İmam Humeyni –ks– mektebinde - 25
Bugünkü sohbetimizde ise İmam Humeyni’nin -ks- siyonist rejim İsrail’in gerçek mahiyetiyle ilgili görüşlerini gözden geçirmek istiyoruz.
Geçen bölümde en son İmam Humeyni’nin -ks- İslam inkılabı zafere kavuşmadan önceki yıllarda Filistin davasına yönelik görüşlerini anlattık. Aslında Pehlevi kralı Muhammed Rıza’nın despot rejimi döneminde İran ve İsrail arasında çok iyi ilişkiler söz konusuydu ve bu yüzden İmam Humeyni’nin -ks- şah rejimi ile mücadelesinin ana eksenlerinden biri, mazlum Filistin milletini desteklemek ve ırkçı İsrail rejiminin gerçek mahiyetini ve despot ve baskıcı şah rejimi ile ilişkilerini ifşa etmekti.
İmam Humeyni -ks- korsan İsrail’e karşı tavır sergilemek ve mazlum ve avare Filistin milletini desteklemekle dünyanın diğer aydın insanlarıyla eşgüdümlü olarak siyonist rejimi baskıcı mahiyetini ifşa etmeye başladı.
İmam Humeyni -ks- bu mücadelesinde İran milletini korsan İsrail’in şom hedefleri ve İran’ın iktisadi kaynaklarını yağmalama çabası hakkında bilinçlendirdi ve milleti gaspçı İsrail rejiminin stratejik müttefiki olan despot şah rejimine karşı kıyam etmeye teşvik etti.
İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni -ks- aynı zamanda Ortadoğu bölgesinin Müslüman ve Arap milletlerini de eli kanlı işgalci İsrail rejimine karşı kıyam etmeye ve küresel istikbara karşı birlik olmaya davet ediyordu.
Filistin meselesi İmam Humeyni -ks- düşüncesinde İslam dünyasının birinci meselesiydi, nitekim şimdi de İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin düşüncesinde Filistin davası İslam dünyasının meselelerinin en başında yer alan birinci meselesidir.
Bu çerçevede ve geçen bölümün devamında bugün yine İmam Humeyni -ks- düşüncesinde Filistin meselesinin önemini ve eli kanlı İsrail rejiminin gerçek mahiyetini ifşa etmek istiyoruz.
İmam Humeyni -ks- İslam inkılabından önce İran’a hakim olan despot rejim iktidarının doruk noktasındayken şah rejimi ile İsrail rejimi arasındaki ilişkiyi ifşa ediyor ve bu rejimle İslam dünyasına yönelik esas tehlike olarak mücadele etme zaruretine vurgu yapıyordu. Gerçekte İmam Humeyni -ks- şer’i gelirlerin İsrail ile mücadelede ve Filistinli mücahitleri destekleme yolunda harcanabileceği yönünde fetva yayımlayan ilk din alimi ve taklit merciiydi.
İmam Humeyni -ks- siyonist rejimin Mescid-i Aksa’yı kundaklama olayı sırasında en çok caminin yeniden inşa edilmesi ve onarılması üzerinde odaklananların aksine, emsalsiz uzak görüşlü ve tedbirli bir lider olduğunu ortaya koyacak şekilde, İsrail’in cinayetlerinin izleri bu rejimin şiddetinin simgesi ve Müslümanları bu şom rejimin varlığına karşı mücadele için teşvik etmek amacıyla korunması gerektiğine vurgu yaparak şöyle buyurdu: Mescid-i Aksa’yı yaktılar. Biz bu caminin aynı şekilde yarı yanmış vaziyette kalmasını haykırıyoruz. Bu cinayetin izlerini yok etmeyin, diyoruz.
İmam Humeyni -ks- mücadelenin ta başından itibaren, İsrail ile mücadelenin İslamî ve inanç ekseninde boyutu mazlum Filistin milletini seferber etmek ve İslam ümmetini birleştirmek için en etkili yol olduğunu beyan etti. İmam ayrıca Arap milliyetçiliği gibi etnik eksenlere dayanmanın Kudüs’ün kurtuluşu yolunda verilen mücadeleyi saptırma aracı ilan etti. İmam Humeyni -ks- İslam dünyasının içinde bazı sorunların ve özellikle bazı İslam ülkeleri liderlerinin dışa bağımlılığını çok biliyordu ve bu yüzden en başta İslam dünyası kamuoyunun ortak inanç ve iman temelinde bilinçlendirilmeleri gerektiğini ve her türlü mezhepsel ve etnik ihtilaflardan kaçınılmasını vurguluyor ve İslam ülkelerinin liderlerini bu anlayışla hareket etmeye davet ediyordu.
Bazı Arap rejimlerin Filistin ülküsüne ihanetleri ve eli kanlı İsrail rejiminin varlığını tanıyan anlaşmaların imzalanması yüzünden Arap ve İslam dünyasında geniş çapta hüsran ve öfke duyguları yayıldığı bir sırada İran İslam İnkılabının İmam Humeyni -ks- liderliğinde zafere kavuşması siyonistlerin yayılmacı politikalarına adeta ölümcül bir darbe indirdi ve İslam ümmetine siyonist rejimle mücadele bağlamında yeni bir ruh kazandırdı.
İran İslam İnkılabı başta Mısır olmak üzere bazı Arap rejimlerin liderleri siyonist İsrail rejimi ile uzlaşmak üzere müzakere etmeyi dış politikalarının öncelikleri haline getirdikleri bir sırada zafere ulaştı. Mısır’ın dönem Cumhurbaşkanı Enver Sedat 1972 yılında sovyetler birliğinin Mısır’daki askeri müsteşarlarını ihraç etti ve 1975 yılında korsan İsrail rejimi ile Sina anlaşmasını imzaladı ve en son 1978 yılında yani İran İslam İnkılabı zafere kavuşmadan tam bir yıl önce Camp David’de siyonist rejimin dönem Başkanı Menahim Begin ve ABD’nin dönem Başkanı Jimmy Carter’le bir araya gelerek İsrail rejimi ile barış anlaşması imzaladı.
Böylece Mısır, gaspçı İsrail rejimini tanıyan ilk Arap rejim oldu ve sonuçta Arap ülkelerini ikiye böldü. Gerçi bu anlaşmanın imzalanması Arap ve İslam dünyasında büyük hüsran ve öfke duygusunu yarattı, fakat 1979 yılında İran İslam İnkılabının zafere ulaşması ve bölgede Batı ve İsrail’in en güçlü müttefiki yani despot şah rejimini devirmesi siyonist karşıtı mücadeleye yeni bir ruh kazandırdı ve Lübnan, Filistin ve diğer İslam ülkelerinde büyük bir coşku ve umut yarattı.
İmam Humeyni’nin -ks- siyonist rejim İsrail’in gerçek mahiyetini ifşa ederken üzerinde durduğu önemli noktalardan biri de bu rejimin “Nil’den Fırat’a büyük İsrail” sloganını gündeme getirmesini hatırlatmaktı. İmam bir çok konuşmasında sürekli bu rejimin bu tür yayılmacı politikalarına ve şimdiki sınırları ile yetinmeyeceğine vurgu yapıyor ve İslam ülkelerinin liderlerini bu konuda uyarıyordu. İmam sürekli Tel aviv’in bu hedefini örtbas etme gayretlerini kamuoyunu kandırmaya yönelik olduğunu ve nihai amacına adım adım yaklaşmaya çalıştığını belirtiyordu.
İmam Humeyni -ks- İsrail’in bu yayılmacı politikasını şöyle izah ediyordu: Ben sürekli bu konuyu hatırlatmışımdır, İsrail şu anda içinde bulunduğu alanla yetinmez ve adım adım ilerleyecektir ve attığı her adımda bizim işimizi yok der ve yarın bir adım daha atar. Bugün Lübnan’dır, yarın maazallah sıra Suriye’ye ve öbür gün Irak’a gelir ve böylece devam eder.
İmam Humeyni -ks- İsrail’in dönem başbakanlık adayı İshak Şamir’in 1984 yılında açıkladığı büyük İsrail programı aslında İsrailli tüm elebaşıların nihai hedefi olduğunu belirterek şöyle diyor: Şu Başbakan olmak isteyen İshak Şamir ta baştan programını açıklamıştır. Neymiş, büyük İsrail gerçekleşmeli, Filistin tamamen yok olmalıymış. Büyük İsrail demek, Nil’den Fırat’a, yani tüm Arap bölgeleri demektir, Hicaz ve Mısır da bu bölgeye dahildir. Maalesef İslam ülkeleri duyarsızdır ve kendi milletlerine bu konuda konuşmaya müsaade etmemektedir.
İmam Humeyni’nin -ks- Filistin meselesinde üzerinde önemli durduğu bir başka nokta, Yahudi inancını siyonizmden ayırmaktır. Bilindiği üzere siyonizm siyasi ve ırkçı bir ideolojidir ve Yahudi dini maskesi altında kendini dini bir hareket ve Yahudi kavminin kurtarıcısı gibi tanıtmaya çalışmaktadır. Oysa semavi dinleri bilenler, siyonistlerin Yahudi inancı maskesi altında Filistin topraklarını gaspetmek ve bu topraklarda işledikleri cinayetleri haklı göstermeye çalıştıklarını çok iyi bilmektedir.
İmam Humeyni -ks- du bu tarihî gerçekten hareketle sürekli Yahudi dini ilahi bir din olarak İslam’ın onayladığı bir din olduğunu vurgulamış ve siyonizm ideolojisinin hesabını ırkçı ve sömürücü bir düşünce ve Yahudi inancı ile asla bağdaşmayan bir ideoloji olarak Yahudi inancından ayrı tutmuştur. İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle diyor: Biz Yahudi camiasının hesabını siyonistlerin ve siyonizmin hesabından ayrı tutuyoruz. Siyonistler Yahudi inancının bir parçası dahi olamazlar. Hz. Musa’nın tealimi ilahi tealimdir, değerli tealimdir. Müstekbirlere karşı kıyam etmek Hz. Musa’nın yoludur ve bu da siyonist cemaatin ileri sürdükleri düşüncenin tam tersidir. Bunlar müstekbirlerle birdir ve mustazaflara karşı hareket etmektedir. Biz Yahudi camiasının hesabı siyonistlerin hesabından ayrı olduğunu biliriz. Biz siyonistlere karşıyız, zira onlar tüm ilahi dinlere karşıdır. Onlar Yahudi değildir. Onlar siyasi bir örgüttür ve Yahudi adına, Yahudilerin bile nefret ettikleri işleri yapıyorlar, tüm insanlar onlardan nefret ediyorlar.
İmam Humeyni -ks- Filistin’in kurtuluşu ve gaspçı rejim İsrail’in yok olması için tek çare İslam ümmetinin vahdeti olduğuna inanıyordu ve İslam dininden başka hiç bir düşünce Arap ve İslam ümmetini birlik yapamayacağına inanıyordu. Zira siyonist rejimin nihai amacı İslam dünyasını yok etmek ve büyük İsrail’i kurmaktır. İmam Humeyni -ks- Şia Müslümanların büyük önderi olarak sürekli Ehl-i Sünnet olan Filistinli mücahitleri destekliyordu ve mezheplerin farklı olması İslam dünyasının Filistin ülküsünü gerçekleştirme yolunda engel oluşturmadığını vurguluyordu.
İmam Humeyni -ks- ayrıca İbrahimi Hac merasimi gibi ortak dini merasimlerin düzenlenmesi, İslam ümmetinin Filistin ülküsü ekseninde birlik olması için önemli araçlardan sayıldığını belirtiyordu.