerinin arasında Kur'an'ı Kerim hurma ve üzüme özel ilgi gösteriyor ve bu iki meyveden yüce Allah’ın insanlara sunduğu özel nimet şeklinde söz ediyor. Bilindiği üzere hurma ve üzüm besin maddeleri arasında en mükemmel meyveler sayılır ve insanın ihtiyaç duyduğu vitaminleri ve çeşitli mineralleri barındırır.

 

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Doğa, yüce Allah yaratılış kitabıdır ve bu kitabın her sayfasını okumak insanlara varlık alemini yaratan Allah’ı tanımaya yardımcı olur.

2 – Maad meselesi insanlar için bu dünyada geçerli değildir, fakat bitkiler ve ağaçlar için geçerlidir.

3 – İnsanlar türlü meyveler ve yiyeceklerden beslenirken Allah tealaya şükretmeyi unutmamalı, ama maalesef bazıları şükretmez.