Nisan 17, 2016 13:45 Europe/Istanbul

Geçen bölümde kıyamet gününde insanların amellerinin hesabına nasıl bakıldığından söz ettik ve dedik ki kıyamet günü başladığında insanlar mizan ve hesap durakları gibi bazı durakları geride bırakması gerekiyor.

Bu durakların her biri kendine özgü şartları vardır. Bugünkü sohbetimizde biraz önce de belirtildiği üzere sırat adı ile anılan duraktan söz edeceğiz.

Sırat, kıyamet gününün duraklarından biridir ve rivayetlerde bu duraktan köprü veya cehennem köprüsü gibi tabirlerle söz edilmiştir. Gerçi burada köprü tabiri, bu dünyada inşa edilen ve üzerinden insanlar ve araçların geçtiği köprü gibi değildir. Burada ve Kur'an'ı Kerim ve rivayetlerde sözü edilen köprüden ve sırattan maksat, insanı hakiki ve ebedi saadete ulaştıran yoldur. Bir başka ifade ile sırat, Allah tealaya ulaşmak için bir köprü ve bir yoldur, gerçi burada insan Allah tealayı rahman ve rahim gibi ilahi rahmetini yansıtan isimleri, ya da öfke ve gazabını yansıtan isimleri ile ziyaret eder.

Gerçekte sırat, demirden, tuğla, taş veya benzeri inşaat malzemelerinden inşa edilen bir köprü değildir. Sırat batınî bir yoldur ve insan ruhu ve hakikati bu yolda hareket eder. Kuşkusuz tüm insanların bir hedefi vardır ve o hedefe ulaşmak için hareket eder. İnsan dünyevi yaşamında dünyaya geldiğin günden, ölüm anı geldiği güne kadar sürekli hareket halindedir. Bu hareket insanın içinde ve batınında da söz konusudur. İçteki bu hareket insan yüce Allah’a doğru götürür.

Kur'an'ı Kerim ayetlerinde ve rivayetlerde belirtildiği üzere Allah teala insanların insaniyet gibi değerli bir makama ve Allah katına yaklaşabilmeleri için bir yol belirlemiş ve onları diğer bazı yolları izlemekten men etmiştir. Örneğin Yusuf suresinin 108. Ayetinde şöyle buyurur:

(Resûlüm!) De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah'ı (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak koşanlardan değilim."

İmam Sadık –s– sıratı şöyle anlatıyor: İnsanlar çeşitli katlarda sırattan geçer ve sırat kıldan ince ve kılıçtan daha keskindir. O zaman bir grup ışık hızı ile sırattan geçer. Bazıları atın ürtmesi gibi geçer. Bazıları ise çok yavaş ve zorlukla ve sürüklenerek geçer. Bazıları normal ayak üstünde ve bazıları atlaya zıplaya geçer, öyle ki bazen ateş onları yakar ve bazen bırakır.

Bu rivayete göre her insan dünyadaki ameleri ve hareketleri ve inancı ve hatta ahlakına göre sırat köprüsünden farklı hızlarla geçer. Yani her ne kadar insanın bu dünyadaki ameli ve hareketleri iyi olursa, sırat köprüsünden geçişi daha hızlı ve azabı ve acısı daha az olur.

İmam Sadık –s– bu rivayette ayrıca kurtulanların sırat köprüsünden geçiş şekillerini de belirlemiştir. Buna göre her beş grup sırat köprüsünden geçebilir, fakat bazıları ışık hızı ile, bazıları koşan bir atın hızı ile, bazıları yavaş, bazıları zorlukla ve bazıları ise tehlikeli bir şekilde ve cehennem ateşinin alevlerine katlanarak sırat köprüsünü geçebilir. Dolaysıyla her beş gruba mensup olan insanlar cennete girer ve kurtulmuş olur. Ancak sırat köprüsünü geçemeyen ve cehennem ateşinin içine düşenler iki gruptur. Bunlar ya müstekbirlerdir ve kurtuluşa ermeleri söz konusu değildir ve ebediyen cehennem ateşinde yanacaktır, ya da günahlarının ağırlığına göre bir süre cehennemde kalacak olanlardır. İkinci kesim temizlendikten sonra kurtuluşa erenlere katılır.

Buna göre sırat, tüm insanların istisnasız üzerinden geçmeleri gereken bir yoldur, nitekim Meryem suresinin 71 ve 72. Ayetinde de şöyle okumaktayız:

İçinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür. Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.

Dolaysıyla tüm insanlar ister kafir, ister münafık ve ister mümin olsun, cehenneme girecektir. Bu konuyu anlamak ilk bakışta biraz zor gelebilir. Nitekim bu ayet nazil olduktan sonra sahabe Allah Resulü’ne –s– sordu: Acaba siz de cehenneme girecek misiniz? Allah Resulü –s– şöyle buyurdu: Evet, ama biz ışık hızı ile oradan geçeriz.

Aslında bu ayetleri ve rivayetleri biraz daha dikkatlice inceleyecek olursak, dünyanın batını cehennem olduğu hakikatini anlarız. Yani cehennem ahiret dünyasında dünyanın ve dünyatalepliğin zuhurudur. Dolaysıyla tüm insanlar ve hatta enbiye ve evliyalar, Kur'an'ı Kerim tabiri ile al alt merhale olan bu dünyaya ayak basmakla cehenneme girmiştir, yani cennete ve ilahi kata kavuşmanın yolu bu dünyaya gelmeden ve içinde çaba harcamadan mümkün değildir. Buna göre dünya sevgisine gönüllerini kapatan ve eş, evlat, mal ve servet ve ticaret onları Allah’ın yolundan alıkoymayan insanlar ışık hızı ile sırat köprüsünden geçer. İslam Peygamberi –s– bu dünyada 63 yıl yaşadı, fakat gerçekte bir an bile gönlü bu dünyada değildir.

Allah Resulü –s– bu dünyada bir an olsun mal ve mevki ve diğer dünyevi şeylere gönül vermedi ve bu yüzden sırat köprüsünden ışık hızı ile geçenlerden olacaktır. Başka insanların da geçiş hızı bu dünyaya olan bağımlılık derecelerine göre değişir. Bazı insanlar bu dünyada mümin oldukları halde ilahi kata yakınlaşma yolunda bazı sorunlar yaşamıştır. Bu kesimin sırat köprüsü üzerinden geçişi enbiya ve evliyalar gibi ışık hızı veya bir göz kırpma kadar hızlı bir şekilde olmaz, fakat rüzgarın hızı gibi bir hızla geçerler. Bazı insanlar da ilahi yolda ilerleyen imanlı insanlardır, fakat iman dereceleri birinci ve ikinci grup kadar olmamıştır. Bunlar da atın üzerine binen insanlar gibi sırat köprüsünden geçer.

Öte yandan bazı insanlar mümin oldukları halde bir takım günahlar işlemiştir. Bunlar, yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in Necm suresinin 32. Ayetinde işaret ettiği insanlardır:

Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır.

Bu inanlar da yayalar gibi sırat köprüsünden geçer. Bunlar ayaklarının altındaki ateşin sıcaklığını daha fazla hisseder ve oradaki ısıdan daha fazla etkilenir.

Sonuncu grup ise Allah’a iman etmelerine rağmen daha fazla günah işleyen insanlardır. Bu grupta yer alan insanlar ise çok yavaş ve zorlukla sırat köprüsünü geçebilir.

Bir çok rivayette ise sırat köprüsünden çok keskin ve çok ince bir kılıç şeklinde söz edilmiştir. Aslında bu inceliğin ve keskinliğin anlamı, kıyamet gününde insanların amellerinin büyük bir titizlikle inceleneceği ve o günden ilahi mahkemede hesap vermenin zorluğudur. Bu yüzden mümin insan bu dünyada tüm amellerini ve davranışlarını büyük bir titizlikle yerine getirmeli ve böylece bu ince ve keskin köprüden geçme şansını arttırmalıdır. Gerçekte sırat, Allah’a kulluk etme yoludur. Bu yüzden bu yolda dikkatli olmak ve enbiyanın ve ilahi evliyaların tavsiyelerine ve ilahi ahkama uymak gerekir. Her halükarda insan sırat üzerinden ya doğrudan cehenneme ya da ilahi cennete girer.

Sırat köprüsünde “Akabe” adı verilen çok kaygan noktalar vardır. Akabe, dağlardaki uçurumlara verilen addır, öyle ki insan temkinli olmazsa ve en ufak kayma durumunda uçuruma yuvarlanır.

Kıyamet gününde de insan sırattan geçerken bazı Akabeleri geride bırakması gerekir. Her Akabe adını, yerine getirilmesi için emredilen veya men edilen bir vecibeden almıştır, ki buna namaz akabesi, oruç akabesi, emanet akabesi, velayet akabesi, tevhit akabesi veya yalanı terk etme akabesi, gıybet etmeyi terk etme akabesi gibi adları örnek vermek mümkün. Bu akabelerin her birinde de insanın amelleri sorgulanır. Örneğin insandan ona verilen emanete ne yaptığı sorulur. Eğer sorunun cevabını doğru verir ve ilahi rahmetten yararlanırsa o akabeden geçer ve bir sonraki akabeye doğru ilerler ve böylece tüm akabeleri geride bıraktığı takdirde cennete varır. Fakat eğer her hangi bir akabede sorulan soruya cevap veremez veya salih ameli yerine getirmemişse, o zaman o akabeye yakalanır ve orada sırattan düşer ve uçuruma yuvarlanır.

Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’da Akaba hakkında şöyle buyurur:

O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek, veya açlık gününde yemek yedirmektir, yakınlığı olan bir yetime veya hiçbir şeyi olmayan yoksula yardım etmektir. 015