Nura giden yol
es-SÂFFÂT suresinin 7 ila 11. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
es-SÂFFÂT suresinin 7 ila 10 ayetleri:
وَحِفْظًا مِنْ کُلِّ شَیْطَانٍ مَارِدٍ (37:7)
لَا یَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَى وَیُقْذَفُونَ مِنْ کُلِّ جَانِبٍ (37:8)
دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ (37:9)
إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ (37:10)
Yani:
Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Geçen bölümde yüce Allah’ın yıldızları gökyüzünün ziyneti olarak belirlediğini ve yeryüzünde yaşayan insanlar gökteki yıldızların güzelliğinden zevk aldığını anlattık. Bu ayetler ise gökyüzünün görece ve maddi olmayan bir başka boyutuna işaret ederek şöyle buyurmakta:
Şeytanlar göklerde meleklerin bulunduğu alana nüfuz etmek ve onların sözlerini gizlice duymak ve onların amaçlarının tersi istikametinde hareket etmek ister.
Bu arada yeryüzünde yaşayan insanlarla ilgili bilgilerin ve haberleri yukarı alemdeki meleklerin elinde bulunduğu ve bu bilgilerin hakkında birbiriyle konuştuğu ve şeytanlar da gaybi alemin sırlarına ulaşmaya çalıştığı belirtilmelidir. Ancak ne var ki ne zaman şeytanlar bu bölgeye yaklaşmaya kalkışırsa, hedef alınır ve oradan uzaklaştırılır. Güya bu ayetler insanları, yüce Allah cinlerden isyan edenleri ki biz onlara şeytan diyoruz, alemlerin tedbir edildiği ve yönetildiği ve meleklerin orada hizmet ettiği karargaha yaklaşmalarına ve kulak misafiri olup çalışmalarını aksatmalarına müsaade etmediği yönünde müjdeliyor.
Ayetler şöyle devam etmekte:
Hatta bazı şeytanlar bu engelleri aşarak meleklerin karargahına yaklaşarak bazı haberlere çalacak olsa bile hedef alınarak yok edilir. bu konunun bir benzeri de Hicr suresinin 17 ve 18. ayetleri ve Mülk suresinin 5. ayetinde gelmiştir.
Bu ayetlerin dış görünüşünden Kur'an'ı Kerim’in hissedilir ve görülebilir bir konuya mı işaret etmiş veya ayetlerde kullanılan tabirler temsili ve benzetme mahiyetinde midir, ulema arasında tartışma konusudur. Zira Kur'an'ı Kerim’de bu ayetlere benzer diğer bazı ayetler de söz konusudur ve müfessirler yüce Allah’ın maksadı, hissedilebilir konulara işaret eden sözcüklerin görece anlamı olmadığı konusunda hemfikirdir. Müfessirlere göre bu sözcükler makul olan bir şeyi hissedilebilir bir şeye bir nevi benzetmektedir. Bu sözcüklere Levh, Kalem, Arş ve Kürsi gibi sözcükleri örnek vermek mümkün. Kuşkusuz bu sözcükleri maddi ve görece manalarıyla değerlendiremeyiz. Nitekim Allah teala bir başka yerde, nazil ettiklerimizin bir bölümü, alemdeki mahlukların idrak edemeyecekleri temsillerdir, şeklinde buyurmuştur.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Yukarı alemde ve meleklerin nezdinde, şeytanların çalmak istediği sırlar vardır. Ancak Allah teala onlara bunu yapmalarına müsaade etmemektedir.
2 – Başkalarının konuşmalarına kulak misafiri olmaya çalışmak şeytanın işidir ve Kur'an'ı Kerim kültüründe tenkit edilen bir ameldir.
3 – Başka insanların sırlarından baş çıkarmaya ve onları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışanlara gereken tepki verilmelidir.
es-SÂFFÂT suresinin 11. ayeti:
فَاسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمْ مَنْ خَلَقْنَا إِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ طِینٍ لَازِبٍ (37:11)
Yani:
Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Geçen bölümde Saffat suresinde mebda ve maad gibi bir çok inanç konusunda bol bol vurgu yapıldığını anlattık. Bu ayet ise İslam Peygamberi’ne hitaben şöyle buyurmakta:
Maad’ı insar edenlere sorun: Nasıl ilahi gücün insanı yeniden aratabileceği konusunda şüphe eder ve bu gücü inkar edersiniz? Acaba insanları kıyamet gününde yeniden yaratmak mı zor, yoksa bunca azameti ile gökleri yaratmak mı daha zor? İnsanlar sudan ve topraktan yaratıldı, ister doğrudan sudan ve topraktan yaratılan ilk insanlar olsun, ister su ve toprağın ürünlerinden beslenerek var olan insanlar olsun. İnsanların hepsi öldükten sonra aynı toprağa geri döner ve asla yok olmaz.
Günümüzde beşeri bilim, insanların cismi özellikleri vücutlarını oluşturan tüm zerreciklerce taşındığını ispat etmiştir. Buna göre her insanın DNA’sı parmak izi gibi başka insanlardan farklıdır. O zaman her insandan bir zerre bile geride kalması yeterlidir ve yüce Allah kıyamet gününde o zerreciği topraktan çıkararak tam bir insan yaratır.
Fani dünya düzeninde de sperm, küçücük ve naçizane bir zerre kadardır. Ancak bu zerre ana rahmine yerleşerek 9 ay sonra tam bir bebek olarak dünyaya gelir. Kıyamet gününde de bitkilerin toprakta yeşermesi gibi aynı zerrecik gelişerek topraktan tam bir insan olarak çıkar. Acaba bu durum alemleri yaratan ve sonsuz gücü olan Allah teala için zor mu sanıyorsunuz?
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Münkirlerden soru sormak, onların uyuyan vicdanını uyandırma yoludur. Talim ve terbiye sisteminde bir çok durumda bir konuyu doğrudan anlatmak yerine soru sorma ve karşılaştırma yöntemleri ile öğretmek mümkündür.
2 – İnsanin geleceği ve kıyamet gününde yeniden dirileceği üzerindeki bazı kuşkuların ve inkarların sebebi, insanın geçmişte nasıl yaratıldığını unutmasından kaynaklanır.