Eylül 21, 2019 23:33 Europe/Istanbul

Bu programda İmam Humeyni’nin -ks- kişiliğini ve siyerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Hatırlanacağı üzere geçen bölümde İmam Humeyni’nin -ks- düşüncesinde İslami vahdetin yerini anlattık ve imamın Müslümanların vahdeti stratejik olduğunu belirterek İslami vahdetin pratikte gerçekleşmesi kültürel ve ideolojik strateji ve siyasi ve pratik strateji olmak üzere iki merhalede gerçekleşeceğini belirttiğini söyledik.

İmam Humeyni -ks- İslami toplumlar ve Müslüman camialara hakim olan devletlerin fikri ve ahlaki sorunlarını çok yönlü ve somut bir şekilde idrak ederek, İslam ümmetinin vahdeti ve büyük İslam ümmetinin oluşması gibi önemli hedefe ulaşmak için her şeyden önce Müslümanların dini ve siyasi inançlarının ıslah edilmesi ve hepsinin hakiki İslam ekseninde birleşmesi gerektiğini belirtiyordu.

Geçen bölümde ayrıca İmam Humeyni -ks- dünyada Amerikan İslam’ına karşı öz Muhammedi -s- İslam’dan söz ettiğini ve İslam dininden Amerikan tarzında algının hakiki İslam’ı ve İslam ümmetinin vahdetini engellediğini belirterek Amerikan İslam’ı ile var gücü ile mücadele ettiğini anlattık.

 

Şimdi bugünkü sohbetimizde İmam Humeyni -ks- düşüncesinde İslami vahdeti gerçekleştirme yollarını ele almak istiyoruz.

İmam Humeyni’nin -ks- düşüncesine göre İslami toplumların köklü değişimi ve Müslümanların pasiflikten kurtulmaları, köklü bir plan yapmadan mümkün değildir. Zira İslam dünyasının ideal olmayan durumu, aslında Müslümanların fikri, kültürel ve inançsal alanlarda sapmaları ve sonuçta sultacı güçlerin onlara musallat olmalarının sonucudur. Söz konusu sultacı ve sömürücü güçler sürekli İslami ümmetlerin fikri ve kültürel kimliklerini bozmaya ve ayrıca yeraltı kaynaklarını yağmalamaya çalışıyorlar. Bu yüzden bu durumdan kurtulmak ve ideal duruma kavuşmak ancak fikri ve kültürel ve inançsal sapmaların köklerini kurutmakla mümkündür.

Aslında Müslümanların ideal duruma kavuşmaları için her şeyden önce İslami milletlerin ve devletlerin tüm imkanları belli ve geniş kapsamlı bir strateji çerçevesinde seferber edilmesi gerekir. Dolaysıyla İslam dünyası ortak tarihi, kültürel, inançsal ve siyasi mazisi olan tek bir toplum olarak en başta tarihi ve kültürel asaletine geri dönmeyi ön plana alması ve dini ve milli kimliğinin bileşenlerini en iyi biçimde  tespit ederek pekiştirmesi gerekir. İmam Humeyni’ye -ks- göre sonunda bu sonucu gerçekleştirecek olan şey, toplumun fikri ve kültürel liderliğini din alimleri ve dini aydınların üstlenmesidir.

İmam Humeyni -ks- İslam dünyasında gerginlikleri ve tefrikayı İslami devletlerin ve milletlerin İslam’ın hayat veren vahye dayalı öğretilerinden uzaklaşmanın ve Müslümanların Doğu ve Batı dünyasının istikbar güçlerine bağımlı hale gelmenin sonucu olarak görüyor ve bu sorunlardan tek kurtuluşun İslam, özgürlük ve istiklal gibi üç temel ve anahtar kavramın yeniden ihya edilmesinde olduğunu savunuyordu. Zira imama göre bu üç kavramı yeniden ihya etmek, unutulan İslami kimliği yeniden inşa etmeye zemin hazırlayacaktı.

Bu yüzden İmam Humeyni -ks- dini ilimler merkezlerine ve özellikle alimlere çağrıda bulunarak onlardan özellikle bu üç kavram başta olmak üzere dini öğretileri yeniden ihya etme doğrultusunda çaba harcamalarını istiyor. İmam Humeyni’ye -ks- göre, İslam’ın uygulanması, İslami hükümetin kurulmasına ve İslami toplumların dertlerinin dermanı da öz Muhammedi İslam’ın ihya edilmesine bağladır. İmam Humeyni, Öz Muhammedi İslam Müslümanları hangi mezhepten ırktan, dinden ve etnik gruptan olursa olsun birleştireceğine inanırdı.

İmam Humeyni’nin -ks- düşüncesinde öz Muhammedi İslam, teorik ve pratik açılardan mutlak zenginliği olan ve insanların yaşamı ile ilgili olarak en mükemmel ve çok yönlü programları olan bir inançtır. Öz Muhammedi İslam İmam Humeyni’ye -ks- göre geniş kapsamlı, cazibesi ve cihanşimulluğu ve derin inanç zeminleri sayesinde milletlerin arasında İslami vahdeti ihya edebilecek yeterli güce ve yeteneğe sahiptir ve iyi bir şekilde sunulursa, İslam dünyasının azametini Müslümanlara yeniden kazandırabilir.

Özgürlük, İmam Humeyni -ks- düşüncesinde, İslami vahdetin gerçekleşmesinin fikri ve uygulamalı modelinin köklü kavramlardan biridir. Zira İslami devletler İslam dünyası veya büyük İslam devletinin temel erkanlarını oluşturur ve bu devletin gelişmesi ve hedefleri ve programlarının gerçekleşmesinde eksen rolü ifa etmektedir. Büyük İslam devletinin erkanlarının yeniden yapılanması ve Müslümanların eski vahdet ve azametine kavuşmasında halkçı olan ve diktatörlükten uzak hür devletlerin kurulması önemli rol ifa eder ve bilakis, İslam ülkelerindeki despot rejimlerin ve hükümetlerin kurulması, İslam dünyasının vahdeti yolunda en büyük engeli oluşturur.

Bu yüzden halkçı olmayan rejimlerin sultasından kurtulmak, İmam Humeyni’nin -ks- vahdet tezinde siyasi düşüncesinin temel erkanlarından biridir. İmam Humeyni -ks- tağut rejimlerini İslami hükümeti kurmak adına devirme zarureti hakkında şöyle diyordu: tağutu, yani İslami vatanda hakim olan haksız güçleri devirmek, hepimizin görevidir. Zalim ve halk düşmanı rejimler, yerini kamuya hizmet eden hükümetlere vermeli ve toplumlar İslam yasalarına göre yönetilmeli ve yavaş yavaş İslami hükümet kurulmalıdır.

İstiklal, İmam Humeyni -ks- düşüncesinde İslami vahdetin gerçekleşmesinde üçüncü eksen kavramdır. İstiklal, İslami ümmetlerin Doğulu ve Batılı güçlerin sultasından kurtuluş, uyanış ve kendini bulmadır.

İmam Humeyni -ks- Allah teala hiç bir kafirin Müslümanlara musallat olmasını mukadder buyurmadığını, bu yüzden Müslümanlar bu tür sultayı asla kabul etmemeleri gerektiğini vurguluyor. İmam -ks- istiklalin iç ve dış arenalarda gerçekleşmesini zaruri görüyor ve dış arenada istiklalin ön şartı, iç arenada istiklale kavuşmaktan ibaret olduğunu, zira iç istiklale kavuşmadan uluslararası arenada bağımsız olmanın mümkün olmadığını vurguluyordu.

İmam Humeyni’ye -ks- göre, Müslüman milletler bağımsızlığa doğru ilk adımda İslami ve milli değerlerin ışığında aslına dönüş hareketini başlatmaları ve ardından ikinci adımda İslam topraklarında sömürüye karşı mücadele etmeleri gerekir. İmam’a -ks- göre, mustazaf milletlerin süper güçlere ve müstekbirlere en büyük bağımlılıkları fikri ve içten bağımlılıktır ve başka bağımlılıklar da bu bağımlılıktan kaynaklanır. Bir millet fikri istiklale kavuşmadığı müddetçe, başka boyutlarda istiklale kavuşamayacağı kesindir.

İmam Humeyni -ks- ulema ve aydınlar ve fikri, dini ve milli önderlerin tebliğ merkezlerini kurmaları ve geliştirmeleri, Müslümanların arasında vahdetin gerçekleşme yollarından biri olduğuna inanıyor. İmam -ks- ayrıca elit kesimin halkın fikri açıdan gelişmeleri ve İslam ümmeti arasında sosyal ilişkilerin güçlenmesi için tüm imkanları ve mevcut kaynakları kullanmaları gerektiğine inanıyordu. Örneğin İmam -ks- Cuma namazı gibi siyasi – ibadi merasiminden milli düzeyde ve Hac merasiminden uluslararası düzeyde bu yönde yararlanmaya vurgu yapıyordu.

İmam Humeyni -ks- toplumları bilinçlendirme yolunda dini toplantıların rolünün bilincindeydi. İmam -ks- dini merasimlere sırf fikri alanlarda eğitim amaçlı bakmıyor ve daha da önemlisi bu yoldan Müslümanların güçlerinin bilincine varmaları açısından bakıyordu. Bu yüzden İmam -ks- vahdet haftası ve dünya Kudüs günü gibi iki önemli etkinliği İslam dünyasının vahdetinin iki simgesi olarak gündeme getirerek İslam dünyasında benimsetti.

Öte yandan dünya genelinde tüm Müslüman milletlerden ve İslam ülkelerinden oluşan ortak bir hizip kurmak da, İmam Humeyni’nin -ks- Müslümanların arasında vahdet oluşturmak üzere belirlediği stratejilerinden biriydi. Hizbullah ve mustazafların partisi İmam Humeyni’nin -ks- siyasi düşüncesinde İslami vahdetin oluşması doğrultusunda iki temel kavramdı. İmam -ks- tek İslam partisinin kuruluşunu Müslümanların krizzede dünyasında kitlelerin organize güce kavuşmasının tek yolu olarak biliyordu.

İmam Humeyni -ks- bu yüzden mustazaflar partisini siyasi bir teşekkül olarak gündeme getirdi ve böylece Müslüman milletleri ve hatta dünyanın tüm mahrum ve mustazaf milletlerini bir çatı altında toplamayı amaçladı. İmam’a -ks- göre böyle bir partinin kuruluşu İslam ümmeti arasında toplu inancı güçlendirecek ve ardından İslam dünyasının sorunlarına çare üretecekti.

İmam Humeyni -ks- bu konuda şöyle diyordu: Ben mustazaflar partisi adı altında dünya genelinde tek bir partinin kurulmasını, tüm mustazafların bu partiye katılmasını, mustazafların yolundaki sorunları çözmelerini ve müstekbirlere karşı ve Doğu ve Batı zorbalarına karşı ayaklanmalarını ve artık mustazaflara zulmetmelerine izin vermemelerini umuyorum.