Eylül 24, 2019 20:11 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizi İmam Humeyni’nin -ks- emri maruf ve nehyi münker gibi İslam dininin iki temel ilkesi ile ilgili görüşüne ayırdık.

Emri maruf ve nehyi münker, ya da iyiliği emretmek ve kötülükten men etmek,İslam dininin inanç ve davranış alanında iki temel eksenlerden sayılır. Bu iki ilke bireyin en özel ve en cüz’i durumundan toplumun en genel durumlarını kapsar ve etkiler ve hatta daha da ötesi, toplumun siyasi alanına da yayılır. Bir başka ifade ile, emri maruf ve nehyi münker sadece toplumda yaşayan bireylerin ilişkilerini ilgilendirmiyor. Bu ilkeler insanlar birbirini gözetlemeleri ve daha önemlisi yöneticilerini gözetlemesi için bir mekanizmadır.

İmam Humeyni -ks- gayet keskin ve güçlü bakışı ile emri maruf ve nehyi münkerin şer’i vecibelerini fıkhî açıdan beyan etti. İmam -ks- bu ilkelerin kapsam alanı, yerine getirme şartları ve ayrıca mertebeleri ile ilgili her türlü boyutuna ve açılarına açıklık getirdi.

Buna göre bugünkü ve bir sonraki sohbetimizde İmam Humeyni’nin -ks- bu konu ile ilgili görüşlerini ve düşüncelerini kısaca gözden geçirmek istiyoruz.

İmam Humeyni -ks- Tahrir-ul Vesile adlı kitapta emri maruf ve nehyi münkeri İslam dini zaruretlerinden saymış ve Kur'an'ı Kerim ayetleri ve İslam Peygamberi -s- ve masum imamlardan geriye kalan rivayetlere istinat ederek, emri maruf ve nehyi münker, başka vacipler onlara dayanarak vacip olan vaciplerden olduğunu ve toplumda hayırları ve bereketleri yaygınlaştırdığını belirtiyor.

İmam Humeyni -ks- bu konuda düşüncesini şöyle yazıyor: Bu iki ilke, en yüce ve en şerefli vaciplerdendir ve bu iki vaciple başka vacipler vacip olur ve bu iki ilkenin vacipliği dinin zaruretleri ve vacipliğini inkar etmek, inkarının malzemelerine göre olduğu takdirde, bunu kabul eden kafir olur ve Kur'an'ı Kerim’de ve şerefli rivayetlerde çeşitli tabirlerle bu iki farizenin üzerine vurgu yapılmış ve büyük teşvik edilmiştir. Allah teala Kur'an'ı Kerim’de şöyle buyurur: Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

İmam Humeyni -ks- yazısına şöyle devam ediyor:

Yine İslam Peygamberi -s- şöyle buyurmuştur: Benim ümmetin emri maruf ve nehyi münker ettiği sürece ve iyiliğe yardım ettikleri müddetçe hayırla beraberdir ve böyle yapmadıkları müddetçe, bereketler onlardan alınır ve bazıları diğer bazılarına musallat olur ve artık onlara ne yerde ne de gökte bir yar ve yaver bulunmaz.

İmam Humeyni -ks- Emirülmüminin Ali’nin -s- hutbelerinden birine işaret ederek, emri maruf ve nehyi münkeri terketmek belaların ve cezaların nazil olmasına zemin oluşturacağını belirterek şöyle buyuruyor:

Emirülmüminin Ali -s- bir hutbesinde Allah tealaya hamd ve dua ettikten sonra şöyle buyurmuştur: Sizin geçmişleriniz ne zaman günahlara bulaştıysa ve alimleri onları bundan men etmediklerinde helak oldular. Onlar günahlara devam ettikleri ve alimleri onları men etmedikleri için başlarına belalar ve cezalar nazil oldu. O zaman emri maruf ve nehyi münker edin ve bilin ki bu iki amel ne bir ölümü yaklaştırır, ne de insan rızkının kesilmesine sebebiyet verir.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münkeri toplumu fesattan korumak ve işleri ıslah etmek için zaruri biliyor ve herkesten bu ilahi hükümleri yerine getirmeyi ve başkalarını İslami ahkama uymaya davet etmeyi istiyor. İmam -ks- şöyle diyor: İslam ahkamına hem amel etmeye ve hem de başkalarını amel etmeye yöneltmeye çalışın. Her insan kendisini ıslah etmekle yükümlü olduğu gibi, başkalarını da ıslah etmekle yükümlüdür. Emri maruf ve nehyi münker ilkesi toplumu ıslah etmek içindir.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münker ilkesinin şer’i ve sosyal konumunu beyan etmek için bu iki ilkeyi uygulamayı halkın hem hakkı ve hem yükümlülüğü olarak tanımlıyor ve böylece toplumu ve tüm Müslümanları bu genel sorumluluk çerçevesinde bu sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyor. İmam -ks- şöyle diyor: Emri maruf ve nehyi münker, İslam dininde her şeyi ıslah etmek isteyen iki temel ilkedir. Yani bu iki ilke ile Müslümanların tüm kesimlerini ıslah etmek ister. Buna göre İslam tüm insanlara başkalarını doğru iş yapmaya zorlama ve fesat işleri önlemeye yönelik görev vermiştir. Yani sizin sadece bir tek göreviniz yoktur ki kendiniz için iyi şeyler yapın ve her şey bitsin. Sizin göreviniz çok daha fazladır.

İmam Humeyni -ks- hadislere istinaden insanlar sadece kendi amelleri değil, başkalarının amelleri karşısında da sorumlu olduklarını belirterek şöyle diyor: Hepimiz sorumluyuz, sadece kendi amellerimize karşı değil, başkalarının amellerine karşı da sorumluyuz. Herkes herkese saygı göstermeli, herkes başkasına karşı sorumluluk duymalı. Benim sorumluluğum sizin üzerinizdedir, sizin sorumluluğunuz da benim üzerimdedir. Eğer ben ayağımı denk almazsam, siz sorumlusunuz, eğer neden ayağımı denk almadığımı sormazsanız. Yani üzerime yürümelisiniz. Neden yaptın, diye sorgulamalısınız.

İmam Humeyni -ks- emri maruf ve nehyi münker temelinde gözetleme ve sorumluluk taşımanın kapsam alanını Müslümanların tüm yaşam alanlarına yayarak bu ilkelerin tüm siyasi alanlara ve özellikle nizamın önderliği ve diğer üst düzey yetkilileri konusunda uygulanmaları ve böylece toplumun sapması engellenmesi gerektiğini belirtiyor. İmam -ks- şöyle diyor: Tüm millet: ayağını eğri bastın, kendini koru, demekle yükümlüdür. Tüm millet gözetlemekle yükümlüdür; İslam’la ilgili tüm işlerdi... herkes dikkatli olmalı, sakın ben İslam yasalarına aykırı bir söz etmeyim diye, buna itiraz etmeli, yazmalı, söylemeli...

İmam Humeyni -ks- İslami toplumlarda münkerin en önemli mısdaklarından biri ecnebilerin o ülkeye musallat olması şeklinde beyan ediyor ve Müslümanların maslahatına uymak ve ecnebilerin sultasına mani olmak için tüm Müslümanlar Lailahaillallah bayrağı altında toplanarak birlik olmalarına vurgu yapıyor. İmam Humeyni -ks- ecnebilerin ülkeye musallat olması ile mücadele etmek, nehyi münkerin mısdaklarından biri olduğunu belirterek şöyle diyor: En büyük münker, ecnebilerin bize musallat olmasıdır. Bu münkeri men etmek gerekir. Hükümetlerin birbirine muhalefet etmekten men edin, milletle muhalefetten men edin. Hali hazırda Müslümanların maslahatını tehlikeye atmaktan daha büyük münker olamaz. Hepimiz bu düşmanlığı men etmeli ve İslami vahdeti şiar olarak benimsemeliyiz.

İmam Humeyni -ks- insanların başta İslami Şura Meclisi olmak üzere milli kurumlarda onuru, hürmeti ve haysiyetine uymak, marufun en bariz mısdakı olduğunu belirterek milletvekillerine bu marufa uymayı tavsiye ediyor. İmam -ks- şöyle diyor: Milletvekilleri İslami yüce Allah'a sahip olmalı ve Allah tealayı onları gözetleyen güç bilmeli ve tağut rejimlerinde gündeme gelen söz ve amellerden uzak durmalı ve maazallah biri şer’i sınırları aşacak olursa, ister konuşmalarda ister müzakerelerde ister başka durumlarda olsun, nehyi münker görevini yerine getirmeli ve maazallah insanların hakları ve haysiyetinin çiğnenmesine mani olmalıdır.

İmam Humeyni -ks- maruf ve münkeri bilmenin emri maruf ve nehyi münker yapmanın en zaruri şartı olduğunu belirterek bu konuda da şöyle diyor: Emredin veya men eden kimse neyi emrettiğini veya neyi men ettiğini bilmelidir. Dolaysıyla maruflara ve münkere cahil olan kişilere emretmek veya men etmek vacip değildir. Burada ilim, meselenin vaciplik şartıdır, Hac ibadetinde mali güç yeterlilik şartı gibi.

İmam Humeyni -ks- ilim ve bilinç, emri maruf ve nehyi münker etmenin vacip olması için gerekli şart olduğunu belirtiyor ve emri maruf ve nehyi münker edenlere bu şartları öğrenmelerini buyuruyor.