Eylül 21, 2019 23:30 Europe/Istanbul

Bu programda İmam Humeyni’nin -ks- kişiliğini ve siyerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- İslam vahdetin temelleri ve bileşenleri hakkındaki görüş ve düşüncelerini gözden geçirmek istiyoruz.

Hatırlanacağı üzere, geçen bölümde İslam dünyasının İmam Humeyni -ks- düşüncelerindeki yerini gözden geçirdik ve dedik ki, İmam Humeyni’ye -ks- göre tefrika, Müslümanların zillete düşmelerinin temel etkenidir ve İslam ümmetine vahdeti armağan edecek Asr-ı Saadet’teki gibi bir hükümetin kurulması bu zilletle mücadele ve İslam ümmetini eski izzet ve ihtişamına kavuşturmanın tek yoludur.Şimdi biraz önce de belirtildiği üzere, İmam Humeyni’nin -ks- İslami vahdetin temelleri ve bileşenleri hakkındaki görüş ve düşüncelerini gözden geçirmek istiyoruz.

İmam Humeyni -ks- kendisinden önce yaşayan Seyyid Cemal Esedabadi gibi bazı müslih insanlar gibi hem teoride ve hem pratikte İslam dünyasında vahdet meselesine ciddi ilgi duymuş bir alim ve düşünürdür. Bundan başka, İmam Humeyni -ks- İslami vahdet düşüncesini hayata geçirmek için İslami hükümeti kurmaya özen gösteren seyrek sayıdaki düşünürlerden biridir ve bu uğurda İslam dünyasında yeni bir dalgayı yükseltmeyi başarmış bir önderdir.

İmam Humeyni -ks- kurduğu hükümetin başında bulunduğu dönemde de İslami vahdet meselesini büyük bir ciddiyetle takip ederek bazı İslam ülkelerinde iktidarı elinde tutan despot liderleri ciddi bir sıkıntı ile karşı karşıya getirdi. Zira İran İslam inkılabı İslam ilkeleri temelinde özgürlük ve bağımsızlık iddiasında bulunan bir hükümetin kurulmasına vesile olmuştu.

Gerçekte İmam Humeyni -ks- İslam dünyasının geniş topraklarının bir köşesinde İslami devlet düşüncesini ve ülküsünü hayata geçirmesine karşın hiç bir zaman İslam’ın evrensel hükümetini kurma ve büyük ve tek İslam ümmetini oluşturma hedefinden gafil olmadı ve her fırsatta bu konunun gerçekleşme zaruretine vurgu yapıyordu. Aslında İmam Humeyni’nin -ks- vahdet ilkesine samimi vefakarlığı onu sadece İslam dünyasının en seçkin inkılapçı şahsiyeti yapmakla kalmadı, aynı zamanda çeşitli İslami mezheplerin ve tarikatların arasında da yüksek konuma yerleştirdi.

İmam Humeyni -ks- düşüncesinde vahdet, ilahi ve manevi kaynağı olan ve kitapta ve sünnette örnekleri pratik ve teorik boyutlarda beyan edilen bir nevi bilişsel ve değersel vefak sayılır. Böyle bir vahdet bireylerin ve grupların karşılıklı duygusal enerjileri, himmet ve inançlarının ürünüdür ve topluma güç kazandırarak ilerlemesine vesile olurken, fesada doğru sürüklenmesini de engeller.

İmam Humeyni -ks- Kırk Hadis kitabında özetle şöyle diyor: Şeriatlerin ve enbiyanın en büyük maksatlarından biri, hem kendisi bağımsız bir maksut olmak ve hem büyük hedeflere ulaşma aracı ve ütopyanın oluşmasına müdahil olmakla beraber, kelimede tevhid ve inançta tevhiddir ve toplum tüm işlerde ve zalimlerin zulmünü önlemekte ancak vahdet ve birlik ve kardeşlik sayesinde başarılı olur.

İmam Humeyni -ks- Müslümanların İslam dini ekseninde vahdeti, Asr-ı Saadet’te güç kazanmaları ve doğaüstü bir şecaat sergilemelerinin sırrı olduğunu belirterek şöyle diyor: Eğer Müslümanlar Asr-ı Saadet’te sahip oldukları o izzete ve o azamete yeniden kavuşmak istiyorlarsa İslam’a ve vahdeti kelimeye yönelmeleri gerekir, zira o gücü ve doğaüstü şecaati yaratan şey İslam ekseninde kurdukları ittifaktı.

İmam Humeyni -ks- İslam dünyasında ayrışmaların köklerini beyan ederken iki önemli ve temelli etkene işaret ederek şöyle diyor: Bu iki etken halkla hükümetin arasının açılması ve İslam ülkelerinin hükümdarlarının anlaşmazlığından ibarettir. Hepimizin ve tüm Müslümanların ve hatta tüm Müslüman devletlerin bildiği şey, bize miras kalan şey iki sorundan ibarettir. Birincisi devletlerin kendi aralarındaki sorundur, ki maalesef şimdiye kadar bu sorunu çözemediler. İkinci sorun, devletlerin milletlerle sorunudur. Devletler milletlere öyle davrandılar ki, şimdi milletler onlara arka çıkmıyor ve devletlerin karşılaştığı ve milletlerin çözmesi gereken sorunlar bertaraf edilmiyor.

İmam Humeyni -ks- ecnebilerin ve sultacı güçlerin komplolarını da Müslümanların ve İslami ülkelerin arasını açan bir başka önemli etken olarak gündeme getiriyor ve şöyle diyor: Müslüman ülkelerin arasındaki tefrika ya bu ülkelerin liderlerinin ihanetleri ya da cahilliklerinin sonucudur. İslam’da Şii Sünni diye bir şey gündemde değildir. İslam’da Kürt, Türk söz konusu değildir. İslam’da hepimiz kardeşiz, biriz. Bazı Müslümanlar Sünni bazıları hanefi ve bazıları ahbari olabilir. Ancak herkes İslam’a hizmet etmeyi düşündüğü bir toplumda bu tür şeyler gündeme gelmemelidir. Hepimiz kardeşiz ve birlikteyiz. Bunlar anlaşmazlık gerekçeleri olamaz. Bizler birbirimizle anlaşmazlığımız olmamalı. Şia ve Sünni kardeşler her türlü ihtilaftan uzak durmalı. Bugün bizim aramızda ihtilaflar sadece ne Şia ve ne de Sünni mezheplerine inananların yararınadır. Onlar ne Şia ve ne de Sünni Müslümanların var olmasını ister. Bu yüzden aralarını açmaya çalışıyorlar.

İmam Humeyni -ks- Amerika ve İsrail rejimlerinin Müslümanların arasını açmakta ve tefrika çıkarmakta rolleri çok önemli olduğunu belirtiyor ve Müslümanlardan başta İsrail olmak üzere bu iki düşmanla mücadele için birlik olmalarını istiyor. İmam Humeyni -ks- ortak düşman yani İsrail’in varlığı potansiyel olarak İslam dünyasında ittifak ve vahdet zemini oluşturduğunu belirtiyor ve böyle bir düşman varken İslam ülkeleri arasında vahdetin oluşmamasından bir bilmece şeklinde söz ediyor.

İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle diyor: Bir konu benim için bir bilmece gibi kalmaya devam ediyor, o da şu ki, tüm İslam ülkeleri ve tüm Müslüman milletler derdin ne olduğunu biliyorlar. Hepsi işin içinde ecnebilerin eli bulunduğunu ve onların arasında tefrika çıkardıklarını ve bu tefrika  onların yok olmasına sebebiyet verdiğini biliyorlar. İsrail adında içi boş bir rejimin Müslümanların karşısında durduğunu görüyorlar ama buna rağmen onun karşısında aciz gibi duruyorlar. Bilmece şu ki neden tüm bunları bildikleri halde kesin çare olan ittifak ve vahdete yönelmiyorlar?

İmam Humeyni -ks- böyle bir yorumdan hareketle Müslüman ülkelerin liderlerini vahdete davet ediyor ve onlardan İslam dünyasının vahdeti için birbiriyle uzlaşmalarını isteyerek şöyle diyor: Şimdi İslam liderleri, İslam kralları, İslam cumhurbaşkanlarına düşen görev, arada bir yaşadıkları cüz’i ihtilafları bir kenara bırakmaktır. Onlar İslam’a tabi olmalı, liderlerin görevi, oturup uzlaşmalarıdır...

İmam Humeyni -ks- Müslümanların arasında ihtilafların ve tefrikanın köklerini yok etmek ve İslam dünyasında siyasi vahdeti gerçekleştirmek için geniş kapsamlı bir süreci tanımlıyor. Bu süreç vahdet için uygun zemini ve şartları oluşturmak, siyasi ve dini elitlerin vahdetin uygulayıcıları olarak faaliyete geçmeleri, Müslümanların siyasi vahdeti yolunda hareket etmek üzere gerekli araç gereçlerin kullanılması, ve sonunda büyük İslam devleti kurulmasından ibarettir. İmam Humeyni -ks- vahdeti stratejik bir konu olarak telakki ederek, vahdetin somut bir şekilde gerçekleşmesinin pratik stratejilerini iki merhalede ve kültürel ve inançsal strateji ve siyasi ve pratik strateji şeklinde gündeme getiriyor.

İmam Humeyni -ks- İslami toplumların ve devletlerin fikri ve ahlaki sorunlarını somut bir şekilde idrak ederek, İslam ümmetinin vahdeti ve büyük İslam ümmetinin şekillenmesi için her şeyden önce Müslümanların dini ve siyasi inançlarını ıslah etmeye başladı ve gerçek İslam ekseninde birleşmelerini önerdi.Bu doğrultuda İmam Humeyni -ks- öz Muhammedi İslam ve Amerikan patentli İslam ayrımı yaparak ikinci çeşit İslam’ın hakiki İslam’la örtüşmediğini ve İslam ümmetinin vahdetini engellediğini belirterek Amerikan İslam’ı ile şiddetle mücadele ediyordu.

İmam Humeyni -ks- İslami toplumların liderlerinin İslami olmayan bakış açılarına işaretle Amerikan patentli İslam’ın İslam ümmetinin vahdeti yolunda temel engelleri oluşturduğunu ve bu yüzden uygun stratejileri belirleyerek bu tür engelleri yok etmek ve hakiki vahdete ulaşmak gerektiğini savunuyordu. İmam Humeyni -ks- vahdet tezinde bu engelleri tek tek sayarak her biri için de uygun çözüm yolu öneriyordu. Vahdet haftası veya dünya Kudüs günü gibi etkinlikleri ilan etmek, bu çözüm yollarından bazılarıydı.