Şubat 23, 2019 13:14 Europe/Istanbul

YÂSİN suresinin 36 ila 44. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

YÂSİN suresinin 36. Ayeti:

 

سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ (36:36)

 

 

Yani:

Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ı tesbih ve takdis ederim.

 

 

Geçen bölümde Kur'an'ı Kerim doğada var olan bazı tevhid işaretlerine değinmişti. Bu ayet ise konunun devamında varlık aleminin yaratılışına hakim olan önemli bir ilkeden, yani tüm mahlukların iki cinsiyette yani çifter çifter yaratılmış olmasınden söz ederek şöyle buyurmakta: bitkilerde ve hayvanlarda ve insanlarda iki cinsiyeti Allah teala belirlemiştir ve siz de bunu bilirsiniz. Ancak her mahlukun iki cinste yaratılmasında başka konular da vardır ki siz bilmezsiniz. Yaratılışta böylesine bir gücü olan ve mahlukların üremelerini çift yaratma şeklinde güvence altına alan Allah her türlü kusurdan münezzeh ve paktır ve yaratılışta hiç bir ortağa ihtiyacı yoktur.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Mahklukları çifter çifter yaratan Allah kendisi her türlü çifte ve ortağa muhtaç olmaktan münezzehtir. Allah tek ve yegane ve eşsizdir.

2 – İnsan cismi ve içgüdüsel konularda başka mahluklar gibidir ve bu açıdan onlara nazaran hiç bir üstünlüğü yoktur.

3 – İnsan ilmi kısıtlıdır ve hala varlık alemi hakkında keşfedemediği bir çok konu vardır.

 

YÂSİN suresinin 37 ila 40. Ayetleri:

 

وَآَيَةٌ لَهُمُ اللَّيْلُ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَإِذَا هُمْ مُظْلِمُونَ (36:37)

وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ (36:38)

وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتَّى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ (36:) 39

لَا الشَّمْسُ يَنْبَغِي لَهَا أَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا اللَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ (36:40)

 

 

Yani:

Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler.

 

Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah'ın takdiridir.

 

Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.

 

Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.

 

 

Bu ayetler gökyüzünde iki semavi küre olan güneş ve aya işaret ederek, Allah teala onları belli bir yörüngeye yerleştirdiğini ve her ikisi için belli bir hacim ve belli bir hız belirlediğini buyurmakta.

İnsan gece veya gündüz vakti, kendi gözleriyle ayı ve güneşi gökyüzünde görebiliyor. İlginçtir ki güneş ve ay ve yerkürenin onlar için belirlenen yörüngelerde hareketleri ve hızları asla birbiriyle çarpışmayacakları ve doğa düzenini bozamayacakları şekilde belirlenmiştir.

Yerküremizin doğası karanlıktır, zira kendinden hiç bir nur ve ışığı yoktur. Ancak yerkürenin güneşin karşısına geçen bölümü güneş ışınları sayesinde aydınlanır. Gerçekte güneşin doğması ile birlikte yerkürenin bir kısmı aydınlanarak orada gündüz başlar. Ancak yerkürenin kendi ekseni etrafında dolaşması ile birlikte güneş yavaş yavaş batıda kaybolmaya başlar ve yeryüzü yeniden gece karanlığına batar. Güneş adeta beyaz ber elbise gibidir ki ne zaman yeryüzü onu giyince aydınlık olur ve güneş batımında bu elbiseyi çıkarınca yeniden karanlık hakim olur.

Allah teala gece vakti de yeryüzünde yaşayan insanların mutlak karanlıkta kalmalarını istememiştir ve bu yüzden ay gibi büyük bir aynayı güneşin karşısına yerleştirerek böylece güneş ışınlarının bir kısmını yeryüzüne yansıtır. Ay gece lambası gibidir ve gece vakti dinlenmeye çekilen insanlara huzur verir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Doğaya hakim olan düzen, ay, güneş ve yerkürenin hareketleri ve gece ve gündüzün ve diğer doğal fenomenlerin ortaya çıkışı bilge ve yüce Allah’ın işaretleridir.

2 – Güneş, ay ve yerkürenin kendi yörüngelerinde hareketleri çok titiz bir hesap sonucudur. Kuşkusuz bu durum tesadüfi olamaz.

3 – Ayın hilalden tam bedir durumuna kadar tüm halleri Allah tealanın tedbiridir. Kur'an'ı Kerim’in diğer bazı ayetlerine göre ayın bu halleri günleri, ayları ve yılları hesaplamaya yarar.

 

YÂSİN suresinin 41 ila 44. Ayetleri:

 

وَآَيَةٌ لَهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ (36:41)

وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِهِ مَا يَرْكَبُونَ (36:42)

وَإِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَ (36:43)

إِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعًا إِلَى حِينٍ (36:44)

 

 

Yani:

Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.

 

Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.

 

Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.

 

Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.

 

 

Bu ayetler ise denizler ve okyanuslar gibi büyük su kütlelerine işaret ederek şöyle buyurmakta: yük ve yolca taşıyan irili ufaklı gemiler de Allah tealanın gücünün işaretleridir. Zira Allah suyu, bunca yük ve yolcu batmadan rahatlıkla üzerinde seyahat edebilecekleri ve uzak yakın yörelere ulaşabilecekleri şekilde yaratmıştır.

Kuşkusuz ulaştırma ve nakliyat için Allah tealanın yarattığı başka araçlar da vardır, örneğin develer ve diğer binek hayvanlar gibi. Ancak günümüz modern dünyasında bunca ilerlemeye rağmen ve bunca özel araç, uçak ve tren gibi taşıtların varlığına karşın dünyada en çok yük, gemilerce yer değiştirir. Nitekim eğer insanların ihtiyaç duyduğu gıda maddelerini taşıyan devasa gemiler veya büyük petrol tankerleri çalışmazsa, insanların yaşamı sıkıntıya girebelir.

Şimdi eğer Allah teala irade buyurur ve suyun bu özelliğini ondan alacak olursa tüm gemiler yükleri ve yolcuları ile birlikte batar ve Allah’tan başka hiç kimse onları kurtaramaz.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Kara ve deniz taşıtları insanların temel ihtiyaçlarından biridir ve Allah teala kendi lütfu ve tedbiri ile insanların bu taşıtlardan yararlanmalarının imkanını hazırlamıştır.

2 – Nimetleri Allah tealanın lütfu bilelim, bizim Allah’tan alacağımız değil.

3 – Bize verilen nimetlerle kibirlenmemeliyiz, zira ilahi gazaba kapılabilirliz.